ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Diğer arap kabileleri
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Diğer arap kabileleri  (Okunma Sayısı 875 defa)
14 Ocak 2011, 15:15:28
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 15:15:28 »




Diğer Arap Kabileleri[/s
ize]


Huzâ’a Kabilesi


747. Arabistan’ın en kuvvetli kabilelerinden biri olan Huzâ’a, İslam’ın ilk ortaya çıkış dönemlerinde önemli bir rol oynamıştır. Kökü Yemen’e uzanan bu kabile, ünlü Mârib su bendi yıkılınca, aralarında Gassan, Ezd-Şanû’a ve diğerlerinin de bulunduğu birçok kabileyle birlikte topraklarını terk etmiş ve artık kesin olarak yerleşebilecekleri başka bir toprak parçası aramaya çıkmışlardı. İbn Habib’in verdiği bilgiye göre,899 o sırada Roma İmparatoru Desiyus iktidarda idi (ö. 251). Mekke yakınlarına geldiklerinde, Gassanlılar kuzeyde Suriye’ye doğru yol almaya devam ettiler. Ezd-Şanû’alar ise doğuya yönelip sonunda Umân’a vardılar. Aksine, Huzâ’alılar daha fazla ilerlemek istemedi. Başkanları Mekke’ye bir haberci gönderip,900 orada oturan Curhumlulardan, keşif görevlileri uygun bir yer buluncaya kadar bölgede geçici olarak kalabilmeleri için izin istedi. Huzâ’alılar çok kalabalık oldukları için, Curhumlulardan korkup çekinecek bir şeyleri yoktu. Ama onlar bu isteği reddettiler. Bu duruma öfkelenen Huzâ’alılar savaş çıkardılar ve sonunda Curhumlular perişan oldu. Huzâ’alılar böylece Mekke’yi ele geçirdiler ve etraftaki kılıç artığı Curhumluları, hatta savaşta tarafsız kalmış aileleri bile bölgeden kovup çıkardılar. Ancak İsmail (AS) soyundan gelen ve sayıları fazla kabarık olmayan bir kısım şehir ahalisine dokunmadılar.

748. Burada bulunan Ka’be sayesinde, Mekke önceden beri bir Hac yeriydi. Curhumlular, buraya gelen hacılar üzerine ondalık (öşür) vergisi koymuşlar ve bu nedenle bütün ülkenin nefretini üzerlerine çekmişlerdi. Huzâ’alılar, Ka’be’yi ziyaretle ilgili kural ve uygulamaları geliştirip bazı değişiklikler getirdiler. Tarihi kayıtlara göre, putperestliğin Mekke’ye girişi bunlar zamanında gerçekleşmiştir. Huzâ’alı kabile başkanı Rabi’a, Ka’benin çevresine çok sayıda put yerleştirdi. Muhtemelen ticaret amacıyla gittiği Filistin’deki Maob şehrinde oturan Amalikîlerden Hubel adı verilen büyükçe bir putu getirip, Ka’be’nin içine dikti.901 Başkan Rebi’a, her halde Hubel’e nasıl tapılacağını kendilerine öğretmek için, gelen hacıları çok cömert bir biçimde karşılıyor ve Ka’be’nin dış duvarlarını pahalı kumaşlardan yapılmış perdelerle kaplıyordu.902

749. Muhammed (AS)’ın atalarından Kusay, Huzâ’alı başpapazın kızı Hubbâ bint Huleyl ile evlenmişti. Kayınpederi olan papazın ölümü üzerine Kusay, Ka’be’nin anahtarlarını eline geçirdi. Bunun üzerine Huzâ’alılarla, hem Kudâ’a ve hem de Esed kabilelerinden yardım alan Kusay arasında bir savaş başladı.903 Sonunda Huzâ’alılar yenilgiyi kabul edip şehri terk ettiler ve Mekke’nin dışında oturmaya razı oldular. Tek eşli bir aile hayati süren Kusay’ın hanımı, Huzâ’alı olması nedeniyle, bu işi çabucak tatlıya bağlamış görünüyor. Zira Kusay’ın oğlu olan Abd Menâf da Huzâ’alı bir kızla evlenmiştir. Resulullah (AS)’ın hanımı Hatice’nin ve Muhammed (AS)’ın annesi Amine’nin ninelerinden biri de Huzâ’a kabilesindendi. Aynı şekilde Ömer’in ve Kusay soyundan gelen daha birçok kimsenin dede ve nineleri arasında çok sayıda Huzâ’alı bulunmaktaydı.904 İbn Hişâm, Resulullah (AS)’la aynı dönemde yaşayan Huzâ’alı Budeyl ibn Verkâ’nın Mekke’de bir evi olduğundan bahseder.905 İbn Habîb’in belirttiğine göre,906 Kusay’ın soyundan gelen Kureyşliler, Hac işlerinin idaresiyle ilgili bir takım ayrıcalıklara sahiptiler ve bunları Huzâ’alılarla birlikte paylaşıyorlardı. Hatta bu özellikler nedeniyle kendilerine el-Hums (sertlik ve şiddet yanlısı) kabileleri adı verilmişti. Bu arada, Kusay’ın soyu ile Huzâ’alıların bazı kollarının, Ehâbişlerle yaptıkları ittifak anlaşması sayesinde Benû Bekrler’e karşı bir dayanışma içinde olduklarını da hatırlatalım.

750. Bu iki kabile arasındaki dostluk ve dayanışma yüzyıllarca devam etmiş ve dedesi Abdu’l-Muttalib zamanından başlayarak Muhammed (AS)’ın ailesi içinde daha da pekişmiştir. Abdu’l-Muttalib bazı su kuyularının kullanımı konusunda amcası Nevfel’le ihtilafa düştüğünde, Nevfel’in Abdu Şems kolu ile yaptığı ittifak karşısında bir denge unsuru olmak üzere, o da Huzâ’alılarla anlaşmıştır. Bu ittifak anlaşmasının metni şöyledir:

        “Ey Allahım! Senin adınla başlarım! Bu, Abdu’l-Muttalib ibn Hâşim’in Huzâ’a kabilesiyle, bu kabilenin başkanları ve içlerinde güzel önerilerde bulunan kişilerin bulunduğu bir heyet, O’nun huzurunda iken yapılmış bir ittifak anlaşmasıdır. Müzakerelere katılmayanlar, hazır bulunanların aldığı kararları kabul ve tasdik etmek durumundadırlar. Allah’ın güvence ve koruması sizin ve bizim üzerimizedir. Şurası da unutulmamalıdır ki el ve iş (eylem ve hareket) bir bütün oluşturur ve zafer de toplumun tamamına aittir. Bu birlik, Sebir Dağı’nın (güneş ışıkları altında) ışıldadığı, Hira Dağı bulunduğu yerde kaldığı ve deniz bir sûfeyi (istiridye kabuğu ya da bir yün parçasını) ıslatmaya (yetecek suyu kalıncaya) kadar sürecektir. Sonsuza dek sizin ve bizim aramıza bu anlaşmanın yenilenmesinden başka hiçbir şey girmeyecektir.”

        Aynı anlaşmanın son bölümüyle ilgili bir başka rivayet ise şöyledir:

        “Burada parçalara ayırıp bölen değil, toplayıp bir araya getiren bir anlaşma söz konusudur: yaşlılar yaşlılarla, gençler gençlerle, burada bulunanlar bulunmayanlarla beraberdir. Onlar böylece ittifak etmişler ve kendi aralarında sıkı ve güvenilir bir biçimde, hiçbir ayrılık ve kopmaya meydan vermeksizin birbirleriyle anlaşmışlardır. Bu durum, güneş Sebîr Dağı üzerinden doğduğu, bir deve çölde acıdan inlediği, Ahşaban dağının iki tepesi ayakta kaldığı ve insanlar Hac (Umre) için Mekke’ye geldikleri sürece devam edecektir. Bu anlaşmada kabul edilen hükümler zaman akıp durduğu sürece geçerli olacaktır. Öyle ki her güneş batışıyla bu anlaşma daha da pekişecek ve her gecenin karanlığı bu anlaşmanın süresini uzatacaktır! İmdi, Abdu’l-Muttalib, onun oğulları ve onlarla birlikte olan herkes, Huzâ’a kabilesinin insanlarıyla karşılıklı yardımlaşma içinde olacaklar ve birbirleriyle kaynaşıp yardımlaşacaklardır. Abdu’l-Muttalib’in kendisine ve arkadaşlarına düşen görev ise, her türlü saldırgan harekete karşı onlara yardım etmektir. Huzâ’alılara düşen görev ise, ister doğuda ister batıda, ister ovada ister dağda-bayırda, her nerede otururlarsa otursunlar bütün Araplara karşı Abdu’l-Muttalib’e, onun çocuklarına ve onlarla dostluk içinde olan herkese yardım etmektir. İşbu anlaşmanın yürütülmesinde taraflar Allah’ı kefil –hem de ne güzel bir kefil!- olarak kabul ederler.”907

751. Muhammed (AS) Mekke’de İslam dinini tebliğ etmeye başladığı zaman, bizzat kendi hemşehrilerinin ve özellikle bazı Huzâ’alıların çeşitli muhalefet ve itirazıyla karşılaşmıştır. Bu Huzâ’alılar arasında örneğin İbn et-Tulâtile (ki adı bazı kayıtlarda Amr908 ya da el-Hâris909 değil, Mâlik910 olarak geçmektedir), “Kureyşliler arasındaki şeytanlardan biri” olan Ebû Burde el-Eslemî911 ve Adî ibn el-Hamrâ912 adlı isimler sayılabilir. Bunlar aslında Muhammed (AS)’ın ailesi ile ittifak halinde bulunmayan bir takım soplara ait kişilerdi. Hatırlatalım ki, Muhammed (AS) Taif’den döndüğünde, kendisi için bir eman ve himaye hakkı tanıyacak kimse bulması için bir Huzâ’alıyı Mekke’ye göndermişti.913 Hicret yolculuğu sırasında da, yolda rastladığı Huza’alı bir kadın olan Umm Ma’bed’e süt temin etmesi için başvurmuştu. Ancak o sırada bu hanımın elinin altında süt yoktu. Hadislerde anlatıldığı üzere, Resulullah (AS)’ın gösterdiği bir mucize sonucu bu hanım, hasta ve açlıktan bitkin haldeki koyunundan bol bol süt sağmıştır. Yolcular gittikten sonra otlaktan dönen kocası durumu öğrendiğinde, karısı ile birlikte Müslüman olmuştur.914 Burada söz konusu edilen ve Muhammed (AS)’ın Uhud savaşından hemen sonra Kureyşlileri Hamrâ el-Esed’e kadar kovaladığı sırada, yoluna çıkan Kureyşlilere rastladığı takdirde onlara Muhammed (AS)’ın kendilerini büyük bir ordu ile beklemekte olduğunu haber vermesini istediği zat, henüz bir putperest olan Ebû Ma’bed’in oğlu Ma’bed el-Huzâ’î, muhtemelen bu karı-kocanın oğludur.915 Bundan sonrasını ise biliyoruz.

752. Huzâ’alılar, bir savaş çıkması durumunda on bin kadar asker çıkarabiliyorlardı.916 Mekke’nin güney bölgelerinden kuzeydeki Râbiğ’e varıncaya dek onlara rastlamak mümkündü. Huzâ’alıların iki kolu olan ve Muhammed (AS)’ın hayatında önemli bir rol oynayan Eslem ve Musta’lik kabileleri bu liman şehrinin yakınlarında otururlardı.

753. Yapılan ilk ittifak anlaşmalarının hemen hepsinde Eslemlilerin adı geçmektedir.Mekkeli Kurz ibn Câbir’in Medine’ye yaptığı baskınlar ve Resulullah (AS)’ın onu Safavân’a kadar kovalayıp izlediği hatırımızdadır. İşte tam bu bölgede, İbn Habîb’e göre,917 Resulullah (AS) Gıfâr kabilesinin yanı sıra Eslem’lilerle de bir ittifak anlaşması imzalamıştır. Bu anlaşmalar Bedir Savaşı’ndan bir ay önce (H. 2 yılı Ramazanı) yapılmıştır. Aynı yazarın belirttiğine göre,918 Ku’aybe bint Sa’d adında Eslemli bir kadın, hasta ve yaralıların tedavisiyle meşgul olmak için Medine’deki Mescid-i Nebevî’ye yerleşmişti. Elimizde bazı Eslemlilerin erken dönemde İslam’ı kabul ettiğini gösteren başka kanıtlar da bulunmaktadır. Ayrıca Resulullah (AS)’ın el-Huseyn ibn Evs el-Eslemî’ye hitaben yazdığı ve kendisine el-Furgayn ve Zâtu Ayşâş yörelerini tımar olarak bağışladığını bildiren bir belge de vardır.919 Eslemlilerle ilgili bir başka imtiyaz belgesi ise derinlemesine bir incelemeyi gerektirmektedir:

        “Huzâ’a kabilesinden Eslemliler arasında, Allah’a inanan, namazlarını kılıp zekâtlarını veren ve Allah yolunda samimiyetle iş yapanlar içindir. Aralarından haksız yere saldırıya uğrayanların yardımına koşulacaktır. Bunun karşılığında, Resulullah (AS) kendilerini yardıma çağırdığın...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Diğer arap kabileleri
« Posted on: 16 Eylül 2019, 13:17:49 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Diğer arap kabileleri rüya tabiri,Diğer arap kabileleri mekke canlı, Diğer arap kabileleri kabe canlı yayın, Diğer arap kabileleri Üç boyutlu kuran oku Diğer arap kabileleri kuran ı kerim, Diğer arap kabileleri peygamber kıssaları,Diğer arap kabileleri ilitam ders soruları, Diğer arap kabileleriönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &