ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Usulü Fıkıh Eserleri > İslam Devletler Hukuku > Eman lafızları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Eman lafızları  (Okunma Sayısı 750 defa)
18 Şubat 2011, 13:25:46
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 18 Şubat 2011, 13:25:46 »



Eman Lafızları


372- imam Muhammed şöyle der: Müslümanlar gayri müs-limlere sesli olarak eman verdiklerini hangi dille olursa olsun ilan etseler ve onlar da seslerini işitseler, hepsi eman altında olurlar.

Bu dilin Arapça, Farsça, Rumca ve Kıptice olması aynıdır.

Bununla ilgili Hz. Ömer'den gelen şöyle bir haber var: Irakta bulunan askerlerine şöyle yazdı: Bir kimseye; Korkma, ürkme, telaşlanma, dediği­niz zaman o adam eman altında olur. Çünkü Cenabı Hak dilleri ve kaste­dilen şeyleri bilir. Eman, öldürerek yahut yağmalayarak onlara zarar vermemektir. Bu da Allah'ın bir hakkıdır. Cenabı Hakkın ilminden zerre kadar bir şey kaybolmaz. O her gizliliği bilir.

Bu mukaddimeden de anlaşıldığı gibi muamelatla ilgili işlerde tek başına bir dilin kendisi sözkonusu olmayıp anlaşılan mana önemlidir. İmam Muham­med ve Ebû Yusuf ibadetlerde Arapça dil şartını koşmuşlardır. Çünkü tekbir ve namaz kıraatini Farsça okumayı bu ikisi caiz görmemektedir. Zira İslam, dinsel metnin hem lafzına, hem manasına bağlı kalmayı gerektirir. Bunu gözetmek gerekir.

Muammelatta ise bu şart değildir. Tasdik ve ikrar olan iman hangi dille olursa olsun sahih olunca, eman öncelikle sahih olur. Kurban keserken de oku­nan besmele, maksat hasıl olduktan sonra hangi dille olursa olsun sahihtir. Emanda İse bunların hepsinden daha çok genişlik vardır.

373- Düşmanın bilmediği bir dille müslümanlar eman altın­da olduklarını kendilerine duyursalar, yine emin olurlar.[25]

Kendilerine eman verildiğini tam manasiyle bilmeleri zordur. Çünkü bunu bilmeleri batini bir iştir. Hükmü ona bağlamak mümkün değildir.

Hüküm kendisine delalet eden açık sebebe taalluk eder. O da "eman" sözü­nü kendilerine duyurmaktır. Bu da fıkıhta büyük bir esastır. Bunun için duy-

mayı şart koştuk. Çünkü duyamayacakları kadar uzak bir mesafeden seslenecek olurlarsa, eman olmaz. Zira bunu duyup duymadıklarını anlamak müm­kündür. Yine aralarında bir tercüman bulunup da kendilerine müslümanlann bu sözlerinin manasını anlatabilir. Bununla eman gerçekleşmiyecek olursa, bu müslümanlann onlara hainlik etmeleri sözkonusu olur. Oysa hiyanetten sakınmak vaciptir.

Anlaşılıyor ki onlar anlamasalar bile müslümanlar kendilerine bilmedikleri bir dille seslendikleri için anlam olarak eman vermiş sayılırlar. Bundan dolayı sesi anlamamaları eman altında olduklarına dair hükmü iptal etmez.

374- Müslümanların seslerini işitmiyecek uzaklıkta iseler, eman hükmü sabit olmaz.

Çünkü müslümanlann seslerini kendileri anlıyacak durumda değildirler. Zira aradaki mesafe büyüktür.

375- Müslümanlar düşman bir kimseye: eman altındasın, korkma, sana zarar gelmez, dediklerinde o kimse tamamen e-man altına girmiş olur.

Çünkü bu nevi sözlerle ancak korku içinde olan kişinin korkusunu gider­mek için hitabedilir. Eman'ın gerçekleşmesiyle kendisinden korku gider. Her müslüman eman verme yetkisine sahip olduğundan bu sözlerden birini söyle­diğinde eman vermiş sayılır.

Mesela, kölesine, "azad ettim, sen hürsün" demesiyle kölenin hürriyetine kavuşması gibi.

376- Müellif,  aklî dengesi bozuk olanın verdiği emana de­ğinerek şöyle demektedir: Aklî dengesi bozuk olan kimse İsla-mı tavsif edip akledebiliyorsa, verdiği eman geçerlidir. Bu kişi iman konusunda akıllı sabi (çocuk) gibidir. Çocuğun emanı bö­lümünde belirttiğimiz ihtilaf bunda da sözkonusudur.

377- İslamı akledip anlamıyorsa, emanı geçerli değildir.

Çünkü O, akledemiyen çocuk hükmündedir. Ancak geçimini temin konu­sunda aklı yeterli olduğu halde baliğ olup İslamı anlamıyor ve akletmiyorsa bu kişi mürted hükmündedir ve mürteddin eman vermesi caiz değildir. Halbuki çocuk böyle değildir. Babasına yahut ikisinden birine tabi olarak İslamı akledip tavsif edemiyorsa bile müslümandır. Emanı anlayacak seviyede ise İmam Muhammed'e göre emanı geçerli olur.

378- Komutan, zimmîlerden birine, muhariplere eman ver­mesini emretse, yahut müslümanlardan biri zimmîye böyle bir şey emretse ve zımmî de yerine getirse, bu eman caizdir.

Çünkü komutan eman yetkisini bizzat kendisi elinde bulundurmaktadır. Emir verdikten sonra zimmi de bu yetkiye sahip olur. Zimmînin, inancı sebe­biyle düşman tarafa meyil duyacağı mülahazasiyle emanı sahih olmamakla be­raber müslümanın ona emretmesi halinde onun verdiği eman sahih olur. Müslü-manın ona emretmesi ve zimmînin de yerine getirmesiyle zimmînin müslüman­lar tarafına meyli açığa çıkmaktadır.

Ama çarpışmasını emrederse, durum değişir. Sadece bu emirle emanı muteber olmaz. Çünkü müslümanın zimmîye çarpışma emrini vermesiyle eman yetkisini de verdiği manası çıkmaz. Böyle bir şey olsa kafirin kendisi eman vermiş sayılır. Halbuki kafir bu konuda yetkili değildir.

Ancak müslüman kişi, ona eman vermeği emrederse bu emirde eman ver­me serbestisi manası da vardır. Çünkü bu eman müslümanın reyi ile çıkmıştır. Bunda töhmet de sözkonusu değildir.

Bu emir iki şekilde olmaktadır: Ya zimmînin doğrudan doğruya: "Size e-man verdim" yahut "Falan müslüman size eman verdi" demesiyle olur. Müs­lüman ona: "Şunlara eman ver" dediğinde zimmînin, "Size eman verdim, yahut falan size eman "verdi" demesi arasında fark yoktur. Onlar da eman altında olurlar. Çünkü bu emirle eman verme yetkisine sahip olur. Bu konuda herhangi bir müslüman hükmüne girer. Müslümanın onlara: "Size eman verdim yahut falanca size eman verdi" demesi müsavidir. Her iki şekilde de eman altında olurlar. Çünkü emanm yetkili kişi tarafından verildiğini belirtmektedir.

Müslüman kişi, zimmiye: "Falan size eman veriyor" demesni emretse ve zımmi de bu şekilde söylerse, onlar eman altında olurlar. Çünkü zımmiyi ken­dilerine elçi göndermiş gibidir. O da bu görevini yerine getirmiş olur. Bu da, kendilerine eman verdiğini bildiren bir mektup yazması ve zımmi ile gönder­mesi gibidir. Bu mektup kendilerine ulaşınca, eman altında olurlar.

Kendisi onlara: "Size eman verdim" derse, bu eman geçerli olmaz. Çünkü kendisine verilen emre muhalefet etmiş olur. Onun görevi mektubu kendilerine ulaştırmaktı. Bu da eman verme yetkisini içine almaz. Yine: "Size eman ver­dim" demesi mektubu ulaştırması demek değildir. Sadece kendi kendine ek ola­rak yaptığı bir akiddir. Akid yapmağa da yetkili olmadığından bu akdi geçersizdir.

379- İmanı Muhammed şöyle der: Düşmana esir düşenin verdiği eman, kendisinden başka müslümanları bağlamaz.

Çünkü verdiği eman sırf kendi adına olup diğer müslümanlara şamil de­ğildir. Nitekim esir kendi canından korkmaktadır. Halbuki eman verenin kendi canından emin olması lazımdır. Sonra dârulharpteki kafirler zaten esirden emindir. Çünkü esirin bütün imkanları elinden alınmıştır. Düşman yurdunda hemen hemen herzaman bir müslüman esir bulunduğundan onun vereceği eman başkasını bağlamaz. Aksi halde düşmanla savaş kapısı sürekli kapanmış olur. Çünkü korkuya her kapıldıklarında esiri zorlayarak ondan eman alabilirler. Bundan dolayı esirin verdiği eman diğer müslümanları bağlamaz.

Ancak kendisi için düşmanla yaptığı eman akdine iki tarafın da bağlı kal­ması gerekir. Mallarından bir şey çalmaması lazımdır. Çünkü kendisi için bir töhmet vaki değildir. Zira daha önce onların yurtlarında eman altında olarak kalmak için ahde vefayı kendine şart koşmuştur.

380- Düşmanın elinde gördüğü müslüman köle veya müslü­man cariyeyi kurtarmak niyetiyle de olsa, müslümanın eman ahdini bozması caiz değildir.

Çünkü bu esnada dârulharp kafirleri İslama girecek olsalar müslüman esir ve cariye yine salim kalırlar. Malları konusunda da durum aynıdır.

381- Ancak kafirlerin elinde hür bir müslüman veya zınımi veya sözleşmeli köle ya da ümmü'I-veled yahut bir müslünıana veya zımmiye borçlu olan kimselerden birini görürse bunları ellerinden kurtarmağa çalışabilir.

Çünkü bunlar ganimet olmazlar. Nitekim onun vasıtasıyla onlar müslü­man olsa kendisi onların olmaz. Zaten sayılan kişileri haksız  yere tutuyorlar.

Nitekim onlara eman verirken haksızlıklarını tekeffül etmiş değildir. Onun için hırsızlıkla veya gaspederek o kişileri çıkarıp kurtarma hakkma sahiptir. Ancak hakkında ahid vermek caiz olan şeylerde ahde riayet etmesi gerekir. Onları kafirlerden kurtardıktan sonra tekrar ellerine vermek üzere eman akdi yapması caiz değildir.

382- İslam ordusu karargahında eman verilen kimseleri, komutan düşmanla yaptığı anlaşmayı bozmak isterse, önce on­ları emin bir yere ulaştırması gerekir. Ancak bunlar, "esir alı­nan kadın ve çocuklarımızdan ayrılmak istemiyoruz" diyerek çıkmayı kabul etmezlerse, komutan kendilerine zarar verme­mek ve emin oldukları yere götürmek için düşmana saldırıyı geciktirir. Böylece kendilerini ihtar ederek özür kabul etmiye-ceğini de bildirir. "Şu saate kadar çıkıp gitmezseniz sizi zimmi sayar, haraca bağlarız ve emin olmayacağımız yere de salma­yız." diyerek ihtar eder. Bu müddet içinde çıkıp gitmezlerse kendileri zımmi olmayı kabul etmiş sayılırlar. Böylece uzun müddet İslam yurdunda kalırlarsa eman altında yaşıyan zım-miler gibi zimmet akdini zımnen kabullenmiş sayılırlar.

383- Komutan, düşman askerinin İslam ordusuna saldır­masından ve müslümanları gece Öldürmelerinden endişe edi­yorsa onları emin olacakları yere çıkmaya zorlayabilir ve bir süre tayin edebilir. Bu konuda müslümanları gözetmesi gere­kir. Her gece eman verdiği kişileri bir yere toplar ve başlarına nöbetçi diker.

Çünkü onların çıkmaya ve çocukları ile eşlerinden belirli bir süre içinde ayrılmaya zorlanmaları sonucu tehlikeleri daha da artmış olur. Onları gözettiği gibi müslümanları da gözetmesi lazımdır. Gözetme yolu da budur.

Belirtilen süre içinde çıkmayıp zımm...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Eman lafızları
« Posted on: 01 Haziran 2020, 09:17:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Eman lafızları rüya tabiri,Eman lafızları mekke canlı, Eman lafızları kabe canlı yayın, Eman lafızları Üç boyutlu kuran oku Eman lafızları kuran ı kerim, Eman lafızları peygamber kıssaları,Eman lafızları ilitam ders soruları, Eman lafızlarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &