ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Tahavi Şerhi > İsra ve Mi’rac
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İsra ve Mi’rac  (Okunma Sayısı 479 defa)
10 Ocak 2012, 21:22:36
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 10 Ocak 2012, 21:22:36 »



İsra ve Mi’rac


Tahâvî -Allah ona rahmet etsin-: "Uyanıkken bedeniyle Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem- İsra ile (geceleyin) yürütülmüştür." diyerek İsra’ya işaret etmektedir.

İsra ile ilgili hadislerden anlaşılan sahih kanaate göre isra uyanıkken ve beden ile gerçekleşmiştir. Mescid-i Haram’dan, Mescid-i Aksa’ya kadar Cebrail -Aleyhisselam-ın arkadaşlığı ile birlikte ve Burak’ın üzerinde binerek gerçekleşmiştir. Mescid-i Aksa’da inmiş ve peygamberlere imam olarak namaz kıldırmış, Burak’ı mescidin kapısının halkasına bağlamıştır. Onun Beytu Lahm’de inip, orada namaz kıldığı söylenmiş ise de hiçbir şekilde ondan böyle bir rivayet sahih olarak gelmemiştir.

Daha sonra Beytu’l-Makdis’ten aynı gece dünya semasına yükseltilmiştir. Cebrail ona kapının açılmasını istemiş ve ona kapı açılmıştır. Orada insanların ilk atası Adem’i görmüş, ona selam vermiştir. Adem -Aleyhisselam- ona; hoşgeldin demiş, ve selamını almış ve peygamberliğini ifade etmiştir.

Daha sonra ikinci semaya çıkartılmış, yine ona kapının açılması istenmiştir. Orada da Zekeriya oğlu Yahya’yı ve Meryem oğlu İsa’yı görmüş, onlarla karşılaşmış, onlara selam vermiş, onlar da onun selamını alarak güzel bir şekilde onu karşılamış, peygamberliğini ifade etmişlerdir.

Daha sonra üçüncü semaya çıkartılmış, orada da Yusuf -Aleyhisselam-ı görmüştür. Ona selam vermiş, o da selamını almış, güzel bir şekilde karşılamış, peygamberliğini ifade etmiştir.

Daha sonra dördüncü semaya yükseltilmiştir. Orada İdris -Aleyhisselam-i görmüş, ona selam vermiş ve onu güzel bir şekilde karşılayıp peygamberliğini dile getirmiştir.

Arkasından beşinci semaya çıkartılmıştır. Orada da İmran oğlu Harun’u görmüştür. Ona selam vermiştir. O da onu güzel bir şekilde karşılayarak, peygamberliğini ifade etmiştir.

Daha sonra altıncı semaya yükseltilmiştir. Orada da Musa -Aleyhisselam- ile karşılaşmıştır, ona selam vermiş, o da onu güzel bir şekilde karşılayarak, peygamberliğini dile getirmiştir. Onun yanından ayrılıp gidince Musa -Aleyhisselam- ağlamıştır, ona ne diye ağladın diye sorulunca bu sefer: Benden sonra peygamber olarak gönderilen bir kimsenin ümmetinden cennete gireceklerin sayısı, benim ümmetimden oraya gireceklerin sayısından daha fazladır diye ağlıyorum, diye cevap vermiştir.

Daha sonra yedinci semaya çıkartılmıştır. Orada da İbrahim -Aleyhisselam- ile karşılaşmış ve ona selam vermiştir. O da onu güzel bir şekilde karşılayarak, peygamberliğini dile getirmiştir.

Sonra Sidretu’l-Müntehâ’ya çıkartılmıştır. Daha sonra da el-Beytu’l-Ma’mur ona yükseltilmiştir. Sonra da yüce ve isimleri mukaddes, cebbar olan Allah’ın huzuruna çıkartılmıştır. O’nun huzuruna bir yayın kirişlerinin bağlandığı noktalar kadar yahut daha da yakın olacak şekilde yakınlaşmıştır.[109]

Orada kuluna vahyettiklerini vahyetti. Ona elli vakit namazı farz kıldı, geri döndü, Musa’nın yanına vardığında, ona: Sana ne emrolundu? dedi. Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-: Elli namaz, deyince o: Senin ümmetin bunun altından kalkamaz. Rabbinin huzuruna dön ve O’ndan ümmetinin yükünü hafifletmesini dile, dedi. Bu hususta Cebrail -Aleyhisselam-ın fikrini almak istercesine Cebrail’e dönüp baktığında, dilersen böyle yap diye işarette bulundu.

Bunun üzerine Cebrail, Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-i yüce ve mübarek olan Allah’ın huzuruna -O yerinde iken- çıkarttı. -Buharî’nin Sahih’indeki ve bazı rivayet yollarındaki lafız bu şekildedir.- Bunun üzerine Yüce Allah üzerinden on vakti kaldırdı. Tekrar indi ve Musa’nın yanından geçti, durumu ona haber verdi. Yine ona: Rabbine geri dön, O’ndan yükünü hafifletmesini dile, dedi.

Bu şekilde Musa -Aleyhisselam- ile yüce ve mübarek olan Allah arasında gidip geldi ve sonunda bu elli vakit beş vakte indi. Musa ona tekrar Rabbine geri dönüp yükünün hafifletilmesini dilemesini istediği halde, o: Artık Rabbimden haya etmeye başladım. Bunun yerine razı oluyor ve teslim oluyorum, dedi.

Bu sefer bir münadi’nin şöyle seslendiği işitildi: Ben farzımı aynen emrettim ve kullarımın yükünü de hafiflettim.

Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-in aziz ve celil olan Rabbini baş gözü ile görüp görmediği hususunda ashab’ın farklı görüşlerinden, doğru olanın onu kalbiyle gördüğü, baş gözü ile görmediği olduğuna dair açıklamalar önceden geçmiş bulunmaktadır.

Yüce Allah’ın: "Gözüyle gördüğünü kalp yalanlamadı." (en-Necm, 53/11); "Andolsun ki onu diğer bir inişte de görmüştü." (en-Necm, 53/13) buyruklarına gelince, Peygamber -Sallallahu aleyhi vesellem-den sahih olarak gelen rivayete göre; burada görüldüğünden söz edilen kişinin Cebrail olduğu bildirilmektedir. Onu iki sefer yaratılmış olduğu aslî suretinde görmüş bulunmaktadır.

İsra’nın uyanıklık halinde ve beden ile birlikte olduğunun delillerinden birisi de Yüce Allah’ın: "Kulunu geceleyin Mescid-i Haram’dan, çevresini mübarek kıldığımız Mescid-i Aksa’ya götüren (Allah) münezzehtir." (el-İsra, 17/1) buyruğudur. Nasıl ki insan beden ve ruhun toplamını ifade ediyorsa, kul da beden ve ruh’un toplamından ibarettir. İfadenin mutlak olarak kullanılması halinde bilinen anlamı budur. Doğrusu da budur, o halde İsra da bu şekilde gerçekleşmiştir ve aklen bu imkansız bir şey değildir.

Önce Beytu’l-Makdis’e, İsra’nın hikmeti nedir? diye sorulacak olursa, cevabı şudur: -Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır ya- Bu, Rasûlullah -Sallallahu aleyhi vesellem-in mi’rac’a yükseldiği iddiasının doğruluğunun ortaya çıkması için olmuştur. Kureyş ona (iddiasının doğruluğunu isbatlamak için) Beytu’l-Makdis’in sıfatlarının neler olduğunu sormuştu. O da onlara sıfatlarını, niteliklerini anlatmış[110] ve yolda gelmekte olan kervanlarının halini dahi onlara haber vermişti.[111]

Eğer onun semaya yükselişi doğrudan Mekke’den olsaydı, bu husus gerçekleşmezdi. Zira onlara sema ile ilgili haber vermiş olsaydı, buna muttalî olmalarına da imkan olmazdı. Halbuki onlar Beytu’l-Makdis’i tanıyorlardı. Onlara da bunun niteliklerini haber vermişti.

Mi’rac hadisinde konu üzerinde iyice düşünen kimsenin açıkça anlayacağı gibi değişik akımlardan Yüce Allah’ın uluvv (yücelik) sıfatının sabit olduğuna delil bulunmaktadır. Başarı Allah’tandır.

"Yüce Allah’ın ona ikram ve ümmetine de bir yardım olmak üzere lutfedeceği Havz da haktır."


[109] Bu cümle Buharî’nin Sahih’inde Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemr yoluyla yer alan fazlalıklardan birisidir. Bu cümle Şerik’in tek başına rivayet ettiği yanılmalarından sayılır. Aslında şarih’in (İbn Ebi’l İzz’in) buna dikkat çekmesi gerekirdi. el-Hattabî der ki: Bu rivayette varid olan sarkıp, yaklaşmanın yüce Allah’a nisbet edilmesi genel olarak bütün selef’e, ilim adamlarına, önceki ve sonraki tefsir alimlerinin kanaatine muhaliftir. Bu hadis Şerik’ten başkasının yolundan Enes’ten rivayet edilmiş olmakla birlikte bu ağır lafızlar o rivayette yoktur. Bu husus ise bu rivayetteki bu lafızların Şerik tarafından katılmış olduğu kanaatini pekiştirmektedir.

Abdu’l-Hak el-İşbili de “el-Cem’u Beyne’s-Sahihayn” adlı eserinde şunları söylemektedir: Burada Şerik meçhul bir fazlalık katmış bulunmakta ve bilinmeyen bir takım lafızlar zikretmiş olmaktadır. İsra ile ilgili hadisleri hafızlar topluluğu rivayet etmiş olmakla birlikte Şerik’in zikrettiği bu lafzı onlardan zikreden kimse yoktur. Şerik ise hafız değildir.

İbn Kesir de Tefsir’inde (IIV, 3) şunları söylemektedir: Şerik b. Abdullah b. Ebi Nemr bu rivayetinde başka rivayetlerle çatışan lafızları zikretmiştir. O bu hadisi kötü bir şekilde hıfzetmiş ve iyice tesbit (zabt) edememiştir.

Hafız Ebu Bekr el-Beyhakî de şunları söylemektedir: Şerik’in rivayetinde, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)in Rabbini gördüğü iddiasında bulunanların kanaatine uygun münferiden naklettiği bir fazlalık vardır. O bununla: “Daha sonra aziz olan cebbar Rab yaklaştı, sarktı ve bir yayın kirişlerinin bağlandığı iki nokta kadar veya daha yakın bir mesafeye geldi” sözlerini kastetmektedir.

Âişe, İbn Mes’ud ve Ebu Hureyre (radiyallahu anhum)un bu âyetlerdeki “görme”yi Cebrail’in görülmesine yorumlamaları ise daha doğrudur. İbn Kesir der ki: Bu meselede Beyhakî’nin söyledikleri hakkın kendisidir. Çünkü Ebu Zerr (r.a): Ey Allah’ın Rasûlü, Rabbini gördün mü? diye sorunca Hz. Peygamber: “O bir nurdur, O’nu nasıl görebilirdim” diye cevap vermiştir. Bir başka rivayette de: “Ben bir nur gördüm” demiştir. Bunu da Müslim rivayet etmiştir.

Yüce Allah’ın:”Sonra yaklaşıp, sarktı.” (en-Necm, 53/8) buyruğunda kastedilen Cebrail aleyhisselam dır. Nitekim bu husus Buharî ve Müslim’den, mü’minlerin annesi Aişe’den ve İbn Mes’ud’dan böylece sabit olmuştur. Aynı şekilde Ebu Hureyre’den gelen ve Sahih-i Müslim’deki rivayet te böyledir. Bu âyet-i kerîme’nin bu şekilde tefsir edilmesi hususunda Ashab-ı Kiram arasından onlara muhalefet eden bir kimsenin olduğu bilinmemektedir.

Bu hadiste yine Şerik’ten başkasının zikretmeyip, tek başına Şerik’in naklettiği bir başka lafız da vardır ki yine müellifimiz bu lafzı burada kaydetmiştir. O da: “Cebrail onu yüce ve mübarek olan Cebbar’ın huzuruna -O yerinde olduğu halde- götürünceye kadar onu yükseltti” ifadeleridir.

[110] Buhârî 3886, 4710; Müslim 170; Müsned, I, 309

[111] Bk. Müsned, I, 374; İbn Kesir, III, 15.

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 10 Ocak 2012, 22:15:10 Gönderen: Sümeyye »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İsra ve Mi’rac
« Posted on: 21 Kasım 2019, 00:56:45 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İsra ve Mi’rac rüya tabiri,İsra ve Mi’rac mekke canlı, İsra ve Mi’rac kabe canlı yayın, İsra ve Mi’rac Üç boyutlu kuran oku İsra ve Mi’rac kuran ı kerim, İsra ve Mi’rac peygamber kıssaları,İsra ve Mi’rac ilitam ders soruları, İsra ve Mi’racönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &