ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Kapaktakiler > Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı  (Okunma Sayısı 488 defa)
09 Kasım 2011, 08:25:02
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 09 Kasım 2011, 08:25:02 »



Dünya Hiç Muvahhid'siz Kalmadı


Ağustos 2005 - 80.sayı

Ebubekir SİFİL
kaleme aldı, KAPAKTAKİLER bölümünde yayınlandı.


İnsanoğlunun dünya macerası hep zik-zaklarla dolu olmuştur. Bir rivayete göre 124 bin, bir başka rivayete göre de 224 bin peygamber, başını her zaman derde sokan insanlığın elinden müşfik bir öğretmen edasıyla tutup, sahil-i selamete çıkarmak için didinip durmuştur.

İlk insan ve ilk peygamber Hz. Adem a.s. dönemi, yeryüzüne inkâr ve şirk gölgesinin düşmediği ilk kutlu dönemdir. Kabil, kıskançlık ve nefsî heva uğruna kardeşi Habil'i öldürene kadar haksızlık ve zulüm de görülmemişti dünyada.

Hiç kesintiye uğramayan peygamberler silsilesinde bir zaman sonra sıra Hz. Nuh a.s. geldi. Tufan'a kadar mücadelesini sürdürdü Hz. Nuh a.s. Sular çekilip de kendisine inanan muvahhitlerle birlikte bindiği “kurtuluş gemisi” yüce bir dağın (bir görüşe göre Cudi dağının) tepesine oturduğunda, yeryüzünde ikinci “pür Tevhid ” dönemi başlıyordu. Bu sebeple Hz. Nuh a.s.'a “İkinci Adem ” denir…

Bu “iki Adem” dönemi dışarıda bırakılacak olursa, insanoğlunun dünya macerası hep zik-zaklarla dolu olmuştur. Bir rivayete göre 124 bin, bir başka rivayete göre de 224 bin peygamber, başını her zaman derde sokan insanlığın elinden müşfik bir öğretmen edasıyla tutup, sahil-i selamete çıkarmak için didinip durmuştur. “Peygamberler Tarihi” adıyla yazılmış pek çok değerli eser, isimleri Kur'an ve Sünnet'te zikredilmiş bu kutlu elçilerin ibret dolu hayat hikâyelerini anlatır bizlere.

Karanlığı yırtan ışık huzmeleri


Yüce Kitabımız, “Andolsun ki her ümmete, “Allah'a kulluk edin, azdırıcılardan kaçının” diyen peygamber göndermişizdir” (Nahl, 16), “Şüphesiz biz seni, müjdeci ve uyarıcı olarak hak ile gönderdik. Geçmiş her ümmet içinde de mutlaka bir uyarıcı bulunagelmiştir ” (Fâtır, 24) gibi ayetlerinde insanlığın peygambersiz bırakılmadığını açık bir şekilde ifade etmektedir.

Her peygamberin, bir öncekinin ilettiği ilahî mesaj tahrif veya göz ardı edildiği zaman gönderildiğini düşünürsek, iki peygamber arasında geçen zaman içinde insanların genelinin saptığını, yoldan çıktığını söylemek yanlış olmaz. Bu durum en azından tarihî ve dinî kaynaklarla haklarında sahih bilgi edinme imkânı bulduğumuz kavimler için böyledir.

Aşağıda örneklerini zikredeceğimiz gibi, kaynaklar bize, inkâr ve sapkınlığın genel eğilim haline geldiği zamanlarda bile istikameti muhafaza eden bir grubun her zaman mevcut olduğunu gösteriyor. Toplumları, inkârın zifirî karanlığında debelenirken onlar birer ışık huzmesi olarak hep Tevhid'in aydınlık yüzünü temsil etmişlerdir.

Elbette böyle dönemlerde Tevhid çizgisini koruyanların, ilahî mesajı olduğu gibi bütün unsurlarıyla muhafaza ettiğini söylemek çoğu zaman mümkün olmamaktadır. Zira mesajın aslının tahrife uğradığını ve aradan uzun yıllar, hatta yüzyıllar geçtiğini hesaba katar, bunun üstüne Tevhid ehlinin toplumdan gördüğü türlü eziyet ve baskıları da eklersek, bu durumun bir ölçüde normal olduğunu kabul etmemiz gerekir. Onların başarısı genellikle, “Tek Allah” inancını koruyup, kendilerinden sonra gelen nesillere aktarmaktan ibaret olmuştur. Ancak öyle de olsa, yeryüzünde Tevhid'i temsil eden bir damarın varlığını sürekli biçimde muhafaza etmiş olması da elbette üzerinde önemle durulması gereken bir noktadır.

Ortaasya Kavimleri


Milattan, yani kabaca Hz. İsa a.s.' ın doğumundan 1700 yıl önce yaşamış Altay halklarında, yaratan ve tek olan bir Allah inancının bulunduğunu tesbit etmek bizim için şaşırtıcı değildir. Orhun Yazıtları'nın birinde (Kül Tigin Yazıtı) şöyle bir ifade mevcuttur: “Üze kök tengri asra yağız yir kılundukda ikin ara kişi oğlı kılınmış” (Üstte mavi gök, altta yağız yer yaratıldığında, ikisinin arasında insanoğlu yaratılmış). Altay tatarlarının ve Yakutlar'ın , “yaratıcı ilah” inancı taşıdıkları da bilinen bir husustur. ( Mircea Eliade , Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, 3/13)

Eski Türkler'in “Şamanizm” diye bir dinî inancasahip olduğu tezi uzun yıllar kabul görmüş ise de, son zamanlarda bu tezin doğru olmadığı ortaya çıkmıştır. Son araştırmalar, Türkler'in , iradesi her şeyi kuşatmış olan bir Tek Tanrı inancı taşıdıklarını ortaya koymu ştur. (G.Tümer, A.Küçük, Dinler Tarihi, s. 82.)

Milat öncesi çağlarda Çin


Milattan, yani Hz. İsa a.s.' ın doğumundan 1700 yıl önce tarih sahnesine çıkıp, yaklaşık 500 yıl hüküm süren “ Şang ” hanedanı, “Ti” (Efendi, Rab) veya “ Şang Ti” (Yukarının Efendisi/Rabbi) adını verdikleri bir ilaha inanıyordu. Ti, evreni idare eden, yağmur yağdırmak, rüzgâr estirmek gibi tabiat olaylarını yöneten, krala zafer getiren bir ilahtır. Başka inanç sistemlerinde (mesela Mecusîlik'te ) olduğu gibi biri iyiliği diğeri kötülüğü temsil eden iki tanrı inancının aksine, Şang hanedanı, Ti'nin iyiliği de kötülüğü de irade ve takdir ettiğine inanırdı. Mahsule bereket veren de odur, kuraklığı, felaketleri ve ölümü takdir eden de. ( Mircea Eliade , Dinsel İnançlar ve Düşünceler Tarihi, 2/16)

Hindistan'da hak elçileri

İmam-ı Rabbânî k.s., Mektubat'ında şöyle der: “Ey oğul! Bu fakir ne kadar mülahaza etse, nazarını ne kadar gezdirse, yine de Peygamber Efendimiz'in davetinin ulaşmadığı bir mahal bulamıyor. O'na ve âline salât ve selam… Hatta hissedilen o ki, O'nun davet nuru bir güneş nuru gibi her mahalle ulaşmıştır. Hatta aralarında sedden hail (engel) bulunan Ye'cüc Me'cüc zümresine dahi ulaşmıştır. Geçmiş ümmetleri de düşünüyorum; bir yer parçası bulamıyorum ki, oraya bir peygamber gönderilmiş olmasın. Hatta bu muameleden uzak olan Hind diyarına bile .. Hindistan halkından peygamberler gönderildiğini buluyorum. Onlar gelip kendilerini Yüce Hakk'a davet etmişlerdir. Bazı Hind beldelerinde şirk karanlığı içinde aydınlık veren kandiller gibi peygamberlerin nurları parlamaktadır. İstersen bu beldeleri tayin edebilirim. Bir peygamber görüyorum: Kendisini hiç kimse tasdik etmemiş; davetini de kabul etmemiş .. Bir başka peygamber görüyorum: Kendisini bir kişi tasdik edip inanmış. Bir başka peygamberi dahi ancak iki kişi tasdik etmi ş. Bazı peygamberleri dahi ancak üç kişi tasdik etmiş .. Ancak Hind diyarında bir peygamberi üç kişiden fazla tasdik eden yok. Kendisini tasdik edip tabi olanı dört kişi olan hiçbir peygamber görmedim. Hunud kâfirlerinin Yüce Hakk'ın varlığına, sıfatlarına, tenzihlerine ve tasdiklerine dair yazdıkları tümden Nübüvvet kandillerinden iktibas edilen nurlardandır. Zira geçmiş ümmetlerin her asrında peygamberlerden biri gelmiş, Yüce Hakk'ın varlığını sıfat-ı subutiyesini , tenzihlerini ve tasdiklerini haber vermiştir…” (Mektubat, 1. cilt, 259. mektup)

Yahudilikte durum


Yüce Kitabımız Yahudiler'in “Üzeyir Allah'ın oğludur” dediğini haber veriyor (Tevbe, 30). Bunun yanında, onlar özellikle Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya (ikisine de selam olsun) döneminde üç büyük gruba ayrılmış bulunuyordu: Ferisîler , Sadukîler ve Essenîler .

Ferisîler Yahudiliğin bir “gelenek dini” haline gelmesinin en önemli sebebidir. Sinagog teşkilinden, ibadetlerin yapılış biçimi ve sırasına, bayram teşkili ve kutlama biçimine kadar Yahudi dinî geleneğinde ne varsa bu mezhebin ürünüdür. Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya'yı (ikisine de selam olsun) şehid edenler bunlardır; Hz. İsa a.s.'ı da öldürmek için harekete geçmiş, ancak Kur'an'ın haber verdiği gibi bu emellerine ulaşamamışlardır.

Sadukîler ise Yahudi toplumunun siyasî ve ekonomik bakımdan liderliğini yapıyordu. Onların da Ferisîler gibi putperest Roma yönetimi ile araları gayet iyiydi. Sadukîler öldükten sonra dirilmeye ve meleklerin varlığına inanmıyor, ruhların yok olacağını söylüyorlardı.

Yahudi toplumunun büyük kesimini bu iki mezhep mensupları oluştururken, Essenîler Tevrat'ı maddi çıkar vasıtası olarak kullanan bu iki mezhep mensuplarından da diğer insanlardan da ayrılarak dağlara, mağaralara çekilmişti. Münzevi bir hayat sürüyor ve dünyevî ve bedensel zevklerden uzak, müttaki , zahidane bir şekilde yaşıy orlardı . Toprağı işleyerek elde ettiklerini aralarında paylaşıyor, Hz. Musa a.s.' ın şeriatına titizlikle riayet etmeyi en büyük amaç sayıyorlardı. (Yaşar Kutluay , İslâm ve Yahudi mezhepleri, 215 vd .)

Hz. Zekeriya ve Hz. Yahya'ya (ikisine de selam olsun) inanıp destek vermiş olan bu grup, İsrailoğulları arasında, diğer soydaş ve dindaşlarının bulandığı maddi-manevi her türlü leke ve kirden uzak, saf muvahhid bir çizgiyi temsil etmişti. Bilahare Hz. İsa a.s. İncil'i yaymaya başladığında ona ilk inananlar arasında Essenîler'in bulunduğunu görmek şaşırtıcı değildir. (Muhammed Ataurrahim , Bir İslam Peygamberi Hz. İsa, 31, 32)

İsevîlik Hıristiyanlığa dönüşürken


Hz. İsa a.s. çok kısa (bazı araştırmacılara göre 3, bazılarına göre sadece 1 yıl) süren tebliğ döneminin ardından, Yahudiler'le Romalılar'ın işbirliği ile çarmıha gerilmek istendiği sırada Yüce Allah tarafından göğe kaldırılmıştı. (Âl-i İmran, 55; Nisa, 157-158 )

Aradan çok fazla bir zaman geçmeden, Pavlus isimli bir Yahudi, Hz. İsa a.s.' ın kendisine göründüğünü söyleyerek din değiştirdi. Ancak geçtiği bu yeni dine, İncil ve İsa a.s. ile hiç ilgisi olmayan yeni unsurlar ilave etti. Mesela Hz. İsa a.s.' ın –hâşâ– “tanrının oğlu” olduğunu söyledi. Tarih boyunca pek çok benzerleri tarafından yapıldığı gibi Tevhid inancı, bu kez de Pavlus eliyle şirke dönüştürüldü. “Tek Allah” inancına dayalı muvahhid İsevîlik, Pavlus'un elinde “üçlü tanrı”sı, kilisesi, aslî günah inancı ve dünyevî ahkâmdan budanmışlığı ile Hıristiyanlığa dönüştürülmüştü.

Elbette bu dönüşümün so...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı
« Posted on: 20 Eylül 2019, 10:23:39 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı rüya tabiri,Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı mekke canlı, Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı kabe canlı yayın, Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı Üç boyutlu kuran oku Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı kuran ı kerim, Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı peygamber kıssaları,Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadı ilitam ders soruları, Dünya Hiç Muvahhidsiz Kalmadıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &