ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > İnanç Birliği
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: İnanç Birliği  (Okunma Sayısı 1858 defa)
27 Temmuz 2012, 13:27:51
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 27 Temmuz 2012, 13:27:51 »



3- İnanç Birliği (İslâm Ümmeti)

İslâm, insanlara Allah'ın birliğini ve insan neslinin aynı kökten geldiğini belirttikten sonra dinlerinin başlangıçtan beri İslâm oldu­ğunu hatırlatır. Bu din Allah'ın peygamberleri tarafından getirilmiştir. Ve O'na inananlar Hz. Âdem'in yaratılışından bu güne dek Ümmet-i Müslime olarak isimlendirilmişlerdir. Pey­gamber Hz. Muhammed'in getirdiği de ön­ceki peygamberlerin getirdiği dinin aynısıydı. Önceki peygamberlerin ümmetleri de aynı isimle çağırılmışlardı:

"... O, sizi seçti ve dinde size bir güçlük yük-lemedi. (Sizin dininizi de) babanız İbrahim'in dini (gibi geniş kapsamlı yaptı, daraltmadı). O (Allah) bu (Kur'a)ndan önce(ki kitaplarda) da, bu (Kur'a)nda da size 'müslümanlar' adı­nı verdi ki..." (22:78).

İbrahim peygamber gerçek bir müslümandı: "(Bir zaman) Rabb'i ona: 'İslâm ol!' demişti. (İbrahim:) 'Âlemlerin Rabb'ine teslim ol­dum'dedi." (2:131).

Ya'kub peygamber de müslüman idi. "... Ya'kub da: 'Oğullarım! Allah sizin için o dini seçti, bundan dolayı sadece müslümanlar ola­rak can verin.' (dedi)." (2: 132).

İsa peygamber ve havarileri de müslüman idi­ler: "Havarilere: 'Bana ve elçime inanın!' di­ye ilham etmiştim (kalblerine bu düşünceyi atmıştım): 'İnandık, bizim müslümanlar oldu­ğumuza şahit ol!' demişlerdi." (5:111).

Arapça'da eslim kelimesi 'müslüman olmak' veya 'İslâm'ı kabul etmek' (Allah'ın isteğine boyun eğmek) mânasına gelir. Dolayısıyla müslüman, kendisini tamamen Allah'a teslim eden ve O'na itaat eden; Rabb, Mâlik, Hâkim, Kanun Koyucu, Yönetici ve Mâbud olarak yalnızca Allah'ı kabul eden ve O'nun koydu­ğu hayat düzenini yaşayan kimsedir. İslâm, bu inanç ve davranış üzerine bina edilmiş dinî bir sistemdir. Daha önce açıklandığı gibi, farklı ülke ve milletlere gönderilen bütün peygamberlerin dini de buydu. (Mevdûdî, The Meaning of the Qur'an, c I, sh. 112). Birliğin kaynağı, Allah'tan gelen vahiydir. Bu vakıa,îslâm'da belirsiz bir fikir değil, aksine beşikten mezara kadar devam eden ve insan hayatının bütün yönlerini kapsayan bir kurum olmuştur. (A. Yusuf Ali, The Holy Qur'an, sh. 1308, not 4541).

Hz. Muhammed'den önce bütün peygam­berlere de aynı din gönderildi ve onların hep­si müslüman olarak isimlendirildiler. Çünkü onlar da Allah'ın emirlerine uyarak peygam­berlerin yolunu takip ettiler. Hiç bir peygamber din icat etmedi; onların hepsi kendilerine Allah'ın vahyettiği dine tâbi oldu. Aynı din Hz. Muhammed tarafından tekrar tebliğ edildi. Bu gerçekten Kasas sûresinde şöyle bahsedilir:

"Bu (Kur'a)n'dan önce kendilerine Kitâb ver­diklerimiz, buna da iman ederler. Onlara (Kur'an) okunduğu zaman: 'O'na inandık, o, Rabb'imizden (gelen) gerçek (hak)tır.. .Zâten biz ondan önce de müslümanlar idik.' derler." (28: 52-53).

Bu âyet, İslâm'ın sadece Son Peygamber Hz. Muhammed tarafından getirilen inancın is­mi olmadığını ve 'müslüman' tâbirinin sade­ce onun bağlılarına ait olmadığını açıkça gös­terir. İslâm başlangıçtan beri bütün peygamberlerin inancıydı ve onlara her devirde uyan­lar da müslüman idiler. Demek ki, daha önce­ki peygamberlere inanıp daha sonrakini de tasdik eden o topluluğun teslimiyetinde hiçbir kesinti yoktur. Daha önce müslüman oldukla­rı gibi sonra da müslüman olmaya devam et­mişlerdir.

Kur'ân birçok âyetinde şu temel prensibe işa­ret etmiştir. Gerçek hayat tarzı yalnızca İslâm'dır ve Allah'ın kâinatında, O'nun yara­tıkları için başka bir hayat tarzı olamaz. Yara­tılışın başından beri insanlığa hidayet için gelen her peygamber bu hayat tarzını getirmiş­tir. Peygamberler daima müslüman olmuşlar, tâbilerinin de müslümanlar olarak yaşamaları.nı istemişlerdir. Dolayısıyla peygamberler ta­rafından getirilen İlâhî emire teslim olan bü­tün tâbiler her devirde geçerli olmak Üzere müslümandüar. (Mevdûdî, a.g.e., c. IX, sh. 104-105).

Kur'an-ı Kerîm'in şu mealdeki âyetlerinin be­lirttiği husus budur:

1- "Allah katında din, İslâm'dır..." (3: 19).

2- "Kim İslâm'dan başka bir din ararsa, bil­sin ki, (o din) ondan kabul edilmeyecek ve o, âhirette kaybedenlerden olacaktır." (3: 85).

3- "...Benim mükâfatım ancak Allah'a ait­tir. Bana müslümanlardan olmam emre­dilmiştir." (10:72).

4- "...O zaman (Ya'kub), oğullarına: 'Ben­den sonra neye kulluk edeceksiniz?' de­mişti. 'Senin ve ataların İbrahim, tsmaîl ve İshak'ın ilâhı olan tek İlâh'a kulluk edeceğiz, biz O'na teslim olanlarız.' dedi­ler." (2:133).

5- "İbrahim ne yahudi, ne de hristiyandı; dosdoğru bir müslümandı. Müşriklerden de değildi." (3:67).

6- İbrahim ve İsmail peygamber şöyle dua ettiler: "Rabbimiz! Bizi, sana teslim olanlardan kıl, neslimizden de sana teslîm olan bir ümmet çıkar..." (2:128).

7- Hz. Lût kıssasıyla ilgili şunlar zikredil­miştir: "Zaten orada müslümanlardan bir ev(halkm)dan başka kimseyi bulmadık." (51:36).

8- Hz. Yusuf şöyle dua etti: "... Beni müs-lüman olarak öldür ve beni salihlere kat!" (12:101).

9- Hz. Musa, halkına şöyle dedi: "...'Ey kavmim! Eğer Allah'a iman ettiyseniz, gerçekten (O'na) teslîm olan insanlar ise­niz O'na dayanın." (10: 84).

10- İsrail oğullarının asıl dini, dost ve düş­manlarının bildiği gibi, yahudilik değil İslâm'dı. Bu hakikat, Firavun'un boğulur­ken söylediği son sözlerinde kendini gös­terir: "... Nihayet boğulma kendisini ya­kalayınca (Fir'avn): 'Gerçekten İsrail oğullarının iman ettiğinden başka ilâh ol­madığına inandım, ben de müslümanlar-danımP dedi." (10: 90).

11- Bütün İsrail peygamberleri müslümandı ve onların hayat tarzı İslâm'dı. "Gerçek­ten Tevrat'ı biz indirdik, onda hidayet ve nûr vardır. İslâm olmuş peygamberler, onunla yahudilere hüküm verirlerdi..." (5: 44).

12- Süleyman peygamber de aynı dine İnanı­yordu. Sebâ melikesi iman ettiği zaman şöyle dedi: "... 'Rabb'im, ben nefsime zulmetmişim. (Artık) Süleyman'la bera­ber, âlemlerin Rabbi Allah'a teslîm ol­dum,' dedi." (27: 44). (Mevdûdî, Sîreti Server-i Âlem, c. II, sh. 451-454.)

Yukarıda bahsedilen âyetlerde vurgulanan husus, Allah tarafından gönderilen gerçek ha­yat tarzının ne İsevîlik ne Musevîlik ne de Muhammedîlik olmadığı, ancak ve ancak peygamberler ve kutsal kitaplar tarafından tâlim edilen İlâhî emirlere teslim olmak oldu­ğu ve bu yolu hangi zaman ve mekânda kim kabul ederse etsin, aynı evrensel, ebedî ve ka­lıcı hayat tarzını kabul etmiş sayılacağı gerçe­ğidir. Bu yol Hz. Âdem'den, Son Peygamber Hz. Muhammed'e kadar Allah'ın bütün elçileri ve nebileri tarafından kabul ve tebliğ edilmiştir: "Rasûl, Rabb'inden kendisine indi­rilene iman etti, mü'minler de. Hepsi Allah'a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine iman ettiler. 'O'nun elçilerinden hiçbirini di­ğerinden ayırmayız.' (dediler). Ve dediler ki: 'İşittik, itaat ettik! Rabbimiz, (bizi) bağışla­manı dileriz! Dönüş(ümüz) sanadır!" (2: 285).

Yukarıdaki âyette İslâm'ın Peygamber Hz. Muhammed tarafından getirilen hususi bir din olmadığı vurgulanır. Ve "müslüman" tâbirinin Hz. Muhammed'e tâbi olanlar ile sınırlanmadığı görülür. Bütün peygamberlerin dinleri her zaman İslâm'dı ve her devirde on­lara bağlı olanlar da müslümanlar olarak isimlendirildiler. Bununla beraber, bu inancın evrensel yönü Peygamber Hz. Muhammed tarafından ortaya kondu. O, kendisine inanan­ların zihninde İslâm inancının evrensel oldu­ğuna ve Allah tarafından bütün peygamberle­rine etnredildiğine dair hiçbir şüphe bırakma­dı (2:285). Bundan dolayı Hz. Muhammed genel ve evrensel din bağıyla İnsanlığın tek bir kardeşlik ve tek bir ümmet olduğu gerçe­ğini çok açık bir şekilde ortaya koydu. Onları farkh grup ve sınıflara tâbi tutanlar sabit fi­kirli kişilerdi. "İnsanlar bir tek ümmet idi. Al­lah peygamberleri, müjdeciler ve uyarıcılar olarak gönderdi; anlaşmazlığa düştükleri ko­nularda insanlar arasında hükmetsin diye o peygamberlerle beraber gerçekleri içinde taşı­yan kitâb indirdi..." (2: 213).

Kur'an, insan hayatının ilâhî nurun ışığı altın­da başladığını bildirir. Allah ilk insan Hz. Âdem'i yarattığında ona Hakk'ı vahyetmiş ve doğru yolu göstermişti. Hz. Âdem'in torunları uzun süre onun yolunda gitmişler ve hepsi de bir ve aynı ümmete bağlı kalmışlardı. Fakat sonraları yeni yollar ve sapık dinler icat et­mişlerdir. Onlara gerçek gösterildiği hâlde, sadece kendilerine ayrılan paydan ve verilen haktan daha fazlasını elde etmek için böyle yapmışlardı. Bu sapkın kimseleri kötülükle­rinden alıkoymak için Allah, onlara, gerçek 'Hak Yolu' gösteren peygamberler gönder­miştir. Bu peygamberler kendi adlarıyla anı­lacak yeni dinî topluluklar kurmak için gönderilmemişlerdir. Aksine onlar, doğru yoldan sapanları insanlığın ilk ve gerçek dinine ve insanın yeryüzündeki hayatına ilk başladığı zaman, Allah'ın hidayeti üzere kurulan tek ümmet hâline döndürmek için gönderilmişler­dir.

Yunus sûresinde şu ifadeler yer alır: "İnsan­lar, bir tek ümmetten başka birşey değildi, sonradan ayrılığa düştüler..." (10:19).

Enbiyâ sûresinde de şu ifadeleri görürüz: "İşte bu sizin ümmetiniz, bir tek ümmettir. Rabb'iniz de benim. Yalnız bana kulluk edin. (Ama insanlar) işlerini aralarında parçaladılar (Allah'tan gelen dîni parça parça ettiler, ayrı­lığa düştüler); hepsi (sonunda) bize dönecek­lerdir." (21:92-93).

Mü'minûn sûresinde de şöyle beyan edilir: "Ve işte sizin bu Ümmetiniz, bir tek ümmettir. Ben de sizin Rabb'inizim, benden korkun. Fa­kat işlerini aralarında parçalayıp çeşitli kitâblara ayırdılar. Her fırka kendi yanında bulunan (din veya kitâb)la sevinmektedir." (23: 52-53).

Bu âyetlerde bütün insanlığa şu anlatılır: Ger­çekte onlar bir ümmettirler ve kendilerine Al­lah'ın peygamberleri tarafından getirilen tek ve aynı dine sahiptirler. Ve bu inanç şudur: "Bütün insanların Rabbi ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: İnanç Birliği
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 06:29:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: İnanç Birliği rüya tabiri,İnanç Birliği mekke canlı, İnanç Birliği kabe canlı yayın, İnanç Birliği Üç boyutlu kuran oku İnanç Birliği kuran ı kerim, İnanç Birliği peygamber kıssaları,İnanç Birliği ilitam ders soruları, İnanç Birliği önlisans arapça,
Logged
21 Mart 2015, 11:16:39
İkraNuR
Öğrenci Grubu
***
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 3.427



« Yanıtla #1 : 21 Mart 2015, 11:16:39 »

bu bilgiler için çok teşekkür ederim. Allah sizden razı olsun . bu konuyuda öğrenmiş oldum. sağolun
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &