ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Bizans imparatorluğu ile ilişkiler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bizans imparatorluğu ile ilişkiler  (Okunma Sayısı 566 defa)
14 Ocak 2011, 16:05:07
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 16:05:07 »



Bizans İmparatorluğu İle İlişkiler

542. Arap yarımadası üç kıtanın birleştiği bir kavşak üzerinde bulunmaktadır. Yarımadanın antik dönemde taşıdığı ekonomik önem de buradan kaynaklanmaktadır. Uzak-Doğu ve Avrupa arasındaki Ümit Burnu’ndan geçen deniz yolu keşfedilmeden önce, Arabistan, uluslararası transit ticaretini elinde bulunduruyordu.601 İbn Habîb’in söylediklerine bakılırsa,602 Basra körfezindeki Dabâ limanı Arabistan’ın büyük ticari mal ambarı durumundaydı. Öyle ki, burada her yıl düzenlenen fuarda, “Sind (bugünkü Pakistan), Hind ve Çin’den gelen tüccarların yanı sıra, Doğu’dan ve Batı’dan gelen insanlar buluşurlardı...” Arapların kendileri de uzak ülkelere yolculuk ederlerdi. Uğruna yollara düştükleri ticaret onları ta Hindistan’a, Çin’e, Habeşistan’a, hatta Ancyre’ye (Ankara/Türkiye) 603 kadar sürüklemiş, ayrıca kendi vatanlarının insanların barınmasına elvermeyen çölleri, Antik dönemde onları başka diyarlara göç etmeye ve daha verimli toprakları olan komşu ülkelerde yerleşmeye zorlamıştır. Muhtemelen Güney Arabistan kökenli Taiy kabilesi bu konuda bize örnek oluşturmaktadır: İranlılar da bu kabileyi tanıyorlardı ve onlara göre “Taiy kabilesine mensup” anlamına gelen Tâzî kelimesi, “Arap” kelimesinin eşanlamlısı haline gelmişti. Ancak bu kabile daha da uzaklara gitmiştir. Zira “Tâ-şî”, “Arabistan’da oturan” anlamında Çince’ye geçmiş bir sözcüktür.604 Adını bir tepeden alan Tibet’teki Tâ-şî Lama’nın da muhtemelen söz konusu kabilenin adıyla bir ilişkisi vardır. Batı’ya gelince, miladî birinci yüzyılda St Paul’ün605 kaleme aldığı mektuplardan birinde şu satırları okuyoruz:

        “Şam’da (Damas), kıral Arétas’ın valisi, beni ele geçirmek için Şamlıların şehrini koruma altında tutuyordu…”

        St Paul’ün bahsettiği bu Arétas, aslında bir Arap adı olan Hâris’ten başkası değildi. Suriyeli Araplar arasında bu adı taşıyan o kadar çok kıral vardır ki, bu ad, Roma İmparatorluğu’nun himayesi altında ve onun müttefiki olarak yaşayan Arap kabilelerinin yerli başkanlarını ifade eden eşanlamlı bir kelime haline gelmişti.606 Aralarında Yahudi istilasına karşı sert ve sağlam bir direniş göstermeleri nedeniyle İsraillilerin köklerini kazıyıp kuruttukları Amalikalıları saymazsak, bu Araplar, yukarıdaki Kuzey bölgelerine, Halep’e kadar uzanan607 birçok bölgede hükümdarlıklar kurmuşlardı. Bizanslılar, bu Arap devletlerini, kendi imparatorluklarına tabi olmayı kabul etmedikleri takdirde derhal işgal ederek ele geçiriyorlardı. Bizanslılar ve İranlıların birbirleriyle savaştıkları olurdu. Ancak, arabistanlı Bedeviler, kendi otlaklarına ve yarımadalarının kuzeyindeki göllere gitmeye çalıştıkları zaman, bu iki miletin kendilerine karşı koymaya çalıştıklarını görüyorlardı. Göçebelerin yağma ve çapulculuklarını önlemek için, Bizans ve Sasani İmparatorluklarının her ikisi de aynı çareye başvurmuş ve bütün güney sınırları boyunca, kendilerine bağlı Arap kabilelerinin başkanlığında tampon devletler kurmuşlardır. İranlılar Hîre’de608 (önce İbrahim peygamberin Ur şehrinde, daha sonra da İslamî dönemde kurulan Kûfe’de) Lahmîlerin (Munzirîler) özerkliğini tanırken, Bizanslılar da öte yandan Şam’daki Gassanlılarla benzer ilişkiler içine giriyorlardı. Hıristiyan olmalarına ve Rumlarla olan ilişkilerine rağmen, bu Gassanlıların, İranlıların egemenliği altındaki Lahmîlerin aksine, sürekli yarı-göçebe olarak kaldıklarını da hatırlatalım. Acaba bu, her iki imparatorluğun uyguladıkları farklı sömürgecilik politikalarından mı ileri geliyordu? Himaye altındaki her iki devlet, sürekli olarak, Rumlar ve İranlılar arasında çıkan savaşlarda birbirlerini öldüren paralı askerler gönderirler ve durup dururken birbirlerine karşı kan davaları ortaya çıkardı. İlerde İranlıları ele alırken Lahmîlere tekrar döneceğiz. Şimdi Gassanlılardan bahsedelim:

Gassân Kabilesi

543. Hıristiyanlığın henüz başlangıç dönemlerinde Duc’um kabilesi Suriye’de otururken, Gassânlılar hala Sebe hükümdarlığının sınırları içindeki Yemen’in Mârib bölgesinde bulunuyordu. Meşhur Mârib su bendinin yıkılması, aralarında Gassanlıların da bulunduğu bazı toplulukları buradan göç etmek zorunda bıraktı. Uzunca bir süre gezip dolaştıktan sonra, Gassanlılar nihayet Suriye’ye vardılar. Bu ülkenin otlakları ve suları o denli hoşlarına gitti ki, artık ne pahasına olursa olsun buraya yerleşmeye karar verdiler. İbn Habîb609 bu konuda bize çok değerli bilgiler vererek, Duc’um’lu başkanların o sırada Bizans İmparatoru adına, Gassanlı göçebeler üzerine, sahip olduğu imkâna göre değişen, yıllık bir, bir buçuk ve iki dinar baş vergisi koyduklarını söyler. Bunlar bu vergiyi bir süre ödediler, sonra buna karşı çıktılar. Sonunda çıkan savaşta eski efendiler, yani Duc’umlar yenildiler. İmparator Daykiyus (Décius, ölümü M. 251) haberi öğrenince olacaklara boyun eğdi ve yeni ittifaklar yapma fırsatı bile buldu. Arapların en cesur ve en kalabalık kabilesi olan Duc’umluları bu kadar kolay bir biçimde vergiye bağlamaları dolayısıyla, gösterdikleri kahramanlığı öven bir mektubu Gassanlılara gönderdi; ve şunları söyleyerek, onları bir ittifak anlaşmasına davet etti:

        Sizi Duc’umluların yerine yerleştiriyorum ve şayet herhangi bir Arap kabilesi size saldıracak olursa, 40.000 Rum savaşçıyla yardımınıza koşacağıma söz veriyorum. Buna karşılık siz de 20.000 savaşçınızı bize yardım etmek üzere gönderecek ve bu arada, İranlılarla olan ilişkilerimizde tarafsızlığınızı sürdüreceksiniz.”

        Gassanlıların başkanı Sa’lebe bunu kabul etti ve Décius da kendisine bir krallık tâcı giydirdi.

544. Burada biraz durup, İslam Ansiklopedi’sinin Avrupa baskısında (bk. Gassân ve Mârib maddeleri), Mârib su bendinin yıkılmasının Anastase’nin (ö. 518) hükümdarlığı zamanına rastladığına dair bir bilgi olduğunu söyleyelim. Bizim dayandığımız kaynak Daykiyus adı üzerinde ısrarlı görünmektedir. Bu olay M. VI. Yüzyılda değil, III. Yüzyılda meydana gelmiştir. Muhtemelen III. Yüzyılda su bendinde yapılan tamirler, Anastase’nin hükümdarlığı sırasında yeniden çöküntüye uğramıştı. Yine belirtelim ki, Gassanlılar hiçbir zaman tarafsız kalamamışlar ve İran’la yaptıkları savaşlarda hep Bizanslıların safında yer almışlardır. Bizans-İran mücadelesinde birçok kez Yahudi tebeanın ihanetlerinden kuşkulanıldıysa da, Gassanlıların bağlılıkları en çetin sınavlardan bile lekesiz çıkmıştır. Hatta aralarından çoğu Hıristiyanlığa bile geçmiştir. Bizans’ın etkisi daha uzak bölgelere kadar yayılmıştır: Filistin’in yanı sıra, Kuzey Arabistan bölgesi de onların egemenliğini tanımıştı. Bu imparatorluğun etki ve nüfuzunu Ma’ân, Azruh, Cerbâ, Ayle, Maknâ, Dûmetu’l-Cendel vs. yerlerde ve yine Taglib, Lahm, Cuzâm, Kayn, Balî, Bahrâ, Kudâ’a vb. kabileler üzerinde de görmekteyiz. Zira tüm bu kabileler, ilerde değineceğimiz Mute savaşı sırasında Resulullah (AS)’a karşı Bizans’ın tarafında  yer almışlardır. Hıristiyan tarihçi Nicéphore’a610 göre, İmparator, bu kabilelerin dostluğunu kazanmak için kendilerine her yıl 15 kg altın ödüyordu. Théodorite611 ise (M. 5. yüzyılın ilk yarısı) imparatorluğun en uzak sınır boylarında bile Roma’ya tâbi halk toplulukları olduğunu, ancak bunlara Roma hukukunun uygulanmadığını vurgular. Yazar diğerleri arasında, İsmail’in soyundan gelen yani Arap olan çok sayıda kabileyi (ta pampolla phyla tou Ismael) özellikle belirtir.

545. Bütün bu topluluklar arasında en güçlü ve kudretlileri gerçekten de Gassanlılardı. Bütün Arabistan onların iktidarı karşısında titrerdi. Bu yüzden, İbn Sa’d’in bize verdiği bilgiye dayanarak,612 Medine’yi istila etmek üzere savaş hazırlığı yaptıkları sırada, atlarını nallarken çıkardıkları gürültünün, Resulullah (AS) zamanında Müslümanlarda ne ciddi kaygılar uyandırdığına şaşmamaktayız. Bu arada, Arabistanlı şairlerin Gassan sarayına sık sık uğradıklarını da söyleyelim: Örneğin, Medine’li Hassân ibn Sâbit ve Ka’b ibn Mâlik gibi.

546. M. VII. Yüzyılın ilk çeyreğinde İranlılar Suriye’yi işgal ettiklerinde, Gassan kıralı da, ülkesi işgal altında kaldığından tüm siyasi iktidarını kaybetmek zorunda kaldı. Her zaman sadakat ve bağlılıkları ile tanınan Gassanlılar, karşı saldırı sırasında da Herakliyus’un safında yer aldılar. 627 yılının Aralık ayında İranlılar mağlup olup Suriye’yi boşalttıklarında, Gassanlılar ülkelerini yeniden ele geçirip, eski kuvvet ve iktidarlarına kavuştular. Caetani’ye göre,613 İmparator 629 yılında yeniden Gassanlı bir başkana kırallık tacını giydirdi. Kuşkusuz bu tören, sadece, zaten var olan bir şeyi pekiştirmek ya da Gassanlılar arasında egemenlik mücadelesi veren başkanlardan birini desteklemek için yapılmış bir formalite idi.

547. İranlıların Ninova’da uğradıkları bozgunun hemen ertesinde, Resulullah (AS), İslam’a davet amacıyla komşu ülke hükümdarlarına birçok mektup gönderdi. Bu hükümdarlar arasında Gassanlı el-Hâris ibn Ebî Şamir de vardı. Ona gönderilen mektubun metni şöyle idi:

        “Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın Adıyla!

        Allah’ın Elçisi Muhammed’den, el-Hâris ibn Ebî Şamir’e:

        Allah’ın selamı, hakikat yolundan giden, Allah’a inanan ve bunu açıkça söyleyenin üzerine olsun! Buna göre ben, mülkünün (ülkenin, krallığının) elinde kalması için seni, hiçbir benzeri ve ortağı olmayan, bir Tek Allah’a inanmaya davet ediyorum.”

Mühür: Allah’ın

Elçisi

Muhammed614

548. İbn Sa’d, mektubun gönderilme tarihi olarak H. 6 / M. 628 başlarını gösterir.615 Gördüğümüz gibi, mektubun içeriği kişisel olup, gönderilen kişinin unvanıyla ilgili hiçbir bilgi taşımamaktadır. Belki de Bizans İmparatoru, o sıralarda bir ihanetten korktuğu için, kendisine bağlılığını sürdürmesi amacıyla ona...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bizans imparatorluğu ile ilişkiler
« Posted on: 20 Eylül 2019, 10:53:29 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bizans imparatorluğu ile ilişkiler rüya tabiri,Bizans imparatorluğu ile ilişkiler mekke canlı, Bizans imparatorluğu ile ilişkiler kabe canlı yayın, Bizans imparatorluğu ile ilişkiler Üç boyutlu kuran oku Bizans imparatorluğu ile ilişkiler kuran ı kerim, Bizans imparatorluğu ile ilişkiler peygamber kıssaları,Bizans imparatorluğu ile ilişkiler ilitam ders soruları, Bizans imparatorluğu ile ilişkilerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &