ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Mekke ve medine’nin birleştirilmesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mekke ve medine’nin birleştirilmesi  (Okunma Sayısı 807 defa)
14 Ocak 2011, 16:45:34
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 16:45:34 »



Mekke ve Medine’nin Birleştirilmesi
.
430. Hudeybiye’den Medine’ye dönerken, suçluların iadesiyle ilgili olan ve önemli sonuçlara yol açan bir başka olay meydana geldi: Mekke’de işkence altında tutulan Ebû Busayr adlı bir sahabe hapisten kaçarak, yolda Resulullah (AS)’a yetişmişti. Mekkelilerden iki kişi derhal kaçağın geri verilmesi isteğiyle karargâha geldiler. Resulullah (AS) onların bu isteğini kabul etti. Ebû Busayr geri götürülürken yolda hile ile iki muhafızdan birinin kılıcını kaptı ve kafasını kopardı. Bu arada diğer muhafız kaçıp Muhammed (AS)’ın yanına sığınmıştı. Arkasından Ebû Busayr da karargâha çıkageldi. Ancak Resulullah (AS)’ın sözüne sadık kalarak kendisine yine sığınma hakkı tanımayacağını gören Ebû Busayr İslâm ordugâhını terk edip gitti. Mekkeli muhafız ise başından geçen felaketi anlatmak üzere Mekke’ye dönmek zorunda kaldı. Muhammed (AS) sahabelerine şöyle dedi:

        “Ne gözü pek bir insan! Etrafında birkaç arkadaşı daha olsaydı (kim bilir neler yapardı)!”

        Ebû Busayr, İslam toprakları dışında, kervan yolu üzerinde bulunan, Bedir yakınında Zu’l-Merve’deki el-Is ormanına sığındı ve bu bölgeden geçen Mekke kervanlarını yağmalamaya başladı. Bu yeni saldırı haberleri Mekkelilerin çeşitli heyecanlara kapılmasına yol açıyordu. Zira müşrikler bu durumdan nasıl kurtulacaklarını bilemezken, aksine Mekke’de zulüm ve işkence altında tutulan Müslümanlar, Ebû Busayr’ın yanında bir araya gelerek intikam alma yoluna başvurdular. Söylentiye göre Ebû Busayr’ın çevresinde kısa bir sürede Mekkeli Müslümanlardan oluşan bir çete toplanmıştı. Bunların verdiği zararın boyutları o denli büyüktü ki, çok geçmeden Mekkeli resmî bir heyet, Hudeybiye’de imzalanan anlaşmadaki suçluların iadesiyle ilgili maddenin kaldırılması ve Resulullah (AS)’ın Ebû Busayr ve arkadaşlarını Medine’ye kendi yanına alması için görüşmelerde bulunmak üzere Medine’ye geldi. Ve öyle de yapıldı.468

431. Anlaşmanın imzalanmasının üzerinden bir yıl geçtikten sonra Resulullah (AS), kararlaştırıldığı gibi, sahabeleriyle birlikte Mekke’yi ziyaret etme amacıyla yola çıktı. Belirlenmiş takvim dışında Ka’be’yi ziyaret etmeye “Küçük Hac” (Umre) adı verilir. Mekkeliler, Müslümanların bu ziyareti sırasında şehirlerini boşaltarak çevredeki dağlara yerleştiler. Resulullah (AS) gibi kurallara fazla bağlı kalmayan ve sadece maddî çıkarları düşünen bir siyasî başkan için, önceden kararlaştırılmış bir süreyi uzatarak bu bir tür “işgal”i sürdürmek kadar kolay bir şey olamazdı. Birincisi, oldukça güçlü bir ordu ile gelmişti; Mekkeliler tüm mal mülklerini evlerinde bırakıp gitmişlerdi; böyle bir işgalden sonra karşı saldırıda bulunulması halinde, Müslümanlar kendilerini Mekkelilerin hücumuna karşı daha kolay savunabilirlerdi. Fakat Muhammed (AS) dünya malına ve insanların maddî alemlerine hükmetme gibi bir ihtiras peşinde koşmuyordu. O, gönülleri kazanma ve örf ve adetleri değiştirme gibi ilahî bir görevle gelmişti. Kimse Mekkelilerin bomboş evlerine ilişmedi. Şehir halkının duygularını incitecek hiçbir kışkırtma da olmadı. Hatta Muhammed (AS) onlarla daha dostça ilişkiler kurmaya çalıştı. Gerçekten de, önceden kararlaştırılan üç günlük sürenin sonunda, Mekkelilerden oluşan küçük bir heyet şehre gelerek, Müslümanların artık bölgeyi terk etmelerini istedi. Muhammed (AS) onları saygı ile karşılayıp itibar gösterdi ve bütün Mekkelilerin davetli olarak katılacakları bir şölen vermeyi önerdi. Reddedilmesi üzerine Resulullah (AS) de Mekke’yi terk etti.469

432. Bütün bu olup bitenler Mekkelilerin kafalarını çok karıştırmış olmalıdır. Mekke’deki süvari birliğinin kalıtsal komutanı ve Müslümanların Uhud’daki ilk başarılı hareketten sonra bozguna uğramalarının tek sorumlusu olan Hâlid ibn Velîd, çok geçmeden İslam’ı kabul etmek üzere kendi istek ve iradesiyle Medine’ye geldi. Muhammed (AS) bu durumdan o kadar memnun oldu ki, kendisine “Allah’ın Kılıcı” (Seyfullah) şeref unvanını verdi. Gerçekten Hâlid ibn Velîd dünyanın en büyük askerî dehalarından biri olarak kabul edilmektedir. Diğer bir Mekkeli başkan olan Amr ibnu’l-As da aynı günlerde İslam’a katılmıştır. O da daha sonra Mısır’ı fethetmiş ve Arapların çıkardığı en büyük diplomatlardan biri olmuştur.470

433. İslam dini hızla yayılıyor ama İslam Devleti’nin karşılaştığı sıkıntı ve kaygılar da giderek artıyordu. Bizans’ın himayesindeki küçük bir devlet başkanı Resulullah (AS)’ın elçisini öldürtmüş ve o sıralarda Medine ile Bizans arasındaki ilişkiler iyice gerginleşmişti. Tam bu sıralarda, Mekke ile ilişkiler iyice kopma noktasına geldi.

434. Hatırlanacağı gibi Benû Bekr ve Huzâ’a kabileleri, birincisi Kureyşlilerin ikincisi Müslümanların yanında olmak üzere, Hudeybiye anlaşmasının tarafları arasında yer almışlardı. Bu iki topluluk arasında İslam’dan çok öncelere dayanan kin ve düşmanlık sık sık çatışmalara yol açmaktaydı. Belazurî’nin naklettiğine göre,471 bir gün bir Huzâ’alı, Benû Bekr kabilesinden birinin Muhammed (AS) hakkında hakarete varan sözler söylediğini duyunca, dayanamayıp üzerine atıldı ve Bekrî’yi yaraladı. Bunun üzerine bu iki kabile arasında gerçek bir savaş patlak verdi. Birkaç gün sonra, Huzâ’a kabilesinden bir heyetin Medine’ye gelerek, Resulullah (AS)’ın huzurunda yalvarıp yakardığını görüyoruz. Heyet başkanının bu konu ile ilgili olarak yazıp okuduğu şiirden birkaç dizeyi aşağıda veriyoruz:472

        “Allahım! Muhammed’in (hatırlaması için) yalvarıyorum

        Babamızla babası arasındaki ittifakı…

        Bize yardım et ki Allah da sana kılavuzluk etsin

        Ve Allah’a tapanları hatırla, yardıma gelecek olan…

        Gerçekten Kureyşliler anlaşmayı bozdular…

        Onlar bize Vetîr’de bir gece baskını düzenlediler,

        Ve bizi diz üstü ya da secde halinde iken öldürdüler.”

435. Şiirin son dizesi, İslam’ın bu bölgeye en azından kısmen girmiş olduğunu göstermektedir. 6. dize Mekkelilerin sadece Bekrîlere silah sağlamakla kalmayıp, aynı zamanda bu öldürme hareketine fiilen katıldığına gönderme yapmaktadır. Bizans himayesindeki Gassanlılardan gelebilecek bir istila tehdidi Medineli Müslümanlar üzerinde ağırlığını hissettiriyordu ki böyle bir zamanda Mekke ile bir çatışma eğiliminde olmaları düşünülemez. Zaten bu olaydan birkaç gün sonra Mekkelilerin suçlu oldukları iyice anlaşılmış ve Ebû Sufyân, Hudeybiye anlaşmasını yenilemek amacıyla473 Medine’ye gelmiştir.474 O, barış anlaşmasının ihlal edilmesinden hiç söz etmemiş, sadece Hudeybiye anlaşması sırasında Mekke’de bulunmadığı iddiasında bulunmuştur. Bunun üzerine Resulullah (AS), Ebû Sufyân’ın gelişiyle ileri sürülen suçlamanın teyit edilmesi üzerine, zarara uğrayanlara yardım edileceği sözünü vererek Huzâ’alıları geri göndermiştir.

436. Ebû Sufyân’ın özellikle üzerinde durduğu konu, kızının Muhammed (AS) ile evli olması idi. Mekke’den gelir gelmez doğruca onun evine vardı. Kızı Umm Habîbe, küçücük odalarında oturmak için tek uygun yer olan yatak odalarındaki Resulullah (AS)’ın döşeğini toplayıp kaldırdı. Babası bunun nedenini sorduğunda, şöyle cevap verdi:

        “Sen bir müşriksin, saygı değer Resulullah’ın yatağını kirletmemen gerekir.”

        Öfkelenen Ebû Sufyân şöyle mırıldandı:

        “Kızcağızım, sen ne kadar fenâ olmuşsun!”

        Daha sonra Resulullah’ı görmek için mescide gitti. Resulullah (AS) kendisine şöyle dedi:

        “Şayet siz bir şeyi değiştirmediyseniz, bu konuda bizden endişelenmenizi gerektirecek bir şey yok demektir.”

        Ebû Sufyân, herkesin artık ne yapacağını şaşırdığı Mekke’ye geri döndü. Her zaman yapmış olduğu gibi Resulullah (AS), tam bir gizlilik içerisinde hazırlıklara girişti: her türlü yolculuğu yasakladı ve hiç kimse artık Medine bölgesi dışına çıkamaz oldu.475 Ne yöne gidileceğini belirtmeksizin, Medine halkına sefer hazırlığı yapmaları çağrısında bulundu; bu arada Eslem, Gıfâr ve diğer müttefik kabileler nezdinde haberciler göndererek, askerî bir sefer için hazır olmalarını istedi ve Medine’de toplanmak yerine, bulundukları yerde beklemelerini söyledi.

437. Kısa bir süre önce Müslümanlar, Bizanslılar karşısında yaptıkları Mute savaşında yenilgiye uğramışlardı. Medine’nin doğusunda yaşayan Benû Suleymlerin kin ve düşmanlıkları çok miktarda kan dökülmesine neden olmuştu. Bu durumda Ebû Bekir’in, Resulullah (AS)’ın karısı olan kızı Ayşe’ye kocasının niyet ve düşüncesinin ne olduğunu sorması üzerine, onun:

        “Bilmiyorum… Belki Benû Suleym düşünülüyordur, belki Sakifler, belki de Hevâzinliler”,476

        şeklinde karşılık vermesi bizi şaşırtmamalıdır. Hâtib ibn Ebî Balta’a adında safdilli bir Müslüman, dostluklarını kazanmak için Mekkelilere bir mektup yazması gerektiğini düşünmüştü. Mektup ele geçti, ancak Resulullah (AS) onun saflığını öğrenince kendisini bağışladı.477

438. Hazırlıkların tamamlanması üzerine478 Resulullah (AS) Medine’den ayrıldı. Yol üzerinde, çıkardıkları birliklerin asıl kuvvetlere katılmasıyla sayıları artacak olan çeşitli müttefik kabilelere uğradı. Bu durum kendisini dairesel bir yol izlemeye zorlamış ve hatta ordunun gerçek hedefi ile ilgili belirsizliği artırmıştı.479 Ama aslında Resulullah’ın da istediği bu idi. Mekke’nin etrafını kuşatan dağların arkasında karargâhını kurmaya karar verdiğinde, askerlerinin sayısı çoktan on bini bulmuştu. Bunun üzerine her savaşçının birer meşale yakmasını emretti. Mekkeliler Muhammed (AS)’ın hareketleri hakkında hiçbir kesin bilgiye sahip değillerdi; bununla birlikte her an bir saldırı olabileceğinden kuşkulanmaktaydılar. Ebû Sufyân her zamanki gibi durumu bizzat yerinde görmek için şehirden çıkıp bir tepeye tırmandı; Medine yönüne baktığında on b...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mekke ve medine’nin birleştirilmesi
« Posted on: 16 Eylül 2019, 01:23:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mekke ve medine’nin birleştirilmesi rüya tabiri,Mekke ve medine’nin birleştirilmesi mekke canlı, Mekke ve medine’nin birleştirilmesi kabe canlı yayın, Mekke ve medine’nin birleştirilmesi Üç boyutlu kuran oku Mekke ve medine’nin birleştirilmesi kuran ı kerim, Mekke ve medine’nin birleştirilmesi peygamber kıssaları,Mekke ve medine’nin birleştirilmesi ilitam ders soruları, Mekke ve medine’nin birleştirilmesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &