ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Hıristiyanlarla ilişkiler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hıristiyanlarla ilişkiler  (Okunma Sayısı 603 defa)
14 Ocak 2011, 14:04:57
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 14:04:57 »



Hıristiyanlarla İlişkiler


1015. İslâm’ın beşiği durumundaki Mekke’de bir zamanlar putperest bir inanç sistemi egemendi. Hıristiyanlara burada pek az rastlanırdı. Asıl eğitimini muhtemelen Suriye’de “papazların yanında” tamamlamış olan ve anlaşıldığına göre Arapça yazılmış bazı İncil el yazmalarına da sahip bulunan Varaka ibn Nevfel dışında, buradaki Hıristiyanların hepsi köle idi.1344

1016. İbn İshâk tarafından nakledilen oldukça müphem bir hadise göre,1345 Hicretten önce Mekke’ye yirmi kadar üyeden oluşan bir Hıristiyan heyeti gelerek Resûlullah (AS)’ı ziyaret etmişti. Bunlar Kur’ân’dan bazı ayetlerin tilâvetini dinledikten sonra İslâm’ı kabul etmişlerdir. Eldeki bazı verilere göre,1346 gemi tayfası anlamına gelen ve muhtemelen efsanevi yolculukları1347 sebebiyle kendisine Dârî lâkabı verilen Hıristiyan Temîm ed-Dârî de aynı şekilde Hicretten önce İslam’a girmiş ve şayet gerçekleşirse (in eventum) Filistin’de bulunan Habrûn vb. köyleri kendisine tımar olarak bağışlamasını Muhammed (AS)’dan rica etmişti.

1017. Medine’de, Ebû Âmir er-Râhib1348 adında, Resûlullah (AS)’ın kendisine Fâsık (sefih, ahlâksız) adını verdiği bir Hıristiyan keşiş vardı. Resûlullah’ın buraya Hicret etmesi üzerine Medine’yi terk etmiş ve Mekke’ye yerleşerek, çevresine topladığı bir rivayete göre on beş, başka bir rivayete göre elli kadar adamıyla aktif bir şekilde Uhud savaşına katılmıştı. Belki bu taraftarları da Hıristiyandı.

1018. Bizans, Gassân, Eyle, Dûmet’ul-Cendel ve Tay kabilesi Hıristiyanlarıyla olan ilişkilere daha önce değinmiştik. Hıristiyanların sayıca en çok olduğu tek kabile ise Yemen bölgesindeki Necrân’da yaşayan ve Mazhiclerin alt kolu durumundaki Belhârisler (Benû’l-Hâris ibn Ka’b) idi.

Necrân

1019. Necrân vadisi bereketli topraklarıyla meşhurdur. Strabon ve Pline adlı tarihçilere göre Roma İmparatoru Aelius Gallus (251-253) bu şehri savaşarak ele geçirmiş ve daha sonra onu yerle bir etmiştir. Meşhur Namâra kitabesinde bu olaydan söz edilmektedir. Kıtalar arası ticaret kervanlarının yolları üzerinde kurulu şehir oldukça zengindi ve gelişmiş bir dokuma ve dericilik sanayiine sahipti. Resûlullah (AS) döneminde de dokuma sanayii bu bölgede gelişmişliğini sürdürmekteydi. Yahudi Kralı Zû Nuvâs, Necrânlı Hıristiyanlara çok büyük işkenceler yaparak büyük ateş çukurları açtırmış ve bu insanları diri diri ateşe attırmıştı. Bu olayın acıklı hatırası Kur’ân’da konu edilmiştir (bk. Ashab-ı Uhdûd).1349 Günümüzde buraları ziyaret eden kimselerin verdikleri bilgilere göre, Medinet’ul-Uhdûd (Çukurlar Şehri)’un ve Halife Ömer’in bu Hıristiyanlık şehitleri anısına yaptırdığı mescidin harabeleri ibret verici anıtlar olarak ayaktadır. İbn İshâk da Yahudi hâkimiyetinden sonra Hıristiyanlığın Yemen’e tekrar nasıl geldiğinden ve el-Uhdûd’da yakılarak şehit edilen Hıristiyanlardan uzun uzun bahseder (bk. İbn Hişâm, s. 20 vd.).

1020. İmparator Justinyen’in (527-565) imparatorluk sınırları dahilindeki sapık Hıristiyanlara karşı başlattığı işkence ve zulüm sırasında, çok sayıda Monofizit1350 Hıristiyan Necrân’a sığınmıştı.1351 Ancak çok sonraki dönemlerde Bizans İmparatorları bu bölgede birçok kilise inşâ ettirdiler ve buranın piskoposuna zengin armağanlar sundular (Bu piskopos aslen Kuzey Arabistan’daki Bekr ibn Vâ’il kabilesindendi).1352 Bu duruma bakarak bütün Necrân vadisinin ya da Belhâris’in bütün kollarının Hıristiyanlığı kabul ettiği sanılmamalıdır. Resûlullah (AS)’ın Belhâris kabilesinin Müslüman olan çeşitli başkanlarına verdiği birçok fermanda, onları putperest olan yani sapık inançlarından henüz vazgeçmemiş akrabalarıyla ilişkilerini kesmelerini istemesinde bunu açıkça görürüz. Ancak bu fermanlarda Hıristiyan akrabalara bir göndermede bulunulmamaktadır. Dahası, Necrân Hıristiyanları Resûlullah (AS) ile bir anlaşma imzalamış olmalarına rağmen, biraz ilerde de göstereceğimiz gibi, Muhammed (AS), Allah’ın Kılıcı Hâlid ve Ali’nin komutasında, Hıristiyanlarla barış anlaşması yaptıkları dönemden çok önce ve onlarla hiçbir ilgisi olmayan bir konuda, Belhâris’lere karşı iki askerî sefer düzenlemiştir.1353

1021. Elimizde Resûlullah (AS)’a ait şöyle bir mektup metni bulunmaktadır:

           “Muhammed’den Necrân piskoposlarına: İbrahim, İshâk ve Yakûb’un Allah’ının adıyla! Gerçekten ben sizi yaratılmışların dışında bir varlığa, Allah’a kulluk ve ibadette bulunmaya davet ediyorum ve sizi yaratılmışlarla yapılmış olan ittifak anlaşmalarının ötesinde, Allah ile ittifak yapmaya çağırıyorum. Bu durumda, eğer reddedecek olursanız, cizye gelir; cizyeyi de reddedecek olursanız, size savaş ilan ederim. Ve’s-selâm!”

1022. İlâhi Tebliğ konusundaki bu yazışmanın öncesinde neler yaşandığını bilmiyoruz. Zuhrî’nin verdiği bilgiye göre,1354 İslâm Devleti’nin tebaası olarak cizye vergisini ilk ödeyenler Necrânlılar olmuştur. Bilindiği gibi Eyle ahalisi bu hukukî rejime Tebûk seferinin düzenlendiği H. 9 yılı Recep ayında tabi olmuştur. Bu durumda, Necrânlıların, bu tarihten önce söz konusu rejimi kabul etmiş olması gerekir. Yukarıda alıntı yaptığımız mektup da, Necrân’la yapılan barış anlaşmasından önceye ait olmalıdır. O halde bu mektubu H. 8 ila 9 yılları arasına tarihlendirebiliriz. Hatırlatalım ki Bahreynli Yahudiler de aynı şekilde Tebûk seferine çıkmadan önce cizye vergisi ödemeyi kabul etmişlerdi. Durum ne olursa olsun, sonuçta Necrânlı Hıristiyanlar, Midras’larının (okul ve mahkeme) başkanı ve piskoposları durumundaki Ebû Hârise ibn Alkame, onun naibi Abdu’l-Mesîh ve kervan başkanı el-Eylem’in idaresinde altmış kişilik bir heyeti Medine’ye gönderdiler. Kaynağımız bu konuda birçok ayrıntılı bilgi verir:1355 Onların giysileri ve develeri Medinelileri çok etkilemişti; öğleden sonra geç saatlerde, Mescid-i Nebevî’de Muhammed (AS)’ın huzuruna çıktılar. Daha sonra kendilerine has ibâdetlerini yerine getirmek istediler; bu amaçla Resûlullah (AS) dışarı çıkıp Mescid’i onlara bıraktı: “İbâdetleri sırasında doğuya yöneldiler. Bunlar krallarının dini olan Hıristiyanlık inancına sahiptiler, sadece tutum ve davranışlarında biraz farklılık vardı” (metinde geçen ifade aynen böyle). Muhtemelen bazıları Melkî, diğerleri ise başka mezheptendi. Doğal olarak Hıristiyanlık ve İslâmiyet’le ilgili uzun tartışmalar cereyan etti. Ancak, nedendir bilinmez, bu tartışmalara Yahudiler de katıldılar ve bir ara tartışma Hıristiyanlarla Yahudiler arasında kavgaya dönüştü. “O sırada Muhammed (AS)’e, Kur’an’ın üçüncü suresinin seksenden fazla âyeti nazil olmuştu.” Gerçekten de bu surenin ilk 89 âyeti, Necrân’lı Hıristiyanlarla Resûlullah (AS) arasında cereyan eden tartışmaların canlı bir hatırasını içermektedir: Bu ayetlerde, İslâm dinindeki Hıristiyanlıkla ilgili bütün verileri bulmak mümkündür. Şimdi bu âyetleri çözümleyelim: Sûre, Allah’ın Hayy (Diri) ve Kayyûm (herşeyi elinde bulunduran) olduğunu açıklamakta ve böylece hiç kuşkusuz İsâ’nın Allah olduğu ve buna rağmen çarmıha gerilerek öldürüldüğü yolunda Hıristiyanların beslediği inanca göndermede bulunmaktadır. Ertesi ayette ise, Muhammed (AS)’e indirilen Kitab’ın, Pentatök (Tevrat) ve İncil’in tasdik edilmesinden başka bir şey olmadığı, ayrıca Allah’ın Tek ve Mutlak Kudret sahibi olduğu belirtilmektedir. Daha sonra şöyle bir ifade göze çarpar:

           “(Ey Resûlüm!) De ki: -Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyunuz ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah son derece bağışlayıcı ve esirgeyicidir.

           De ki: “Allah’a ve Resûlüne itaat edin!” Eğer yüz çevirirlerse, bilsinler ki Allah kâfirleri sevmez.

           Allah, birbirinden gelme bir nesil olarak Âdem’i, Nuh’u, İbrahim ailesi ile İmrân ailesini seçip âlemlere üstün kıldı.”(Âl-i İmrân: 3/31-34)

           (İmran, Musa Peygamber’in babasıydı.) Bundan sonra Kur’ân İsa’nın annesi Meryem’den, onun doğumundan itibaren İmrân ailesine evlâtlık olarak alındığından ve nihayet İsa’nın mucizevî doğumundan bahseder.

           “O, salihlerden olarak beşikte iken ve yetişkinlik halinde insanlara (peygamber sözleri ile) konuşacak… Allah ona yazmayı, hikmeti, Tevrat’ı, İncil’i öğretecek. O, İsrail Oğullarına bir elçi olacak” (Âl-i İmrân: 3/46-49).

           Belki de bu son âyetleri, İsâ’nın çevresindeki yakın arkadaş ve talebelerini (Havâriler), getirdiği dini inancı insanlara anlatıp yaymaları için etrafa gönderirken onlara “sadece İsrail’in evinin (soy ve ailesinin) kaybolmuş koyunlarıyla ilgilenmeleri” (Matta, 10: 6) şeklinde verdiği talimata bir gönderme olarak algılamamız gerekmektedir. Kur’an, bir annesi bile olmayan Âdem ile İsa’yı birbiri ile mukayese etmektedir. Buna göre Adem’in yaradılışı İsâ’nınkinden daha mucizevî, daha harikuladedir ve her iki olay da sadece Allah’ın Mutlak Kuvvet ve Kudret sahibi olduğuna tanıklık eder. Kur’an’ın şu ayetlerinde ileri sürülen tezin son kısmı pek önemlidir:

           “Sana bu ilim geldikten sonra seninle bu konuda çekişip münakaşa edenlere de ki: Geliniz sizler ve bizler de dahil olmak üzere (hepimiz), siz kendi çocuklarınızı biz de kendi çocuklarımızı, siz kendi kadınlarınızı, biz kendi kadınlarımızı çağıralım, sonra da dua edelim de Allah’tan yalancılar üzerine lanet dileyelim. Şüphesiz bu (İsa hakkında söylenenler), doğru haberlerdir. Allah’tan başka ilah yoktur. Muhakkak ki Allah, evet O, mutlak güç ve hikmet sahibidir. Eğer yine yüz çevirirlerse, şüphesiz Allah bozguncuları hakkıyla bilendir. De ki: Ey Ehl-i kitap! Sizinle bizim aramızda ortak olan bir söze geliniz: Allah’tan başkasına tapmayalım ve Allah’ı bırakıp da kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın. Eğer onlar yine yüz çevirirlerse, işte o zaman: Şahit olun ki biz Müslümanlarız! deyiniz.”

1023. Kur’an’da açıkça ortaya konulan bu ültimatom (yalancıların herkes tarafından...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hıristiyanlarla ilişkiler
« Posted on: 20 Eylül 2019, 10:30:48 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hıristiyanlarla ilişkiler rüya tabiri,Hıristiyanlarla ilişkiler mekke canlı, Hıristiyanlarla ilişkiler kabe canlı yayın, Hıristiyanlarla ilişkiler Üç boyutlu kuran oku Hıristiyanlarla ilişkiler kuran ı kerim, Hıristiyanlarla ilişkiler peygamber kıssaları,Hıristiyanlarla ilişkiler ilitam ders soruları, Hıristiyanlarla ilişkilerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &