ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Bahreyn el hasâ
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Bahreyn el hasâ  (Okunma Sayısı 663 defa)
14 Ocak 2011, 15:42:30
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 15:42:30 »



Bahreyn (el-Hasâ)


628. Günümüzde el-Hasa (el-Ahsâ) denilen Doğu Arabistan’ın sahil şehri, ilgilendiğimiz dönemde Bahreyn olarak adlandırılıyordu (Bugünkü Bahreyn adasının adı da o zamanlar Uvâl idi). Tarih içinde çok geriye gitmeksizin burada hatırlatalım ki, Bahreyn eyaleti Şâpûr II’den (310-379) beri İran İmparatorluğunun bir parçasıydı. Buranın valisi, Hire kralı tarafından atanmış bir Arap kabile başkanı idi. Ama bu valinin yanında, en azından Sasanilerin son dönemlerinde, soylu bir İranlı bulunuyordu.725 Acaba buradan, imparatorluktan herhangi bir yardım almaksızın ve idari yapıda daha etkili olabilmek amacıyla Lahmîlerin Bahreyn’i kendi topraklarına kattıkları sonucunu mu çıkarmak gerekir?

629. Bu bölgede iki önemli yer ismine rastlamaktayız: Müşekker ve Hacer. Kaynaklarımıza göre İranlı ilbay Merzuban Hacer’de oturmakta, yıllık büyük fuar da Müşekker’de kurulmaktaydı.726 Kelime anlamı olarak Hacer “şehir”, “en üstün şehir” demektir. Müşekker ise kırmızı ya da kızarmış anlamına gelmektedir. Her halde müstahkem kale Hacer’de bulunuyor ve kervanlar sadece şehrin dışındaki Müşekker’de konaklıyorlardı. Eski Hacer şehri günümüzde el-Husuf adını almıştır.

630. Temim ve Abdu’l-Kays kabileleri bu bölgede otururlardı. İbn Habîb’in727 naklettiğine göre, Abdu’l-Kaosların Müşekker’de Zu’l-Laba dedikleri bir putları vardı. Bu putun sapık hizmetkarı olan insanlar Benû Amir sopundan geliyorlardı. Yazarımız, Zu’l-Laba’yı ziyarete gelenlerin şöyle bir ifade kullandıklarını ekler:

        “Buyur (Lebbeyk) tanrım, buyur, işte huzuruna geldik. Buyur, tanrım! Mudarlıları bizden uzak kıl, bu yolculuğu bizim için güvenli kıl ve bizi koru. Ey tanrım bizi Hacer’in efendilerinden koru!”

        Dua cümlesindeki ifadelere bakılırsa, Hacer’deki her halde İranlı olan valilerden çok korkuyorlardı.

631. İslam’ın ortaya çıkmasına az bir süre kala bu bölgedeki idari yapılanma hakkında elimizde net ve kesin bir bilgi yoktur. İbn Habîb’in ifadesine göre,728 İran İmparatorları Bayreyn valilerini, aşağıda adı geçen Münzir ibn Sâve’nin de mensup olduğu Temim kabilesinin Abdullah ibn Zeyd’in sopundan seçiyorlardı. Elimizde, Resulullah (AS)’ın Bahreyn valiliği yapan Usaybuht729 adında bir İranlıyla ve yine Bahreyn Sâhibi olarak geçen el-Hilâl730 adlı bir Arapla yapmış olduğu yazışmalar bulunmaktadır. Resulullah (AS)’ın Hurmuzan731 adında unvanı belirtilmeyen bir İranlıya yazmış olduğu mektubu ise burada değerlendirmeye almayacağız. Ancak şu kadarını belirtelim ki, Resulullah (AS)’ın Münzir ibn Sâve’ye gönderdiği mektuplarda onun göreviyle ilgili bir açıklamaya yer verilmemiştir. Acaba Münzir o sırada, başka birçok Arap memur gibi, İmparatorun kaprisli tutumu yüzünden zorla görevden mi alınmıştı?

632. Ne olursa olsun, İslam Devleti ile Münzir arasındaki diplomatik ilişkiler oldukça eskiye dayanmaktadır. Büyük hadis bilgini ve mezhep kurucusu Ahmed ibn Hanbel’in naklettiği bir hadise göre,732 Muhammed (AS) gençliğinde bu bölgeyi ziyaret etmişti ve buraları çok iyi biliyordu. Belazurî,733 Resulullah (AS)’ın, Münzir’e ilk siyasi mektubu H. 6’da gönderdiğini belirtmekle birlikte, söz konusu mektubun metnini vermez. Acaba bu mektup H. 7 yılı başlarında değişik yöneticilere gönderilenlerden önce mi kaleme alınmıştı? Bugün elimizde, Resulullah (AS) tarafından bizzat Münzir’e gönderilen sekiz mektubun yanı sıra, Temim, Abd el-Kays vs. gibi diğer kabilelere gönderilenlerin metinleri de bulunmaktadır. Bunlardan ilki aşağıda verilmiştir:

        “Allah’ın Elçisi Muhammed’den Münzir ibn Sâve’ye:

        Selam hakikat yolunu izleyenlerin üzerine olsun. O halde ben seni İslam’a davet ediyorum. İslam’a boyun eğersen sonunda esenliğe kavuşursun ve Allah şu anda iki elinin (iktidarı) arasında sahip olduğun şeyleri gerçekten sana bağışlayıp, senin yapar. Şunu da bil ki benim dinim (güç ve iktidarım) yumuşak tabanı üzerine basan develerle tek tırnaklı atların erişebileceği sınırlara dek uzanan ülkelerde, çok yakın bir zamanda muzaffer olacaktır.”

Mühür: Allah

Resûl

Muhammed734

633. Mektubu götürmekle görevli el-Alâ ibn el-Hadramî Mekke’de oturan bir kimseydi.735 Kendisine, Münzir’in İslam’ı kabul etmesi halinde Bahreyn’de kalıp oradaki Müslümanların hükümet işleriyle ilgilenmesi ve zenginlerden alınacak olan vergilerle yoksullara yardım etmesi görevi de verilmişti.736 Mektubu teslim amacıyla gelen elçi el-Alâ şöyle dedi:

        “Ey Münzir! Sen bu dünya işlerinin görülmesinde büyük bir bilgi sahibi kimse olarak ün yapmışsın. Bu durumda, öte dünyayı daha az biliyor olman düşünülemez. Şu Mecûsilik dinlerin en kötüsüdür: Onda ne Arabın şeref ve haysiyeti, ne de Ehl-i Kitab’ın (Yahudi ve Hıristiyanların) bilgi ve hikmeti bulunmaktadır. Bu din, çok utanç verici aile içi evliliklere izin vermekte ve Kıyamet Günü kendilerini yakıp kavuracak olan ateşe tapmayı emretmektedir. Sen zekâ ve hikmetten yoksun biri değilsin. Öyleyse söyle bana: Hayatında hiç yalan söylememiş bir kimseyi yalanlamak, hayatında hiç ihanet etmemiş bir kimseden kuşkulanmak ve hayatında asla sözünden dönmemiş birine inanmamak ne derece doğru olur? Bu saydığım nitelikler kendisinde bulunan kişinin bir ümmi Peygamber (asil, İsrail’e mensup olmayan) olması gerekir. Allah’a yemin ederim ki hiç kimse kalkıp da onun yapılmasını emrettiği şeylerin yasaklanması gerektiğini, ya da yasakladığı şeylerin yapılmasının daha yerinde olacağını söyleyemez. Aynı şekilde, akıl ve hikmet sahibi hiçbir insan onun uyguladığı cezalarda daha hoşgörülü ya da affettiği şeylerde daha sert ve katı olması gerektiğini söyleyemez.”

        Bu açıklama karşısında Münzir şöyle cevap verdi:

        “Sizin dininizin en çok hoşlandığım tarafı sadece bu dünya ya da sadece ahiretle sınırlı olmayıp, her iki dünyanın da saadetini kendi içinde bir araya getirmiş olmasıdır. Öyleyse niçin onu kabul etmeyecekmişim?”737

634. Münzir’in Resulullah (AS)’a gönderdiği cevap mektubu kaynaklarda geçmemekle birlikte, her halde düşmanca bir ifade taşımıyordu. Ancak bu mektupta muhtemelen yanına gönderilen Müslüman vali ile kendisi arasındaki yetki paylaşımı konusunda bazı açıklamalar istediği için, Resulullah (AS)’ın ertesi cevabı738 şöyle olmuştur:

        “Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla!

        Allah’ın Elçisi Muhammed’den Münzir ibn Sâve’ye:

        Selam senin üzerine olsun! O halde ben, kendisinden başka tapınılacak bir tanrı bulunmayan Allah’ın hamd ve senasını iletir ve beyan ve ikrar ederim ki, Allah’tan başka tanrı yoktur. Muhammed onun Kulu ve Elçisidir. Ayrıca sana sonsuz güç ve kudret sahibi olan yüce Allah’ı hatırlatırım. Zira, iyi ve güzel bir öğüdü tutan kişi kendi menfaatine çalışmış olur. Benim gönderdiğim elçilere itaat eden ve onların emirlerine uygun hareket eden kimse de bana itaat etmiş olur. Ayrıca, kim onlara saygı ve ilgi gösterirse, bizzat bana saygı ve ilgi göstermiş olur. Gerçekten, gönderdiğim elçiler senden bana övgüyle söz ettiler. Ben de halkının nazarında sana şefaatçi olmayı kabul ettim. O halde sen de İslamiyet’e girdikleri sırada Müslümanların sahip olduğu malları onların elinde bırak. Ben suçluları bağışlayan bir kimseyim. Öyleyse sen de (onların af isteklerini) kabul et. Sen iyi ve güzel davrandığın sürece biz de seni üstlendiğin görevlerinden alıkoymayız. Aksine, kim Yahudiliğinde ya da Mecusiliğinde ısrar ederse bu durumda Cizye ödemeye tabi tutulur.

Mühür: Allah

Resûl

Muhammed”

635. Bu belgenin aslı yeniden bulunmuş olup, bundan sonraki bölümde ayrıntılı olarak üzerinde duracağız. Metinde geçen selamlama ifadeleri Münzir’in İslam’ı kabul ettiğini göstermektedir. Zira Resulullah (AS)’ın Müslüman olmayanlara gönderdiği davet mektuplarında kullandığı değişmez selam ifadesi “Allah’ın selamı hakikat yolundan gidenlerin üzerine olsun!” şeklinde idi. Bu mektupta kullandığı “Kim gönderdiğim elçilere itaat eder…” ve .”..biz de seni üstlendiğin görevlerinden alıkoymayız” cümleleri, Bahreyn “eyaletinde” Müslüman vali ile yerel yönetici arasında, mülkî ve idarî görevlerde bir yetki paylaşımına gidildiğini göstermektedir. Muhtemelen, İslam’ı kabul eden kişilerin yönetilmesi, zekat ve fitrelerin tahsili, İslam’ın öğretilmesi ve yaygınlaştırılması vb. görevler Müslüman valinin yetki alanı içine sokulmakta, öte yandan, gayrimüslim halkın yönetimi Münzir’in elinde bırakılmaktaydı. Daha sonra neler olduğunu Ebû Ya’lâ’dan (İbn Hâcer’den naklen, Metâlib’ Nº 3867) okuyalım: “Bahreyn’in (bugünkü el-Ahsâ) başkanı, Resulullah (AS)’a, muhtemelen kolye yapımında kullanılan deniz kabuklularından yapılmış süs eşyalarını hediye olarak göndermişti. Resulullah (AS), bu süs eşyalarından iki avuç dolusunu, sahabenin önde gelen kadınlarından biri olan er-Rubeyyi’ bint Mu’avviz’e gönderdi.” Onun bu bağışı yapmasındaki amaç, herhalde bu genç kadının hemşire olarak askerî seferlere çok faal biçimde katılmış olmasıydı (Buhârî, 56/67, 68; İbn Hâcer, İsâbe, “Kadınlar” bölümü Nº 415). Bu izlenimimiz muhtemelen H. 9 yılına ait olan ve Tebûk Seferi hazırlıkları sırasında kaleme alınan bir başka belgeyle739 daha da güçlenmiştir:

        “el-‘Alâ ibn el-Hadramî’ye:

        İmdi ben, cizye olarak toplayabildiği şeyleri kendisinden alıp getirmesi için el-Münzir ibn Sâve’ye birini gönderdim. Onu bu konuda sıkıştır ve aynı zamanda sadaka ve öşür olarak toplayabildiklerini de gönder. Selam üzerine olsun. Kâtip Ubey tarafından yazılmıştır.”

636. Kaynaklarda sözü edilen 80.000 dirhemin gönderilmesi de aynı döneme rastlamaktadır.

637. Müslüman valinin her şeyden önce, İran etkisi nedeniyle Mecusiliğin Araplar arasında taraftar bulduğu bölgede İslam’ın ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Bahreyn el hasâ
« Posted on: 20 Eylül 2019, 15:26:37 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Bahreyn el hasâ rüya tabiri,Bahreyn el hasâ mekke canlı, Bahreyn el hasâ kabe canlı yayın, Bahreyn el hasâ Üç boyutlu kuran oku Bahreyn el hasâ kuran ı kerim, Bahreyn el hasâ peygamber kıssaları,Bahreyn el hasâ ilitam ders soruları, Bahreyn el hasâönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &