ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Hadis
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hadis  (Okunma Sayısı 502 defa)
13 Ocak 2011, 08:01:22
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 13 Ocak 2011, 08:01:22 »



Hadis

1134. Hadis, Muhammed (AS)’in sahabeleri arasında yaptığı, söylediği ya da yapılmasını hoşgörü ile karşıladığı şeylerin anlatımıdır. Burada, binlerce kaynaktan gelen parça parça anlatımların bir araya getirilmesi söz konusudur. Her bir anlatımda Resulullah’ın bir sahabesi bizzat tanık olduğu bir olayı anlatıp nakletmektedir. Kuşkusuz bu tür bilgilerin nakli, hem şifahî olarak, yani ağızdan, hem de yazılı olarak yapılmıştır. Aşağıda da göreceğimiz gibi Resulullah’ın sözlerinin mecmualar halinde yazılı olarak derlenerek bir araya getirilmesi, kendisi henüz hayatta iken zaten başlamış bulunuyordu; zira Resulullah’ı ziyaret edip onunla görüşen birçok kimse, onunla yapmış olduğu konuşmaları ve tanık olduğu olayları yazılı bir biçimde tespit etmeye başlamışlardı. Daha sonraki kuşaklar arasından çıkan araştırmacılar ise, çok sayıdaki sahabenin hatıralarını ve naklettikleri bilgileri bir tek kitapta toplayarak, daha tam ve daha mükemmel hadis derlemeleri meydana getirdiler. Daha sonraki kuşaklar ise çok daha gelişmiş eserler kaleme almış olup, bugün bu hadis kitaplarının bir çoğu elimizde bulunmaktadır. Bunlardan altısı (Kütüb-i Sitte), yazarlarının derleyip bir araya getirdiği hadis kitapları olup, diğerlerine göre daha doğru ve daha sahîh kabul edilmiş, adetâ resmî nitelikli eserlerdir. Ayrıca burada, İslâm hukukunun ve İslâm inancının ikinci ana kaynağı olan Hadis derlemelerinin Kur’an’dan sonra ikinci sırada geldiğine işaret etmek gerekir. Bunun nedeni, Kur’an’ın bizzat Resulullah’ın denetim ve kontrolü altında yazıyla tespit edilmiş olması, buna karşılık Hadisin özel şahıslar tarafından tespit ve nakil edilmiş olması ve ayrıca bütün bu tespitlerin yetkili kişi ve makamlarca herhangi bir denetimden geçirilmemiş olmasıdır. Hadis sadece kişisel gayret ve çabalara dayanır ve bireysel çalışmaların ürünü olan derlemeler ve hatta tek bir anlatım, bu olayı nakledenlerin ve bunları seçip sınıflandırarak eserine alan kimselerin zihinsel kabiliyet, yatkınlık ve güvenilirlikleri oranında kabul görür. Bu güvenilirlik şartını ararken, hadisi nakleden kişinin olayın öncesi ve sonrası ile ilgili durumlara ne derece hakim olduğu da göz önünde bulundurulur: Anlatımı nakleden kimsenin o sıradaki yaşı, aklî ve zihinsel yapısı, hafıza derecesi, kişiliği, güvenilir biri olup olmadığı, onun anlatımlarının muhafaza ve naklinde kendisinden sonra gelenlerin gösterdikleri itina ve titizlik vb. gibi. Resulullah’ın sahabeleri arasından çıkan ilk devir İslâm bilginlerinin sayısı yüz binlerle ifade edilmektedir. Klasik dönemde yaşamış (Selefiyyûn’dan) bir hadis mütehassısının ifadesine göre, bunlar arasından yüz bini aşkın insan, kendilerine dinlerini öğretmiş olan Muhammed (AS) hakkında bize en az bir hadis nakletmiş bulunmaktadır. Yine bunlardan elli kadarının Resulullah’tan sonra 50 veya daha fazla yıl yaşamış olduğu bilinmektedir. Örneğin, Ebu’t-Tufeyl, H. 110 yılında, yani Muhammed (AS)’in vefatından 100 yıl sonra; Hirmâs ibn Ziyâd H. 102 de; Mahmûd ibn Rabî’ ise H. 99 yılında vefat etmişlerdir. Bütün bu sahabeler, halifelik döneminde başta Mısır, Suriye, Mezopotamya olmak üzere ülkenin her yerine dağılmışlardı. Resulullah (AS)’ın sahabelerinin tamamının okuyup yazmayı bilmedikleri bir gerçektir. Bunlardan bazıları, Resulullah’tan duyduğu yahut ondan gördüğü şeyleri kaydedecek durumda da değildi. İhtiyaç duyduklarında yaşanılan olayları hafızalarında canlandırıyorlardı. Bunlar genellikle, öğrencilerine ya da diğer araştırmacılara, Resulullah’ın vaktiyle sarf ettiği bir söz veya takındığı tavırla ilgili olarak hafızalarında kalmış olan şeyleri sözlü olarak anlatıp nakletmişlerdir. Elimizde sahabe neslinden gelen ve bizzat onlar tarafından bir araya getirilmiş birkaç hadis derlemesi olmakla birlikte, diğer mecmualar bunların öğrencileri tarafından meydana getirilmişlerdir.

1135. Kimi durumlarda art niyete dayanmayan bazı hadislerin uydurulduğu da olmuştur. Örneğin, kendisini dinleyen cemaati iyi yola sevk etmek ve sözlerini bazı kanıtlarla desteklemek isteyen bir vaiz ya da hatip, sözde Resulullah’a ait olan ve kendi amacı doğrultusunda bir vecize ya da bir buyruk ortaya atardı. Hatta İslâm toplumunda inançla ilgili ya da başka konularda birtakım ihtilaflar ortaya çıktığında, sorumsuz ve hiçbir utanma ve çekinme duygusu taşımayan bazı hasımlar, Resulullah’a mal ettikleri nice uydurma sözler icat etmişlerdir. Bu nedenle, daha ilk dönemlerden başlayarak, hadislerin hem dahilî (rivayet), hem de haricî (dirayet) tanıklıklarla bireysel olarak rivayet edildiklerinde bunların doğruluk derecesini kontrol etme ihtiyacı duyulmuş ve buna dayanarak yeni bir ilim ortaya çıkmıştır. Bu tenkit ilmi, her şeyden önce, Resulullah’ın sahabelerinden başlayarak, herkes tarafından sahihliği kabul edilmiş ve tamamı ya da bir kısmı derlenmiş hadis çalışmalarının ortaya çıktığı döneme kadarki süre içinde mevcut bütün hadis ravilerinin hayat hikâyelerini kapsamaktadır. Her bir râvînin biyografik bilgileri arasında, hadis nakleden o kişinin doğum ve ölüm tarihleri, hadis rivayetinde yararlandığı hocaları ve kendisinden hadis rivayetinde bulunan öğrencilerinin adları, bu râvîlerin zihinsel yetenek ve ahlakî nitelikleri vb. bilgiler bulunuyordu. Bu çalışma o kadar gerekli ve önemli idi ki, her bir anlatım için hadis yazarlarınca, bu anlatımı ilk kaynaktan itibaren nakleden ve râvî silsilesi, senet, isnat zinciri gibi adlarla anılan bir kaynak zinciri verilirdi:

           “Ben (A)’dan, (B)’nin kendisine şöyle dediğini işittim, o da (C)’den duymuş ve o da filân’dan... Resulullah’ın şöyle dediğini işitmiştir: ....”

           Örneğin, Ahmed ibn Hanbel gibi bir hadis bilgininin mecmuasına otuz bin anlatım almışsa, yazar bunlarla birlikte bazen birbirinin aynı bazen de farklı otuz bin kaynak zinciri vermiş demektir. Öyleyse, bu çeşit eserlerde yer alan hadis râvîlerinin hayat hikâyelerine bakarak, hadisin senedinde geçen (A) râvisinin (B) râvisinden, (B)’nin de (C)’den ders alıp almadığı ve nihayet (C) ya da (D)’nin gerçekten Resulullah’ın sağlığında yaşayıp yaşamadığını belirlemek mümkündür. Yine, (A), (B) ve (C) adlı râvîlerin, hem ahlakî hem de bilimsel açıdan güvenilir olup olmadığı da bu eserler aracılığıyla ortaya çıkarılabilir. Hadis tenkidi ilmi, sadece hadisin dış özellikleriyle sınırlı olmayıp, aynı zamanda her anlatımın dahilî yapısı ile de ilgilenir. Örneğin iki hadis anlatımı arasında birbirine zıt gibi gözüken bir nokta varsa, ya da bir anlatımın maddî yapısında bir imkânsızlık olması halinde vs. ortaya çıkacak güçlüklerin üstesinden gelmek için bir takım kural ve ölçütler geliştirilmiştir. Öte yandan, aynı olay çoğunlukla birbirinden tamamen bağımsız çok sayıda tanık tarafından ayrı ayrı nakledilmiş olabilir. Bu durumda, olayla ilgili ayrıntıları kontrol etme ve hatta bunları belirleyip tamamlama imkânı da doğabilir. Kuşkusuz her dönemin, her topluluğun ve her sınıfın kendisine has özellikleri vardır. Chicago ya da Londra’daki gangsterleri yakalayıp ele geçirmeye elverişli yöntemler, örneğin Yemen’deki Bedevî haydutların yakalanmasında bir sonuç vermeyebilir. Aynı şekilde, Yahudi-Hıristiyan çevrelerinde ortaya konulan edebî eleştiri yöntemlerinin de Müslümanların meydana getirdiği hadis eserlerine mutlak surette uygulanması gerektiği düşünülemez.

1136. Müslümanların, hadislerde yer alan bilgileri öğrenmeye duydukları ihtiyaçları o kadar büyüktü ki, pek eski devirlerden itibaren konularına, nakleden râvîlerine, güvenilirlik derecelerine, hadiste geçen kelimelerin alfabetik dizilişine vb. göre olmak üzere bir çok hadis derlemeleri yapılmıştır. Sonuç olarak bu konu o kadar geniş bir boyuta ulaşmıştır ki, günümüzde yapılacak tek şey, Hadis bilimi ile ilgili herhangi bir dalda uzmanlaşmaktır. Bu hadislerden Resulullah’ın hayatı ve faaliyeti ile ilgili anlatımlar, daha sonra siyer (Resulullah’ın gerçek hayatı ve faaliyeti) adı altında ayrı hadis eserlerinde bir araya getirilmiştir ki bu durum bize, İsa (AS)’nın hayat hikâyesi ve faaliyetleri ile ilgili bilgiler veren çeşitli İncil kitaplarını hatırlatmaktadır. Resulullah’ın sahabeleri, kesitler halinde hadis rivayetlerini derleyerek kaleme almışlardı. Sîretle ilgili hadislerin bir araya getirilebilmesi için ise ikinci kuşak Müslümanları (Tabiîn) beklemek gerekmiştir. En eski siyer yazarları şunlardır:

1. ‘Urve ibn ez-Zubeyr (öl. H. 94)

2. Ebân ibn ‘Osman (öl. H. 105)

3. Vehb ibn Münebbih (öl. H. 110)

4. Şurahbîl ibn Sa’d (öl. H. 123)

5. Ez-Zuhrî (öl. H. 124)

6. Mûsâ ibn ‘Ukbe (öl. H. 141)

7. İbn İshâk (öl. H. 151)

8. Ma’mer ibn Râşid (öl. H. 153)

9. Ebû Ma’şer (öl. H. 170)

10. Yahyâ ibn Sa’îd ibn Ebân (öl. H. 194)

11. El-Vâkıdî (öl. H. 206)

1137. Bir başka çalışmamda51 hadislerin yazılı bir biçimde tespit ve tedvîninin tarihsel gelişimi, çeşitli kaynaklardan yararlanarak Resulullah’a ait olduğu öne sürülen ve onun Kur’an dışında söylemiş olduğu şeylerin Hadis adı altında tespitinin yasaklanması ya da buna izin verilmesiyle ilgili daha fazla bilgiler sunmuştum. Ben burada sadece Resulullah zamanında ve onun vefatından sonra da sahabe döneminde ilk Müslümanlarca yapılan Hadis çalışmalarına işaret etmekle yetineceğim:

1138. Hadislerin dışında, Resulullah’ın kurmuş olduğu “resmî yazışma bürosu” tarafından düzenlenen arazi imtiyaz fermanları, resmî mektuplar, askerî ve mülkî yüksek devlet memurlarına hitaben yazılan talimatlar, gelen mektuplara verilen cevabî yazılar, Medine Şehir Devleti anayasası, Müslümanlarla ilgili nüfus sayımları, her askerî sefer için ayrı ayrı düzenlenmiş gönüllü asker kayıtları, ittifak ve barış anlaşmaları, vergi tarifeleri vb. gibi çok sayıda resmî belge de yer almaktadır. Mecmû’atu’l-Vesâ’ik...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hadis
« Posted on: 16 Eylül 2019, 03:16:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hadis rüya tabiri,Hadis mekke canlı, Hadis kabe canlı yayın, Hadis Üç boyutlu kuran oku Hadis kuran ı kerim, Hadis peygamber kıssaları,Hadis ilitam ders soruları, Hadisönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &