ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Vedâ hutbesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Vedâ hutbesi  (Okunma Sayısı 680 defa)
14 Ocak 2011, 16:36:40
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 16:36:40 »



Vedâ Hutbesi


456. “Veda Hutbesi” olarak bilinen bu söylevin metnini aşağıda bulacaksınız:

        “Hamd ve şükür Allah’a mahsustur; biz ona hamd eder, ondan yardım ister, ondan bağışlanma diler ve ona yöneliriz; Nefislerimizin şerlerinden ve hareket ve fiillerimizin kötülüklerinden Allah’a sığınırız. Allah kimi doğru yola iletirse (artık) kimse onu doğru yoldan saptıramaz; ve kimi de sapıklığa yöneltirse (artık) onu doğru yola iletecek kimse kalmamış demektir. Allah’tan başka ilah olmadığına, onun tekliğine, eşi ve benzeri bulunmadığına şehadet ederim. Yine şehadet ederim ki, Muhammed onun kulu ve elçisidir.

        “Ey Allah’ın kulları! Size Allah’tan korkup çekinmenizi ve ona itaatta bulunup boyun eğmenizi salık veririm. Böylece, en iyi ve hayırlı olan bir şeyle (sözlerime) başlamak istiyorum:

        “O halde ey insanlar! Size açıkladığım (şeyler)a iyi kulak verin, zira bu yıldan sonra, bulunduğum bu yerde belki de sizinle tekrar buluşamayacağım.

        Ey insanlar! Gerçekten sizin kanlarınız, mallarınız, namus ve şerefleriniz, Rabbinizle buluşuncaya dek, tıpkı bu aydaki (Zilhicce), bu yerdeki (Mekke) bu gün kadar kutsal ve dokunulmazdır. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “Kimin elinde bir emanet varsa, sahibine geri versin.

        “Cahiliye döneminden kalma faiz artık kaldırılmıştır, ancak ödünç olarak verdiğiniz anaparalarınız sizindir. Böylece ne zulmetmiş, ne de zulme uğramış olursunuz. Allah’ın emriyle faizcilik artık yasaktır. Ve kaldıracağım ilk faiz, Abdu’l-Muttalib’in oğlu Abbas’ın faizidir.

        “Cahiliye döneminden kalma kan davaları da kaldırılmıştır, hükümsüzdür. Kaldıracağım ilk kan davası da (yeğenim) Amir ibn Rebi’a ibn el-Haris ibn Abdu’l-Muttalib’in kan davasıdır.

        “Cahiliye döneminden kalma, Mekke şehri ile ilgili hükümet görevleri kaldırılmıştır; Ka’be’nin muhafızlığı (Sidâne) ve Hacılara su dağıtma (Sikâye) hizmeti bundan müstesnadır.

        “Kasıtlı olarak adam öldürme kısas ile cezalandırılır: Taş ya da sopa ile öldürülme gibi şüpheli kasıt durumunda (kan diyeti) yüz devedir. Kim daha fazlasını isterse, Cahiliye dönemi insanlarındandır. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “O halde, ey insanlar! Bugün Şeytan sizin topraklarınız üzerinde kendisine tapılmaktan, sizin üzerinizde yeniden etkili bir konuma geleceğinden ümidini kesmiş bulunuyor. Ancak, size yasakladığım bu şeyler dışında, önemsiz gördüğünüz bazı işlerde ona uyacak olursanız, bu da onu memnun edecektir. Öyleyse, dininizi korumak için ondan sakınınız.

        “Ey insanlar! Nesiy’e498 başvurmak, küfürde aşırı gitmektir, kâfirler böyle yaparak sapıtmışlardır: Onlar bu bir aylık süreyi bir yıl sıradan bir ay, diğer bir yıl ise haram (kutsal) sayarlar. Amaçları, görünüşte Allah’ın kutsal kıldığı ayların birbiri arkasına akışını korumak ve Allah’ın Kutsal Aylar dışında saydığı ayları bunun içinde (kutsalmış gibi) göstermektir. Onlar böylece Allah’ın helal kıldıklarını haram, haram kıldıklarını da helal hale getirmiş oluyorlar. Gerçekten zaman (takvim), Allah’ın yeri ve gökleri yarattığı gündeki durumuna geri dönmüş (Nesy uygulanan aylarla Nesy uygulanmayan aylar birbiriyle çakışmış) bulunuyor. Ve gerçekten, Allah katında, yeri ve gökleri yarattığı günde takdir ettiğine göre, ayların sayısı 12’dir. Bunlardan dördü kutsal (haram) aylardır. Bu (dördün) üçü art arda gelir: Zülkâde, Zilhicce ve Muharrem. Tek ve ayrı olan diğeri ise, Mudar kabilesinin Receb ayıdır ki Cumâde (el-Ahir) ve Şaban ayı arasında bulunur. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “O halde ey insanlar! Kadınlarınızın sizin üzerinizde, sizin de onlar üzerinde bir hakkınız vardır: Sizin onlar üzerindeki hakkınız, sizden başka bir erkeğe yatağınızı çiğnetmemeleri ve sizin hoşlanmadığınız bir kimseyi, sizin izniniz dışında evlerinize sokmamalarıdır. Onların çirkin fiil ve davranışlarda bulunmalarına izin vermeyin; eğer onlar böyle bir şey yapacak olurlarsa, artık Allah gerçekten size, onları azarlayıp cezalandırmanıza, yataklarınızı ayırmanıza ve pek ağır olmamak üzere onları dövmenize izin vermiştir. Eğer bu tür davranışlardan vazgeçer ve size itaat edecek olurlarsa, herkesçe makul ve iyi bilinen ölçüler çerçevesinde onların yiyecek ve giyimlerini sağlamak size düşer. Kadınlara en güzel biçimde davranınız. Çünkü onlar size sığınmış, himaye ve korumanız altına girmiş kimselerdir. Ve gerçekten sizler, onları Allah’ın bir emaneti olarak almış bulunuyorsunuz ve onlara Allah’ın adıyla yaklaşmanız size helal kılınmıştır. Öyleyse kadınlar konusunda Allah’tan korkunuz ve onlara en güzel biçimde davranınız. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “Ey insanlar! Mü’minler kardeştirler. Rızası dışında bir kardeşin malı diğerine helal değildir. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “Benden sonra küfre saplanıp birbirlerinizin boynunu vurmayın. Ve gerçekten ben size öyle bir şey bırakıyorum ki, ona sımsıkı sarıldığınız sürece sapıklığa düşmezsiniz: Bu, Allah’ın Kitabı ve onun peygamberinin Sünnetidir. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!

        “Ey insanlar! Rabbiniz birdir ve atanız da birdir: Hepiniz Adem’in soyundan geliyorsunuz ve Adem de topraktan yaratılmıştır. Allah katında en saygın ve değerliniz, ondan en çok korkan ve çekineninizdir. Takva (Allah’tan hakkıyla korkma) dışında, bir Arabın Arap olmayan birine karşı hiçbir üstünlüğü yoktur. Dikkat edin! (Mesajımı size) ilettim mi? Şahit ol Yâ Rab!”

        Kendisini dinlemekte olan müminlerin “Evet” demesi üzerine şöyle devam etti:

        “Burada bulunanlar, bulunmayanlara (sözlerimi) iletsinler.

        “Ey insanlar! Gerçekten, Allah her varisin mirastan olan payını tayin ve tespit etmiştir: O halde bir varis lehine (onun için belirlenmiş oranın üstünde) vasiyette bulunmak caiz değildir. Mirasçılar dışında, yabancı biri lehine yapılan vasiyetin miktarı, miras bırakılan malların toplamının üçte birini geçemez. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa ona (anneye?) aittir. Zina edenin cezası taşlanarak öldürülme (recm)dir. Babasından başkasının çocuğu olduğu iddiasında bulunan soysuz ya da efendisinden başkasını efendi edinen nankör Allah’ın gazabına, Meleklerin lanetine ve tüm insanların ilencine uğrasın! Allah, böyle kimselerin (Kıyamet Günü) ne tövbelerini ne de adalet ve tanıklıklarını kabul eder. Ve’s-Selamü Aleyküm!”499

457. Resulullah (AS), bu büyük söylevini orada toplanmış bulunan herkesin rahatça anlayabilmesi için gerekli önlemleri almış ve söylediği her cümleyi yüksek sesle tekrarlayan münadileri belirli aralıklarla yerleştirmişti. Bu hutbe-söylev görünürde hiçbir siyasal nitelik taşımamakta, ama gerçekte İslam kamuoyunu ırklar üstü bir rejime hazırlamak istemektedir. Nitekim, bir Arabın Arap olmayan biri üzerinde hiçbir üstünlüğü olmadığını açıklayıp öğretmek devrimci bir yaklaşım değil midir? Hutbesinin bir başka yerinde ise şöyle söylemektedir: “Üzerinize başı kuru üzüm tanesi gibi bir Zenci de tayin edilmiş olsa, onu dinleyiniz ve itaat ediniz!”

458. Bu hutbe Arafat’ta Zilhicce ayının 9’una rastlayan Cuma günü okunmuş ve aynı gün nazil olan bir ayetle, gerçekten Muhammed (AS)’ın ilahi tebliğ görevinin tamamen sona erdiği bildirilmişti:

        “Bugün size dininizi ikmal ettim ve üzerinizdeki nimetimi tamamladım. Sizin için din olarak da İslam’ı beğendim.”500

459. Müslümanlar her yıl bugünü Büyük Bayram (Îd-i Kebir) olarak kutlarlar. Daha doğru bir ifade ile, bu günün ertesinde; zira bu ayın 10. günü, Mina’da ihramdan çıkılır ve bir kurban kesilerek, eti dostlar arasında ya da hacılar arasındaki fakirlere dağıtılmak suretiyle tüketilir. O yıl da, yüz binlerce hacı adayının buraya akın edeceği beklentisiyle, Resulullah (AS), özellikle hacılar arasındaki yoksullara ziyafet vermek için, beraberinde çok sayıda deve getirmişti (Bir devenin eti, günde yüz kadar insanı beslemek için yeterlidir); ve öyle görünüyor ki, o sırada resmî bir görevle Yemen’de bulunan Ali’den, getirebildiği kadar deve getirmesini ve bunları Hac günlerine yetiştirmesini istemişti. Beyhakî ve Diyarbekrî’ye göre o sırada Resulullah (AS)’ın elinin altında topu topu yüz kadar deve bulunuyordu ve bunlardan 63’ünü kendi elleriyle kesip, geri kalanı ile uğraşmak üzere Ali’yi görevlendirdi. Yine kaynaklarda belirtildiğine göre aynı gün, Resulullah (AS) 63 köleyi de azat etti. Kaynaklar, bunun “ömrünün her bir yılı için bir deve ve bir köle” anlamına geldiğini belirtirler. Müslim, Ebû Dâvût ve daha birçok kıymetli kaynak eser, o sıralarda şöyle bir mucizenin gözlemlendiğinden söz ederler: Bu kurbanlık hayvanlar biraz sonra başlarına gelecek şeyi hissetmişler ve hallerinden hoşnut bir biçimde, önce kendisinin kurban edilebilmesi için her biri kendisini Resulullah (AS)’ın önüne atmaya çalışıyordu. Ebû Dâvûd’a göre (12/14) Veda Haccı sırasında, diğer kaynaklara göre ise Huneyn seferi sırasında, Resulullah (AS) muta uygulamasının (sınırlı ve geçici bir süre için nikâh yapma) geçersiz olduğunu bildirerek yasaklamıştır. Eğer hadisi nakleden kişinin bir kalem hatasından (lapsus calami) ya da dil sürçmesinden (lapsus linguae) kaynaklanmıyorsa, Resulullah (AS)’ın bu yasağı H. 7 yılında Hayber’de koyduğunu ve Mekke’yi fethi ve Veda Haccı sırasında da yeniden gündeme getirdiğini düşünmek gerekir (Zira noktalamasız olarak yazıldıklarında Hayber  ve Huneynkelimeleri arasında bir ayrım görülmemektedir: ) Tarihsel olaylar nedeniyle vermiş olduğu birçok söylevinde benzer ayrıntılara rastlamak mümkündür.

460. Birkaç gün sonra Muhammed (AS), Medin...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Vedâ hutbesi
« Posted on: 16 Eylül 2019, 01:00:54 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Vedâ hutbesi rüya tabiri,Vedâ hutbesi mekke canlı, Vedâ hutbesi kabe canlı yayın, Vedâ hutbesi Üç boyutlu kuran oku Vedâ hutbesi kuran ı kerim, Vedâ hutbesi peygamber kıssaları,Vedâ hutbesi ilitam ders soruları, Vedâ hutbesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &