ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı  (Okunma Sayısı 1476 defa)
11 Nisan 2011, 14:23:28
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 11 Nisan 2011, 14:23:28 »



Hz. Ali'nin Muaviye'yi İtaata Ve Cemaata Çağrısı


(Bu su zaferinden sonra Hz. Ali iki gün Muaviye'ye hiçbir haber göndermedi. Üçüncü gün Beşir b. Amr, Said b. Kays ve Şebes b. Rıbeî'yi Muaviye'ye davete yolladı. Zilhicce ayının başı idi. Muaviye'ye geldiler. Beşir b. Amr söz alıp:

"Ya Muaviye artık dünya seni terk ediyor, sen Ahirete doğru yakla­şıyorsun. Allah amelinle yargılayacak. Elinle gönderdiğin iyiliğin varsa ona mükafat verecek. Allah için bu ümmetin birliğini bozma, ümmetin kanını akıttırma." diye devam ederken Muaviye sözünü kesip:

-Bunu sana Efendin mi belletti? deyince

O: "Efendim senin gibi değil. O insanlar arasında

1- Faziletten

2- Dindarlıktan

3- İslamdaki kıdemliliğinden

4- Peygambere akrabalığından dolayı Halifeliğe en layık olan kimsedir." deyince "Ne istiyor?" dedi. Beşir de: "Allah'tan korkmanı, amca oğlunun bu hak davetine katılmanı istiyor. Böylesi senin dünyan için de kendi işleriyin selameti için de daha hayırlıdır." dedi.

Muaviye: Osman'ın kanını heder edelim öyle mi! Hayır vallahi bunu asla yapamam! dedi.

Sonra Şebas b. Rıb'î dedi ki: "Ya Muaviye! Senin İbnu Muhsin'in sözünü red edişindeki kastı anladım. Senin "Halifeniz mazlum olarak öldürüldü, biz onun kanını istiyoruz!" sözün dışında insanları aldatacak, onların iradelerini çelecek ve itaatlerini sağlattıracak bir şeyin yok. Bil de kesin olarak biliyoruz ki, sen Hz. Osman kuşatıldığında onun ölümünü istedin ve ona yardıma gelmedin. Şimdi mi onun kanını bunıdi istiyorsun. Nice kimseler bir şeyi arzular ama Allah kudreti ile onu ulaşmasını engeller. Bazen de bu arzuladıklarından fazlası da kendine verilir. Eğer bu arzuna nail olamayacak olursan, Arapların arasında udin en şerli olarak anılacak. İstediğine, Rabbinden verilmiş bir hak olmayarak, zorla ulaşacaksan ateşe atılacaksın. Allah'tan kork ve bu iddiaları bırak. Hilafetin layık olanına verilmesi konusunda ikilik çıkarma." dedi.

Muaviye söz alıp "Ben, senin aklının kıt, ahlakının zayıf olduğunu zaten şu kavminin efendisi Said b. Kays'ın sözünü kestiğinde anlamış­tım. Çıkın dışarı! benimle sizin aranızı ancak kılıç halleder." dedi. Bunlarda kalkıp Hz. Ali'ye durumu bildirdiler.)[726]

Bundan sonra Şam ve Irak halkı arasında meydana gelebilecek bir harbin korkunç bir helak ve yok olmaya sebep olacağı endişesiyle Hz, Ali de, Muaviye de Muharrem ayını (37'nci yılın) birbirine yazışmalarla geçirdiler.

36'ncı yılın son ayı Zilhicce'de de birbirlerine ileri gelenleri alarak çıkmışlar, bazen çarpışmalar da vuku bulmuş ise de, her seferinde iç­lerindeki Kurralar ve salih kimseler aralarına girdiği için, üç ay içindi seksen beş saldırıda harbe sebep teşkil etmedi.[727]

Cemadiyel Ûla ayı bitince, iki taraf da birbirine harp haberi verip hazırlığa başladılar.

Ebu'd-Derdâ ve Ebu Ümame el-Bahilî Muaviye'ye gidip:

-Ali'ye karşı ne için harbe kalktın. O hilafete senden daha layık değil mi?" deyince Muaviye:

-Onunla Osman (r.a.)'ın kanı için savaşıyorum, dedi.

-Hz. Osman'ı öldüren Ali mi? dediler. O da:

-Değil ama onun katillerini barındırıyor. Onun katillerini bize teslim etmesini söyleyin. Kabul ederse ona ilk biat eden Şamlı ben olayım, dedi. Onlar gelip bu teklifi Hz. Ali'ye bildirince, Hz. Ali'nin ordusundan yirmi bin kadar asker ayrılarak hep bir ağızdan "Osman'ı biz birlikte öldürdük." dediler.

Bunun üzerine Ebu'd-Derda ile Ümame oradan ayrılıp Fırat sahilinde bir yere çekilerek bu savaşa katılmadılar.

Muaviye, Habib b. Mesleme, Ma'n b. Yezid ve Şurahbil b. Es-Samit'ı Hz. Ali'ye yolladı. Bunlar gelip yanına girdiler. Habib söze Hamd ile başlayıp: "Hz. Osman Allah'ın kitabını uygulayan, Allah'ın emrini tutan hidayet sahibi bir halife idi. Hayatını dar ettiniz. Ölümüne aldırmadınız. Ona saldırıp öldürdünüz. Eğer sen onu öldürmediğini iddia ediyorsan katilleri bize teslim et, biz onları öldürelim. Sonra sen kendini bu halifelikten azlet ve bu iş insanlar arasında şûra ile halledilsin. İnsanlar beğenip razı oldukları birini kendileri seçsin." dedi. Hz. Ali ona:

-Bira anasız kalasıca sen kimsin ki, bu azil meselesini ve hilafeti diline alıyorsun. Bir kere bu işi konuşmaya layık değilsin, çeneni kapa! dedi. Habib öfkeyle kalktı ve: "Vallahi sen beni kovduğun yerde -karşında- göreceksin." dedi. Hz. Ali de sen askerlerini süvarilerini alsan ne olur, sen nesin ki, hadi git nasıl istersen öyle yap." dedi. Şurahbil, Hz. Ali'ye "Yani sen Hz. Osman'ın katillerini bize vermiyor musun?" diye sorunca, Hz. Ali "Buna gücüm yetmez onlar yirmi bin kişidir." dedi. Bunun üzerine Şurahbil Hz. Ali'ye:

-Yâ Ali senin bize vereceğin ayrı bir cevabın yok mu? dedi. Hz. Ali de: "Evet var" diyerek hamd ve sena ile dedi ki:

-Allah Hz. Muhammed'i hak ile gönderdi. Onunla insanları dalalet ve helaktan kurtardı. Onunla insanları birleştirdi. Peygamberlik görevi bitince onu yanına aldı. Sonra insanlar Hz. Ebu Bekr'i seçti. O da ölürken Ömer'i tavsiye etti, her ikisi de çok iyi yönettiler, ümmete adaleti uyguladılar. Biz Peygamberin ocağı olarak bu işi bizim üstle­neceğimizi ümid ediyorduk. Ama bu işi onlara bağışladık. Sonra bu işi Osman (r.a.) üstlendi. İnsanların kınadığı bazı şeyler yaptı. İnsanlar isyan edip onu öldürdü. Ben bu işlerden el etek çekmiş olmama rağmen, insanlar yanıma gelip "Bana biat etmek istediler. Ben reddettim onlar "Kabul et, elini uzat zira ümmet senden başkasına razı olmayacak, hem sen kabul etmezsen insanlar tefrikaya düşecek." dediler, ben de onların biatim aldım. Beni sadece bana Basra'da biat eden iki kişinin düşmanlığı ve Allah'ın İslama girmede ilkler arsında olmayı nasip etmediği, dinde sadık bir geçmişi vermediği, Mekke fethinde canlarını Peygamberin affıyla zor elde eden bir babanın, aynı afla affedilen oğlu Muaviye'nin muhalefetinden korkuyordum.

O ve babası, Mekke fethinden sonra İslama kerhen -isteksiz- olarak girene kadar Allah'a, Peygamberine ve müslümanlara baş düşman idiler. Şimdi sizin onunla beraber muhalefetiniz, ona teslimiyetiniz tanı bir şaşkınlıktır. Siz şimdi ihtilaf ve aykırı düşmenizin size hiç layık plmadığı, onlardan hiç birini, insanlardan hiç biriyle denk saymanızın sla uygun olmayacağı, bu Peygamber neslini bir de terk mi edi­yorsunuz. Aklınızı başınıza alın, ben sizi Allah'ın kitabına, Peygamberin İünnetine, batılın yok edilip dinin diriltilmesine davet ediyorum, |özümü böyle söylüyor, bana ve size Allah'tan mağfiret diliyorum." dedi.

Onlar da: "Osman'ın mazlum olarak öldürüldüğünü ilan et!" dediler. Hz. Ali de: "Ne mazlum, ne zalim diyemem." dedi. Onlar da "Biz de Osman mazlum olarak öldürüldü diyemeyen birinden uzağız." deyip kalkıp gittiler.

Hz. Ali bunun üzerine:

"Sen ölülere duyuramazsın, sırtını dönerek giderlerken daveti sağırlara duyuramazsın. Sen düştükleri sapıklıklardan, körlerin doğru yol göstereni de değilsin. Sen ancak ayetlerimize iman edenlere  duyurabilirsin.   Zira  onlar   (gerçek)   müslümanlardır." (Nemi suresi 80, 81) ayetlerini okudu.[728]

Muharrem ayı çıkınca Hz. Ali, Muaviye'nin ordugahına bir del I al gönderip haram ayların çıktığını artık harbe hazır olmalarını ilan ettirdi. İki taraf da alayları düzenlemekle o geceyi geçirdiler. Her iki ordu da ateşler yaktılar.[729]

Vakidî der ki: Günlerce çarpışıp binlerce adam öldü, ordu iyice bıktı. Nihayet Şamlılar Kur'anları kaldırdı, ve "Sizi Allah'ın kitabına ve ondaki hükme razı olmaya davet ediyoruz." dediler. Bu Kuran'a davet, Amr b. el-Âs'ın bir hilesi idi. Zira Hz. Ali ordusunun galibiyetini anlamıştı. Aşağıda anlatılacağı gibi iki ordu sulh için durdular.

Zühri anlatıyor:

-Öyle bir savaştılar ki, bu ümmet şimdiye kadar böyle bir savaş yapmamış idi. Iraklılar Hımış ordusuna, Şamlılar da Âliye ordusuna galip gelmişlerdi.

Hz. Ali'nin sağ cenah komutasında Eş'as b. Kays el-Kindî sol kanat komutasında Abdullah b. Abbas (r.a.), piyadelerin komutasında Ab­dullah b. Büdeyl b. Verkâ' el-Huzaî vardı ki, bu zat o gün orada öldü­rüldü.

O gün Hz. Ali'nin orudusunda komutan olarak el-Ahnef b. Kays et-Teymî, Ammar b. Yasir el-Ansî, Süleyman b. Surad el-Huzaî, Adiyy b. Hatem et-Taî, el-Eşter en-Nehaî, Amr b. el-Hamık el-Huzaî, Şebes b. Rıb'î el-Rıyahî, Said b. Kays el-Hemedanî var idi.

Hemedan'dan gelen ordunun komutanı Halid b. Velid'in oğlu el-Muhacir b. Halid el-Mahzumî idi. Kays b. Mekşuh el-Muradî, Huzeyme b. Sabit el-Ensari ve diğerleri de komutan olarak bulunuyorlardı.[730]

Hz. Ali'nin ordusu elli bin kişi idi. Bir rivayette ise doksan bin, bir diğerinde ise yüz bin kişi olarak söyleniyor.[731]

Muaviye'nin ordusu ise; yetmiş bin kişi idi. Sancağını Abdurrahman b. Halid b. Velid el-Mahzumî taşıyordu. Sağ kanatta Amr b. el-Âs -bir rivayette oğlu Ubeydullah komutan idi. Sağ kanatta komutan habib b. Mesleme el-Fihrî, Süvarilerin başında Hz. Ömer'in oğlu Ubeydullah, komutan idiler. O gün komutanlarından bazıları şunlar idi: Ebu'l-A'ver es-Sülemî -Züfer b. el-Haris -Zü'1-Kulâ el-Hımyerî -Mesleme b. Mahled -Büsr b. Ertâ el-Âmirî -Habis b. Sa'd et-Tâî 1-Yezid b. Hubeyra es-Sekûnî ve diğerleri.[732]

Amr b. Mürra, Abdullah b. Selime'nin şöyle dediğini anlatır:

Sıffeyn savaşı esnasında Ammar b. Yasir'i esmer uzun boylu olarak gördüm elinde mızrağı vardı. Yaşlılıktan eli titriyordu. Amr b. Âs'ı, elinde bayrakla görünce, işte ben bu bayrağın altında Peygamberle be­raber üç defa savaştım. Bu dördüncüsü. Vallahi bize saldırıp da Heeer hurmalıklarına ulaştırsalar bile kesinlikle bildim ki biz hak üzereyiz onlar batıl üzeredir. Vallahi ben bu bayrak altında Efendimiz (s.a.v.) ile beraber çarp...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 11 Nisan 2011, 14:24:06 Gönderen: Sümeyye »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı
« Posted on: 17 Ekim 2019, 00:34:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı rüya tabiri,Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı mekke canlı, Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı kabe canlı yayın, Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı Üç boyutlu kuran oku Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı kuran ı kerim, Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı peygamber kıssaları,Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısı ilitam ders soruları, Hz. Ali nin Muaviye yi itaata ve cemaata çağrısıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &