ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Sahabe Hayatından Tablolar  > Mus ab İbni Umeyr
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Mus ab İbni Umeyr  (Okunma Sayısı 427 defa)
05 Ağustos 2011, 13:31:58
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 05 Ağustos 2011, 13:31:58 »



MUS'ÂB İBN-İ UMEYR


İslâm Elçilerinin İlki

İşte Muhammed (s.a.v.)'in ashabından biri daha... Söze onunla başlamak ne güzei. O, Kureyş gençlerinin gözdesi, onların en zarifi ve en yakışıklısıydı...

Tarihçiler ve ravîler onun gençliğini şöyle tarif ediyorlar: «O Mek-kelilerin en çok koku sürüneniydi...» O, nîmet içinde doğmuş, o nî-metle beslenmiş ve onun gölgesinde büyümüştür.

Belki, Mekke gençleri arasında anne ve babasının şımartmasıyla Mus'âb IbrH Umeyr'in elde ettiklerine sahip olan hiç kimse yoktu...

Her şeye tok, şımarık, nimetler içinde yüzen, Mekke'nin yakışık­lı delikanlısı ve toplantı yerlerinin incisi olan bu gencin; iman ve fe­dâkârlıkta örnek bir durumu olabilir miydi?

Vallahi, onun yani Mus'âb ibn-i Umeyr'in veya müsiümanlar ara­sındaki lâkabına göre Mus'âbu'l-Hayr'ın şahane bir hikâyesi vardir.

O, İslâm'ın çıkarıp Muhammed (s.a.v.)'in yetiştirdiklerinden biri­dir...

Fakat o, herhangi biri miydi?

Şüphesiz onun hayat hikâyesi bütün insanoğlu için bir şereftir...

Bir gün bu delikanlı da, Mekke halkının Muhammed'den duyma­ya başladıkları şeyi duydu...

Muhammed, Allah'ın kendisini, müjdeleyici uyarıcı ve tek olan Allah'a kulluk yapmaya davetçi oiarak gönderdiğini söylüyordu.

Mekke'nin; kaygısız, tasasız, sadece Hz. Peygamber ve dininin lâfını ederek günlerini geçirdiği sırada, Kureyş'İn şımarık delikanlısı da bu lâfı çok işitenlerdendi.

Yaşının küçüklüğüne rağmen o, toplantıların süsüydü. Yapılan her toplantıda Mus'âb'ın da bulunması arzu edilirdi. Çünkü kibarlık ve akıl­lılık ibn-i Umeyr'in kalpleri ve kapıları açan hasletlerindendi...

O, Peygamber ve onunla birlikte imân edenlerin Kureyş'in zulüm ve eziyetlerinden uzak olarak Safâ'da El-Erkam ibn-i Ebi'l-Erkam'ın evinde toplandıklarını duyunca hiç tereddüt etmeden, aynı akşam el-Erkam'ın evine gitti...

Allah'ın elçisi orada ashâbıyia buluşup, onlara Kur'ân okur ve on­larla birlikte Allah için namaz kılarlardı.

Mus'âb yerini alır almaz, âyetler Peygamberin kalbinden çıkıp, du­daklarında parlayarak kulak ve gönüflere yol alır almaz, İbn-i Umeyr'in gönlü bu akşamlarda ümit vâ'deden bir gönül olmuştu!...

O, sevinçten yerinde duramıyor, âdeta uçuyordu.

Fakat Peygamber, mübarek şefkatli sağ elini uzatıp onun coşkun göğsüne ve yerinde duramayan kalbine dokununca derin sükûnet, ok­yanusun derinliğine dönüşüvermişti... Bir anda, imân etmiş ve müs­lüman olmuş olan genç, yaşının kat kat üstünde bir hikmet (bilgi) ve zamanın seyrini değiştiren bir azimle ortaya çıkıyordu...

Mus'âb'ın annesi Hunas bint-i Mâlik, ender bulunan güçlü bîr ka­raktere ve korku verecek derecede bir heybete sahipti,

Mus'âb müslüman olduğunda, yeryüzünde, annesinden başka hiç­bir güçten çekinmiyor veya korkmuyordu.

Bütün putlanyla, eşrafıyla ve çölleriyle Mekke, Mus'âb'ın karşı­sına çıksa, bir noktaya kadar bunlar ona hafif gelirlerdi...

Ancak, annesinin düşmanlığı, üstesinden gelinemiyen bir korkuy­du!...

Mus'âb, Allah'ın takdir ettiği bir olay ortaya çıkıncaya kadar müs­lüman olduğunu gizlemeye karar verdi.

O, devamlı el-Erkam'ın evine gidiyor, mü'min olmaktan memnun olarak ve müslüman olduğundan haberi olmayan annesinin kızmasın­dan da korkmayarak Rasûlüllah'ia [s.a.v.) oturuyordu

Fakat, o günlerde Mekke'de hiçbir şey gizli kalmıyordu. Kureyş'in gözü ve kulağı her yerdeydi. Mekke'deki, yumuşak ve kızgın kumla­rın üstündeki her ayak izinin gerisinde bir jurnalci vardı...

Osman ibn-i Talhâ, onu, gizlice el-Erkam'ın evine girerken görmüş-itü. Bir defasında da onu Muhammed'in kıldığı namaz gibi namaz kı­larken  görmüştü. Çölün rüzgâr ve fırtınaları Mus'âb'ın annesine git­mek üzere adeta yarışa girdiler ve nihayet annesine, aklını başından

alan haberi ulaştırdılar.

Mus'âb, annesinin, kabilesinin ve etrafında toplanan Mekke eş­rafının karşısında, Hakk'a iman ve onda sebat etme konusunda Pey-gamber'in, kalplerini onunla yıkadığı ve kalplerine, hikmet, şeref, ada­let ve doğruluğu onunla doldurduğu Kur'ân'ı okumak üzere dikildi.

Annesi onu sert bir tokatla susturmak istedi ama ok gibi uzanan el, oğlunun yüzündeki güzelliği artıran nur karşısında, saygı uyandı­ran heybet ve İkna edici sakinlikten dolayı hemen gevşeyip yerine döndü.

Ancak, annesi, annelik duygusuyla ona vurmaktan ve ona işken­ce etmekten vazgeçecektir ama başka bir yolla, oğlunun terkettiği-ilâhlar nâmına öç alacak güçteydi...

Böylece onu evinin en ücra bir köşesine hapsetti ve kapıyı üze­rinden iyice kilitledi. Artık Mus'âb onun bu hapishanesinde rehin idi. Bu arada bazı mü'minler Habeşistan'a hicret ettiler, Mus'âb bunu du­yar duymaz, bir yolunu bulup annesini ve onun için vazifelendirdiği bekçilerini aldatıp o da Habeşistan'a hicret etti.

O, diğer muhacir kardeşleriyle birlikte Mekke'ye dönecek, sonra yine Hz. Peygamber'in hicret etmelerini emrettiği sahâbîlerle birlikte ikinci defa Habeşistan'a hicret edecektir.

Ancak, gerek Habeşistan'da, gerek Mekke'de Mus'âb'ın imanı­nın üstünlüğü her yerde ve her zaman kendini göstermiştir. O, haya­tını, Muhammed'in onlara seçkin örneğini verdiği yeni düzene göre tekrar kurma işini tamamlamış, hayatının; büyük yaratıcıya bir kur-ban'olarak sunulmaya lâyık hâle gelmiş olduğunu anlamıştı.

Birgün o, Rasûlüllah'ın (s.a.v.) yanında oturmakta olan bazı müs-lümanlarm yanına gitti. Onlar, Mus'âb'ı görür görmez, başlarını önle­rine eğip gözlerini yumdular. Bazılarının da gözlerinden yaşlar bo­şandı.

Çünkü onlar, Mus'âb'ı eski ve yamalı bir elbise giymiş olarak gör­müşlerdi. Bu onlara Mus'âb'm müsiüman olmadan önceki halini hatır­latmıştı. Halbuki onun, müslüman olmadan önceki elbiseleri bir bah­çenin  parlak, zarif ve kokulu çiçekleri gibiydi...

Rasûİüllah (s.a.v.) onun gelişini, hikmetli, şükür ve sevgi ifade eden bakışlarla seyretti ve gülümseyerek şöyle dedi: «Bir zamanlar Mekke'de anne ve babasının yanında ondan daha rahatı yokken, şim­di şu Mus'âb'ı görüyorum. Ama o, bunların hepsini Allah'a ve Peygam­berine olan sevgisinden dolayı terkettü...»

Annesi oğlunun, yeni dininden vazgeçeceğine dair inancından ümidini kesince, dünya nimeti olarak ona verdiği herşeyi kesti. Tan­rıları terketmiş ve onların lanetine uğramış bir insanın kendi ekme­ğini yemesine razı olmadı. Hatta bu insan, oğlu bile olsa!...

Mus'âb Habeşistan'dan döndükten sonra annesi onu yine hapset­meye çalıştı ama oğlu, annesine bu konuda yardımcı olacak herkesi mutlaka öldüreceğine yemin etti.

Böylece annesi onun bu konudaki kararlılığını iyice öğrenmiş ol­du. Ana oğul  ağlaya ağlaya birbirlerinden  ayrıldılar.

Vedalaşma ânı tuhaf bir ısrara sahne oldu. Anne oğlunu küfre, oğlu da annesini imana davette ısrar ediyordu. Anne oğlunu evinden çıkarırken: «Defol! Artık senin annen değilim» diyor, oğlu da annesi­ne yaklaşıp: «Anneciğim! Ben sana iyilik ediyorum, sana acıyorum. Allah'tan başka tanrı olmadığına, Muhammed'in onun kulu ve elçisi olduğuna şehadet et» diyordu.

Anne öfke ve heyecanla: «Yıldızlara yemin olsun ki, senin dinine girmem, yoksa benîm fikrime önem verilmez ve benim aklıma güve­nilmez!...»

Mus'âb, içinde yaşadığı bol nimetten, zorluk ve yoksulluğa geçti. Artık, daha önce şık giyinen ve kokular sürünen delikanlı şimdi en kaba elbiseleri giyen, bir gün yiyen, günlerce yemeyen birisi olmuş­tu. Fakat, inanç yüceliğiyle nâzikleşen ve Allah'ın nuruyla parlayan ruhu, onu, gözleri saygıyla, gönülleri hayretle dolduran başka bir înf=4 san haline getirmişti.

Böylece, Rasûİüllah (s.a.v.) onu o günün en büyük görevi için seçmisti. O, Peygamberin Medine'deki elçisi olacak, iman edip Akabe' Peygambere biat eden Ensar'ı yetiştirecek, başkaların! da Allah'ın di­nine sokacak ve Medine'yi büyük hicret gününe hazırlayacaktı.

O sırada Peygamber'in ashabı arasında, Mus'âb'dan daha yaşlı, mevkîce ondan daha üstün ve Peygamber'e daha yakın kimseler var­dı... Ama Hz. Peygamber, o günün mes'elelerinin en tehlikelisini ona havale ettiğini, kısa süre sonra hicret yurdu, davet ve davetçilerin, müjdecilerin ve gazilerin hareket noktası olacak Medine'deki İslâm'ın akıbetini onunla başbaşa bıraktığını bile bile Mus'âbu'l-Hayr'ı seç­mişti...

Mus'âb, Allah'ın kendisine ihsan ettiği üstün akıl ve güzel huyun neticesi olarak emaneti yüklendi. Zühdü, müttakiliği ve samimiyetiy-le Medîne'lilerin  gönüllerini fethetti  ve onlar da  grup grup  Allah'ın

dinine girdiler.

8 Mus'âb, Rasûlüliah (s.a.v.) tarafından Medine'ye gönderildiğinde,

orada daha önce Akabe'de biat eden 12 kişiden başka müslüman yok­tu. İşte Mus'âb böyle bir durumda Medine'ye gelmişti, fakat o, onla­rın arasında birkaç ayını tamamlar tamamlamaz diğerleri de Allah'a ve Rasûlü'ne icabet etmişlerdi.

Akabe biatmdan sonraki hacc mevsiminde Medine müslümanları, kendilerini temsiien bir heyeti Hz. Peygamber'le görüşmek üzere Mek­ke'ye gönderiyorlardı. Heyettekilerin sayısı 70 kişiydi. Onlar, öğret­menleri ve Peygamberlerin elçisi Mus'âb İbn-i Umeyr'in başkanlığın­da gelmişlerdi.

Mus'âb, zekâ ve kabiliyetiyle Rasûlüllah'm (s.a.v.) kimi seçece­ğini iyi bildiğini ispat etmişti...

Mus'âb, görevini tam olarak anlamıştı. Kendisinin, Allah'a da-vetçî olduğunu; İnsanları, doğruluğa ve doğru yola davet eden dinî müjdelediğini, kendisinin de o dine inanmış elçi olarak sadece tebliğ etme görevine sahip olduğunu anlamıştı.

Es'âd ibn-i Zurare'nin misafiri olarak, onunla birlikte, halka Rab-bi'nin Kitabını okumak ve aralarında büyük bir yumuşaklıkla «Allah ancak bir tek ilâhtır» sözünü fısıldamak üzere kabilelere...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 05 Ağustos 2011, 13:32:49 Gönderen: Şeyma-i Nur »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Mus ab İbni Umeyr
« Posted on: 18 Ağustos 2019, 14:37:41 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Mus ab İbni Umeyr rüya tabiri,Mus ab İbni Umeyr mekke canlı, Mus ab İbni Umeyr kabe canlı yayın, Mus ab İbni Umeyr Üç boyutlu kuran oku Mus ab İbni Umeyr kuran ı kerim, Mus ab İbni Umeyr peygamber kıssaları,Mus ab İbni Umeyr ilitam ders soruları, Mus ab İbni Umeyrönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &