ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu  (Okunma Sayısı 1963 defa)
26 Aralık 2009, 23:26:53
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 26 Aralık 2009, 23:26:53 »



Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu


ibn-i Sa´d ve Beyhakî Hâlid bin Velîd´den rivayet ederler. O şöyle demiştir: "Azız ve Celîl olan Allah, benim hakkımda hayır ve hidâyet dilediği zaman, benim kalbime müsîümanlık sevgisini attı. Doğruyu görmeyi bana nasîb etti. Zaten ben kendi kendime: "Bugüne kadar Peygamber´in aleyhine katıldığım bütün vak´a ve harblerden döndüğüm sırada, isabetli hareket etmediğimi düşünür, er veya geç Muhammed mutlaka davasında başarılı olacaktır" derdim. Benim yine böyle bir vicdan muhasebesi yaptığını sırada, Peygamber (a.s.) Hudeybiye seferi ne çıkmıştı. Ben de müşriklere âit süvariler arasında çıkmış, îslâm Ordusuna yaklaşmış, Usfân denilen yere gelip tam peygamber´in hizasında vaziyet almıştım. Peygamber ashabına bizim önümüzde öğle namazını kıldırıyordu. Biz bu sırada Kureyş´in atlıları olarak ve tam zamanıdır diyerek onlara saldırmayı tasarlamıştık. Fakat bu düşüncemizi tatbik etmedik. Peygamber ise bizim bu kasdımızdan haberdâr edildi. İkindi namazını ashabına Havf Namazı olarak, yâni nöbetleşe bir şekilde kıldırdı. [107]

O´nun böyle bir tedbîr alması, namazı kıldırırken bile bir tedbîre tevessül etmesi; doğrusu bizim üzerimizde çok te´sîr etti. Ben kendi kendime dedim ki: "Bu adam, muhakkak Allah tarafından -korunuyor." ^onra^nvâri-kuvvetleri-otaral bırînrimizden ayrılıp değişik yerlerde mevzilendik. Peygamber bu hareketimize karşı dahî tedbîr aldı ve bizim atlıların yolundan saparak sağ istikâmeti takîb etti. Ben de yolumu takîbederek Kureyş´e durumu haber vermeye gittim.

Peygamberimiz, Hudeybiye´de Kureyş ile bir barış andlaşması yaparak geri döndüğü zaman, kendi kendime sordum: "Şimdi geride ne kaldı? Ne yapmam, nasıl hareket etmem doğru olur? Yemen kiralı Necâşî´ye gitsem, O, Peygambere tâbi olmuş ve Peygamberin ashabını himayesine almış durumda. Yoksa Rûm diyarının kiralı Herakliyus´a mı gitsem? Yahut da kendi dînim olan putperestliği bırakarak hiristi-yanlığa veya yahûdîliğe mi girsem? Yoksa kalkıp Acem diyarına giderek onların dînine mi girsem? Arabın dîninden Acemin dînine geçmek de benim için ne kadar ayıp olur? Yoksa, kendi ülkemde kendin dînimde, diğer araplar gibi sabır ve sebat mı etsem?" îşte ben, böyle tereddüdler içinde kıvranırken Peygamber (s.a.v.), Kureyşle olan andlaşması gereği Umresini kaza için asn âbı ile birlikte Mekke´ye geldi. Demek ki aradan bir sene geçip gitmişti. Peygamberle birlikte kaza umresi´ne gelenler arasında kardeşim Velîd bin Velîd de vardı. Ben, müslümanların Mekke´ye girişlerini ve Umre yapışlarını görmemek için, ortalıktan kayıp oluverdim. Kardeşim beni hayli aramış ve bulamamış. Nihayet bana bir mektup yazıp göndermiş. Mektubunda ise şöyle diyordu:

"Rahman ve Rahim olan Allah´ın adıyla. Bundan sonra derim ki:

Kardeşim, sen hem bu kadar akıllı ol, hem de islâm´dan kaçıyor ol, doğrusu bunun kadar şaşılacak bir şey görmedim! İslâm´ın ne olduğuna gelince: Şimdi bunu bilmiyen mi var? Peygamber efendimiz, seni benden sordu ve, "Halid nerededir?" buyurdu. Ben de: "İnşaallah gelir" dedim. O da buyurdu ki: "Halid gibi biri, İslâm´ın ne olduğuna cahil kalmış olamaz! Şimdi o, gücünü ve kahramanlığını müslümanlarla birleştirmiş olsa, kendisi için ne kadar da hayırlı olur!"

Kardeşim hiç durma, acele et! Kaçırdığın nice güzel fırsatları, derhal telafi eyle!"

işte ben kardeşim Velîd´in bu şekilde yazdığı mektubunu alınca, islâm´a rağbetim arttı ve Resûlüllah´ın sözleri beni çok sevindirdi. Zâten o günlerde şöyle bir rü´yâ da görmüştüm: "Sanki ben, dar ve bitkisiz bir arazide idim ve buradan çıkıp geniş ve yeşillik bir arazîye gitmişim." Kardeşimin bu mektubunu alınca, tamam dedim, benim gördüğüm rü´yâ da buna çıksa gerekir. Yani böyle yorum yaptım. Medine´ye vardığımız zaman, bu rü´yâmı Ebû Bekime muhakkak açmalıyım, dedim ve kendisini görerek rü´yâmı ona naklettim. O da bana dedi ki;

"Bak Hâlid, gördüğün bu rü´yâdaki dar ve bitkisiz arazî, senin içinde bulunduğun şirk hâlini gösteriyor. Çıkıp gittiğin yeşillik ve bol arazî ise, Allah´ın seni hidâyette kılacağı islâm demektir."

Bunun üzerine ben, Peygamber Efendimiz´e gitmeye kesin karar verdim. Fakat yalnız olarak gitmek de istemedim. Acaba bana kim ar kadaş olur? diye düşünürken, yolda Safvân bin Ümeyye ile karşılaştım. Ona dedim ki: "Ey Ebû Vehb, içinde bulunduğumuz durumu, düşünüp görmüyor musun? Artık Muhammed´in Arab´a ve Acem´e galebe çaldığı açıkça ortaya çıkmıştır.- Birlikte O´na gitsek ve güzelce müslüman olsak, bizim için ne kadar hayırlı olacak! Hem, Muhammed´in şerefi bizim şerefimiz, O´nun üstünlüğü bizim üstünlüğümüz değil midir? Safvân, benim bu teklîfîmi şiddetle red etti ve: "Tek başıma kalsam, yine de ben ebediyen Muhammed´e tabî olmam!" karşılığını verdi.

Bunun üzerine ayrıldık. Ben giderken kendi kendime: "Bu adamın kardeşi ve babası Bedir´de öldürüldüğü için bu derece şiddet ve öfke ile dolu" dedim ve bu sefer de Ebû Cehl´in oğlu tkrime ile karşılaştım. Kendisine Safvân bin Ümeyye´ye söylediklerimin aynısını söyledim. O da bana, Safvân´ın verdiği cevâbın aynısını verdi. Fakat ben kendisine: "Ey Ikrime, sana olan bu teklifimi bir sır olarak sakla" dedim. O da: "Olur, kimselere söylemem" dedi. Ben, Hz. Peygamber´in yanma mutla ka bir arkadaşla gitmek istediğim için, bu durumda evime döndüm ve binit devemin hazırlanmasını emrettim. Sonra deveme binerek Osman bin Talha´nın yanma gittim. Ona da aynı teklifi yapmak istiyordum. Fakat onun da atalarından öldürülenleri hatırlıyor, diğerleri gibi onun dahî teklifimi red edeceğinden endişe ediyordum. Fakat bu tededdüdü-mü yenerek, derhal ona gittim. Durumu kendisiyle etraflı olarak görüştüm ve: Bu durumda biz, inine bir kova su atılsa derhal çıkacak durumdaki bir tilkiye benziyoruz. Küçük bir bahane ile içinde bulunduğumuz şirk yuvasından ayrılıp müslümanlığa kavuşmamız, çok kolay ve yakındır" dedim ve Öncekilere yaptığım teklifi, açıkça ona da yaptım. Osman ise, derhal teklifimi kabul etti ve bana dedi ki: "Derhal hazırlıklarımızı yapalım ve yola çıkalım. Ye´cic´de buluşalım, oraya ben erken varırsam seni bekleyeyim, sen erken varırsan beni beklersin" dedi. Ben de peki dedim ve evime dönerek hazırlığımı tamamladım. Seher vakti yola çıktık, şafak atmadan da Ye´cic´de birleştik. Birlikte yola devam edip Hüdde denilen yere geldiğimiz zaman, Amr bin el-As ile karşılaştık. O bize "Merhaba arkadaşlar!" diye hitap etti. Biz de kendisini "Merhaba" diyerek karşıladık. Sonra bize "- yolculuk nereye?"

diye sordu. Biz de kendisine "- Sizin çıkış sebebiniz nedir?" dedik. O tekrar sordu:"- Sizin çıkış sebebinizin ne olduğunu söyler misiniz?" Biz de kendisine: "- Biz müslümanlığı kabul etmek maksadıyla yola çıktık" cevabını verdik. Amr da aynı maksatla yola çıktığını bildirince, birlikte yolumuza devam ettik. Nihayet Medine´ye vardığımız da binit develeri mizi Harra´nm ortasında ıhtırdık. Gelişimiz, Peygamber´e (s.a.v.) haber verilmiş ve kendileri bundan çok sevinç duymuşlar. Harra´da hazırlığı­mızı yaptık. Ben en güzel elbisemi giyerek Hz. Peygamberin huzuruna çıkmak istedim ve Öyle de yaptım. Beni ilk karşılayan kardeşim Velîd oldu ve bana: "Hemen huzura çık, sizin gelişiniz Peygamber Efendimiz´e haber verilmiş ve kendileri bundan çok sevinmiştir! Ve şu anda O, sizleri beklemektedir" dedi. Biz de hızla yürüyerek O´nun huzuruna gittik. Hz. Peygamber, devamlı tebessüm Duyuruyordu. Ben kendilerine "Selâm sana, ey Allah´ın Peygamberi!" ´ diyerek selam verdim. O da bizlere, güler yüzle selam verdi. Ben, derhal şehâdet getirdim:

"Ben gerçekten şehâdet ederim ki, Allah´tan başka ilâh yoktur, sen de gerçekten Allah´ın Resulüsün!"

Benim müslüman olmam üzerine Peygamberimiz şöyle buyurdu: "Seni hidâyette kılan Allah´a hamdederim! Ben, gerçekten senin aklına güveniyor, bu aklın, seni ancak hayır ve iyiliğe kavuşturacağını ümîd ediyordum!"

Ben dedim ki: "Ey Allah´ın Resulü, biliyorsunuz ki ben, birçok yerde cephede sizin aleyhinize faaliyetlerde bulundum. Siz, benim için Allah´tan mağfiret isteyiveriniz de Allah-beni affetsin!"

Efendimiz de bunun üzerine:

"islâm, kendinden öncekileri keffâretler" buyurdu,

Hâkim, îbn-i Abbâs´m şöyle dediğini haber vermiştir: "Bir gazvede Peygamber (s.a.v,) Usfân´da müşriklerle karşılaştı. Orada öğle namazını kıldırırken müşrikler onu gördüler ve bunu bir fırsat bilerek saldırmak istediler. İçlerinden biri: "Onların, bundan sonra da kılacakları bir namazları vardır, onlar bu namazı çocuklarını ve mallarını sevdiklerin den daha fazla severler. O ikindi namazıdır. O namazı kılarlarken saldırır, haklarından geliriz" dedi. Müşrikler de bunun üzerine saldırma işini te´hîr ettiler. Bunun üzerine şu âyet-i kerîme nazil oldu:

"Sen onların içinde bulunup kendilerine namaz kıldırdığın vakit." (Nisa Sûresi, 102.) işte bu âyet-i celîle, korku ve tehlike zamanlarında kılınacak namazın şekil ve esaslarını beyân etti. Aynı zamanda o sırada Peygamber Efendimiz´e müşriklerin neyi tasarladığı da bildirildi. İkindi vakti geldiğinde müşrikler, Peygamber Efendimizin ön tarafında ve kıble cihetinde idiler Peygamberimiz de müslümanlan iki saf yaptı, her bir saf nöbetleşe namaz kıldı. Müşrikler, müslüman saflardan birinin Hz. Peygamber ile rükû´ ve secde ettiklerini, diğer safın ise ayakta durduklarını ve kendilerini gözetlediklerini görünce, müslümanlara

birşey yapamıyacaklarını anladılar ve "Kendilerine yapmayı tasarladı ğımız saldırıyı haber almışlar, biz bunlara birşey yapamıyacağız!" dediler."[108]






[107] Hudeybiye Seferinde Hâiid´ın tam Peygamberimiz´İn hizasında mevzi almış olması doğru değildir. Zırâ Hâlıd, islâm Ordusunu görmüş değildir... Daha önce de geçtiği gibi, yoida ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu
« Posted on: 30 Mart 2020, 10:54:16 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu rüya tabiri,Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu mekke canlı, Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu kabe canlı yayın, Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu Üç boyutlu kuran oku Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu kuran ı kerim, Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu peygamber kıssaları,Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşu ilitam ders soruları, Halid Bin Velid´in Müslüman Oluşuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &