ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Akaid Eserleri > Tahavi Şerhi > Hayrın Üç Sebebi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hayrın Üç Sebebi  (Okunma Sayısı 387 defa)
10 Ocak 2012, 20:13:08
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 10 Ocak 2012, 20:13:08 »



Hayrın Üç Sebebi

Şâyet bu hususta daha fazla bir açıklama istenecek olursa şunu belirtelim ki hayrın üç sebebi vardır. Birincisi var etmek, ikincisi hazırlamak, diğeri de gerekli desteği sağlamak (icad, i’dâd, imdâd.)

Böyle bir şeyi var etmek hayırdır, bu da Yüce Allah’a aittir. Aynı şekilde onu hazırlamak ve bu konuda ona destek vermek de böyledir.

Eğer onda herhangi bir hazırlama ve destekleme meydana gelmeyecek olursa, o takdirde faile nisbet edilmeyen, ancak onun zıttına nisbet edilen bu yokluk sebebiyle o şeyde şer husule gelir.

Onu var ettiği vakit niye ona gereken desteği vermedi? Diye sorulacak olursa, şöyle cevap verilir: Hikmet onun var edilmesini ve desteklenmesini gerektirmemiştir. Sadece onun var edilip, destek vermenin de terkedilmesini gerektirmiştir. O halde onu var etmek bir hayırdır, şer ise ona gereken desteği vermemekten ötürü meydana gelmiştir.

Niye bütün varlıklara destek vermemiştir? Diye bir soru tutarsızdır. Büyük bir ihtimalle böyle bir sorunun sorulmasına sebep bütün varlıkların birbirine eşit olmasının daha bir hikmetli olduğu zannıdır. Ancak bu, cehaletin ta kendisidir, aksine bu hususta tam ve kamil hikmet, eşyalar arasındaki pek büyük farklılığın var edilmesindedir. Bunların herbir çeşidinin yaratılmasında bir farklılık yoktur. Bunların herbir türünün yaratılmasında bir farklılık söz konusu değildir. Farklılık yaratmaya taalluk etmeyen ve var olmayan bir takım hususlarda meydana gelmektedir. Yoksa yaratmada bir farklılık bulunmamaktadır. Şâyet bu hususu kavramakta zorlanılacak ve gereği gibi anlaşılamayacak olursa, o vakit şairin şu beyitine başvurmamız uygun düşer:

"Bir şeye güç yetiremiyorsan bırak onu,

Güç yetirebildiğin şeylerle uğraş."

Şâyet: Kulu için bir şeye razı olmakla birlikte o hususta ona nasıl yardımcı olmaz? diye sorulacak olursa şöyle cevap verilir: Çünkü o hususta kula yardımcı olmak, bazen Yüce Allah’ın o kişinin yapmasından razı olduğu söz konusu itaatin husulünden daha büyük çapta sevilen bir şeyin ele geçirilmemesine sebeb teşkil edebilir. Bazen kulun o itaati yapması, Yüce Allah tarafından o itaatin sevilmesinden daha ileri oranda hoşlanılmayan bir mefsedet dahi ihtiva edebilir. Nitekim Yüce Allah bu gerçeğe şu buyruğuyla işaret etmektedir: "Eğer onlar çıkmak isteselerdi, elbet bunun için bir hazırlık yaparlardı. Fakat Allah onların çıkmalarını hoş görmedi de kendilerini alıkoydu ve (onlara): ‘Oturanlarla beraber oturun’ denildi. Eğer onlar sizinle birlikte çıksalardı, sizde şer ve fesadı artırmaktan başka bir şey yapmazlar. Aranıza fitne sokmak kastıyla muhakkak koşarlardı..." (et-Tevbe, 9/46-47)

Bu buyruğuyla Yüce Allah onların Rasûlü ile birlikte gazaya çıkmalarını hoş karşılamadığını haber vermektedir. Oysa bu bir itaattir, fakat onların cihada çıkmalarından hoşlanmadığı için bu konuda onları cihada çıkmaktan alıkoydu.

Daha sonra Yüce Allah onların Rasûlü ile birlikte cihada çıkmaları dolayısıyla söz konusu olabilecek bir takım fesatları ve kötülükleri dile getirerek şöyle buyurmaktadır: "Eğer onlar sizinle birlikte çıksalardı, sizde şer ve fesadı arttırmaktan başka bir şey yapmazlar. Aranıza fitne sokmak fesat ve kötülük çıkarmak kastıyla muhakkak koşarlardı. Aranızda onlara kulak verecekler de vardır..." (et-Tevbe, 9/47)

Yani aranızdan onların çağrılarını kabul edecek kimseler vardır. Bir taraftan onların fitne ve fesatta koşuşmaları, diğer taraftan berikilerin onların bu kötülüklerini kabul etmeleri, onların cihada çıkmak maslahatlarından daha büyüktür. O bakımdan hikmet ve rahmet onların cihada çıkmayıp oturmalarını sağlamaktır.

İşte bu örneği bir esas kabul edip başka hususları buna kıyas edebilirsiniz.

Kul cihetinden olan ikinci bakıma gelince; bu da mümkündür, hatta fiilen vaki’dir. Çünkü kul fasıklığa ve masiyete kızar. Kulun fiili olması, onun kazanmasıyla meydana gelmesi, irade ve ihtiyarı (tercihi) ile ortaya çıkması cihetinden ondan hoşlanmaz. Bununla birlikte Yüce Allah’ın ilmine, yazıp takdir ettiğine, meşietine, iradesine ve kevnî emrine razı olur. Allah’tan gelene razı olur ve kendisinden meydana gelene de kızar, öfkelenir. İşte bu irfan ehli bir kesimin izlediği bir yoldur.

Bir başka kesim ise bunu mutlak olarak hoş karşılamamaktadır. Bunların görüşleri de sonuç olarak bu görüşe racidir. Çünkü bunlar hoşlanmama ifadesini kullanırken bununla Rabbin ilmini, kitabet ve meşîetini de kapsamayı kastetmezler.

Meselenin sırrı şudur: Bu hususta Rabbe ait olan hoş karşılanmayan bir şey değildir. Kula ait olan ise hoş değildir.

Bundan kula ait bir şey yoktur, denilecek olursa, buna da şöyle cevap verilir: İşte kişinin böyle bir dar makamdan kurtulabilmeye imkan bulamadığı, batıl cebrî görüş budur. Kaderi inkar eden kişinin ise böyle bir yanlış kanaatten kurtulma ihtimali Cebriye’ye mensub olana göre daha fazladır. Kaderiye ile Cebriye arasında orta yolu tutan Ehl-i Sünnet ise her iki kesimden kurtulmakla bahtiyar olmuşlardır.

İlahi takdirde hikmetin görülmesi, kayyumiyet ve etkin meşiete tanık olunması ile birlikte pişmanlık duymak ve tevbe etmek nasıl söz konusu olabilir? diye sorulacak olursa şöyle cevap verilir:

İşte basiretleri körelmiş olan kimseleri meseleyi gerçek durumdan farklı görmek konumuna düşüren budur. Böyle bir kimse fiilleri meşiet ve kadere uygun düşmesi dolayısıyla itaatler olarak değerlendirir ve: Eğer ben O’nun emrine isyan etsem dahi, O’nun iradesine itaat ediyorum, der. İşte şu beyit de bu hususu dile getirmektedir:

"Ben senin benim için seçtiğin şeyin edilgeniyim,

O halde benim bütün fiillerim itaatlerden ibarettir."

Böyleleri insanlar arasında en kör basiretli, Allah’ın, O’nun dinî ve kevnî hükümlerinin en cahilidirler. Çünkü itaat, kader ve meşîete uygunluk değil, şer’î ve dinî emre uygunluk demektir. Eğer kadere uygunluk itaat olsaydı, şüphesiz ki İblis Allah’a itaatkârların en büyüklerinden olurdu ve elbetteki Nuh, Hud, Salih, Lut ve Şuayb’in kavimleri ile Firavun kavimlerinin tamamı itaatkâr olmalıydılar, bu ise cehaletin en ileri derecesidir.

Fakat kul kendisinin acizliğini, kaderin kendisinde etkin olduğunu, Rabbine kemal derecesinde muhtaç olup O’nun kendisini koruma ve himaye etmesinde bir göz açıp kırpacak kadarlık bir süre dahi müstağni kalamayacağını gördüğü takdirde; işte böyle bir durumda o kişi kendi nefsine güvenip dayanan değil, Allah ile birlikte olan bir kimsedir. Şüphesiz ki bu durumda olan bir kimsenin günaha düşmesi beklenemez. Çünkü böylesinin üzerinde "benimle işitir, benimle görür, benimle yakalar, benimle yürür" ifadelerinin dile getirdiği çok sağlam bir zırh bulunur.

Böyle bir durumda bu kimsenin günah işlemesi düşünülemez. Bu konudan uzak tutulup, nefsiyle başbaşa kalacak olursa o vakit nefsin hükmü onu istila eder. İşte o vakit onun aleyhine olmak üzere ağlar ve tuzaklar kurulur. Avcılar onun üzerine hücum ederler. Bu tabiî varlığının sisleri üzerinden açılıp gittiği takdirde; işte o vakit pişmanlık, tevbe ve Allah’a yönelmeye koyulur. Çünkü o masiyet halinde kendi nefsi ile Rabbinden perdeli idi. Bu varlıktan ayrılmaya başlayınca bir başka varlıkla birlikte olur. Artık o kendi nefsi ile değil, Rabbi ile başbaşa kalır.

 


[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hayrın Üç Sebebi
« Posted on: 11 Kasım 2019, 22:47:16 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hayrın Üç Sebebi rüya tabiri,Hayrın Üç Sebebi mekke canlı, Hayrın Üç Sebebi kabe canlı yayın, Hayrın Üç Sebebi Üç boyutlu kuran oku Hayrın Üç Sebebi kuran ı kerim, Hayrın Üç Sebebi peygamber kıssaları,Hayrın Üç Sebebi ilitam ders soruları, Hayrın Üç Sebebiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &