ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Dini eğitim öğretim
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dini eğitim öğretim  (Okunma Sayısı 526 defa)
13 Ocak 2011, 07:57:41
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 13 Ocak 2011, 07:57:41 »



Dini Eğitim-Öğretim

1153. Muhammed (AS) her şeyden önce, dini alanda yenilikler getiren bir kimseydi. O, sadece kendi ülkesi olan Mekke’ye ya da genel olarak bütün Arabistan’a değil, aynı zamanda bütün dünyaya gönderilmiş olduğunu ve yine kendisinin, Allah’ın, kullarına göndermiş olduğu en son peygamberi olduğunu ve bu durumda, getirdiği ilâhî tebliğin sadece kendi içinde bulunduğu dönemi kapsamayıp sonsuza dek geçerli olduğunu ilan ediyordu. Muhammed (AS)’in, ilâhî bir vahiy ve ebedî gerçeğin yenilenmesi olduğunu belirttiği bu bildirinin özellikleri nelerdi?

1154. İslâm inancının basit ve yalın bir formül olan Kelime-i Tevhid’le özetlendiğini biliyoruz: “La ilahe illallah Muhammed Resulullah” (Allah’tan başka tanrı yoktur ve Muhammed Allah’ın Elçisidir). Muhammed (AS), pek meşhur bir hadisinde71 bu formülün üç farklı boyutunu gün ışığına çıkartmakta ve bunları:

           İman (inanç)

           İslâm (Teslim olma ve ilahî buyrukları yerine getirme)

           İhsan (Maddî, manevî ve ruhsal anlamda güzellik)

           şeklinde adlandırmaktadır. O, İman’ı şöyle tanımlar:

           “Allah’ın bir ve tek olduğuna, melekler arasından görevlendirmiş olduğu Elçilerine, kendi katından insanlara vahy ettiği Kutsal Kitaplarına, insanlar arasından seçtiği Elçilerine (Peygamberlere), (dirilip hesap verilecek gün olan) Âhiret Günü’ne, iyilik ve kötülüğün (hayır ve şerr’in) Allah’tan geldiğine inanmak.”

           “İslâm nedir?” sorusuna ise şu cevabı vermiştir:

           “Allah’tan başka hiçbir tanrı olmadığını ve Muhammed’in O’nun kulu ve elçisi olduğunu kabul etmek; namaz kılmak, zekât vermek, Ramazan orucunu tutmak ve Mekke’deki Allah’ın evini Hac maksadıyla ziyaret etmek.”

           “İhsan” ile ilgili olarak da şu açıklamada bulunmuştur:

           “Sanki Allah’ı görüyormuşçasına O’na kulluk et! Sen O’nu göremesen bile, O seni mutlaka görmektedir.”

           Yukarıya almış olduğumuz bu hadis, bir bakıma İslâm inancının kısa bir açıklaması niteliğindedir.

1155. Görüldüğü gibi burada inanç, günlük ibadetler ve bunları yaparken içinde bulunulması gereken manevî haller ve bunların yapılış yöntemleri söz konusu edilmektedir. İslâm’ın özünü oluşturan bu üç yönlü öğretimi daha yakından inceleyelim:

1156. Tek Allah İnancı, İslâm öncesi devirlerde de insanlar tarafından bilinmiyor değildi; Muhammed (AS), hiçbir zaman kendisinin yeni bir şey icat etmediğini, ancak ve sadece ezelî gerçeğin ve daha önce defalarca vahiy yoluyla bildirilen ama insanın yine de unuttuğu ilâhî mesajı yenileştirerek gündeme getiren biri olduğunu açıklamıştır. Hattâ günümüzde bile, insan neslinin en çok gelişmiş olduğu bölgelerde görülen büyük dinlerin yanı sıra, ilkel toplumlarda bile az çok belirgin bir biçimde, her şeyin yegâne sahibi olan bir Allah inancı mevcuttur. Böyle bir düşünce tarzını, fetişlere, putlara ve kendisine saygı gösterilen her türlü nesneye tapanların batıl inançlarının derinliklerinde görmek mümkündür. Muhammed (AS)’in eğitim ve öğretim tarzı, saf ve arınmış Tek tanrıcılık inancıyla kendisini gösterir: O, her türlü insanî algılamanın ötesinde olan, varlığı ezelî ve ebedî olan, eşi, çocukları ve ortağı olmayan ve daima her şeyin üzerinde olan Allah’ın resim, suret ve heykellerle temsil edilemeyeceğini ve O’na herhangi bir ortak koşulamayacağını kabul eder: Geçici bir süre için de olsa, ne Allah insan suretine girer, ne de insan Allah olabilir. Muhammed (AS) eşyayı kendi isimleriyle adlandırır ve böyle yapılmasında da ısrar eder. Ona göre Allah, sadece her şeyin yaratıcısı değil, aynı zamanda, göklerde olduğu kadar yeryüzünde de hüküm sürendir ve bütün bu yarattıklarının tek Sahibidir. O’nun izni ve bilgisi olmaksızın hiçbir şey yerinden kımıldayamaz. Resulullah (AS), Allah’ın 99 temel sıfatına karşılık 99 güzel ismi (Esmâu’l-Hüsnâ) olduğunu söylemiştir. Örneğin O, Yaratandır, her şeyin özünü teşkil edendir, Hakîm (Hikmet ve Bilgelik sahibi)dir, Adaleti gözetendir, her an ve her yerde Hâzır ve Nâzırdır, Mutlak Kudret Sahibidir (Herşeye gücü yeter), her şeyi Bilendir, her şeyi Takdir edendir, hayat bağışlamak, öldürmek ve öldükten sonra tekrar diriltmek hep Ona aittir vs. Kur’an’a göre: “Allah, göklerin ve yeryüzünün Nûr’udur.”72 Muhammed (AS)’in bir hadisine göre ise Allah, gündüzleri ve geceleri birbiri arkasına getirdiği için, Zaman’dır (Dehr). 73 Allah aynı zamanda Aşk’tır, Sevgi’dir (Vedûd, bk. Hûd: 11/90 ve Bürûc: 85/14).

1157. Kuşkusuz Allah anlayışı ve düşüncesi kişiden kişiye değişir: Bir filozof O’nu sıradan bir insan gibi açıklayıp ifade etmez. Bizzat Muhammed (AS), alelade insanların imanlarındaki coşku ve heyecanı daima takdir eder, sarsılmaz ve güven dolu bir inanç için genellikle “yaşlı kadınların imanını” örnek gösterirdi. Fil ile körler topluluğunun şu çok hoş hikâyesini hepimiz biliriz: Hikâyede geçen kişiler daha önce hiç filden bahsedildiğini duymamışlardır; körlerden her biri bu tuhaf hayvanın yanına gelir ve içlerinden biri elini hortumuna, bir başkası kulağına, üçüncüsü ayağına, bir başkası kuyruğuna, bir başkası da dişlerine vb. değdirir. Sonunda her biri fili kendi algılama biçimine göre bir sütun, bir kanat, taş gibi sert, yumuşak ya da ince bir şey vb. olarak tarif eder. Bu hikâyedeki körleri, gözle görülemeyen Allah’ı arayan insanların yerine koyacak olursak, onlardan hiç birinin yalancı olmamakla beraber, hiç birinin de gerçeği tam olarak ifade edebilecek, yeterli bilgiye sahip kimseler olmadığını görürüz. İslâm’ın ilk dönemlerinde yetişmiş bazı tasavvuf erbabının haklı olarak söylediği gibi, avamın (sıradan kimselerin) Allah anlayışı ile İslâm’a yeni girenlerin anlayışı ya da Peygamberlere özgü anlayış arasında çok fark vardır. Allah’ın kendi kendisini değerlendirişi ve bunu insanlara ifade edişi ise daha farklıdır. Muhammed (AS)’in getirmiş olduğu basit ve yalın inanç sisteminde, alim ve cahil, zeki ve sıradan, şair, sanatçı, fıkıh bilgini, kelâmcı gibi farklı sınıflara mensup insanların, kendilerine özgü düşünsel ihtiyaçlarını karşılayıp onları gönül huzuruna erdirmeye yeterli bir yumuşaklık ve esneklik vardır. Görüş açısı ve görüş noktası değişebilir. Ancak gözün gördüğü şey olduğu gibi kalır.

1158. Melekler: Allah her türlü fiziksel algılamanın tamamen ötesinde ve görünmez bir varlık olduğu için, ayrıca O’nun, algılanamayan ilâhî bir varlık olarak ve meçhul bir biçimde kalmaması için, insanların Allah’la temas kurmasının bir çıkar yolu olmalıydı. Allah sadece bizim maddî bedenimizin değil, aynı zamanda gelişmeye oldukça elverişli ve çok yönlü zihinsel ve ruhsal yeteneklerimizin de yaratıcısı olduğu için, insan kendisini doğru yola eriştirecek sezgi, bilinç ve diğer imkânlarını da Allah’a borçludur. İnsan ruhu iyi ilhamların yanı sıra kötülerini de alabilir. Avama mensup ancak iyi yaratılışlı insanlar kimi kez kötü ilhamlar alabileceği gibi, sıradan ama kötü insanlar da iyi ilhamlar alabilirler. İslâm, insan ve Allah’ın birbirine karıştırılması olasılığını reddeder: İnsan insandır ve Allah, herhangi bir insanın tabiat ve vücût yapısıyla birleşmez. İnsan, ilâhî bir ilhamı ancak dışardan alır. Allah’ın insanlara gönderdiği çeşitli ilâhî ilhamlar arasında hem nicelik ve hem de nitelik bakımından derece farkları vardır. Ancak herkes bu ilhamları almakla birlikte, aralarından bazıları bunlara kulak asmazlar.

1159. Muhammed (AS)’in bir hadisine dayanan İslâmî bir prensibe göre, “iyi rüyalar” da Allah tarafından ilham edilir ve insanı doğru yola sevk ederler. Muhammed (AS) bu gerçeği bilmesine rağmen bu tür rüyalara pek önem vermemiştir.

1160. Ayrıca, kelime anlamı bir şeyi birine doğru atmak olan ilkâ kavramı vardır ki bu, bir tür kendi kendine telkin, sezgi, içinden çıkılmaz bir durum ya da çözümlenmesi imkânsız ya da zor bir sorun karşısında çıkar bir yol olduğunun insanın içine doğması demektir.

1161. Bir de ilâhî esinlenme olarak ifade edebileceğimiz ilhâm kavramı vardır. Kişisel çıkarlardan ve tutkulardan tamamen sıyrılmış ve kendisini başkalarının iyiliğine adamış bazı insanların gönlüne Allah bazı şeyleri ilham edebilir. Her devirde aziz ve veli olarak bilinen insanlar bu ayrıcalığa nail olmuşlardır. İnsan kendisini tamamen Yaratan’ına verip, maddî varlığından sıyrılarak O’na yöneldiği zaman, öyle bir an gelir ki, bir şimşeğin çakışı gibi kısa süreli bir parıltı kendisini huzur-u ilâhî’ye çeker alır ve o, hiç bir gayret ve çalışma ile anlayamayacağı şeyleri hiçbir çaba göstermeksizin kavrayıp anlar hale gelir. Böylece insanın rûhu (eskilerin ifadesiyle gönlü) aydınlanmış olur ve o kişide tam bir kanaat (yakîn), bir gönül hoşnutluğu (rızâ) ve kendisinde yok oluş (fenâ) hali meydana gelir. Artık ona yol gösteren, düşüncelerinde olduğu kadar fiil ve eylemlerinde de onu kontrol (murâkabe) eden hep Allah’dır. Ancak ne yazık ki böylesine bir îlhama nail olan insan, kendisine bağışlanan bu ayrıcalığı yanlış yorumlayabilir. Tasavvufî düşünce ve yaşayışa sahip hal ehli kimseler, en zâhid ve sofu insanların bile, içlerindeki gizli “ben”leri (Ar. Ene; Fr. Ego) yüzünden, Allah’ın kendilerini sınamayı dilediği Şeytan aracılığıyla gelen kötü ilham ve telkinlerle bazen doğru yoldan sapabileceklerine dikkat çekerler.

1162. İnsanın Yaratıcısı ile hem hâl olup O’nunla buluşmasının en yüksek derecesi, insanla Allah arasında bir iletişim kurmanın en güvenilir ve kesin yolu, Muhammed (AS) tarafından vahy olarak adlandırılmıştır. Bu basit ve sıradan bir esinlenme değil, tanrısal bir ilhamdır. İnsan maddeden yaratılmıştır. Allah ise aksine “rûh”un da ötesindedir; yani O, insan denen yaratık ile doğrudan ve aracısız ilişki kurmanın ötesindedir. Bunun bir sonucu olarak, Allah’ın insanlar arasından seçtiği...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dini eğitim öğretim
« Posted on: 21 Eylül 2019, 20:14:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dini eğitim öğretim rüya tabiri,Dini eğitim öğretim mekke canlı, Dini eğitim öğretim kabe canlı yayın, Dini eğitim öğretim Üç boyutlu kuran oku Dini eğitim öğretim kuran ı kerim, Dini eğitim öğretim peygamber kıssaları,Dini eğitim öğretim ilitam ders soruları, Dini eğitim öğretimönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &