ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Hicretten sonra
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hicretten sonra  (Okunma Sayısı 745 defa)
13 Ocak 2011, 07:18:55
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 13 Ocak 2011, 07:18:55 »



Hicretten Sonra


1244. Medine dönemi hakkında söyleyecek daha fazla sözümüz olduğu için, konumuzu alt başlıklar altında ele almak istiyoruz:

Suffe ve Diğer Okullar

1245. Muhammed (AS), Medine’ye gelir gelmez içinde vakit namazlarının kılınabileceği ve İslâmî eğitim-öğretim faaliyetlerinin yapılabileceği bir bina inşa etmeyi düşündü. Bu iş için uygun bir arsa satın alarak üzerini düzelttirdi ve tuğladan bir bina inşa ettirmeye başladı. Muhammed (AS) bu inşaatta sıradan bir işçi gibi çalışmakla kalmayıp, bir mimar-mühendis olarak yeteneklerini sergiledi. Gerçekten, binanın kıble yönünü belirleyen de kendisi olmuştur. Bilindiği gibi Müslümanlar dünyanın neresinde bulunurlarsa bulunsunlar, namazlarını kılarken tek bir noktaya doğru yönelirler. Kıble denilen bu merkezî nokta daha önce Kudüs mabedi olarak belirlenmiş iken, Resulullah (AS)’ın Medine’ye hicretinin üzerinden birkaç ay geçtikten sonra, Kudüs’deki mâbetten çok daha önce Mekke’de İbrahim (AS) ve oğlu İsmâil (AS) tarafından inşaallahâ edilen ve Tek Allah inancına dayalı bir dinin ibâdet ihtiyaçlarına tahsis olunan Ka’be, kıble olarak seçilmiştir. Vaktiyle Kudüs istikametine dönüldüğünün izleri, Medine’nin Benû Seleme mahallesinde179 bulunan İki Kıbleli Mescit’te (Mescid-i Kıbleteyn) hâlâ muhafaza edilmektedir; Resulullah (AS) yeni kıble düzeni ile ilgili ayet kendisine nazil olduğunda bu mescitte bulunuyordu. Elinde ne bir pusula ne de daha başka bilimsel alet olmaksızın, Resulullah (AS)’ın Medine’deki mescidinden Mekke yönünü tam bir isabetle belirlemiş olması oldukça dikkat çekicidir. Muhammed (AS)’in gençliğinde Kâ’be’nin yeniden inşaallahâsında çalışmış olduğunu da yeri gelmişken hatırlatalım. Medine’deki bu cami-okul’un yapımı sırasında işçilerin koro halinde söyledikleri şarkılar da mâlûmumuzdur. Hurma ağaçlarının kütük ve dalları, bu yapıda sütun ve dam örtüsü olarak kullanılmıştır.

1246. Bugün Mescid-i Nebevî denilen bu camide birbirinden ayrı üç bölüm vardı 1. Namaz kılmaya tahsis edilen geniş bir salon, 2. Okul olarak kullanılan ve Suffe veya Zulle (üstü kapalı yer, gölgelik) denen bölüm ve 3. Resûlullah’ın hanımlarına ayrılmış birkaç küçük oda.

1247. Suffe İslâm’daki ilk “üniversite”dir. Resûlullah burada bizzat ders verirdi; ancak henüz işin başında bulunanlara okuma-yazmayı, Kur’ân’ı vs. öğretmek üzere kendisine yardımcı olmak üzere başka öğretmenler de görevlendirmiştir. Bunlardan biri olan Ubâde ibn es-Sâmit, okuma-yazma ve Kur’ân öğretme işiyle görevliydi.180 Aslında yazı uzmanı olan Abdullah ibn Sa’îd ibn el-Âs, Resûlullah tarafından “Hikmet Öğretmeni” olarak atanmıştı.181 Muhammed (AS)’in okuma ve yazmaya verdiği önem, Bedir savaşında esir düşen müşrik düşman askerleri için fidye olarak adam başına 4.000 dirhem biçildiği halde, bunlardan okuma-yazması olanların Medineli 10’ar Müslüman çocuğuna bu sanatı öğretmek suretiyle serbest bırakılmasını emretmesinden anlaşılmaktadır.182 Müslüman bir yazar, eserlerinden birine “Müslümanların müşrik öğretmenler edinmesine izin verilmesi” başlığını vermiştir. Yine kaynaklardan birinde, bu müşrik öğretmenlerden birinin, herhalde Bedir’de uğradıkları ağır yenilginin intikamını almak üzere, küçük öğrencileri fena halde dövdüğünü okumaktayız.183

1248. Kur’ân dersleri, günlük ibadetler yerine getirilirken okunacak birkaç surenin öğretilmesinden ve ayrıca bunun belirli bir tonda ahenkli seslerle okunup tilâvet edilmesinden ibaretti. Ayrıca Kur’ân, inançlardan ve ilahiyatla ilgili kavramlardan, aynı zamanda birçok hukuk kuralından ve ahlâk esaslarından bahsettiğine göre, bu buyrukların gündelik hayata uygulanabilmesi için ayet metinlerinin açıklanıp yorumlanması gerekmekteydi. Bazı kişiler Kur’ân’ı kendi aralarında konuşur gibi, kelimelerin son seslerine ve harekeleme ilkelerine pek dikkat etmeksizin telaffuz edip, ayrıca tecvit kurallarına uymaksızın okuyorlar ve durak yerlerine dikkat etmiyorlardı. Resûlullah bu şekilde okumayı yasakladı. Kimileri ise sanki mekanik bir görevi yerine getirir gibi çok hızlı bir biçimde tilâvet ediyorlardı. Bunlar da, az ve fakat düzgün bir biçimde, ayetlerin anlamını düşünüp tefekkür ederek okumaları konusunda uyarılmışlardır.

1249. Suffe, aynı zamanda Medine’de kalacakları bir evi olmayanlar için geceleri bir yurt-yatakhâne olarak da kullanılmaktaydı. İslâm’ın temel kurallarını öğrenmek üzere dışardan gelen yabancılar da burada kalmaktaydı; bunlar kendi memleketlerine dönmeden önce burada bir süre kalıyorlardı. Bir defasında buraya, Temim kabilesinden 80 kadar insan yerleştirilmişti.184 Medineli cömert insan Sa’d ibn ‘Ubâde, her gün buradaki 80 öğrenciye yemek temin ederdi.185 Bir dönem Suffe’deki öğrenci sayısı 400’e kadar çıkmıştır. Muhtemelen bu sayıya yerli ve yabancı öğrenciler de dahildir. Resulullah (AS), burada kalan ve çoğu su taşıyıp odun keserek geçimini sağlayan yabancı talebelere yardım etmeleri için Medinelilerin cömertlik ve hayırseverlik duygularına hitap ediyordu. Bu hayırsever insanlar, üzerlerinde hurma salkımları bulunan dalları getirip, tüketilmesi için yüksekçe bir yere asıyorlardı. Samhûdî’ye göre (I, 458), Resulullah (AS) zamanında bu öğrencilerle Mu’âz ibn Cebel ilgilenmekteydi. Kastallânî de İrşâd (I, 425) adlı eserinde şu bilgileri nakletmektedir: “Bir gün Resûlullah buraya düşük kaliteli hurma salkımlarının getirilip bırakıldığını görünce şöyle mırıldandı:

           “Bu hayır sever kimse, buraya daha güzel bir şey bırakabilirdi.”

           Resulullah (AS), sahip olduğu şeyleri daima bu öğrencilerle paylaşırdı.186

1250. Bir gün Resûlullah’ın eline bir miktar para geçmişti; kızı Fâtıma gelip, kocası kuyudan su çekerken zorlandığını ve kendisinin de un yapmak için taneleri öğütecek gücünün olmadığını söyleyerek, kendisine yardım etmek etmesi için bir köle satın almasını istedi. Resûlullah ona şöyle cevap verdi:

           “Suffe’deki insanların midelerini boş bırakıp da sizin isteklerinizi yerine getiremem; bu paranın hepsini onların yararına harcayacağım.”187

           Suffe’deki öğrenciler, İslâm’ı tebliğ eden, bilgi öğreten ve inanç taşıyan kişiler olarak Arap Yarımadası’nın değişik bölgelerinde görev alacak şekilde sürekli kendilerini yetiştirip hazırlıyorlardı. Tasavvufla ilgilenen ilk Müslümanlar da onlar arasından çıkmıştır. Bunlar İslâm ideali ile ilgili öyle kuvvetli hatıralar bırakmışlardır ki, sonraki kuşaklar arasından çıkacak olan bir çok yazar (Müteahhirîn), Suffe’de yetişen insanların hayatlarını konu edinen uzun isim listeleri ve biyografiler meydana getirmişlerdir. Bu eserlerde, büyük İslâm hukukçusu İbn Mes’ûd ve Halife Ömer’in oğlu Abdullah, Resûlullah’ın müezzini Bilâl-i Habeşî, keşiş Ebû Âmir’in oğlu Hanzala, büyük tasavvuf adamı Ebû Zer, Yunanlı Suheyb, Selmân-ı Fârisî, ünlü hadis yazarı Ebû Hureyre, Irak Fâtihi Sa’d ibn Ebî Vakkâs ve diğerlerinin adına rastlamak mümkündür. Bunlar arasında Arabistan’ın en uzak bölgelerindeki kabilelerden gelmiş insanların isimlerine de rastlamaktayız ki, bu hiç de şaşırtıcı bir durum değildir.

1251. Resûlullah bu öğrenciler arasından bir kişiyi başkan olarak tayin ederdi; bir dönem de bu görevi Ebû Hureyre yerine getirmiştir.

1252. Suffe’deki öğrenciler esas itibariyle Kur’ân’ı okuyup incelemekle meşgul olurlardı. Bu nedenle kendilerine okuyucu kârî denilirdi. Bunlardan bir çoğu kendilerini rûhî-mânevî hayata vermişlerdi: Bütün gece namaz kılarlar, bütün günü oruçlu geçirirler ve zühd ü takvaya yönelik işlerle meşgul olurlardı. Hatta bunlardan bazısı, dünya hayatı ile hiçbir kelime söylemek istemez, kimilerinin parada pulda gözü olmaz, bir başka grup ise asla gülmez, bir kısmı da bütün zamanını ağlayarak geçirirdi.

1253. Bir süre sonra Suffe artık ihtiyacı karşılayamaz hale geldi ve Resûlullah buradaki yığılmanın önüne geçmek için başkentin değişik semtlerinde ilkokul ya da hazırlık okulu niteliğinde okullar açtı. Hicretin henüz 2. yılında Medine’de, Makrame ibn Nevfel’in evinde Dâr’ul-Kurrâ adıyla Kur’ân öğretimine yönelik yeni bir okul faaliyete geçirildi.188 Aynı şekilde, Medine’nin güneyinde kurulu, Küba Mescidi’nde de bir okulun bulunduğundan söz edilmektedir ki, Resulullah (AS) buraya sık sık gelip öğretime nezaret ederdi.189 Resûlullah’ın merkez edindiği Mescid-i Nebevî dışında, Belazurî, bizzat onun sağlığında dokuz ayrı küçük mescidin varlığından söz etmektedir.190 Gerçekte bütün bu camiler, aynı zamanda okul olarak da hizmet görmekteydi. Çünkü Resûlullah, Müslümanların dini konularda kendilerini yetiştirmeleri için en yakın camiye gitmelerini salık vermişti.191

1254. Resulullah (AS) döneminde İslâmî hükümet tarafından öğretmenlere ödenen maaşlarla ilgili verilere ulaşamadık. Ancak eğitim-öğretim için öğrencilerden herhangi bir ücret alınmadığı kesindir; ve öğrenci minnet ve şükran duygularıyla öğretmenine bir hediye sunmak istese bile, Resûlullah öğretmenlere devamlı olarak bunu kabul etmemelerini tavsiye ediyordu; bu uyarı özellikle Kur’ân ve dinî eğitimle ilgili alanlar için geçerliydi. Bir gün öğrencilerinden biri Ubâde ibn es-Sâmit’e güzel bir yay hediye etmişti. Bunu öğrenince Resûlullah:

           “Bu ateşten bir yaydır”192

           buyurmuştur. Resulullah (AS)’ın bir başka sahabesi olan Ubey ibn Ka’b hakkında da benzer bir olay nakledilir. Bununla birlikte belirtmeliyiz ki, sonraki dönemlerde Resûlullah tarafından eyâletlere tayin edilen Devlet görevlilerine Hükümet tarafından maaşları ödenmiştir. O dönemde memurların, eğitim-öğretim işi de dahil aynı anda birçok görev almaya yetecek kadar zamanları oluyordu. Örneğin Mu’âz ibn Cebel, Yemen’de bir yandan yargıçlık ve vergi tahsildarlığıyla, bir yandan da Kur’ânî ve dinî eğitim öğretmenliği ile uğraşıyordu.193

1255. R...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 13 Ocak 2011, 07:22:00 Gönderen: Hadice »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hicretten sonra
« Posted on: 17 Eylül 2019, 01:06:28 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hicretten sonra rüya tabiri,Hicretten sonra mekke canlı, Hicretten sonra kabe canlı yayın, Hicretten sonra Üç boyutlu kuran oku Hicretten sonra kuran ı kerim, Hicretten sonra peygamber kıssaları,Hicretten sonra ilitam ders soruları, Hicretten sonraönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &