ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Sahabe Hayatından Tablolar  > Abdullah İbn i Ömer
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Abdullah İbn i Ömer  (Okunma Sayısı 352 defa)
05 Ağustos 2011, 13:26:51
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« : 05 Ağustos 2011, 13:26:51 »



ABDULLAH İBN-İ ÖMER

 

Devamlı İbâdet ve Tövbe Eden

O, uzun ömrünün zirvesindeyken şöyle demiştir:

«— Rasûiüliah'a [s.a.v.) biat ettim...

Bugüne kadar biatimi ne bozdum ne de değiştirdim.

Hiçbir fitneciye biat etmedim...

Hiçbir mü'mîni de yattığı yerden kaldırmadım».

Bu kelimelerde seksen yıldan fazla yaşayan daha on üç yaşınday­ken yaşının küçüklüğü sebebiyle RasûSüllah (s.a.v.) tarafından geri çevriimeden önce mücahidler arasında bir yere sahip olmak arzusuy­la, babasıyla birlikte Bedir savaşına gitmek istediğinde İslâm ve Hz. Peygamber'ie alâkası başlayan bu salîh kişinin hayatının tam bir öze­ti vardır...

Pek erken adam sınıfına girmiş bu çocuğun İslâm'la ilgisi o gün­den itibaren, hatta o günden önce babasıyla birlikte Medine'ye hicreti esnasında başlamıştır...

O günden itibaren, 85 yaşına ulaşmış olduğu halde, Rabbine ka­vuştuğu güne kadar, karşılaştığımız her yerde onu, yolundan kıl ka­dar sapmayan, yaptığı biattan dönmeyen ve verdiği sözü bozmayan devamlı ibâdet ve tövbe eden bir kimse olarak görürüz...

Bakışları, Abdullah  İbn-i Ömer'e  çeviren meziyetler pek çoktur.

İiim, tevazu, vicdan ve davranış doğruluğu, cömertlik, takva, iba­dete devamlılık ve örnek edinmede kararlılık...

İbn-i Ömer, bütün bu fazilet ve hasletlerden meydana gelmiş, ben­zersiz şahsiyeti temiz ve dürüst hayatı bunlarla yoğrulmuştur...

O, babası Ömer İbrH el-Hattab'tan birçok hayrı öğrendiği gibi, babasıyla birlikte Rasûlüllah'tan bütün hayrı ve bütün yüceliği öğren­miştir.

Babası gibi, Allah'a ve elçisine en güzel bir şekilde iman etmiş­tir. Hz. Peygarnber'in yoluna uymasr da akıllan şaşırtan birşey ol­muştur..

Bakar, Hz. Peygamber her konuda ne yapıyorsa, o da kendisini nezaket ve alçak gönüllülükle ona benzetmeye çalışırdı...

Meselâ, Rasûlüliah (s.a.v.) bir yerde namaz kılardı, değil mi?.. İbn-i Ömer de aynı yerde namaz kılardı...

Mesela, Rasûiüllah (s.a.v.) ayakta dua ederdi, değil mi? İbn-i Ömer de ayakta dua ederdi...

Rasûlijllah (s.a.v.) oturarak'dua ederse, Abdullah da oturarak dua ederdi...

Meselâ, bir gün Rasûiüllah (s.a.v.) bir yolda, devesinden inip iki rekat namaz kılmışsa, İbn-i Ömer de bir yolculuk sebebiyle aynı yere uğramışsa aynı şeyi yapardı...

Hatta şöyle anlatılır: Bir gün, Rasûlüllah'ın (s.a.v,) devesi, Mek­ke'de bir yerde iki defa döndükten sonra Rasûiüllah (s.a.v.) inip iki rekat namaz kılar. Deve bunu, kendisine çökeceği yeri hazırlamak için kendiliğinden yapmış olabilir.

Ama Abdullah İbn-i Ömer bir gün bu yere gelir gelmez devesini orada döndürür, sonra onu çöktürür ve aynen daha önce RasûiüIIah'-tan (s.a.v.) gördüğü şekilde Allah rızası için iki rekat namaz kılar. .

Onun bu konuya çok önem vermesi müminlerin annesi Hz. Aişe'yi de duygulandırmış ve şöyle demiştir:

«— İbn-i Ömer'in takip ettiği gibi, Rasûlüllah'ın [s.a.v.) odaların­daki izlerini takip eden hiç kimse yoktur».

O, mübarek uzun ömrünü bu sağlam dostluk üzere geçirmiştir. Hatta bir zaman gelmiş ki salih bir müslüman dua ederken söyle de­miştir:

«— Ya Rabbi! Bana bakacaklarından Abdullah İbn-i Ömer'i bı­rak ki ona uyabileyim. Ben ilk hal üzere kalan ondan başka hiç kim­seyi  bilmiyorum».

Hz. Peygamberin yoluna ve sünnetine bu sıkı ve sağlam sarılma gücüyle birlikte İbn-i Ömer, Rasûlüllah'tan (s.a.v.) hadis rivayet et­mekten çok korkardı, bütün harflerini tek tek söylemedikçe, ondan hiçbir hadis rivayet etmezdi.

Çağdaşları  şöyle  söylemişlerdir :

1— Rasûlüllah'ın (s.a.v.) ashabı arasında, hadiste fazla veya ek­sik yapma konusunda Abdullah İbn-i Ömer'den daha çok korkanı yok­tu!.»

Böylece o, fetva verme konusunda çok dikkatli ve çok çekin­gendi...

Bir gün ona, fetva isteyen birisi geldi. Adam, İbn-i Ömer'e soru­sunu sorunca:

«— Sorduğun konuda benim bilgim yok» diye cevap verdi.

Adam yanından ayrılıp biraz uzaklaşır uzaklaşmaz, îbn-i Ömer sevinç ve memnuniyetten ellerini oğuşturur ve kendi kendine şöyle der: *

«— İbn-i Ömer'e bilmediği birşey soruldu ve o da bilmiyorum de­di». O, fetva verirken ietihad etmekten içtihadında hata etmekten kor­kardı. Hata edene bir ecir, isabet edene iki ecir veren büyük bir dinin emirlerine uyarak yaşamasına rağmen takvası fetva verme cesare­tini engelliyordu.

Aynı şekilde takvası onu, hakimlerin makamlarından da uzaklar tırıyordu...

Hakimlik görevi devletin ve toplumun en yüksek makamlarından di. Bu görev, onunla meşgul olana, mal, mevki ve şeref sağlıyordu.

Bir gün Halife Osman (r.a.) İbn-i Ömer'i çağırıp ondan hakimlik yapmasını istedi. O, özür diledi. Hz, Osman ısrar etti, o da özür c meye devam etti.

Osman sordu:

«— Bana karşı mı geliyorsun??»

İbn-i  Ömer  cevap verdi :

«— Asla... Bana ulaştı ki  hakimler üçtür...   Bilmeyerek hükme­den hakim ki o cehennemdedir... Hevasiyla hükmeden hakim ki o da cehennemdedir... İctihad edip isabet eden hakim ki birşeye yaramaz, ne günah kazanır ne de sevap...

Ben, Aliah için, senin beni bu görevden affetmeni istiyorum...»

Hz'. Osman ondan, bunu hiç kimseye söylemîyeceğine dair söz aldıktan sonra onu affeti. Çünkü Hz. Osman, İbn-i Ömer'in halkın gön­lündeki yerini biliyor, muttaki ve salih kimselerin onun hakimlikten yüz çevirdiğini öğrendiklerinde ona tabi olup onun yolunda gidecek­lerinden ve o zaman Halîfe'nin hakimlik yapacak muttaki bir kimse bulamiyacağindan korkuyordu...

Bu durum Abdullah İbn-i Ömer'in olumsuz taraflarından biri ola­rak görülebilir.

Ancak durum öyle değildir. Çünkü İbn-i Ömer orada, hakimliğe kendisinden başka lâyık kimse yokken çekinmemiştir. Aksine Rasû-lüllah'm (s.a.v.) muttakî ve salih ashabından birçoğu oradaydı. Onlar­dan bir kısmı hüküm vermek ve fetva ile bizzat meşguldü. İbn-i Ömer'­in hakimlikten uzak durmasında hakimlik görevini terketme yoktu. Onu lâyık olmayan kimselerin ellerine verme de yoktu... Böylece o, taat ve ibâdeti artırmak suretiyle, nefsini arındırmak ve olgunlaştır­mak üzere kendi başına kalmayı tercih etmiştir...

Yine İslâm'ın bu döneminde dünya, müslümanlara gülmüş, mal dolup taşmış, makam ve başkanlıklar da çoğalmıştı.

Mal ve makama düşkünlük bazı mümin kalplere de girmeye baş­lamıştı. İbni Ömer gibi bazı sahabîier, zühd, takva ve büyük mevkiler­den kaçınma konularında kendileri örnek olmak suretiyle mal ve ma-kama düşkünlük fitnesine karşı koyma bayrağı açtılar.

İbn-i Ömer, gecelerin dostuydu, geceleri namaz kılarak geçirirdi.... Seherlerin de dostuydu. O, seherleri istiğfar getirerek ve ağlayarak geçirirdi. O, gençliğinde bir rüya görmüş ve Hz. Peygamber bu rüya­yı, gece namazı kılmayı, Abdullah'ın emellerinin son noktası gıbta ve sevincinin sebebi haline getiren bir şekilde yorumlamıştı..

Şimdi rüyâsıyla ilgili haberi bizzat kendisinden dinleyelim:

«— Rasûlüliah (s.a.v.) zamanında bir rüya gördüm. Elimde ipek­ten bir kumaş parçası vardı ve ben Cennet'ten ancak, o kumaşın beni oraya uçuracağı  bir yer istiyordum...

İki kişi gelip beni Cehennem'e götürmek istediler. Karşılarına bîr melek çıkıp bana: «Korkma» dedi ve onlar beni serbest bıraktılar.

Kızkardeşim Hafsa, Rasûlüllah'a (s.a.v.) rüyamı anlattığında Ra-sûlüllah {s.a.v.) şöyle buyurdu: Abdullah ne iyi kişidir. Keşke gecele­yin namaz kılıp bunu çoğaltsaydı. İbn-i Ömer, o günden itibaren, Rab-bine kavuşuncaya kadar yolculukta ve yolculuk dışında gece namazı kılmayı terketmedi.

O namaz kılıp Kur'ân okuyordu. Rabbini çok zikrediyordu... Ba­bası gibi, Kur'ân'daki uyarı ayetlerini okuduğunda gözyaşları sağnak yağmur gibi boşaltıyordu.

Ubeyd İbn-i Umeyr şöyle der:

«— Bir gün şu âyeti Abdullah İbn-i Ömer'e okudum».

«— Her ümmete bir şahit getirdiğimiz ve ey Muhammed, seni de bunlara şahit getirdiğimiz vakit durumları nasıl olacak... O gün, in­kâr edip Peygamber'e baş kaldırmış olanlar, yerle bir olmayı ne kadar isterler ve Allah'tan bir söz gizleyemezler...» (Nisa, 41-42)

İbn-i Ömer ağlamaya başladı, öyle ki gözyaşlarından sakalı ıs­landı.

Bir gün dostları arasında oturup şunları okudu:

«İnsanlardan, kendileri birşeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara birşeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimsele­rin vay hafine! Bunlar büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyor­lar mı? O gün insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda dururlar». (Mu-daffifîn/1-6)

Sonra :

«O gün insanlar âlemlerin Rabbinin huzurunda dururlar» âyetini tekrar ede ede gitti:

Gözyaşları yağmur gibi akıyordu... Sonunda, çok üzülüp ağlamak­tan dolayı yere yıkıldı!

Cömertlik, zühd ve takvası, bu büyük insanın en üstün faziletle­rinin teşekkülü için büyük bir sanatla hep birlikte işliyordu... O çok ve­rirdi, çünkü cömertti... O temiz ve helâl olanı verirdi, çünkü mütta-kiydi...Cömertliğin, kendisini fakir bırakacağına aldırmazdı, çünkü zâ-hiddii...

îbn-i Ömer (r.a.), rahat ve huzur içinde yaşayan nüfuzlu kimse­lerden idi. Çünkü o hayatının yarısını güvenilir ve başarılı bir tacir olarak geçirmişti... Beytü'I-Mâlden aldığı maaşı da çoktu... Ama o, Beytü'l-Mâl'den verileni asla kendisi için biriktirmemişti. Onu bol bol, yoksul zavallı ve muhtaçlara gönderirdi...

Eyyub b. Vâil er-Râsîbi bize, onun cömertliklerinden birini şöyle anlatmaktadır:

Bir gün ibn-i Ömer ona dört bin dirhem ve bir kadife kumaş gön­dermişti.

Ertesi gün, Eyyub onu, bineği için veresiye yem satın alırken gör­müştü.

İbn-i Vâil, onun ailesine gidip sordu: «Ebû Abdurra...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Abdullah İbn i Ömer
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 04:50:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Abdullah İbn i Ömer rüya tabiri,Abdullah İbn i Ömer mekke canlı, Abdullah İbn i Ömer kabe canlı yayın, Abdullah İbn i Ömer Üç boyutlu kuran oku Abdullah İbn i Ömer kuran ı kerim, Abdullah İbn i Ömer peygamber kıssaları,Abdullah İbn i Ömer ilitam ders soruları, Abdullah İbn i Ömerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &