ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Fıkhı Eseleri > Dört Mezheb Fıkhı > Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek  (Okunma Sayısı 1338 defa)
05 Şubat 2010, 01:16:49
Eflaki
Gökte oturan melek
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 9.997



« : 05 Şubat 2010, 01:16:49 »




Giriş, çıkış ve oturuş konuları üzerine yemin etmenin hükmüyle ilgili olarak mezheblerin tafsilâtlı görüşleri aşağıya alınmıştır.

(113) HANEFÎLER dediler ki: Eve girmemeye yemin eden bir kişi, Kabe´­ye, mescide, yahûdîlerin havrasına, hiristiyanların kilisesine girmekle yemi­nini bozmuş olmaz. Çünkü buralar, gecelemek için hazırlanmış değildirler. Bu kişi, gecelemeye elverişli olmadığı takdirde hole veya kapı üzerindeki göl­geliğin altına girmekle de yeminini bozmuş olmaz.

Herhangi bir evi belirtmeksizin "eve girmeyeceğim" diye yemin eden bir kişi, binası olmayan harap bir eve girerse yeminini bozmuş olmaz. Ama belirterek "şu eve girmeyeceğim diye yemin eden bir kişi, çöl hâline gelmiş, harap bir ev bile olsa, buraya girmekle yeminini bozmuş olur. Evin so­fasına girmekle de yeminini bozmuş olur. Çünkü üstü açık olsa bile yazın orada gecelemek mümkündür. Bir eve girmemeye yemin eden bir kişi, sonra başka bir evden gelip de o evin damına çıkar ve üzerinde durursa, bir kavle göre yeminini bozmuş olur. Çünkü evden maksat, alttan olsun üstten olsun, kişinin etrafının kuşatılmış olmasıdır. Böyle bir duvarla çevrilmiş yerin içine giren kişi, eve girmiş olur. İster alttan girsin, ister üstten girsin, her iki şekil­de de girmiş olur. Bazıları da, evin çatısı trabzan veya duvarlarla örtülü ol­madıkça oraya giren yeminli kişinin yemini bozulmaz demişlerdir. Çünkü Örfe göre eve girmek ancak bunlarla mümkün olur. Çatının duvardan Örtü­sü olmayınca oraya giren, eve girmiş sayılmaz. Ve evin içinde değil, hava­sında durmuş olur. Kuvvetli görüşe göre bu gibi meselelerde muteber olan Örftür. Örfe göre dama, duvara veya ağaca çıkmak, bunlar her ne kadar evin içinde değilse bile eve girmek sayıldığından, buralara çıkan yeminli kişinin yemini bozulmuş olur. Aksi takdirde dışarıda kalacak şekilde eşikte durmuş olan kişi, evin içine girmiş sayılmaz. Eve girmeme yemini de varsa, yemini bozulmaz. Ama kapı kapanıp kilitlendiği takdirde içerde kalacak şekilde eşikte durmuş olan kişi, eve girmiş sayılır ve varsa yemini de bozulur. Adamın bi­ri, "muktedir olursam yarın sana gelirim" diye bir kişiye yemin eder de er­tesi gün hastalık, unutma veya delirme nedeni olmadığı, ya da hâkim tarafından alıkonulmadığı takdirde, o kişiye gitmesi gerekir. Böyle bir enge­li olmaksızın gitmediği takdirde yeminini bozmuş olur. Bir kimse kendi izni veya rızâsı veya bilgisi veya emri olmaksızın hanımının evden çıkmaması üze­rine yemin ederse, hanımı da onun izni, emri, rızâsı veya bilgisi olmaksızın evden çıkarsa kocanın yeminini bozmuş olur. Böyle olunca da evden her çı­kışında kocasından izin alması ve iznin de onun tarafınca anlaşılır olması şarttır. Kocanın izin vermek istemediğini imâ eden bir karine de olmamalı­dır. Meselâ kocası kendisine: "Çık... eğer çıkarsan Allah seni rezîl etsin" veya "senin cezan azâb olsun!" veya kendisini tehdit etmek amacıyla, "Çık!.." derse ve kadın da çıkarsa yemini bozulmuş olur. Ama kocası ken­disine, "git de dışarıdan şu şeyi satın al" derse bu, onun için bir çıkış izni olur. Kadın, annesinin evine gitmek için izin alıp evden çıkar da sonra kar­deşinin evine giderse, koeamn yemini bozulmuş olmaz. Çünkü kadının, onun rızasını, bilmesi şart değildir. Ama izin ve emir bunun hilâfına olup kadın kocasının izin veya emri olduğunu ya bizzat ondan veya elçisinden işitip öğ­renmek mecburiyetindedir. ,

Mehmed´in izni olmaksızın Ahmetle konuşmamaya yemin eden bir ki­şi, Ahmet´le konuşmak için, Mehmet´ten sadece bir kez izin almaya muhtaç olur. Aynı şekilde Abdullah´ın izni olmaksızın kendi evinden çıkmamaya ye­min eden bir kişi, çıkmak için Abdullah´tan sadece bir kez izin almaya muh­taç olur. Yine bir kişi hanımına, "sana izin verinceye kadar evden çıkma" veya "evden çıkmayacaksın meğer ki ben sana izin vereyim" derse, hanımın evden çıkması için bir kez izin vermesi yeterli olur. Ancak her çıkış için izin alması gerektiğini kasdettim derse, bu sözü, yargı merciince onaylanır. Çünkü o, kendi şahsı için zorlama yapmıştır.

"Şu şehirde veya şu beldede veya şu köyde oturmayacağım" diye ye­min eden bir kişi, şahsen oradan çıkmakla yemininin gereğini yerine getir­miş olur. Tabiî çıkarken de geri dönüşe niyet etmemelidir. Aksi takdirde halâ oranın sakini sayılır. "Falan kişiyle beraber oturmayacağım" diye yemin eden bir kimse, her biri aynı evin ayrı ayrı odalarında oturmakla yeminini boz­muş olur. Ancak oturdukları ev, hara gibi büyük olursa, yeminini bozmuş olmaz. Eğer araya bir duvar fasılası koyarak evi paylaşırlarsa ve bu ev belir­li bir evse, yani "seninle şu evde oturmam" diyerek yemin etmişse, her biri bir tarafta otursa, fasılanın faydası olmaz; yemîni bozulur. Eğer yemin eder­ken "şu..." diyerek evi belirlememişse, her biri bir tarafta oturmakla yemi­ni bozulmuş olmaz.

"Falan kişiyle bir ay birarada oturmayacağım" diye yemin eden bir ki­şi, onunla bir saat süreyle bir arada otursa bile yeminini bozmuş olur. Çün­kü oturmak, her ne kadar müddetle ölçülebilen ve zamanın uzamasıyla uzayabilen bir eylemse de bu müddet, oturmanın az veya çokluğu kapsama­sı için bir kayıt olmaz. Aksine müddet, kişinin bir ay süreyle kendini o kişiy­le birarada oturmaktan menetmesi için bir kayıt olur. Bir saat süreyle de olsa o kişiyle bir arada oturmakla yeminini bozmuş olur. Ama "falan kişiyle bir arada bir ay süreyle ikâmet etmeyeceğim" diye yemin eden bir kişi, onunla bir arada tam bir ay süreyle ikâmet etmedikçe yeminini bozmuş olmaz. "Şu mekândan çıkmayacağım" diye yemin eden bir kişiyi, başkası zor kullana­rak kaldırıp oradan çıkarırsa, yemini bozulmuş olmaz. Ama kendisinin iz­niyle başkası onu kaldırıp çıkarırsa, yemini bozulur. "Yolculuğa çıkacağım" diye yemin eden bir kişi, bulunduğu yerden sefer niyetiyle çıkması ve belde­sinin mamur yerlerini aşıp geride bırakmasıyla yemininin gereğini yerine getirmiş olur. Tabiî gideceği yerle, beldesinin mâmur olan dış kısımları arasında onsekiz saatlik bir sefer müddeti bulunması şarttır. "Hanımım falan kimse­nin düğününde hazır olmayacak" diye yemin eden bir kişinin hanımı, dü­ğün başlamadan düğün yerine gidip bekler de ondan sonra gelin gelirse, düğün sonuna kadar orada kalsa bile yeminini bozmuş olmaz.

Şu evde oturmayacağım diye yemin eden bir kişi ailesini ve eşyasını orada bırakarak yalnız başına evden çıktığında, evde bırakmış olduğu eşyalar ken­di ev ihtiyaçlarını karşılayacak eşyalar ise yeminini bozmuş olur. Ama evde bırakmış olduğu eşyalar, bir evde oturmaya yetecek kadar değil iseler yemi­nini bozmuş olmaz. Bu kişi başkasına tâbi olarak o evde kalmaktaysa bile —mesela çocuğun babasına tâbi olarak evde kalması gibi-oradan tek başı­na çıkıp gitmekle yeminini bozmuş olmaz. Müftâbih olan görüş budur. Ay­nı şekilde kadın, kocasıyla birlikte çıkmaya yanaşmaz ve kocası evden yalnız basma çıkarsa, yemininin gereğini yerine getirmiş olur. Ama hırsız ve ben­zeri şeylerin korkusu nedeniyle çıkamazsa, mazur sayılır. Bu korku gidince­ye kadar çıkmayıp beklerse, yeminini bozmuş olmaz. Yine bunun gibi kapıyı üzerine kilitlerler ve o da açamazsa veya oturmak için başka bir ev aramakla meşgul olursa, ya da eşyasını taşımakla uğraştığı için günlerce eski evinde kalırsa, eşya taşımak için bir hayvan kiralamaya muktedir olsa bile yeminini bozmuş olmaz. Birkaç evi olan bir şahsın adını vererek, falan kişinin evine girmem diye yemin eden bir kişi, o şahsın boş evlerinden birine girerse, ye­mininin akıbeti ile ilgili olarak iki rivayet vardır:

1- Bu kişi mutlak surette yeminini bozmuş olur. Çünkü her ne kadar içinde kimseler oturmasa da o şahsın mülkü olan bir eve girmiştir.

2- O şahsın olsa bile, başkası tarafından kiralanmış olan o eve girmekle yeminini bozmuş olmaz. Çünkü aidiyet, kiraya vermekle ve teslim etmekle bâtıl olur. Nitekim bu görüşte olanlara göre aidiyet, satışla da bâtıl olur. Ama başka birisinin içinde oturmadığı o şahsa ait eve girmekle, mutlak surette yeminini bozmuş olur. Çünkü evin, o şahsa aidiyeti hâlâ devam etmektedir.

Zeyd´in evine girmem diye yemin eden bir kişi, Zeyd´in ölümünden sonra o eve girmekle yeminini bozmuş olmaz. Çünkü evin bedeli kadar borçlu da olsa Zeyd öldükten sonra o ev, kendisinin mülkiyetinden çıkıp vârislere inti­kal etmektedir. Müftâbih olan görüş budur. Her ne kadar borç nedeniyle ölü Zeyd´in hükmü bakî kalmışsa da o ev, her bakımdan onun mülkü ol­maktan çıkmıştır. Elbisesini giyerek dışarı çıkmaya hazırlanan hanımına, "eğer dışarı çıkarsan benden boşsun diyen kişinin hanımı, çıkmaktan vazgeçip oturur da bir saat sonra çıkıp giderse yemini bozulmuş olmaz. Kadın çıkma­dan önce, giymiş olduğu gezi elbisesini çıkarıp şeklini değiştirmiş olsada ol­masa da hüküm aynı olup boşanmış olmaz. Ama babasının evinde olan bir kadına kocası: "Şu anda kalkıp kendi evimize gitmezsen boşsun" derse ve kadın da o anda kalkıp gezi elbiselerini giyer ve dışarı çıkarsa; fakat sonra geri dönüp henüz kocası oradan çıkıncaya kadar babasının evinde oturursa ve kocasından sonra çıkıp kendi evine giderse, boşanmış olmaz. Ancak ka­dın, önce çıkmak isterken bulunduğu şekil ve kılığını değiştirmiş olmamalı­dır. Eğer elbisesini çıkarıp değiştirirse boşanmış olur.

İki durum arasındaki farkı şöylece ifâde edebiliriz: Birinci durumda bo­şama andının konusu, kadının evden çıkmamasıdır. Ki bu, çıkışı terketmektir. Boşanmaması ise, çıkışın zıddmı yapmakla, yani çıkıştan yüz çevirip evde oturmakla mümkün olabilir. Şu halde kadın, kocasının üzerine talâkla and içtiği çıkıştan vazgeçip evde oturmakla, boşanmaktan kurtulmuş olur. İster üzerindeki gezi elbisesini çıkarsın, ister çıkarmasın farketmez. Elbisesini çı­karsa da çıkarmasa da, evden çıkmadıktan sonra boşanmış olmaz. Ama ikinci durum bunun tersinedir. İkinci durumda talâkla üzerine and içilen şey, ka­dının evden çıkıp gitmesidir. Ki bu da olumlu bir eylem olup, boşanmaktan kurtulmak için o müsb^t.eylemi yapmak, yani evden çıkıp gitme...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek
« Posted on: 06 Haziran 2020, 04:03:01 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek rüya tabiri,Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek mekke canlı, Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek kabe canlı yayın, Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek Üç boyutlu kuran oku Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek kuran ı kerim, Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek peygamber kıssaları,Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmek ilitam ders soruları, Giriş, Çıkış, Oturuş Ve Benzeri İşler Üzerine Yemin Etmekönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &