ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği  (Okunma Sayısı 685 defa)
18 Nisan 2011, 14:34:44
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Nisan 2011, 14:34:44 »



Dıhyetü'l Kelebi’nîn Bizans Elçiliği


İbrahim b. Sa'd, Salih b. Keys ân-İbni Şihab-ı Zührî- Ubeydullah b. Abdullah isnadıyla, İbni Abbas (r.a.)'dan naklediyor: Peygamber (s.a.v.) İslâm'a davet eden bir mektubu Kaysere yazdı ve bu mektu­bunu ona Dıhyetü'l Kelebi ile yolladı. Dıhyeye, mektubu Kayser'e ulaştınvermesi için önce Busra(daki bölge) kiralına vermesini tenbih etti. Busra lideri de mektubu Kaysere teslim etti. Allah'ın İran ordusunu bozguna uğratıp geri püskürttüğünden dolayı başından geçen bu hayır­lı belaya şükretmek için Kayser, İliya'ya (Kudüse) gitmek için Hımıştan hareket etmişti. Resûlullah'ın mektubu Kaysere ulaşipta onu okuduğu zaman; "bana O'nun kavminden birini tutup gelin" diye emir verdi.

İbni Abbas devamla der ki: Bana Ebu Sûryan haber verdi ki, Pey­gamber (s.a.v.)'le Kureyş kâfirleri arasında sulh yapıldığı süre içinde kendisi Kureyşli bir grubla beraber ticaret yapmak üzere Şam diyarına gelmiş bulunuyormuş. Ebû Süfyan şöyle anlattı:

-Kayser'in elçisi bizi Şam diyarının bir yerinde buldu. Bizi alıp İliya'ya geldi. Bizi Kayser'in yanma soktu. Bir gördük ki, O tahtına o-turmuş, başında tacı var, Etrafını da Rum büyükleri çevirmiş. Tercü­manına:

"Sor onlara, hangisi, o kendini Peygamber diye iddia eden adama akrabalıkta daha yakın?" dedi. Ben:

"Ona nesebce en yakın akraba benim" dedim.

"Onunla senin arandaki akrabalık ne?" dedi. Ben:

"O, benim amcam oğludur" diye cevap verdim. Gerçekten de, Ker­vanda o gün benden başka Abdi-Menâf oğullarından kimse yoktu. Kayser:

"Onu bana yaklaştırın?" dedi. Sonrada arkadaşlarımın benim ar­kama durutulmalan emrini verdi. Sonra tercümanına, şu adamın arka­daşlarına: "şimdi ben buna, kendisinin Peygamber olduunu iddia eden zat, hakkında sorular soracağım. Eğer bu adam bana yalan söylerse sizde onu yalanlayacaksınız, dediğimi, söyle" dedi.

Ebû Süfyan der ki: Vallahi! Arkadaşlarımın beni yalanla itham et­melerinin meydana getireceği utanma (haya) olmasaydı, kesinlikle o gün yalan söylerdim. Sonra tercümanına: "Ona sor, O zatın sizin aranızdaki soyu nasıldır" dedi. Ben:

"O bizim aramızda soylu biridir!" dedim. Kayser:

"Bu Peygamberlik iddiasını sizde bu zatdan önceden söyleyen oldu mu?" dedi. "Hayır" dedim. O:

"Bu iddialarını ortaya atmadan önce onu yalancılıkla suçlar mıydı­nız?" dedi. "Hayır!" dedim.

"Babaları arasında kral var mıydı?" dedi. "Hayır!" dedim. "Ona tabi olanlar toplumun ağaları mı, yoksa zayıfları mı?" dedi.

Ben "ağalar ne gezer, aksine zayıfları!" dedim.

"Sayıları artıyor mu eksiliyor mu?" dedi. "Artıyorlar!" dedim.

"Onun dinine girdikten sonra, o dini beğenmeyerek geri çıkan olu­yor mu?" dedi. "hayır!" dedim.

"Peki verdiği sözü bozduğu olur mu?" dedi.

Ben "hayır! ama biz şimdi onunla bir anlaşma süresi içindeyiz, son­ra onu bozarak böyle bir ihanete gireceğinden korkuyoruz" dedim.

Ebû Süfyan bu sözü ile Efendimizin onlarla Hudeybiye günü yap­tığı ve bitimi Feth gününe kadar olan anlaşmaya işaret ediyordu.

Ebû Süfyan der ki: İşte ben, hakkımda arkadaşlarımın yalan söyle­diğimi yayacakları korkusu çektiğim bu sözden başka bu cevaplara hiçbir kelime katma imkânı bulamadım. Kayser, "Onun sizle, sizin onunla çarpıştığınız oldu mu?" dedi. "Evet!" dedim.

"Peki Onun ve sizin savaşımz nasıl geçiyor idi?" dedi. Ben, "O bir değiş tokuş gibi idi, bazen o zafere ulaşıyordu bazen biz" dedim.

"O size ne emrediyordu?" dedi "O bize "Allah'a kulluk yapmamızı, O'na hiçbirşeyi ortak yapmamamızı emrediyor, babalarımızın taptıkla­rına tapmayı yasaklıyor, namaz kılmamızı, doğru olmamızı, namuslu­luğu, verilen söze vefalı kalmayı ve emanetin sahibine geri verilmesini emrediyor" dedim.

İşte o zaman Kayser tercümanına dedi ki:

(Buna söyle, ben ona "aranızda soyu nasıldır?" dedim. Sen onun soylu olduğunu iddia ettin. İşte gerçek Peygamberler böyle olur, onlar kendi milletinin en soylu ailelerinden gönderilir.

Sana, "Bu iddiayı Ondan önce yapan oldu mu?" dedim, sen "hayır" dedin. Ben derim ki: "Eğer bu iddiayı ondan Önce aranızda ortaya atan biri olaydı "bu Adam kendinden önce ortaya atılan bir iddiayı taklit e-diyor" diyecektim.

" Sana, "O bu iddiasını ortaya atmadan önce onu yalancılıkla itham ettiğiniz olumluydu?" dedim, "hayır!" dedin. Bende anladım ki, O zat insanlara karşı yalan söyleraezse, Allah'a karşı yalan söyleyecek biri de değildir.

Sana, "Onun ecdadı içinde kral var mı?" diye sorduğumda, "hayır!" dedin. Ben de, "eğer ecdadı arasında bir kral olsaydı bu iddia ile ecda­dının krallığını geri istiyor diyecektim.

Ben sana, "Ona toplumun ağaları mı, garibanları mı uyuyor" diye sordum sen, onların zayıflarının O'na uyduğunu iddia ettin. İşte gerçek Peygamberlerin ümmeti de böyle olur.

Sana, "onlar artıyor mu, eksiliyor mu?" dedim. Sen onların arttığım iddia ettin. İşte îman işi böyle olur. Tamamlanana kadar artar.

Sana, "Onun dinine girdikten sonra beğenmeyerek çıkan oluyor mu?" dedim, "hayır! dedin. İşte imanın beşâşeti kalbe girdiği an böyle olur. Artık O'nu hiç kimse aşağılayamaz.

Sana, "ahdini bozar mı?" diye sordum? "hayır!" dedin, işte Pey­gamberler böyle olur asla verdiği sözden caymazlar.

Sana, "O size, siz de O'na saldırdınız mı?" diye sordum, "sen bu­nun meydana geldiğini ve sizin ve onun harbinin aranızda değiş tokuş gibi olduğunu "söyledin. İşte Peygamberler böyle olur. Bazen bir şeyle imtihan olunurlar sonuç onların lehine çıkar.

Sana, "size bu zat ne emrediyor" dedim. Sen O'nun size "Allah'a tek olarak ibadet etmenizi, O'na hiçbir şeyi şirk koşmamanızı, emredip, ecdadınızın taptıkları putlara tapmayı yasakladığını, namazı, doğru­luğu, namusu, verilen söze vefalı olmayı ve emaneti geri vermenizi emrettiğinizi" söyledin.

İşte bütün bunlar bir hak Peygamberin sıfatıdır. Ben böyle bir Pey­gamberin geleceğim kesin biliyordum, ama onun sizden olacağını bil­miyordum. Eğer senin bu dediklerin gerçek ise, onun şu ayaklarımı bastığım yerlere sahib olması yakındır. Eğer ona ulaşabilme ümidim osaydı ona kavuşmak için bütün zorluğa katlanırdım. Eğer yanında ol­saydım kesinlikle ayaklarını yıkardım, dedi.

Sonra Kayser, Peygamberin mektubunu istedi. Emir verdi açılıp okundu. İçinde şunlar yazılıydı:

"Bismillahirrahmanirrahim:

Abdullah oğlu Muhammedi'den Rum büyüğü Hiraklius'a Se­lam hidayete uyanlara olsun, ama bundan sonra:

— Ben seni İslâm daveti ile -hakka- çağırıyorum. İslâm'a gir ve kurtul. İslâm ol, Allah sevabını -hem eski dinin hem yenisinin se­vabı olarak- iki kat verecektir. Eğer kabul etmeyecek olursan bü­tün çifçilerin günahı da sana yüklenir. Ve "Ey Kitâb Ehli! Bizimle sizin aranızda eşit olan; "Allah'dan başkasına ibadet etmeyeceğiz, O'na hiçbir şeyi ortak tutmayacağız, Allah dışında birimiz diğe­rimizi     Rab'ler     edinmeyeceğiz"      cümlesine     gelin.     Eğer yüzçevirirlerse onlara "şahitler olun bizler Müslümanız deyin"

Ebû Sûfyan der ki:

—  Kayser bu sözünü tamamlayınca, etrafındaki rumların sesleri yükselip gürültü çoğaldı. Ben ne dediklerini adamıyordum. Kayser de emir verdi huzurundan çıkarıldık. Oradan arkadaşlarımla beraber çıkıp başbaşa kaldığımızda onlara: "Bak hele, Ebû Kebşe'nin oğlunun işi i-yice kökleşiyor, şu sarı denlilerin kralına bakın, bu da ondan korku­yor" dedim. Ebû Sûfyan der ki:

"Vallahi ben O'nun bu dininin her şeye üstün geleceğini bildiğim halde, Alah kalbime İslâm sevgisini sokana kadar, Onu sevemeden ze­lil bir şekilde yaşadım durdum."

Bu hadisi Buharı ve Müslim İbrahim b. Hamza'dan naklettiler.[312]

Yine Buharı ve Müslim bu haberi Ma'mer b. Râşid-Ubeydulîah- yo­lu ile İbni Abbas(r.a.)'dan naklederler ki, Ebû Sûfyan kendisine şöyle anlatmış:

- Benimle Resûlullah'ın arasındaki O sulh süresi içinde ticarete gitmiştim. Ben Şam diyarında iken Resûlullah'ın mektubu Hiraklius'a getirilmiş......

Ebû Sûfyan gerisini aynen İbrahim b. Hamze hadisindeki gibi an­latmış.[313]

Yine aynı haberi Yunus b. Bükeyr, İbni İshâk-Zührî ile başlayıp üst isnattaki gibi nakleder. İşte bu rivayette Ebû Sûfyan'm şu ifadeleri var­dır:

Şu Hudeybiye anlaşması bizimle Nebi (s.a.v.)'in arasında yapılınca Şam'a ticarete gittim. Vallahi Mekke'de ne kadar tanıdığım kadın ve erkek varsa bana ticaret için yük yüklediler. Malları alıp Gazze şehrine geldik. İşte bu, Kayser'in kendi ülkesindeki Sasani ordusunu yenip o-radan çıkardığı ve İranlıların yıktığı en büyük saliblerini (Haç arma­larını yerine geri iade ettiği zamandı.

Bu istağfuruz'u (salî'bi) İranlılar yerinde söküp götürmüşlerdi. Bu hadise Kayser'e haber verildiğinde -ki o zaman Hımista'ki ordu karargahında idi- Ora halkına teşekkür ve Allah'a şükretmek için Kudüsü Şerife doğru yola çıktı.[314] Kendisine halılar serilmiş ve üzerine reyhan serpilmişti. İliya'ya varınca orada namaz kıldı.

Bir sabah tasalı olarak kalkıp gözlerini semada gezdirdi. Patrikleri, "Ey Kral bugün üzüntülüsün" dediler, "evet" dedi. "ne için?" dediler. O: "bu gece Sünnetli kavmin kralının zuhur ettiği rüyamda gösterildi." "Vaİlahi Yahudiler hariç sünnet olan hiçbir ümmet bilmiyoruz, onlar­da senin saltanatında elinin altındadır. Eğer senin kalbine onlardan bir şüphe geldiyse ülkenin her tarafına adamlar yollayıp Yahudilerin boy­nunu vurdur ve bu tasam at" dediler. Onlar bu konuyu konuşurlarken Busra emirinin elçisi beraberinde kendilerine elçi olarak gelen bir a-damla beraber çıkageldi ve Kayser'e:

"Ey Kral! Şu koyun ve deve sahibi arablardan birisidir. Ülkesinde meydana gelen bir ola...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği
« Posted on: 02 Nisan 2020, 08:26:41 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği rüya tabiri,Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği mekke canlı, Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği kabe canlı yayın, Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği Üç boyutlu kuran oku Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği kuran ı kerim, Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği peygamber kıssaları,Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliği ilitam ders soruları, Dıhyetül Kelebi nîn Bizans elçiliğiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &