ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Arabistandaki diğer İran sömürgeler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Arabistandaki diğer İran sömürgeler  (Okunma Sayısı 516 defa)
14 Ocak 2011, 15:36:14
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 14 Ocak 2011, 15:36:14 »



Arabistandaki Diğer İran Sömürgeleri

Temîm Kabilesi

653. Bahreyn bölgesi başkanı Münzir, bir kısmı çölde göçebe hayatı sürdüren Temîm kabilesine mensuptu. Arabistan’ın en doğusunda yaşayan bu kabile, bugün bilmediğimiz nedenlerden ötürü, Yarımadanın en Batısında bulunan Mekke şehrinin yönetiminde belli bir etkiye sahipti. Gerçekten, Arafat’ta toplanan hacıların yerine getirmeleri gereken dini görevlerden Temimliler sorumluydu; İcâze yani dini törenlerin artık bittiğini ilan etme yetki ve ayrıcalığı da onlara verilmişti.752 Aynı şekilde, Mekke’nin banliyösünde bulunan büyük Ukaz fuarında hakemlik göreviyle de onlar ilgileniyorlardı.753

654. Suheylî’nin754 verdiği bilgiye göre, Utarid et-Temîmî bir defasında İran İmparatoru Şiruye’nin huzuruna çıkarak, kendisinden kuraklık dönemi boyunca kabilesinin hayvanlarını bir süre İran topraklarında otlatma izni istemiş, Şiruye de kabilenin, topraklarında kaldığı süre içinde iyi davranacağına ve otlatma mevsiminden sonra buradan hemen ayrılacağına dair güvence istemiştir. Bedevî töreleri gereğince, Utarid ok ve yayını İmparator’a sunmuş, bu duruma şaşıran İmparator’a, çevresindeki saray erkânı, bir Bedevî’nin bu yaydan daha sağlam bir güvencesi olamayacağını açıklamak durumunda kalmışlardır. Birkaç ay sonra Utarid, konukseverliği dolayısıyla İmparator’a teşekkür etmek ve Arabistan’ın daha iç bölgelerine dönüp gitmeden önce onun iznini almak için tekrar huzuruna çıkmış, bu arada güvence olarak bıraktığı yayını geri istemeyi de unutmamıştır. Utarid’in ve kabilesinin güzel davranışlarından etkilenen İmparator, kendisine bir kraliyet kaftanı hediye etmiştir. Bedevi bu armağana çok memnun olmuş ve onu büyük törenler esnasında sırtında taşımıştır. Aynı şeyi Resulullah (AS)’i ziyareti sırasında da yapmıştır. Ancak, Peygamber’in kendisini uyarıp azarlamasına bakılırsa, kaftan muhtemelen ipekten dokunmuştu. Bu konuya ilerde değineceğiz.

655. Aynı kaynak (Suheylî, II, 335), Temim kabilesinin sarık ve kumaşlardan yapılmış bir putları olduğunu, buna safran vb. kokular sürdüklerini ekler. Temimliler, “hac” amacıyla bu putu ziyaret ederlerdi. Öyle görünüyor ki, şair ez-Zibrikan bu puta bekçilik ve hizmetçilik yapmakta idi.

656. Bu kabilenin İslam’ı kabul edişi, çok merak uyandırıcı koşullarda gerçekleşmiştir. H. 9 yılında Resulullah (AS), Zâtu’l-Eştât gölü çevresinde otlayan sürülerin yıllık vergilerini tahsil etmek üzere, Huzâa kabilesi nezdinde bir memur göndermişti. Temimli birkaç aile (özellikle Benû Enbâr), görüldüğü kadarıyla bir kuraklık ve kıtlık yüzünden, aynı yerde konuk olarak bulunmaktaydı. Huzaalılar daha önceden Müslüman olmuşlar ve vergilerini itirazsız ödüyorlardı. Vergi tahsildarı Temimlilerin de aynı ödemede bulunmalarını istedi. Onlar ise, henüz İslam’ı kabul etmedikleri için bunu reddettiler ve hemen silahlarını kuşandılar. Tahsildar, olaydan Resulullah (AS)’i haberdar etmek amacıyla Medine’ye döndü. Bu arada, Huzâalılar, Resulullah (AS)’ın temsilcisini tehdit etmenin doğuracağı sonuçlardan korkarak, bu uygunsuz misafirlerini ülke dışına çıkarmak zorunda kaldılar. Enbarîler başka koruyucular aradılarsa da, Medine’den gelen askerî bir birlik onlara yetişip, 11 erkek, 11 kadın ve 30 çocuğu esir alarak, hepsini Medine’ye götürdü. Diğerleri ise kaçıp kurtuldu.755 Temimiler, Enbarlılar ve diğerleri bir araya gelerek savaş tutsakları arasında kız kardeşi Safiye’nin de bulunduğu el-A’ver ibn Beşşâme başkanlığında önemli bir elçi heyetini Resulullah (AS)’ın huzuruna gönderdiler. Elçi heyetini oluşturanlar arasında, Mekke’nin fethi sırasında İslam ordusu saflarında olduğu göz önünde tutulursa en azından bir yıldır Müslüman olan el-Akra ibn Hâbis,756 Şiruye’nin kaftanını giyen Utarid, şair Zibrikan ve diğerleri bulunuyordu. Bunların karşılanışı gerçekten görmeye değerdi. Bu sert ve haşin tabiatlı Bedeviler Medine’ye gelir gelmez Resulullah (AS)’ın evinin kapısı önünde bağırıp çağırmaya başlayarak, dışarı çıkmasını ve kendilerini hemen kabul etmesini istediler. Ayrıca, kime karşı olursa olsun saygı göstermek ya da bu saygıyı geri almak gücünde olduklarını eklediler. Muhammed (AS) dışarı çıkarak onlarla bir süre yumuşak bir dille konuştu ve daha sonra öğle namazını kılmak üzere mescide geçti. Namazdan sonra kendilerini huzuruna kabul etti. Utarid hemen ayağa kalkarak bir konuşma yaptı: Temimlilerin kendi içlerinden krallar çıkardığını, zengin oldukları kadar cömert de olduklarını, sayılarının çok ve kendilerinin de güçlü olduklarını sayıp döktü. Bu bedevîlere özgü bir meydan okuma idi. Muhammed (AS), Medine’li kâtibi Sâbit ibn Kays’dan bu sözlere bir cevap vermesini istedi. Kendisi yüksek ve gür sesiyle ün yapmıştı. Doğaçlama yaptığı konuşmasında Sâbit, Allah’ın kendilerine krallara karşılık çok daha iyi ve güzel, hayırlı şeyler verdiğini, bunların da bir Peygamber, bir Kutsal Kitap (Kur’an) ve her iki dünya için geçerli iyilikler içeren bir din olduğunu dile getirdi. Ve şöyle ekledi: “Sizin yaptıklarınızın aksine, bizler bu Peygamberin izinden gidiyor, onu canlarımız ve mallarımız pahasına koruyor ve ona karşı çıkanla mücadele ediyoruz.”

657. Daha sonra Temimli şair Zibrikân ayağa kalkarak, kabilesinin sahip olduğu erdemleri sayıp döktü. Ona cevap vermek için de Hasan bin Sâbit çağrıldı. Onun hemen doğaçtan söylediği şiir de az etkileyici ve gösterişten uzak değildi. Temimliler aralarında görüşmek üzere bir kenara çekilip, birbirleriyle şöyle konuştular: “Onların hatipleri bizimkinden daha iyiydi, şairleri de öyle; sesleri de çok tatlı ve yumuşaktı; üstelik Muhammed, kendisine sert ve haşin davranmamıza rağmen, bizden daha kibar ve nazik.” Ve İslam’ı kabul etmeye karar verdiler. Daha sonra Resulullah (AS)’ın huzuruna girerek, tutsaklarının bağışlanmasını rica ettiler. Muhammed (AS), elçilik heyetinden Sabire ibn Amr adlı Temimlinin, kararını kabul edeceğini önceden belirterek, bu konuda hakemlik yapmasını istedi. Bu hakem, tutsakların yarısının kurtulmalık bedeli alınmaksızın salıverilmesine, diğer yarısının ise örf ve adete uygun olarak fidyelerinin ödenerek salıverilmelerine karar verdi. İbn Hişâm,757 bu askerî sefer sırasında, Resulullah (AS)’ın hanımı Ayşe’nin kendisine şöyle söylediğini ekliyor:

        “Ey Allah’ın Resulü! Ben bir süre önce İsmail’in soyundan gelen (Arap) bir köle azat etme adağında bulunmuştum.”

        Bunun üzerine Resulullah (AS) şu karşılığı verdi:

        “İşte! Birazdan gelecek olan Temimlilerden istediğin herhangi birini azat edebilirsin!”

        Nitekim, müminlerin annesi Ayşe, savaşta tutsak edilenler Medine’ye gelince bu adağını yerine getirmiştir (Resulullah (AS) bunlardan sadece Ayşe’nin seçtiği birini köle durumuna getirmiş ve böylece o adağını yerine getirebilmiştir). Elçi heyetinin başkanının kız kardeşini ise, Muhammed (AS) bir fidye almaksızın ona iade etmiştir.758 Resulullah (AS), ayrıca heyet üyelerinin her birine, hatta develerine bakan çocuğa bile çok cömert bir biçimde armağanlar vermiştir.

658. Olay böylece bir dostluk havası içinde tatlıya bağlanmış ve İslam, Temimlilerin yurdu olan Basra körfezi bölgesinde yayılmaya başlamıştır.

659. Tarihî kaynaklar bize, Resulullah (AS) tarafından Temimlilere gönderilmiş en az dokuz mektup olduğundan söz ederler.759 Ama ne yazık ki bu mektuplardan çoğunun metinleri muhafaza edilmemiştir. Kendilerine mektup gönderilen iki kişiye, yani Katade ibn el-A’ver ve Huseyn ibn Müşmit’e Muhammed (AS) bir takım arazi imtiyazları (tımar) vermiştir; Ahmer ibn Muâviye’nin ise bütün malları için güvence vererek, bu aileye zarar verecek olanların sert bir biçimde cezalandırılacağını ilan etmiştir. Temim kabilesinden Kayle bint Mahramad adlı bir kadına gönderilen mektup oldukça dikkat çekicidir:

        “Resulullah (AS), kırmızı bir deri parçası üzerine aşağıdaki satırları yazmıştır: Kayle ve Kayle’nin kızları durumundaki kadınlardan hiçbiri sahip oldukları haklardan yoksun bırakılamaz ve hiçbiriyle zor kullanarak nikah yapılamaz. Sonuç olarak her itaat eden mümin kendi payına düşeni alacaktır. Bu kadınlar iyilik yapsınlar ve kötülüklerden kaçınsınlar.”760

660. Bu mektubun hangi koşullar altında yazıldığını bilmiyoruz. Ancak, bu Kayle’nin bir başka olayda daha karşımıza çıkması oldukça anlamlıdır: Temimli olmasına rağmen, bu kadın, başka kabileye (anlaşıldığına göre Bekr ibn Vâil’e) mensup biri ile nikâhlanmıştı. O sıralarda İslam’ı kabul etmiş olan bu kabileden bir heyet, Dahnâ çölünün tamamının bu kabileye tımar olarak verilmesini Resulullah (AS)’den istemişlerdi. Bu durum Temimlilerin çıkarlarına ters düşmekteydi. Bu durumu gören Kayle büyük bir gayretle işe müdahale ederek, Resulullah (AS)’i böyle bir haksız uygulamadan vazgeçirmeye çalıştı ve bunda da başarılı oldu.761

661. Yine, Temimli el-Ahsem ibn Sayfî, Resulullah (AS)’ın huzuruna bizzat çıkmak istiyordu; ancak yakınları, kendisinin çok yaşlı olduğunu ve yollarda bazı tehlikelerle karşılaşabileceğini söyleyerek kendisine engel oldular. O da oğlu aracılığıyla, aşağıdaki mektubu gönderdi:

        “Allah’ım! Senin adınla başlarım. (Allah’ın) Bir kul(un)dan (başka) bir kul(un)a! İmdi, Sana ulaşmış olan şeye bizi de ulaştır; zira biz, seninle ilgili olarak, aslını bilmediğimiz bazı haberler aldık. Eğer sen doğru yola eriştirilmiş biriysen, bize de rehberlik et; ve eğer sana bazı şeyler öğretilmişse, nimetlendirildiğin şeyleri bizimle paylaş. Selâm!”

        Resulullah (AS)’ın bu mektuba şöyle cevap verdiği rivayet edilir:

        “Allah’ın Elçisi Muhammed’den, el-Ahsem ibn Sayfî’ye! Allah’ın selâmı üzerine olsun. Sana Allah’ın övgülerini bildiririm. Gerçekten de Allah b...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Arabistandaki diğer İran sömürgeler
« Posted on: 20 Eylül 2019, 14:51:23 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Arabistandaki diğer İran sömürgeler rüya tabiri,Arabistandaki diğer İran sömürgeler mekke canlı, Arabistandaki diğer İran sömürgeler kabe canlı yayın, Arabistandaki diğer İran sömürgeler Üç boyutlu kuran oku Arabistandaki diğer İran sömürgeler kuran ı kerim, Arabistandaki diğer İran sömürgeler peygamber kıssaları,Arabistandaki diğer İran sömürgeler ilitam ders soruları, Arabistandaki diğer İran sömürgelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &