ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hayatını Anlatan Eserler > İslam Peygamberi > Toprağa verme ve hilâfet sorunu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Toprağa verme ve hilâfet sorunu  (Okunma Sayısı 751 defa)
10 Ocak 2011, 15:10:22
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 10 Ocak 2011, 15:10:22 »



Toprağa Verme ve Hilâfet Sorunu


1918. Resulullah (AS)’ın vefatı, Medine’deki İslâm toplumu için çeşitli sorunların ortaya çıkmasına yol açmıştı. Çünkü bu topluluk, ilk ve son kez ilâhi bir Elçiyi kaybetme durumu ile karşı karşıya idi.

Toprağa Verme Meselesi

1919. Cenaze nereye gömülmeli? Kabri nasıl kazmalı? Naaşı Mekke tarzına göre çıplak olarak mı, yoksa Medine tarzına göre giysileriyle birlikte mi gasletmeli? vs.: Bütün bu sorular arasında, Muhammed (AS)’in “Peygamberlerin son nefeslerini verdikleri yere gömüldükleri” şeklinde bir hadis söylediği hatırlandı. Biri Mekkeli, diğeri Medineli olmak üzere iki mezar kazıcısı çağrıldı. Ve işin bunlardan hangisi önce gelirse ona havale edilmesi kararlaştırıldı. İlk gelen Medineli oldu. Naaşın üzerinden giysilerin çıkarılmamasına karar verildi: Sonuçta giysileriyle birlikte gasledilip, daha sonra naaşın gömülebilmesi için bu giysiler çıkarılıp, onların yerine birçok kefen beziyle sarıldı. Cenaze töreni düzenlenmedi. Naaş, Muhammed (AS)’in son nefesini verdiği odada kaldı ve kadın-erkek şehrin sakinleri iki gün iki gece cenazeyi selamlamak ve arkasından dua etmek üzere bu odaya bölükler halinde girip çıktılar. Sonra, aynı odada toprağa verildi.

1920. Bu arada insanları yatıştırma sorunu ortaya çıktı. Resulullah (AS)’ın vefat ettiği haberi yayılır yayılmaz, şehirde büyük bir galeyan oldu, herkes mevtanın evinin yanındaki Mescid’e geldi. Kimileri ağlıyor, bazıları o an için çılgına dönüyorlar ve her biri değişik şekillerde üzüntüsünü dile getiriyordu. Toplumun önde gelen kişilerinden Ömer, Resulullah (AS)’ın “öldüğünü” söyleyen herkese kızmaya başladı; Kılıcını çekip, şöyle söyledi: “Kim Resulullah’ın öldüğünü zannediyorsa, onun boynunu vururum. Vallahi o kesinlikle ölmedi, sadece, Musa’nın gidişi gibi, bir süre sonra tekrar ümmeti arasına dönmek ve Kıyamet Gününe kadar onlara rehberlik etmek üzere ALLAH’ın katına vardı.”

1921. Şehir dışına çıkmış olan Ebû Bekir de kısa bir süre sonra çıkageldi ve hemen Resulullah (AS)’ın yatak odasına girdi; Yüzünün örtüsünü açarak saygıyla öptü ve şu sözleri söyledi:

           Anam-babam sana feda olsun; ALLAH’ın sana yazmış olduğu ölümü artık bir kere tattın, bundan sonra onu bir daha asla tatmayacaksın.”

           Daha sonra Mescide gitti; orada Ömer’in halka hitap edip kılıcıyla onları tehdit ettiğini görünce, şöyle söyledi:

           “Sakin ol Ömer!”

           Ama o hiç onu dinlemedi. Ebû Bekir cemaatin ortasına doğru ilerledi ve bir konuşma yapmaya başladı. Herkes onun sözlerine kulak kesilmişti ve Ömer de sakinleşmek zorunda kaldı.

1922. Ebû Bekir, her zaman olduğu gibi ALLAH’a hamd ü senadan sonra şöyle dedi:

           “Ey insanlar! Kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki o gerçekten ölmüştür; ama kim ALLAH’a kulluk ediyorsa, ALLAH Diri (Hayy)’dir ve asla ölmez.”

           (Daha sonra sözlerini Kur’an’ın şu ayetlerini okuyarak sürdürdü:

           “Muhammed ancak bir Peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, ALLAH’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. ALLAH şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân: 3/144)

           Ömer üzüntü ve kederinden yere çöktü kaldı ve her yerden feryat sesleri duyulmaya başladı. Muhammed (AS)’in sadık dostu ve kayınpederi, güçlü şahsiyet Ebû Bekir, bütün cemaati kendi etrafında topladı ve şehirdeki önemli ve acil her sorun için kendisine danışılmaya başlandı.

Hilâfet Sorunu736


1923. Bir Devletin, merkezî bir teşkilâttan mahrum kalması düşünülemez. Defin işlemlerine başlanmadan önce bile, Ensar’dan bazıları, bu konu hakkında kafa yordular ve yakın arkadaşlarını, bu işin üstesinden gelmeye davet ettiler. Kuşkusuz bunlar bizzat kendilerini halifeliğe lâyık görüyorlardı. Toplantıya katılanların sayısı oldukça sınırlı idi. Ama kendilerini önceden Ebû Bekir lehine hazırlayan Ensar’dan bazıları, gelip ona bu toplantıdan bahsettiler ve daha fazla geç kalıp da bir oldu bittiyle karşılaşmamak için, bu sorunla ilgilenmesini kendisinden rica ettiler.

1924. İlk Halifenin seçilmesi ile ilgili anlatımlar İbn Hişâm ve Vâkıdî’de (Kitâbu’r-Ridde, Bankipore el yazması) yer almaktadır. Vâkıdî eserinde daha fazla ayrıntıya girmiştir. Onun bu konuda verdiği bilgiler kısaca şöyledir:

1925. Ebû Bekir, Resulullah’ın evinden çıkıp Mescid’e geldi ve oradakilere şu kelimelerle hitap etti:

1926. Ey insanlar! Kim ALLAH’a kulluk ve ibâdet ediyorsa (bilsin ki) O, daima Hayy (Diri)’dır; O’nun için ölüm yoktur. Ancak Muhammed’e tapa kimse bilsin ki o gerçekten ölmüş bulunuyor. ALLAH, vaktiyle Muhammed’e Kur’ân’da şöyle söylemişti: “Muhakkak sen de öleceksin, onlar da ölecekler”(Zümer: 39/30). Ve yine: “Biz senden önce de hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen, sanki onlar ebedî mi kalacaklar? Her canlı ölümü tadacaktır..”(Enbiyâ: 21/34-35) Ayrıca: “Muhammed ancak bir Peygamberdir. Ondan önce de peygamberler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür ya da öldürülürse, gerisin geriye (eski dininize) mi döneceksiniz? Kim (böyle) geri dönerse, ALLAH’a hiçbir şekilde zarar vermiş olmayacaktır. ALLAH şükredenleri mükâfatlandıracaktır.” (Âl-i İmrân: 3/144) Bilmiş olun ki hakikaten Muhammed kendi yoluna gitti. Bu durumda onun emr (komuta, yönetme erki)’inde herhangi birinin onun yerine geçmesi kaçınılmazdır. İyi düşünüp taşının ve sonra ne düşündüğünüzü söyleyin. ALLAH size merhamet etsin!”

1927. Mecliste bulunan bütün topluluklar ona: “Peki, yarın bunu düşüneceğiz, İnşaallah” dediler. Sonra herkes dağıldı.

1928. Ertesi gün Mekkeli Muhacirlerin bir kısmı Ebû Bekir’in yanına geldiler; Medineli Ensar’ın bir kısmı da, bugünkü Suriye kapısının hemen yakınında, Mescid-i Nebevî’nin kuzey- batısındaki Benû Sâ’idelerin toplantı salonunda (sakîfe) bulunan Hazrecli Sa’d ibn ‘Ubâde’ye yöneldiler. Ali ise, çevresine ez-Zubeyr ibn Avvâm da olmak üzere, Benû Hâşim’e mensup bazı üyeleri toplayarak, üzgün bir şekilde kendi evinde kaldı. Bütün Medine halkı, Muhâcirlerin ve Ensarın ne söyleyeceklerini dinlemek üzere dışarı çıkmıştı. Benû Sâ’idelerin Sakîfe’sinde toplanmış olan Ensar’ın arasından ilk sözü Evsli Huzeyme ibn Sâbit aldı ve şöyle dedi:

           “Ey Ensar! Şayet siz önceliği Mekkeli Kureyşlilere verirseniz, bu iş (hilâfet), Kıyamet Gününe kadar onlar üzerinde kalacaktır. ALLAH, kendi Kitabında sizi Ensar (yardımcılar) olarak adlandırdı (Tevbe: 100, 117); hem Resulullah da sizin aranızda iken vefat etmiştir. Öyle ise, Kureyşlilerin kendisinden çekinecekleri ve Ensar’ın da güvenle kabul edecekleri birini seçiniz.”

1929. Hazrec kabilesinden olan Ensar grubu şu cevabı verdi:

           “Haklısın! Biz kendi başkanımız Sa’d ibn Ubâde’yi seçiyoruz!”

1930. Muhâcirlerden bazıları da orada idiler; ama henüz şaşkınlıklarını üzerlerinden atamamışken, bu kez Ensardan Evsli Useyd ibn Hudeyr ayağa kalkarak şöyle konuştu:

           “Ey Ensar! ALLAH sizi Ensar (yardımcılar) diye adlandırarak, sizin yurdunuzu bir sığınak kılıp Resulullah’ın vefatını da sizin aranızda takdir ederek, size nimetini bol bol vermiş oldu. Şimdi bu emr (yönetme) işini ALLAH’ın takdirine bırakın. Bu emr, sizden çok Kureyşlilere aittir. Öyleyse siz sadece onların tercih edecekleri kimseyi tercih edin ve onların uzaklaşacakları kimseden de uzaklaşın.”

1931. Bazıları ayağa fırlayıp ona hakaretler yağdırdılar ve onu susturmaya çalıştılar. O zaman, Hazrecli Beşîr ibn Sa’d şu hatırlatmayı yaptı:

           “Ey Ensar! Siz Kureyşlilere bağlısınız, Kureyşliler de size bağlıdır. Eğer iddianızda haklı iseniz, buna kimse karşı çıkmayacaktır. Eğer siz, “Biz (Resulullah’ı) bağrımıza bastık ve ona yardım ettik” diyorsanız, gerçekte ALLAH, Kureyşlilere daha iyisini bağışlayıp nasip etmiştir. Öyleyse siz “ALLAH’ın nimetine nankörlükle karşılık veren ve kavimlerini helâk yurduna süren kimseler (İbrahim: 14/28) gibi olmayın.”

1932. Daha sonra Evs’li Uveym ibn Sâ’ide ayağa kalkarak şunları söyledi:

           “Ey Ensar! Sizler İslâm’ı savunan ilk kimseler olmuştunuz; şimdi bu davaya inanlarla savaşan ilk insanlar da siz olmayın. Hilâfet ancak peygamberlik görevi kimler arasından gelmişse onlara aittir. Öyleyse Hılâfet’i ALLAH’ın peygamberlik görevini verdiği kimselere bırakınız; hem, İbrahim Peygamber de bir duasında bunu kastediyordu” (bk. Bakara: 2/128-129; İbrahim AS, bu âyette ALLAH’ın Mekke’de kendi soyundan bir peygamber çıkarması için dua etmektedir).

1933. O zaman, aslen Bali kabilesinden ve Evs kabilesinin mevlâsı konumundaki Ma’n ibn ‘Adî ayağa kalktı ve şöyle dedi:

           Ey Ensar! Kureyşlileri devre dışı bırakarak, Emr’in size ait olduğunu düşünüyorsanız, sizin tarafınızdan seçilecek kimseye biat edebilmeleri için bundan onları da haberdar edin. Ama bu Emr Kureyşlilere ait ise ve sizin bu olayın dışında kalmanız gerekiyorsa, o zaman bu işi onlara bırakın. Zira ALLAH’a yemin ederim ki Resulullah, Ebû Bekir’i kendi yerine cemaate namaz kıldırması için imam tayin etmeden vefat etmedi; böylece biz, Resulullah’ın, dinin direğini teşkil eden namazda bize imamlık yapması için onu seçtiğini öğrenmiş olduk.”

1934. Ensar bu şekilde tartışırken, Ebû Bekir, Ömer ve Ebû Ubeyde, yanlarında Muhacirlerden bir topluluk olduğu halde oraya geldiler. Hepsi yerlerini alıp oturdular ve bir süre hiçbir şey söylemediler. Daha...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 10 Ocak 2011, 16:11:05 Gönderen: Hadice »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Toprağa verme ve hilâfet sorunu
« Posted on: 06 Haziran 2020, 15:58:42 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Toprağa verme ve hilâfet sorunu rüya tabiri,Toprağa verme ve hilâfet sorunu mekke canlı, Toprağa verme ve hilâfet sorunu kabe canlı yayın, Toprağa verme ve hilâfet sorunu Üç boyutlu kuran oku Toprağa verme ve hilâfet sorunu kuran ı kerim, Toprağa verme ve hilâfet sorunu peygamber kıssaları,Toprağa verme ve hilâfet sorunu ilitam ders soruları, Toprağa verme ve hilâfet sorunuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &