ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Sahabe Hayatından Tablolar  > Ammar İbn i Yasir
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ammar İbn i Yasir  (Okunma Sayısı 399 defa)
05 Ağustos 2011, 13:17:54
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 05 Ağustos 2011, 13:17:54 »



AMMAR İBN-İ  YÂSİR


Cennetlik bir adam...

Bazı insanlar Cennet'de dbğsalar, orada gelişip büyüseler ve sonra dünyanın süsü ve nuru olmak için dünyaya getirilselerdi; Ammar, annesi Sümeyye ve babası Yâstr mutlaka bunlardan olurlar­dı!...

Fakat niçin, «doğsalar, gelişip büyüseler v.s.» diyoruz... Yâsir ailesi gerçekten Cennetliklerden iken niçin böyle bir faraziyede bu-

Rasûlüllah (s.a.v.) :

«— Sabrediniz, ey Yâsîr ailesi... Allah'ın size va'dettiği Cen-net'tir» dediğinde, onları sadece teselli etmiyor, aksine bildiği bir hakikati ikrar edip gözüyle gördüğü bir gerçeği te'yîd ediyordu...

Ammar'ın babası Yâsîr ibn-i Amir, bir kardeşini arayıp, sormak için Yemen'deki köyünden çıktı...

Mekke'de ikâmet etmek hoşuna gitti ve Ebû Huzeyfe ibnu'i-Mu-ğîre ile anlaşarak oraya yerleşti.

Ebû Huzeyfe O'nu Sümeyye bint-i Hayyât adındaki bir cariyesiy-le evlendirdi...

Bu  mübarek evlilikten, Allah  onlara Ammar'ı verdi..

Allah'ın kendilerine hidâyet verdiği doğru kişilerin sânına uygun olarak onların  müslümanlığı erken oldu...

Yine erkenci doğru kişilerin sanma uygun olarak, ontar da Ku-reyş'in  işkence ve terörlerinden  yeteri kadar  nâsiblerini aldılar!!...

Kureyş,  mü'minlerin başına  kötü şeyler gelmesini beklerdi.

Eğer mü'minler kavmin şerefli ve güçlü kimselerindense, onları tehdit ve korkuyla terkederlerdi. Ebû Cehil o mü'minlerden birisiyle karşılaştığında: «Senden daha iyi oldukları halde sen atalarının dini­ni terkettin. Aklını başından alacağız... Şerefini alt üst edeceğiz... Ticaretinde zarara uğratacağız. Malını yok edeceğiz»» derdi. Daha son­ra, şiddetli  bir sinir harbine girişirlerdi.

Eğer mü'minler Mekke'nin zayıf, fakir ve kölelerinden olu lan ateşin üstüne koyarlardı.

İşte Yâsîr ailesi bu takımdandı...

Onlara işkence edilme işi Mahzum oğullarına havale edilmişti. Hepsini, Yâsîr'i, Sümeyye'yi ve Ammar'ı, her gün, Mekke'nin kızgın kumlarına götürürler ve onlara işkence Cehenneminden her türlüsü­nü uygularlardı!!!...

Bu işkencede Sumeyye'nin payı çok ağır ve korkunçtu: Şimdi on­dan söz etmiyeceğiz... İnşAllah; yüce fedakârlığı ve büyük azmiyle birlikte, ondan, benzerlerinden ve ebedî günlerdeki kardeşlerinden bahsedeceğimiz bir fırsat doğar.

Şimdi mübalağasız olarak, şehîd Sumeyye'nin o sırada, başından sonuna kadar bütün beşeriyete tükenmeyen bir şeref lütfeden bir dav­ranış; güzelliği gitmeyen bir asalet vakfetmiş olduğunu söylemekle yetinelim!.

Bîr davranış ki o kadından; bütün devirlerde mü'minlere ve bü­tün zamanlarda şeref sahibi insanlara yüce bir anne örneği vermiştir.

Rasûlüllah (s.a.v.) Yâsîr ailesine işkence edildiğini bildiği yer giderdi...

O günlerde karşı koyacak ve işkenceyi   önleyecek   çarelerden, hiçbirine sahip değildi...

Bu, Allah'ın dilemesiydi...                                                 

Yeni din —Yani Hz. İbrahim'in dini olan Hânif— Muhammed'in bayrağını kaldırdığı din, geçici bir ıslâh hareketi değildi... inanan insanların hayat yoluydu.

Bu inanan insanların, dinin yanında bütün kahramanhklarıyla, fe-dakârlıklarıyla ve tehlikeleriyle tarihini bırakması gerekiyordu.

Bu şerefli müdhiş fedakârlıklar; din ve âkidenin yok olmayan bir sebat ve eskimeyen bir ebedilik olduğunu lütfeden sağlam temeller­dir.

Bunlar, mü'minlerin kalplerini dostluk, gıpta ve sevinçle doldu­ran köprülerdir.

Bunlar, gerçek dini, doğruluğunu ve büyüklüğünü idrak eden, ne­sillere yol gösteren meş'âlelerdir.

Böylece İslâm için fedakârlıklar yapılması ve kurbanlar verilme­si gerekiyordu.

Kur'ân-ı Kerîm bu manâyı, müslümanlara birçok âyette açıkla­mıştır.

O şöyle buyurur:

«Andolsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insan­lar, inandık deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar?»

(Ankebût/2)

«Yoksa içinizden Allah cihâd edenleri ve sabredenleri belirtme­den Cennet'e gireceğinizi mi sanıyordunuz?» [ÂI-i İmran/142)

«Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.» (Ankebût/3)

-Allah, içinizden cihâd edenleri; Allah'tan, Peygamberinden ve inananlardan başka sırdaş edinmeyenleri ortaya çıkarmadan sizi ken­di halinize bırakacak mı zannediyorsunuz? Allah işlediklerinizden ha­berdardır.» (Tevbe/16)

«Allah,  İnananları  sizin durumunuzda  bırakacak değildir, temizi pisten ayıracaktır». (Âl-i İmran/179)

«İki topluluğun karşılaştığı  günde  başınıza gelen, Allah'ın izniy-ledir. Bu inananları belirtmesi içindir...» (Âl-i îmran/166-167)

Evet... Böylece Kur'ân, kendisini taşıyıp okuyanlara; fedakârlı­ğın, imanın özü olduğunu, haksızlıklara, azim, sabır ve sebatla karşı koymanın en güzel ve en şahane iman faziletlerini meydana getir­diğini öğretti...

Allah'ın dini, kaidelerini koyuyor, temellerini atıyor ve misâlle­rini veriyor. Onun, bu yüce iş için, inananlarından, dostlarından ve ona sadâkat gösterenlerden ilerdeki mü'minlere örnek olan bir gru­bu seçerek, varlığını ortaya koyması ve kendini temize çıkarması fe­dakârlıkla olması gerekiyordu.

Sümeyye, Yâsir ve Ammar, fedakârlık, azim ve sebatlarıyla, İs­lâm'ın yüceliğinin ve ebediliğinin vesîkasını vermek için İslâm'ın seç­tiği mübarek ve yüce grupdandı...

Biz, Rasûlüllah (s.a.v.) her gün, sebat ve kahramanlıklarını se­lâmlamak üzere Yâsîr ailesinin yanına giderdi, demiştik. Onlar, da-yanılamıyacak işkencelerle karşılaşırken, onların bu durumlarına mer­hamet ve şefkatinden dolayı Resûlüllah'ın (s.a.v.) yüce kalbi erirdi.

Bir gün, onları  ziyaret ettiğinde, Ammâr seslendi: «Ya Rasûlallah! İşkence son haddine vardı». Peygamber Es.a.v.) de ona şöyle seslendi:

«— Sabret... Ebû'l-Yakzan...

Sabrediniz Yâsîr ailesi...

Size va'dedilen Cennet'tir...» Arkadaşları, Ammar'ın  gördüğü eziyetleri   birçok konuşmaların­da tarif etmişlerdir:

Amr ibnu'I-Hakem şöyle der:

«— Ne dediğini bilmez hale gelinceye kadar Ammâr'a işkence

ediliyordu».

Amr ibn-i Meymun da şöyle der:

«—Müşrikler Ammâr İbn-i Yâsîr'i ateşte yakarlardı. Rasûlüllah (s.a.v.) ona uğradığında, eliyle başını sıvazlayıp: «Ey ateş! İbrahim'e karşı serin ve zararsız olduğun gibi Ammâr'a karşı da serin ve zarar­sız ol» derdi.

Sırtına ağır gelse de, gücünü kırsa da bütün bu şiddet Ammar'ın ruhuna asla ağır gelmemişti...

Ölüm, Ammâr'ın aklına hiç gelmemişti. Ancak, cellâtlarının suç işlerken ve azgınlık yaparken bütün dehalarını kullandıkları o gün müs­tesna... O gün, ateşle dağlamaktan tutun, kızgın taşlar altında, sıcak kumların üzerine yatırmaya kadar... Soluğu kesilinceye, derileri ve yaraları sayuluncaya kadar suyun içine daldırmaya kadar her türlü iş­kenceyi yapmışlardı.

Çünkü o gün bu şiddetin baskısı altında aklını kaybetmişti. Ona tanrılarımız hakkında güzel şeyler söyle, deyip birşeyler söylemeye başlamışlardı. O da şuursuz olarak söylediklerini tekrar etmişti.

O gün, işkence bittikten sonra biraz kendine gelince, söylediği şeyleri hatırladı ve aklı başından gitti. Bu yanılgı gözünün önünde canlandı ve onu bağışlanmayan ve keffareti olmayan büyük bir hatâ olarak gördü. Birçok zaman, günâh işlemiş olmak duygusu onu müş­riklerin ickencesinin, o günâh yanında merhem ve lütuf haline geldi­ği bir işkenceye düşürdü...

Eğer Ammâr bu duygularından dolayı birkaç saat bırakılsaydı mutlaka duyguları  onu öldürürdü.

O vücuduna gelen şiddete dayanıyordu, çünkü ruhu yüksekti. Ama şimdi yenilginin ruhuna ulaştığını zannederek üzüntü ve korku­su onu ölüme yaklaştırmıştı...

Fakat yüce Allah bu olayı azametli bir şekilde bitirmeyi murâd etti...

Vahiy Ammâr'îa tokalaşmak üzere mübarek sağ elini uzattı ve şöyle fısıldadı:

Kalk ey kahraman... Sana ne azarlama var, ne de güçlük...

Rasûlüllah, (s.a.v.) Ammâr'îa karşılaştığında onu ağlar bir halde buldu. Eliyle gözyaşlarını  silerek ona:

«— Kâfirler seni yakalayıp suya hatırdılar. Sen de şöyle şöyle dedin??.»

Ammâr hüngür hüngür ağlayarak:

'— Evet, ya   Rasûlellah!» diye cevap verdi.   Rasûlüllah (s.a.v gülümseyerek ona şöyle dedi:

«— Eğer yine gelirlerse, onlara bu söylediklerinin aynısını söy­le!!...»

Sonra şu  âyet-i  kerîmeyi  okudu:

«Gönlü imanla dolu olduğu halde, zor altında olan kimse müstes nâ, inandıktan sonra Allah'ı inkâr edip, gönlünü kâfirliğe açanlara Al­lah katından bir gazab vardır, büyük azab da onlar içindir.» (Nâhl/106)

Ammâr'ın içi rahatladı. Artık vücûduna yapılan işkenceden dolayı

hiçbir acı duymadı ve artık hiçbir acıyla karşılaşmadı...

Onun ruhu ve  imanı   kazanmıştı.., Kur'ân bu mübarek işte ona garanti vermişti.  Artık bundan sonra ne olursa olsun!..

Ammar cellâdlanna yorgunluk çökünceye ve onlar, onun azmi karşısında rezil bir şekilde vazgeçinceye kadar direndi!..

Peygamberlerinin hicretinden sonra müslümanlar Medine'ye yer­leştiler. Müslüman toplum orada hızla teşekkül etmeye ve kendini tamamlamaya başladı.

Ammar bu müslüman ve inanan toplumda yüce bir mevkiy hip oldu!...

Rasûlüllah {s.a.v.) onu çok severdi. Ashabına onun imanı ve hi-dâyetiyle iftihar ederdi...

Onun hakkında Rasûlüllah (s.a.v.) şöyle  buyurur  :

«— Ammâr, kemiklerindeki iliklere kadar imanla doludur».

Halid   ibnu'S-Velîd'le Ammâr arasında  geçen   bir  anlaşmazlıktan dolayı Hz. Peygamber şöyle   buyurmuştur:

«— Kim Ammâr'a düşmanlık ederse, Allah'a düşmanlık etmiş olur. Yine kim A...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ammar İbn i Yasir
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 07:23:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ammar İbn i Yasir rüya tabiri,Ammar İbn i Yasir mekke canlı, Ammar İbn i Yasir kabe canlı yayın, Ammar İbn i Yasir Üç boyutlu kuran oku Ammar İbn i Yasir kuran ı kerim, Ammar İbn i Yasir peygamber kıssaları,Ammar İbn i Yasir ilitam ders soruları, Ammar İbn i Yasirönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &