ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Hendek te cereyan eden bazı hadiseler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hendek te cereyan eden bazı hadiseler  (Okunma Sayısı 1221 defa)
19 Nisan 2011, 13:53:30
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 19 Nisan 2011, 13:53:30 »



Hendek'te Cereyan Eden Bazı Hadiseler


Ebû îshak el-Fizârî, Humeyd et-Tavîl aracılığıyla Enes (r.a.)'m şöy­le dediğini anlatır:

- Rasûlüllah soğuk bir sabah Hendeğe doğru yola çıkmıştı. Muha­cirlerle Ensarhlar elleri ile hendek kazmaktaydılar. Onların, çalıştıra­cak köleleri yoktu. Efendimiz (s.a.v.), gelip de ashabının açlık ve bit­kinlikten ne halde olduklarını görünce:

"Allah'ım! hayat ahiret hayatıdır. Ensar ve Muhacirlere mağfi­ret et" buyurdu. Bunu duyan ashab-ı kiram da:

"Biz hayatta kaldığımız müddetçe, cihat üzerine Muhammed (a.s.)'e bîat eden insanlarız" diye karşılık veriyorlardı. Bu haberi bu şekli ile Buharı rivayet ediyor. Müslim'in de Hammad b. Seleme aracı­lığıyla Sabit el-Bünânî'den bunun gibi bir rivayeti vardır.[508]

Abdü'lvâris b. Saîd de, Abdülaziz b. Süheyb aracılığıyla Enes (r.a.)'den buna benzer bir kıssayı şöyle nakleder: "Ensar ve Muhacir gurupları Medine etrafına hendek kazıyorlardı. Kazdıkları toprağı o-muzlarında taşıyor ve "Biz yaşadıkça îslâm üzere Muhammede sonu­na kadar biat eden topluluğuz" diyorlardı. Efendimizde onları selamlıyarak "Allah'ım ahiret hayrından başka hayır yok. Ensar ve Muhacirini Mübarek kıl" diyordu.

Onlara çalışırken yemek olarak, bir çanak içinde bozulmuş yağ ile pişirilmiş arpa yemeği getirilip, O da boğazdan geçerken, yiyenleri iğrendirecek şekilde olmasına rağmen önlerine konuyordu. Haberi Buharî rivayet ediyor.[509]

Şu'be derki: Bize Ebû İshâk eş-Şîrazî, Berâe b. Âzib (r.a.)'i şöyle derken işittiğini haber verdi:

- Rasûlüllah (s.a.v.), Hendek kazımı esnasında bizimle beraber top­rak taşıyordu. Toprak onun karnının beyazlığını örtmüş o ise şöyle diyordu:

1- Allah'ım sen etmeseydin hidayete eremez, sadaka veremez ve namaz kılamazdık.

2- Üzerimize sekînet indir, düşmanla karşılaşınca ayaklarımıza sebat ver.

3- Şu topluluk üzerimize saldırdı. Eğer fitne istiyorlarsa redde­diyoruz. Efendimiz; "reddediyoruz, reddediyoruz" derken sesini yükseltiyordu.[510]

Yine Buharî bu haberi ayrı bir yolla (Ahmed b. Osman - Şüreyh b. Mesleme- İbrahim b. Yusuf- Babası Yusuf- Ebû İshâk eş-Şirazî Berâe (r.a.) nakleder (orada "Efendimiz toprak taşırken karnının derisi öyle toz bulandı ki -çok kılı olmasına rağmen biz orayı göremez hale gel­dik. Efendimizi o zaman, Abdullah b. Ravaha'ya ait olan bir recezi söylerken duydum" ifadesinden sonra şiiri verir ve sonunda "sonra recez'in son beytinde sesini uzatırdı" ifadesi yer alır.[511]

Abdü'l Vahit b. Eymen el-Mahzumî babasından Cabir (r.a.)'i şöyle derken duyduğunu söyler:

- Hendek harbinde biz hendek kazıyorduk. Birden büyükçe bir kaya parçası çıktı. "Yâ Rasûİellah! kazıda bir kaya kütlesi ortaya çıktı" de­dik. Efendimiz üzerine su serpin" buyurdu ve sonra bizzat kalkıp oraya geldi. Açlıktan karnına taş bağlanıp sarılmıştı. Balyozu veya külüngü eline alıp, üçkere "bismillah" çekip ardından ona balyo­zu vurdu. Kaya sanki akıp giden kum haline geldi. Ben Efendimize, "Yâ Rasûİellah! Eve gitmeme izin versen" dedim o da izin verdi. Ben eve varıp hanıma: "Yanında yiyecek birşey varmı?" diye sordum......

Buharî hadisin geri kısmını aynen yukarda naklettiğimiz îbni İshâk'ın Meğazî'deki haberi gibi anlatıyor.[512]

Hevze b. Halîfe anlatıyor: Bize Avf el-A'râbî, Meymûn b. Üstâz ez-Zehrânî aracılığıyla Berâe b. Âzib (r.a.)'in şöyle dediğini anlattı:

-  Rasûlüllah (s.a.v.) bize, Hendek kazmayı emrettiği vakit, hen­değin bir yerine gelince, koskocaman hemde asla kazmanın geçme­yeceği sert bir kayaya rast gelindi. Durumu Rasûlüllah'a bildirdiler. Efendimiz kayayı görünce hemen kazmayı aldı ve Bismillah diyerek bir darbe indirdiki kayanın üçte biri parçalandı. Efendimiz:

ekber, bana Şam'ın anahtarları verildi. Vallahi ben onun kızıl saraylarını görüyorum İnşallah” deyip, bir darbe daha ayaprak tekrara üçte birini parçaladı.

“Allahû ĞEkrer! Bana İran’ın anahtarları verildi. Vallahi ben şimdi Medayin şehrindeki beyaz sarayı görüyorum” buyurdu. Sonra üçüncü darbeyi de indirip, kalan kayayıda parçaladı ve “Allahü Ekber, buna Yemen’in anahtarları verildi, Vallahi ben şu anda bu durduğu yerden San’a şehrinin kapılarını görüyorum” buyurdu.[513]

Süfyân’ı Servi derki: Bize Muhammed b. Münkedir. Cabir (r.a.) işittiğini anltatı. Hendek günü Rasûüllah (s.a.v.):

Müşriklerden bize kim haber alıp gelecek? Diye sordu: Zübeyr (r.a.) “ben” dedi. Rasûlüllah tekrar “onlardan bize kim haber alıp gelecek” buyurunca Zübey yine “ben” dedi. Bunun üzerine Nebî (s.a.v.);  Her Peygamberin bir havarisi vardır, benim havarim de Zübeyr’dir” buyurdu. Bu hadisi Buharî rivayet ediyor.[514]

Atıyyete’l-Avfi’nin torunu Hüseyin b. Hasen derki: Bana baam Hasen, deedm Atiye aracılığıyla İbni Abbas (r.a.)’dan şu ayetlerle ilgili olarak şu izahları yaptığını anlattı.

“Ey îman edenler! Allah’ın size olan in’amını hatırlayın; hani size (düşman) orduları gelmiş, bizde onların üzerine rüzgar ve (gözünüzle) göremediğiniz ordular göndermiştik” (Ahzab âyet; 9) İbni Abbas “bu hadise Ahzab (Hendek) harbinde Ebû Süfyan’ın ordularla geldiği günde olmuştur” der.

Yine İbni Abas:

“O münafıklardan bir kısmı ( o vaki) Peygamberden izin isteyerek evleri açık (girilebilir) olmadığı halde “evlerimiz apaçık (ortada) kaldı diyorlar. Böylece sadece harpten kaçmak istiyorlar” (Ahzab; 13) âyetindeki sözü söyleyenlerin Hârise oğulları olup “evler açık” yani “evlerimizi bekleyecek kimse yok, bomboş hırsızların gelip soymasından korkarız” demek istediklerini söylüyor. Yine “Düşman guruplarını gördüklernde “İşte Allah ve Rasûlünün bize va’d ettiği (sıkıntıdan sonra gelecek zafer) budur. Allah ve Rasûlü doğru söylemiştir” dediler. Ve bu onların sadece iman ve teslimiyetlerini artırdı” (Ahzab âyet; 22) âyetinde şu izahı yapar:

Evet Allah (cc) mü’minlere, daha önce inen Bakara Sûresinde (âyet; 214) bu zaferi şöyle haber vermişti.

"Yoksa siz, sizden önceki geçen (imanlı topluluk) lerin aynı va­ziyeti sizinde başınızdan geçmeden -hemencecik- Cennete girive­receğinizi mi sandınız; onlara öyle fakirlik, öyle sıkıntı çatmış, öyle sarsılmışlardı ki, sonunda -başlarındaki- Peygamber ve onunla beraber iman edenler; "Allah'ın yardımı ne zaman (gelecek) demelerine ramak kalmışdı. İyi anlayın ki, Allah'ın yardımı ya­kındır."

İşte Hendek'te düşman guruplariyla yüz yüze nöbetleşmeye başla­dıklarında, Mü'minler bu âyeti bu şekilde yorumlayarak, düşmanla karşı karşıya olmaları onların iman ve teslimiyetini artırmıştı.[515]

Hammad b. Seleme anlatıyor: Bize Haccâc b. Erta1, Hakem-Miksem isnadıyla İbni Abbas (r.a.)'ın şöyle anlattığını haber verdi.

- Hendek harbinde müşriklerden biri öldürülmüştü. Müşrikler pey­gambere; "Onun cesedini bize yolla da, on iki bin (dirhem) verelim" diye haber saldılar. Rasûlüllah (s.a.v.) bunu duyunca:

"Onun ne kendisinde ne de cesedinde hayır var" buyurdu.[516]

El-Esmaî anlatıyor: Abdürrahman b. Ebiz-Zinâd derki: "Zübeyr b. el-Avvâm (r.a.), hendek harbinde müşriklerden Osman b. Abdullah b. el-Muğire'nin miğferine kılıçla vurup başından bindiği hayvanın se­mer kaşına kadar kesti. Bunu görenler ona, "yahu ne keskin ne iyi kı­lıcın var" deyince bu söze öfkelenmişti. Zîra bu işi kılıç değil kendi eli yapmıştı.[517]

Şu'be, Hakem -Yahya b. el-Cezzâr isnadıyle Hz. Ali'den nakledi­yor:

- Rasûlüllah (s.a.v.) hendek günü hendeğin gediklerinden birinin üzerinde oturuyordu.

"Allah bu müşriklerin evlerini ya da karınlarını ateşle doldur­sun, güneş batıncaya kadar bizi meşgul edip ikindi namazını kıl­dırmadılar" buyurdu.

Bu haberi Müslim rivayet etmiştir.[518]

Yahya b. Ebî Kesir, Ebû Seleme yolu ile Câbir (r.a.)'den nakledi­yor: Ömer (r.a.) Hendek harbinde gün battıktan sonra gelip Kureyş kâfirlerine sövüp saymaya başladı ve, "Yâ Rasûlellah! Nerdeyse gün batacak, ben namazımı yetiştiremeyeceğim." deyince, Rasûlüllah (s.a.v.): 

"Vallahi henüz bende kılmadım" buyurdu.

Ravî Ebû Seleme derki, Sanıyorum Cabir; "ben de Rasûlüllahla bera­ber Burhan vadisine indim. Nebî (s.a.v.) namaz için abdesî aldı, bizde abdestlendik. Gün battıktan sonra önce ikindiyi sonrada akşam nama­zını kıldık."

Bu hadisi Buharı ve Müslim Hişâm ed-Destuvâî'den naklettiler.[519] Cerir, -A'meş, İbrahim et-Teymî- isnadı ile babası Yezîd b. Şerik et-Teymî'nin şöyle dediğini rivayet eder:

- Huzeyfe (r.a.)'nin yanındaydık. Adamın biri ona, "Eğer ben Pey­gambere yetişseydim onunla beraber çarpışır ve çarpışmayı tam yapar­dım" dedi (yani siz tam yapamadınız demek istedi.) Huzeyfe ona; "Sen öyle yapacaktın ha? Ben Ahzab gecesi Efendimizle idim. Müthiş bir fırtına ve soğuğa tutulmuştuk. Rasûlüllah "şu kâfirlerin ne yaptığı haberini getirebilen yokmu, Allah onu kıyamette benimle birlikte ya­pacak" buyurdu" Biz sustuk. Hiç cevap verenimiz olmadı. Sonra "Müşriklerden haber alıp gelecek yokmu? Allah onu kıyamette benim­le birlikte yapacak" buyurdu. Biz yine susup hiç birimiz cevap verme­di. Sonra "Müşriklerden haber alıp gelecek kimse yokmu? Allah kı­yamet günü onu benimle beraber yapacak" buyurunca, yine susup ce­vap verenimiz olmadı.

Efendimiz "Kalk yâ Huzeyfe! Onların haberini al gel!" diye adımla çağırınca itirazıma hiç mahal kalmamıştı. Bana "Kalk git ve haber­lerini getir. Sakın -Yakalanıpta- onları korkutup üzerimize salma" buyurdu. Efendimizin yanından ayrılıp yola düşünce soğuk falan kalmamış, sanki hamamda gidiyormuşum gibi olmuştum.

Müşriklerin olduğu yere vardığımda, Ebû Süfyan'ı ateşe sırtım ve­rip ısınırken gördüm. Yayın ortasına bir ok koyup onu atmak istedim ama, Efendimizin "onlar...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hendek te cereyan eden bazı hadiseler
« Posted on: 30 Mart 2020, 13:02:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hendek te cereyan eden bazı hadiseler rüya tabiri,Hendek te cereyan eden bazı hadiseler mekke canlı, Hendek te cereyan eden bazı hadiseler kabe canlı yayın, Hendek te cereyan eden bazı hadiseler Üç boyutlu kuran oku Hendek te cereyan eden bazı hadiseler kuran ı kerim, Hendek te cereyan eden bazı hadiseler peygamber kıssaları,Hendek te cereyan eden bazı hadiseler ilitam ders soruları, Hendek te cereyan eden bazı hadiselerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &