> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuranda İnsan Psikolojisi > Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi  (Okunma Sayısı 832 defa)
13 Şubat 2011, 23:09:57
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 13 Şubat 2011, 23:09:57 »



 
ŞİRK TEHLİKESİNE KARŞI İNSANIN EĞİTİLMESİ

 Kur'an, her şeyden önce tevhid'in gerekleri, fıtrata uygunluğu ve makul oluşu üzerinde durur, çeşitli açılardan misâller vererek ve düşündürerek aklı eğitir. Bununla birlikte, insan oğlunun "sahte tanrılar"a taptıkları gerçeğini de kabul eder. Fakat bunların, gerçekten ihtiyaçları karşılayabilecek bir tanrı mı, yoksa zihinde var kabul edilen bir faraziye mi olduğunu da, çeşitli açılardan gündeme getirir ve tahlil eder. Ama bunu yaparken, daha çok tevhid üzerinde durur.

Eğitimde bu yola "icâbı metod" denmektedir. Çünkü batılı tasvir, Kur'an'ın uygun görmediği bir husustur. Sadece tehlikesinden sakındıracak kadar konu­lara yer verilmektedir.[247] Yani Kur'an, önce doğruları, müspet olanları ve insan fıtratına uygun olan yolları göstermektedir. Daha sonra da, insanları uyarmak ve sapma kavşaklarını göstermek için ikazlarda bulunmaktadır.

Bu konuda Farabî'nin şu sözü, düşünülmeye değer niteliktedir:

"Önce doğruları bilmek gerekir. Doğrular bilinirse yanlışlar da bilinir. Ama önce yanlışlar bilinirse, doğrular asla öğrenilemez!.."

Kısaca Kur'an, "tevhid gerçeği"ni tanıttıktan sonra şunu demek istiyor:

"Allah'tan başka inandıklarınızda, gerçek tanrı özelliği bulmanız mümkün mü?.. Neye inandığınızı bilin, ona göre karar verin, körü körüne gitmeyin, "

Görüldüğü gibi Kur'an, insanlar yanlış yolu da tercih etseler, bir tutarlılık istemektedir.

İnsan oğlunun Allah dışında taptığı tanrıların özellik­leri, Kur'an'da birer birer sayılmaktadır. Söz konusu özellikleri kısaca tanımamızda yarar vardır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz:[248]

 Sahte Tanrıların İsimlendirilme Problemi

 Herhangi bir şeyin isimlendirilmesi ya itibarîdir ya da gerçek değerin yansımasıdır.

Kur'an, batıl tanrılara inananları, tabiî ve tarihî bir gerçek olarak kabul eder. Ancak bunların tanrılarını tasvir ederken, belirli bir isimle anmaz. Çok kere bu tanrılar için, "tanrı edindikleri" , "ortak koştukları", "çağırdığınız", "taptıklarınız", "yalvardıklannız" gibi ifadeler kallanılmaktadır.

Bunun sebeplerini aşağıda sunulan âyetlerde açıkça görmekteyiz:

"Herkesin kazandığını gözetleyip muhafaza eden, (hiç öyle yapmayan gibi olur mu?). Onlar Allah'a ortaklar koştular. De ki: 'Onlara ad verin (onlar necidir?). Yoksa siz Allah'a yer yüzünde bilemeyeceği bir şeyi mi haber veriyorsunuz? Yahut boş laf mı ediyorsunuz?' Doğrusu inkâr edenlere hileleri süslü gösterildi ve onlar doğru yoldan alıkonuldular. Allah kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek yoktur."[249]

Bu âyette, "herkesin iyi ve kötü amellerini, en ince noktalarına kadar bilen Allah'a nasıl ortak koşulabildiği" konusu tahlil edilmektedir.

Başta bu ortak koşulanların "adlandırılması" meselesi var. Allah'ın yaratıkları olan nesnelere, nasıl tanrı adı verilebilir? Normal bir aklın bunu kabul etmesi oldukça zor görünmektedir. Kur'an bu gibi iddiaları ileri sürenlerden, gerçek bilgi ve delil istemektedir.

Müşriklerin bazı yaratıkları Allah'a akraba sayması, bir başkasını "duaları ve niyazları işitici, ihtiyaçları karşılayıcı ve yardım edici ya da belli bir bölgenin hâkimi" kabul etmesi, yine delilsiz ve mesnetsizdir.

Burada dikkat edilmesi gereken bir husus daha var. Kendilerine "ilâhî sıfatlar" izafe edilen (melek, ruh, aziz, gök cisimleri v.b.) yaratıkların hiç birisi, ne ilâhlık iddiasında bulunmuşlar, ne de böyle bir şey taleb etmişlerdir. Buna rağmen, bu ilâh kabul edilen şeylerin niçin heykelleri dikilmekte, nîçin karşılarında âyinler icra edilmekte, niçin bunlar uğruna bir takım zorluklara katlanılmaktadır? Bunun pek çok sebepleri olduğu bir gerçektir. Fakat şu ikisi oldukça önemlidir:

a. Bunun temelinde bir menfaat hesabı olduğu açıkça görülmektedir. Çünkü bu yolla, bazı çıkarcı kimse­ler, sıradan insanların üzerinde otorite kurabilmek, zorlukla kazandıkları malların bir kısmını uydurdukları tanrı adına ellerinden alıp sömürebilmek için bu ilâhları uydurmuşlardır. Yani bu gibi ilâhları savunur görünenler, aslında birer menfaatperest ve çığırtkandırlar.

b. Diğer taraftan bu ilâhlara inanır görünmek, bazı kişilere, şehvet ve hırsla yüklü bir hayatın kapılarını açmaktadır. Aynı zamanda hiç bir ahlâkî sorumluluk da yüklememektedir.[250]

Gözlemci ve araştırıcı bir ruhla bakıldığında, günümüz de de aynı gerçekleri görmek mümkündür.

"Cinleri Allah'a ortak koştular. Oysa ki onları da Allah yaratmıştı. Bilgisizce O'na oğullar ve kızlar yakıştırdılar. Hâşâ! O, onların ileri sürdüğü vasıflardan uzak ve yücedir."[251]

Bilindiği gibi bazı Arap müşrikleri cinleri Allah'a ortak koşarak onlara taparlardı. Onların da Allah'ın yaratıkları olduğunu, mahlûk olan bir varlığın yaratıcı olmayacağını düşünemiyorlardı. Kur'an bu konudaki çelişkili düşünceleri ortaya koyarak, akılları eğitmektedir.

Ayrıca Yahudiler, Hz.Üzeyr'e "Allah'ın oğlu" diyor­lardı. Aynı isimlendirmeyi, Hz. İsa'ya Hıristiyanlar yapmışlardı.[252] Nitekim bazı müşrikler de, meleklere dişilik vasfı isnad ederek "Allah'ın kızları" diyorlardı.

Kur'an bu konuda, insanın düşünme mantığının düzeltilmesi için, değişik şekillerde izahlar yapmakta ve oldukça canlı misâller vermektedir.

"Allah'ın yarattığı ekinlerle hayvanlardan Allah'a pay ayırıp zanlarınca, 'Bu Allah'a, bu da ortaklarımıza (putlarımıza)' dediler. Ortakları için ayrılan Allah'a ulaş­mıyor; fakat Allah için ayrılan ortaklarına ulaşıyor! Ne kötü hüküm veriyorlar."[253]

"(İnsanları) Allah yolundan saptırmak için O'na ortaklar koştular. De ki: (İstediğiniz gibi) yaşayın! Çünkü dönüşünüz ateşedir."[254]

"De ki: Allah'ın dışında çağırdığınız (taptığınız) şeylere tapmak bana yasak edildi. De ki: Ben sizin arzu­larınıza uymam, aksi halde sapıtırım da hidayete eren­lerden olmam."[255]

"(Ey kâfirler!) Allah'ı bırakıp da taptıklarınız sizler gibi kullardır. (Onların "tanrılığı hakkındaki iddianızda) doğru iseniz, onlan çağırın da size cevap versinler! "[256]

"Allah'ın dışında taptıklarınızın, ne size yardıma güçleri yeter, ne de kendilerine yardım edebilirler."[257]

"Denizde başınıza bir musibet geldiğinde, O'ndan başka bütün yalvardıklarınız kaybolup gider. O sizi kurtarıp karaya çıkardığında, (yine eski halinize) döner­siniz. İnsanoğlu çok nankördür."[258]

Müşrikler ne kadar tanrılarını maddî şekiller yaparak takdim ederse etsin, Kur'an bunlara, gerçek tanrı ve varlık gözüyle bakmaktadır.[259]

 Güçsüzlükleri

 İnsan fıtrat itibariyle "güçlü" olandan yanadır. Çünkü başı dara düştüğünde, bir problemle karşılaştığında, hep sığınacak güçlü bir yer arar.

Kur'an, çeşitli vesilelerle, insanların "Allah'a ortak sandıkları",[260] varlıkların güçsüzlüğünü, zarar da fayda da veremeyeceğini ve bu konuda putperestliğin gülünç, komik ve basit halini, açıkça gözler önüne serer ve düşündürür...[261]

Konuyla ilgili olarak, Hz. İbrahim'le, içinde baba­sının da bulunduğu topluluk arasında geçen ünlü tartış­manın bir bölümünü aşağıya alıyoruz:

Hz. İbrahim: Şu karşısına geçip tapmakta olduğunuz heykeller de ne oluyor?

Topluluk : Biz babalarımızı "bunlara tapar kimseler" bulduk.

Hz. İbrahim: Doğrusu, siz de, babalarınız da açık bir sapıklık içindesiniz.

Topluluk: Bize gerçeği mi getirdin, yoksa şaka mı ediyorsun?

Hz. İbrahim: Hayır... Sizin Rabbınız, yarattığı gökle­rin ve yerin de Rabbıdır ve ben buna şahitlik edenler­denim.

Hz. İbrahim: Allah'a yemin ederim ki, siz ayrılıp gittikten sonra putlarınıza bir oyun oynayacağım.[262]

Sonunda Hz. İbrahim putları paramparça eder.Yalnız onların büyüğünü, ona başvursunlar diye sağlam bırakır..

Rivayete göre Hz. İbrahim, Rahiplerin ve ziyaretçi­lerin olmadığı bir sırada mabede girer, putları kırar, sonra­da baltayı, sağlam bıraktığı büyük putun boynuna asar. Bir bayram şenliğine giden halk, dönüşte putların kırılmış olduğunu görür.

Topluluk: Bunu tanrılarımıza kim yaptı? Muhakkak o zâlimlerden biridir.

Bazıları: Bunları diline dolayan bir genç duyduk. Kendisine "İbrahim" denilirmiş...

Topluluk : O'nu hemen insanların gözleri önüne ge­tirin. Belki şahitlik ederler[263]

Topluluk: Ey İbrahim!. Bu işi tanrılarımıza sen mi yaptın?

Hz. İbrahim: Belki onu şu büyükleri yapmıştır. Ko­nuşabiliyorsa onlara sorun.

(Câhil olan halk, bir ara gerçeği kabul eder gibi bir tavır alarak kendi kendilerine, "Siz haksızsınız!" der. Sonra yine sorarar.)

Topluluk: Sen bunların konuşmadığını pekâlâ biliyor­sun.

Hz. İbrahim: Öyleyse, Allah'ı bırakıp da, size hiç bir fayda ve zarar vermeyen bir şeye hâlâ tapacak mısınız? Size de, Allah'ı bırakıp tapmakta olduğunuz şeylere de yuh olsun! Siz akıllanmaz mısınız?[264]

Görüldüğü gibi bu diyalogda, Allah'a ortak koşulan nesnelerin zayıflığı ve bunlardan medet uman insanların tutarsızlıkları, açık bir şekilde belirtilmektedir.[265]

 Tapılanlar Tapanlardan Daha Zayıftır

 Psikolojik bir gerçektir ki insan, tabî olduğu ve izinden gittiği şahsiyette, bir farklılık ve üstünlük arar. Yoksa, niçin boşu boşuna peşinden gitsin!... Yani bir bakıma bu putların,

"Kendisi muhtac-ı himmet bir dede.

Nerde kaldı gayriye himmet ede! "

İşte bu sebepten dolayı Kur'an, tapılan varlıkların, tapanlardan daha zayıf olduklarını zikrederek, insanın kendine gelmesi, aklını başına devşirmesi için pek çok hatırlatmalarda bulunur.

Kur'an, tapılan bu putların perişan ve güçsüz halini şu şekilde dile getirir:

a. Hiç ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi
« Posted on: 30 Ekim 2020, 04:14:47 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi rüya tabiri,Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi mekke canlı, Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi kabe canlı yayın, Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi Üç boyutlu kuran oku Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi kuran ı kerim, Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi peygamber kıssaları,Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesi ilitam ders soruları, Şirk Tehlikesine Karşı İnsanın Eğitilmesiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &