> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi >  Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları  (Okunma Sayısı 4701 defa)
15 Ocak 2011, 09:57:04
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 15 Ocak 2011, 09:57:04 »



Medinelilerin İslâm’ı Kabul Etmeleri ve Akabe Biatları


274. Yabancı ziyaretçiler üzerinde Muhammed (AS)’ın çaba ve gayretleri öylesine yoğunlaştı ki, Mekkeli müşrikler bu durumdan büyük kaygı duymaya başladılar. Mekke’deki yıllık Hac mevsimi özel bir önem taşımaktaydı. Mekkeli müşrikler, özellikle de zalim ve acımasız Ebû Leheb, İslam aleyhine pek zararlı önyargılarını yayma konusunda büyük bir çaba içerisine girmişlerdi. Samhûdî’nin dayandığı ve Hicret’ten 5 ila 6 yıl öncesine ait kaynaklarına göre (2. bs, s. 221-222), Resulullah (AS), İslam öncesinde icra olunan bir hac mevsimi sırasında, hasımları Hazreçlilere karşı bir ittifak anlaşması imkanı olup olmadığını araştırmak üzere gelmiş olan, Evs kabilesine mensup birkaç Medineliyle buluşmuştu. Bundan kısa bir süre sonra Evslilerin Hazreçlileri yendiği Bu’âs savaşı vuku buldu. Öyle görünüyor ki bu olay, yukarıda sözü edilen ve Resulullah (AS)’ın Mekkelilerin boykotuna maruz kaldığı döneme rastlamaktadır. Tarihçiler275 bize, boykot hareketinin kaldırılmasını ve Ta’if yolculuğunu izleyen yılda, Muhammed (AS)’ın, Mekke’nin banliyösü durumundaki Mina’da onbeş kadar yabancı hacı ile buluştuğunu naklederler. İbn Hişâm’ın gayet açık bir biçimde ifade ettiğine göre,276 Resulullah (AS) o sırada yabancı bölgelere gidebilmek üzere emân (himâye) anlaşmaları yapmaya çalışıyordu. Bu girişimlerin esas konusu şu idi: “Beni himaye ediniz ve dediklerimi izleyiniz, bakarsınız çok yakında komşu İran ve Bizans imparatorluklarının sahibi sizler olmuşsunuz!”; Onun böyle söylemesinin bir nedeni vardı. Zira, ilahi tebliğ görevinin ilk yıllarından itibaren, çoğu olayın bize tanıklık ettiği gibi, bu inanç ve kanaatteydi.277

275. Bu onbeş kabile temsilcisi nezdinde kimi zaman sert ve kaba, bazen kibar, kaçamaklı, alaycı ama hepsinde de olumsuz sonuçlar veren çok değişik görüşmeler yaptı. Art arda aldığı başarısız sonuçlara rağmen büyük bir sebatla çabalarını sürdürdü. Nihayet onaltıncı girişim, Medineli bir grupla Akabe’de buluşmasını sağladı. (Burası, Mekke’den Mina’ya giderken solda, Mina’daki düzlüğe çıkan vadinin önüne bir taş atımı mesafede bir yer olup, başlangıçta özel bir adı olmadığı için, eski müelliflerin İnde’l-Akabe -dağ arası- dedikleri bir yerdi). Resulullah (AS) onları İslam’a davet etti ve bu kez eli boş çıkmadı. Zira Medineliler, kısa bir görüş alışverişinden sonra yeni inancı, yani İslam’ı kabul ettiler.278 Burada tek bir kişinin değil, bir grup insanın İslam’a geçişi söz konusudur. Acaba bu Medineli insanlar niçin Arabistan’daki diğer çağdaşlarından farklı davranmışlardı?

276. Medine şehrinde (39º 44’-24º 33’), Arapların hemen yanı başında, önemli sayıda bir Yahudi topluluğu da oturmaktaydı. Medine nüfusunu oluşturan her iki zümre de kendi içlerinde parçalanmış durumdaydılar; öte yandan, Arapların bir kısmı, kendilerine rakip durumdaki başka Arap ve Yahudi zümrelere karşı birbirlerini savunmak üzere, Yahudilerin bir kısmı ile ittifak yapmıştı. Samhûdî’ye göre (1, 215) 120 yıl boyunca süregelen bu iç savaşlar her iki zümreyi de yıpratmış, hatta Bu’âs’daki savaş meydanından henüz yenik olarak çıkmış olan Arapların temsilcileri Mekkelilerle karşılıklı bir yardım anlaşması yapmak üzere Mekke’ye gelmişlerdi.279 Aslında İslam’ı yeni kabul etmiş olan bu altı Medineli, eskiden beri hep galip geldiği halde son savaşta yenik düşen Hazreç kabilesine mensup idi. Burada, Resulullah (AS)’ın ana tarafından dedelerinin Hazreçlilerle akraba olduklarını ve Mekkeli ve Medineli bu iki kabile arasında sürekli yakın bir ilişki bulunduğunu hatırlatalım. Medineli bir süvari birliğinin Abdu’l-Muttalib’in yardımına gelmesi, Resulullah (AS)’ın babası vefat ettiğinde bu kabilenin topraklarına defnedilmesi, henüz çocuk yaştaki Muhammed’in annesi ile birlikte bu Medineli akrabalara ziyarete gelmiş olması, ve nihayet, Resulullah (AS)’ın amcası Abbas’ın ticari ilişkiler çerçevesinde onları sık sık Medine’de ziyaret etmesi gibi hususlar, bu olumlu ilişkilerin bir sonucu olarak ortaya çıkmıştır.280 Öte yandan, Medineliler, Yahudilerle olan komşulukları ve onlarla müttefik olmaları dolayısıyla, peygamberlikle ilgili birçok kavrama diğer Araplardan daha çok vakıftılar. Hatta aralarından bazıları Yahudilik dinini benimsemişti. Arap tarihçilerinden öğrendiğimize göre,281 Medineli putperestler, peygamberlikle ilgili konulardaki bilgisizlikleri yüzünden genellikle Yahudilerce hor görülüp küçümsenir ve bu konudaki tartışmalar her zaman, beklenen Resul ortaya çıkar çıkmaz Yahudilerin kendisine tabi olacakları ve putperestlerin üzerine atılacaklarını iddia ve itiraf etmeleriyle sonuçlanırdı. Yahudilerin bu iddiasının müşrikler üzerindeki psikolojik etkisi kuşkusuz çok önemliydi. Müminlerin Annesi Ayşe (RA), çok kanlı geçen Bu’âs savaşında ileri gelen müşrik kabile reislerinden hemen tamamının bu savaşta öldürülmesinin bir bakıma İslam’ın işini kolaylaştırdığı; çünkü bu kişiler hayatta kaldıkları takdirde, gururlarından dolayı sadece İslam’ı reddetmekle kalmayıp, yabancı bir Mekkeli tarafından yapılan dinî tebligat faaliyetine de engel olabilecekleri gözleminde bulunurken hiç de haksız görünmemektedir. (Bk. Buharî, 63/1, İbn Hanbel, VI, 61).

277. Yukarıda belirttiğimiz hususların da yardımıyla, özellikle saf ve duru bir gönüle sahip olan bu altı Medineli, Resulullah’ın ilahi davetine koştular ve böylece Yahudilere karşı bir öncelik elde etmek istediler. İbn Hişâm’ın verdiği bilgiye göre,282 Resulullah (AS), Hazreçlilerin rakibi olan Evs kabilesinden diğer Medinelilere de hitap etmiş, ancak aynı başarıyı onlar üzerinde sağlayamamıştır. Her ne olursa olsun, bu altı yeni Müslüman hiç gecikmeden kendi yurtlarına dönerek “Beklenen Resul”ün getirdiği inanç sistemini yaydılar ve kuşkusuz bütün şehir bu haberle çalkalanmaya başladı. Her ne kadar yeni girmiş oldukları dine ait bilgileri yüzeysel olsa da, başkalarını bu dine kazandırma çabaları çok geçmeden meyvesini verdi. Kureyşliler ise, kendileriyle bir askeri ittifak girişiminde bulunmak isteyen Evslileri düş kırıklığına uğrattılar (Daha ayrıntılı bilgi için bk. Samhûdî, Vefâ’ul-Vefâ, Beyrut 1955, I, 215-216). Dolayısıyla, Medine’deki yeni ihtida (din değiştirme) hareketlerinin Evslileri de etkilemesi bizi şaşırtmamalıdır. Gerçekten, bir yıl sonra, Hac mevsiminde, onu Hazreçli ve ikisi Evsli Müslümanlardan oluşan bir heyet, aynı Akabe denilen yerde Resulullah (AS)’le buluştu ve O’na bizzat kendi ağızlarıyla bağlılık yemininde (biat) bulundu: İlk buluşmadaki altı Müslüman’ın Resulullah (AS)’a şöyle dediğini hatırlatalım:

        “Halkımız dahilî çekişme ve kavgalar yüzünden paramparça olmuş durumdalar; Muhtemeldir ki Allah, senin aracılığınla bizi bu durumdan çekip kurtaracaktır. Hepimiz bu uğurda çalışacak ve halkımızı senin bizi davet ettiğin ve bizim de kabul etmiş olduğumuz şeye davet edeceğiz.”283

        Evsliler de, “Beklenen Resul”e kendilerini ispat konusunda hiçbir zaman Hazreçlilerden aşağı kalmamışlardır. Ancak insanî zaafların da göz önünde bulundurulması gerekiyordu. İbn Hişâm’ın naklettiğine göre,284 ikinci Akabe Biatı’nın hemen ardından, Medineli Müslümanlar cemaatle namaz kılmak istediklerinde, Evslilerin Hazreçlilerin, Hazreçliler de Evslilerin imamlığını kabul etmemişlerdi. Ancak iki kabile, tamamen kendi istek ve arzularıyla, Resulullah (AS)’ın onlara öğretici (muallim) olarak gönderdiği Mekkeli birinin cemaat namazlarında başlarına geçmesine razı oldular. Ancak aradan biraz zaman geçince, durum daha parlak olmamıştır: Hazreçliler ve Evsliler birbirlerinin köylerine gitmeye cesaret edemiyorlardı. Resulullah (AS) Kuba’ya vardığında kendisini misafir edenler Evs kabilesinden Amr ibn Avf oğulları olmuştu. Orada Resulullah (AS):

        “(Hazreçlilerden) Es’ad ibn Zurare nerede?”

        diye sorunca:

        “O, Bu’âs savaşında kabilemizden birini öldürmüştü. Şimdi buraya gelmeye cesareti yok.”

        cevabını verdiler. Ama bir süre sonra, o da gecenin ilerleyen vaktinde, yüzünü bir örtüyle kapatarak çıka geldi. Resulullah (AS)’ın bu duruma hayret etmesi üzerine bu zat şu açıklamada bulundu:

        “Sen bir yerde bulunursun da, ben seni selamlamak için hayatım pahasına nasıl kalkıp gelmem?”

        Adam geceyi Resulullah (AS)’ın yanında geçirdi ve ertesi gün Muhammed (AS), Evs’in ileri gelenlerine, bu zata eman (sığınma hakkı) verilmesi talimatında bulundu. İçlerinden Sa’d bin Hayseme adlı birinin Es’ad’ın evine gitmesi ve onu elinden tutarak Resulullah (AS)’ın huzuruna getirmesi için uzun uzadıya ısrar etmek gerekmişti. Bu beklenmedik manzarayla karşılaşan Evsli Müslümanlar, hep bir ağızdan:

        “Her birimiz ayrı ayrı ona eman veriyoruz ey Resulullah!”

        diye haykırdılar. O günden itibaren Es’ad, sabah ve akşam vakitlerinde gayet rahat bir biçimde gelip Resulullah (AS)’ı görebilmeye başlamıştı (Bk. Samhûdî, I, 249-250). Ancak bu konuda Resulullah (AS)’ın gösterdiği çaba ve gayret hiç de kolay olmamıştır.

278. Akabe’de bu oniki Medinelinin ettikleri yeminin metni elimizdedir. Şöyle ki:

        “Gerek rahat ve huzurlu iken gerekse sıkıntılı anlarımızda, gerek sevinçli gerekse üzüntülü durumlarımızda Seni dinleyip itaat edeceğiz! Seni kendi nefislerimize tercih edeceğiz. Emretme yetkisini elinde bulunduran kim olursa olsun ona itiraz ve muhalefette bulunmayacağız. Allah yolunda, hiç kimsenin bizi aşağılamasından ve ayıplamasından korkmayacağız. Hiçbir şeyi Allah’a ortak koşmayacağız, hırsızlık etmeyeceğiz, zinaya yaklaşmayacağız, çocuklarımızı asla öldürmeyeceğiz, birbirimize asla iftira etmeyeceğiz, ve senin hiçbir iyi hareketinde sana karşı gelmeyeceğiz.”

        Samimiyet ve gayretlerinden dolayı şöyle söylediler:

        “Ey Allah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları
« Posted on: 27 Kasım 2020, 11:56:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları rüya tabiri, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları mekke canlı, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları kabe canlı yayın, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları Üç boyutlu kuran oku Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları kuran ı kerim, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları peygamber kıssaları, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatları ilitam ders soruları, Medinelilerin islâmı kabul etmeleri ve akabe biatlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &