ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Yermuk harbînin cereyanı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Yermuk harbînin cereyanı  (Okunma Sayısı 1268 defa)
14 Nisan 2011, 14:03:31
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Nisan 2011, 14:03:31 »



Yermuk Harbînin Cereyanı[450]


İbni İshak anlatıyor: Müsenna b. Harise Ölünce dul kalan eşi Selma, Sa'd'la evlendi. Bu on dördüncü yılda idi. O yıl müslümanlara haccını bizzat Ömer (r.a.) yaptırdı. Ebu Ubeyde b. Cerrah da o yıl ordularıyla Şam şehrine girip orada kışladı. Rumlar sıkışınca imparator Heraklius, Rumları Antakya'ya götürdü. Yanlarında araplaşan Lahm, Cüzam, Belkın ve Beliy gibi kabileler de vardı. Ermenilerden de büyük bir grup vardı. Heraklius oradan has adamı Saklan'ı baş komutan olarak yüz bin kişiyle harekete geçirdi. On iki bin Ermeni de onlarla idi ve başlarında Çorca vardı. Araplaşandan da on iki bin kişi Cebele bin Eyhem başkanlığında katıldı. Müslümanlar da Ebu Ubeyde komuta­sında yirmi dört bin kişiyle harekete geçti. On beşinci yılın Recep ayında iki ordu karşılaşıp çetin bir çarpışma oldu. Rumlar bu saldırıyla müslümanlann otağına kadar girdiler. O gün kadınlar da çarpışmaya katıldı. Bunlar arasında Haris b. Hişam kızı Ümmü Hakim de vardı ki, adeta erkeklerle yarıştı.

Safvan b. Abdirrahman b. Cübeyr de şöyle anlatır:

-Müslümanlar Şam ve Hımış şehrini alıp halkıyla anlaşma imzala­dığı vakit Rum imparatoru ve askerleri Antakya'daydı. Rum patrikleri, Kinnesrin ve Cezire halkı orada imparatora geldiler ve: "Heraklin'den kendileriyle müslümanlara karşı savaşa katılmasını istediler ama "o bunu reddetti. Onlar da "öyleyse bir adam görevlendir de biz de onunla gidelim!" dedi. Kınnesrin Rumlarıyla Cezire ve diğer yerler halkından çok katılan oldu. Bu haber Hımıs'taki müslümanlara ula­şınca onlar birliği sağlamak üzere Şam'dakilerin yanına gitmeyi arzu

ettiler. O zaman Hımış halkı onlara "Biz sulhumuzda duruyoruz. Eğer siz zafer kazanırsanız ne âlâ, biz size karşı savaşmayız rumlara da yardım etmeyiz!" dediler. Onlar da Şam'a hareket etti. Rumlar da Hımıs'a, Ba'lbek'e, Bukâ şehrine sonra da Şam civarına geldiler. Bu­nun üzerine müslümanlar Ürdün yerleşim bölgelerinde yerleşen müslüman kardeşlerinin kendileriyle arasına Rumlar gireceğinden korkup hemen Câbiye'ye geldiler. Diğerleri de gelip onlara katıldılar ve hepsi bir beraberlik oluşturdular. Abdurrahman b. Cübeyr devamla der ki:

Kuvvet komutanları Yezid b. Ebi Süfyan'in çadırı altında toplanıp Kuzâ'a'lı casuslarının düşmanın sayısı ve Rakâd nehri kenarındaki ve Murcu'l Cevelân'daki yerleşimleri hakkındaki bilgileri dinlerken Ebu Süfyan yanlarına gelip "Ben sanmıyordum ki, ben böyle bir kenarda kalacağım ve Kureyş çocuklarını yapacakları harbi ve hileleri benim karşımda müzakere ederlerken göreceğim ve de bu müzakereye davet edilmeyeceğim." dedi. Onlara da: "Şu ihtiyarınızın da görüşünü alır mısınız?" dediler. Onlar da: "Buyur ya Eba Süfyan" dediler. O so­runca onlar da Huzaa'lının getirdiği haberleri ona söylediler. O zaman Ebu Süfyan "Sizin şu ordugâhınız bir kere iyi bir ordugâh değil. Kor­karım ki Filistin ve Ürdün hıristiyanları gelip Medine'den size gelecek destek kıtası ile aranıza girip engel olurlar. Siz onların askerleri ara­sında kalırsınız. Haydi buradan ayrılın ve size yardım gelebilecek bir yerde karargâh kurun.1' dedi. Onlar bunu kabul edince Ebu Süfyan:

-Bunu kabul ettiğinize göre şimdi Halid b. Velid'i süvarilerin başına komutan yapın ve ona Rukad'i takiben gelen bir yerde süvarilerle durmasını emredin. Bir de okçuların başına bir adam verin. Yanma okçuları gönderip "iki ordu ile süvarilerin arasında durmasını emredin. Zira seher vakti asker yürürken büyük gürültü olacak, o zaman düşmanın size karşı tamahı artacak, o zaman size saldıracak olursa, bu süvariler onları karşılar ve defeder. Eğer süvarilere bir saldırma olursa okçular onları darma dağın eder" dedi. komutanlar Ebu Süfyan'm gö­rüşünü kabul ettiler.

Şafak vakti gelince müslümanlar "haydi gidiyoruz" diye tellal ça­ğırttı. Rumlar müslüman ordusu gidiyor, diyerek harekete geçti. Ama süvariler fırlayıp onlara engel oldu. Böylece asker rahat hareket etti, okçular da onları takib etti. Ardından süvariler geldi. Böylece Yermuk'un arkasına kadar gelip, arkalarına almış oldular. Rumlar da gelip Diyri Eyyub ile Yermuk nehrini takiben gelen bölge arasına yerleştiler. Nehir aralarında kaldı. Günlerce ordugâhta kalındı. Rum komutan Mâhân, Halid b. Velid'e "istersen bir grup süvariyle sen, bir o kadarıyla ben çıkayım, sana bizim ve sizin lehinize olan bir hususu anlatayım. Halid kabul edip uzun zaman karşılıklı konuştular. O şöyle diyordu: Sen de biliyorsun ki sizi yurdunuzdan çıkarıp buraya getiren sebep pahalılık ve kıtlıktır. Ben diyorum ki, sizden her birine onar di­narla yiyeceğini giyeceğini katığını ve yükünü almış bir binek vere­yim de bunları alıp ülkenize dönün ve bu sene halkınız bununla geçin­sin. Ertesi yıl olunca siz adamlarınızı yollayın biz yine aynısını size gönderelim. Biz buraya sizin asla boy ölçüşemeyeceğiniz kadar kala­balık bir orduyla geldik." dedi. Hz. Halid de:

-Biz ülkemizden açlık ya da kıtlıktan dolayı çıkmadık. Fakat biz arap toplumu kan içmeye alıştık, bize mm kanından daha tatlı bir kan olmadığı söylendi. Biz de kanınızı akıtıp içmeye geldik, dedi. Mahan'ııı adanılan birbirine bakıp "Biz arapların kan içtiğine dair hiçbir konuşma yapmamıştık." dediler.

Velid b. Müslim, Ebi'l Ca'd'ın oğlunun biri, babası Ebu'l Ca'd'dan şunları dinlediğini    anlatır:     Mâhan    orada  teklifleri arasında müslümanlara rum kızlarını işaret ederek onları teklif etti. Onlar da bunu kabul etti. Büyük bir at grubu getirdiler, askerlere de ateş yakma emrini verdiler. Onları alıp rum köprüsüyle tozlu yola gelince, rum askerleri saldırıya geçti. Uzun bir çarpışma oldu. Çarpışma şiddetle­nince gece karanlığından faydalanarak geldiği yol ve köprüden geçe­rek onlardan kurtuldular. Rumlar: "Araplar bozguna uğradı!" diye ba­ğırdılar. Rumlar da ateşin aydınlığıyla dans ederek çıkıp seksen bin kadarı Yermuk vadisine tepe üstü düştüler. Son düşen ilk düşenin ne olduğunu hiç anlayamadı.

Yine Velid, Safvân b. Amr aracılığıyla Abdurrahman b. Cübeyrden nakleder:

-Müslümanlar saldırınca rumlar da saldırdı. Harpte birbirinden kaçmamaları için ayaklarından birbirine zincirle bağlanmışlardı. Çetin bir çarpışma oldu. Rumlar bozuldu. Müslümanlar onları kovalamaya başladı. Mahân adlı kokmutanı el-Cevlân tarafından yetişip öldürdü­ler.

Said b. Abdilaziz, Şam ileri gelenlerinden rivayetle, bu harbi şöyle anlatır:

-Mâhân ordusunu yürütünce Ebu Ubeyde; sağ kanada Muaz'ı, sol kanada Kusâme b. Üsâme'yi, piyadelerin başına Haşini b. Utbe'yi, süvarilerin başına Halid b. Velid'i alarak onları karşıladı. Amr b. El-Âs bir tarafı, Yezid b. Ebi Süfyan bir tarafı, Şurahbil b. Hasene bir bölümünü, Ebu Ubeyde de bir tarafını yönetiyordu. Müslümanların her gurubu bayraklarıyla çıktılar. İçlerinden toplumun eşrafı da vardı. Ezd kabilesi ordunun üçte biriydi. Hımyer, Hemdân, Mezhiç, Havlan, Has'anı, Huzâa, Lalım, Cüzzam, Kinde ve Hadramuttan gruplar vardı. Ebu Ubeyde müslümanları harekete geçirerek şöyle dedi:

-Allah'ın kulları! Siz Allah'a yardım edin ki, o da size yardım etsin, ve size sebat versin. Allah'ın kulları sabredin, zira sabır küfürden, kurtuluş, Rabbin rızasına erişmeyi, ardan kurtulmayı sağlar. Safları­nızı terk etmeyin, onlara doğru ileri fırlamayın ve çarpışmaya ilk önce siz başlamayın. Mızraklarınızı ileri doğru sallarken kalkanla kendinizi koruyun. Mümkün mertebe susup sadece içinizden Allah'ı zikredin ve benim emrimi bekleyin." dedi.

Muaz b. Cebel öne çıkıp adamlarına: "Ey Kur'an Ehli, Kitabın ko­ruyucuları, hidayet, hak ve rahmet yardımcıları! Allah'ın rahmeti, onun cenneti sadece gönül arzusu ile elde edilir. Onun geniş rahmet ve bağışına ancak özü sözü doğru olanlar ulaşır. Siz, Allah'ın Maide sü­resindeki (ayet 9) "Allah sizden iman edip, salih amel işleyen-ler(varya), onları yer yüzüne, kendilerinden Öncekileri halife yap­tığımız gibi halifeler yapacağız" ayetini dinlemez misiniz. Öyleyse Rabbinizin sizi düşmandan kaçarken görmesinden utanın. Siz onun dindesiniz, onun dışında sığınacak yeriniz yok. Ondan gayrisinde de izzet ve şeref yok." dedi, saflarda dolaşıp ikazını yaptı. Sonra onları harbe teşvik ederek yerine döndü.

Amr b. El-Âs da saflar arasına girip onları teşvik etti ve "Ey insan­lar! Artık gözünüzü kırpın, bineğinize atlayıp mızrağınızı kavrayın. Size saldırırlarsa fırsat verin. Size vuruş geçip de mızrağınızın ucuna yaklaştıklarında üzerlerine aslan gibi sıçrayın. Doğruluğa razı olan ona sabreder, yalanı çökertir. İhsana ancak ihsanla karşılık verilir. Ben duydum ki, müslümanlar buraları arazi arazi, saray saray alacaktır. Onların toplumu ve sayılan sakın sizi korkutmasın. Siz ciddiyetle sab­rederseniz onlar keklik yavrusu gibi dağılacaktır." deyip yerine döndü.

Sonra Ebu Süfyan ortaya çıktı. O gün o -yaşlı olduğundan- orada sadece gönüllü asker olarak bulunuyordu. Bunun için Hz. Ömer'den izin    almış,    gelişi   de   bereket    olmuştu.    Safları    dolaşıp:    "Ey müslümanlar, sizler Arap iken şimdi ise ailenizden uzak, Mü'minlerin emirinden ve imdad güçlerinden uzak bir halde Acem (Iran) toprakla­rına gelmek nasib olmuştu. Şimdi ise vallahi, sayısı çok, size karşı kini çok bir orduyla kaşılaştımz. Onları kendi ülkelerinde, hanımlarının ve milletlerinin gözü önünde rüsvay ettiniz. Vallahi yarın sizi bunların elinden kurtarıp hakkın rızasına şu sevilmez yerde sadece sabır ve ka­firle karşılaşma sadakati kurtarır. Bu değişmez bir kuraldır. Arazi ar-kanızdadır. Mü'minlerle aranızda sadece çöl var. Sabırdan başka hiç­birinizin yapacağı birşey yok. Allah'ın va'dini ummak en makul ha­yırdır. Kılıçlarınızla korunun, onu iyi kullanın, sizin kaleniz o olsun.'" dedi.

Sonra Ebu Süfyan kadınlara geldi: o gün oraya kocaları ve oğulla­rıyla beraber gelen pek çok Muhacir hanım vardı. Ebu Süfy...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Yermuk harbînin cereyanı
« Posted on: 31 Mart 2020, 12:53:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Yermuk harbînin cereyanı rüya tabiri,Yermuk harbînin cereyanı mekke canlı, Yermuk harbînin cereyanı kabe canlı yayın, Yermuk harbînin cereyanı Üç boyutlu kuran oku Yermuk harbînin cereyanı kuran ı kerim, Yermuk harbînin cereyanı peygamber kıssaları,Yermuk harbînin cereyanı ilitam ders soruları, Yermuk harbînin cereyanıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &