ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Gabe veya Zî Karad seferi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gabe veya Zî Karad seferi  (Okunma Sayısı 673 defa)
19 Nisan 2011, 13:46:13
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 19 Nisan 2011, 13:46:13 »



Gabe Veya Zî Karad Seferi

 

Benî Lihyan'dan dönen Allah Resulü Medineye geldi ve orada sa­dece birkaç gece kalmıştı ki: Uyeyne b. Hısn b. Huzeyfe el Fezârî Gatafan oğullanndan bir bölük süvari ile, Resûlullah (s.a.v.)'in Ğabe denen yerdeki süt develerine saldırdı. Develerin başında Gıfar oğulla­rından bir kadınla bir adam bulunuyordu. Adamı öldürüp, kadını" da develer ile birlikte götürdüler.[617]

Onları ilk tanıyan Seleme b. Ekva (r.a.) oldu. O Ğabe ye doğru yola çıkmıştı. Beraberinde Talha b. Ubeydillah'm kölesi ve atı vardı. Veda tepesine çıkınca onların Sel'a dağı tarafına yöneldiğini gördü ve olan­ca sesiyle "Vâ Sabâhâh (imdat)" diye bağırdı. Sonra onların peşinden koşmaya başladı. Sanki yırtıcı hayvan gibiydi.

Bir müddet sonra onlara yetişip onları attığı oklarla dağıttı. Atlar kendine doğru gelince kaçıyor, sonra onların yolunu kesip fırsat bul­dukça ok atıyordu. Durum Efendimize ulaşınca Medine'de; "tehlike var tehlike var" diye bağırdı, derhal süvariler Resûlûllah'ın yanına geldiler. Efendimizin yanına ilk varan süvariler, Mikdâd, Abbâd b.

Bişr, Üseyd b. Zuhayr[618] Ukkâşe b. Mihsan, Muhris b. Nadle, Ebû Katâde el-Haris b. Rib'î, Ebû Ayyaş Ubeyd b. Zeyd b. Samit idi. Efendimiz (s.a.v.) Sa'd b. Zeyd'i onlara Emir tayin etti ve: "Haydi  hemen  bu  eşkıya gurubunu aramak üzere yola çık. Ben insanlarla sana gelene kadar aramaya devam et" buyurdu.

-İbni İshak devamla derki: Bana ulaşan bilgilere göre, Ebûl Ayyaş şöyle anlatmış; Resûlullah (s.a.v.), Ebû Ayyaş'a, "sen atını yanındaki adamlardan birine verseydin olmazmıydı?" deyince O Yâ Resûlullah! İnsanların en iyi süvarisi (at binicisi) benim" dedim ve atımı mahmuzladımı. Vallahi at beni ancak yirmi arşın kadar götürdü ve beni sırtın­dan attı. Ben Resûlûllah'ın bana "atını yanındaki adamlardan birine verseydin" buyurusuna ve benim kendisine verdiğim cevap'a şaşırıp kalmıştım.

O zaman Seleme b. el-Ekva'nm(r.a) atı yoktu. Buna rağmen soy­gunculara ilk ulaşan o idi. Atlılar da hemen yola çıkıp eşkıyaya ulaş­mışlardı. Onlara ilk yetişen süvari Mukriz b. Nadle El-Esedî (r.a.) ol­muştu. Soygunculara yetişmiş ve onlara: "Durun bre köle çocukları! Durun da arkadan gelen Müslümanlar da size yetişsin" diye bağırdı. Lakin Eşkıyalardan biri ona saldırıp, şehit etti. Bunun dışında Müslü­manlardan şehit olan olmadı.[619]

Abdül Melik b. Hişam ise, "o gün Müslümanlardan Muhriz ile bir­likte Vakkas b. Mücerrez de şehit oldu" der.[620]

Bekkâî, İbni İshak'dan naklediyor: Bana itham edemeyeceğim biri Abdullah b. Ka'b b. Melik'ten şöyle dediğini haber verdi: Mücezzez (r.a.) o vakit Ukâşe (r.a.)'a ait olan ve El-Cenâh denen atında idi. Mücezzez şehit edilmiş ve Cenâh'ı da soyguncular almışlardı. Süvari­ler soygunculara yetiştiğinde Ebû Katâde Haris b. Rıb'î Uyeyne b. Hisu oğlu Habîb'i öldürüp kendi Örtüsünü ölünün üstüne örttü. Sonra da bu insanlara tekrar yetişti.

Resûlûllah (s.a.v.) de, insanlarla beraber yönelip geldi. Oradaki ö-îüyü görünce Ashab, "İnnâ Lillani ve innâ ileyhi râciûn" Ebû Katâde Öldürülmüş dediler. Bunu duyan Resûlûllah (s.a.v.) de "O Ebû Katâde değil, Ebû Katâde'nin öldürdüğü adamın cenazesidir. Onu kendisinin öldürdüğü bilinsin diye üzerine kendi bürdesini örtmüş" buyurdu.

Ukâşe b. Mıhsan (r.a.) da Evbar ile oğlu Amr b. Evbâr'a yetişti. İkiside bir devede idiler. Onlara Öyle bir düzgün mızrak attıki ikisini birden Öldürdü. Böylece çalınan develerin bir kısmını kurtardılar.

Rasûlüllah (s.a.v.) Zî Karad suyu yakınındaki bir dağa konaklayın-caya kadar yola devam etti. İnsanlarda gelip kendisine yetiştiler. Efen­dimiz (s.a.v.) orada konakladı. Orada bir gün bir gece geçirdi. Seleme b. Ekva' Efendimize: "Yâ Rasûlellah! Beni yüz kişilik bir gurubun başında bunların arkasından göndersen kesinlikle geri kalan hayvanla­rı kurtarır ve bu eşkıyanın boyunlarım ele geçirirdim" dedi. -Bana ulaşan habere göre Efendimiz (s.a.v.) de ona: "On­lar şimdi Gatafan da gece sütü içiyorlardır" buyurdu.

Rasûlüllah (s.a.v.), ashabı arasında taksimat yaparak her yüz kişiye bir deve bölüştürdü. Onlarda onu yiyinceye kadar orda eğleşip, sonra Rasûlüllah geri dönüp Medine'ye geldi. İbni İshâk devamla derki: Me­dine'ye geldikten sonra Gâbe'deki Efendimizin çobanı olan Ebû Zer (r.a.)'in oğlunun esir edilen hanımı Leyla onların elinden kurtulup,

Efendimize ait dişi bir deve üzerinde Efendimizin yanına geldi ve, "Ben, bu deve üstünde iken Allah beni onların elinden kurtarırsa, Al­lah için bu deveyi kurban edeceğim, diye nezretmiştim" dedi. Rasûlüllah (s.a.v.) bunun üzerine tebessüm ederek şöyle buyurdu:

"Allah seni onun üstüne bindirip, onunla seni kurtuluşa erdir­mişken, sen ona .ne kötü karşılık veriyorsun! Tutup onu kesecek­sin ha. İnsanoğlunun sahibi olmadığı bir mal üzerinde nezretmesi diye birşey olamaz. Zîra o, benim develerimden bir süt devesi. Haydi Allah'ın bereketiyle yerine dön" buyurdu.[621]

Bu gazveye; Gâbe'de Zû Kurad'da denilmektedir.

İbni İshâk ve diğerleri "bu olay hicri altıncı yılda oldu" der.

Müslim ise-gelecek olan rivayetinde- "bu, Hudeybiye anlaşması sı­rasında oldu" der: Bize Ebû'n-Nadr Haşim b. el-Kâsım, İkrime b. Ammâr- İyas b. Seleme- babası Seleme b. Ekva1 (r.a.)'nın şöyle dedi­ğini haber verdi:

- Hudeybiye zamanı Rasûlüllah (s.a.v.) ile birlikte Medineye gel­miştim. Ben Efendimizin kölesi Rabahla beraber Peygamberimizin develeri ni otlatmaya götürdük. Ben Talha b. Ubeydillah'ın atını da götürdüm, onu da develerle beraber sulayıp otlatmak istiyordum, hava kararınca Abdurrahman b. Uyeyne, Rasûlüllah (s.a.v.)'m develerine saldırdı. Çobanını öldürüp develeri sürdü. Yanında atlı adamlarda var­dı. Ben köleye, "Yâ Rabâh!  Sen şu atın başında otur, ben gidip Talha'ya durumu bildireyim de Rasûlüllah'a durumu anlatsın" dedim. Bir tepenin üstüne tırmanıp yüzümü Medine'ye doğru çevirip üç kere "Vâ Sabâhâh" (imdad kalkın sabah oldu) diye bağırdım. Sonra kılı­cımla ve okumla haydutların izi sıra gidip bir yandan onlara ok atıyor bir yandanda atlarına kılıçla vurup düşürüyor bir yandanda recez söy­lüyordum. Bana doğru bir atlı gelecek olsa hemen bir ağacın gövdesi arkasına geçip ok atıyordum. Artık bana gelen her atı yaralamıştım. Onlara ok atarken "Ben Ekva'ın oğluyum. Bugün ölüm günüdür" diyordum. Onlardan biri­ne yetişip ona ok attım. Adam hayvanın semerindeydi. Ok semeri de­lip adamın omuzuna kaplandı. Bende, "al bakayım, ben Ekva oğlu­yum" dedim. Böylece çarpışa çarpışa sıkışınca onlar tepenin ok ulaş­mayacak dar bir yerine gidiyorlar, bende hemen dağa çıkıp üstlerine taş yuvarlamaya başlıyordum. Ben bu şekilde onlar o şekilde uğraşa uğraşa peşlerini bırakmıyarak, recez söyleyerek Efendimizin develeri olarak Allah ne yarattıysa, hepsine arkama alarak onlardan kurtardım.

Sonra peşlerine düşüp ok atmaya devam ettim. Onlar sonunda otuz­dan fazla mızrağı, otuzdan fazla elbiseyi yük ağırlığından kurtulmak için attılar. Onların bu attıkları herşeyin üzerine taş dikerek bellik yap­tım ve bunları Rasûlüllah'm geçeceği yol üzerine biriktirdim. Önlerine kuşluk yemeği konulduğunda yanlarına Uyeyne b. Bedr el-Fezârî yar­dım etmek üzere çıkıp geldi. Onlar dağdaki dar bir geçitte bulunuyor­lardı. Bende dağın üzerine tırmandım. Uyeyne onlara: "Bu gördüğüm­de neyin nesi?" deyince, "şu belaya çattık, şafaktan bu zamana kadar yakamızı bırakmadı ve ele geçirdiğimiz herşeyi alıp kendinden geri tarafa sürdü" dediler.

Uyeyne de;"Eğer bu adam arkasından kendine bir yardım(imdat) geleceğini bilmeseydi sizi bırakır giderdi. Haydi sizden ona bir manga adam saldırsın" dedi. Onlardan dört kişi kalkıp dağa doğru çıktılar. Onlara sesimi duyuracak kadar mesafeye gelince, onlara ;"beni tanıyormusunuz?" dedim, "sen kimsin" dediler.

-"Ben Seleme b. el-Ekva'ymı. Muhammed (s.a.v.)'in yüzünü mü­barek kılan Zat'a yemin olsun ki, sizden arzu ettiğim her adama ye­tiştim. Sizden beni arzu edenler ise beni yakalayamazlar" dedim. A-damlardan biri, "bende öyle sanıyorum", yani "dediği gibi" dedi ve adamlar geri döndüler. Daha ben yerimden ayrılmamıştım ki, birde bakınca Rasûlüllah (s.a.v.)'m yolladığı süvariler ağaçların arasında ilerliyor gördüm. Önlerinde Ahram el-Esedî vardı. Ardında da Ebû Katâde, onun ardında Mikdad b. Esved el-Kindî... Durumu gören müş­rikler bırakıp kaçtılar.

Ben hemen dağdan inerek Ahram'ın önüne gerilip atının yularından tuttum ve; "Yâ Ahram! Bu adamlardan sakın, zîra ben onların senin yolunu kesmeyeceğine emin değilim. Rasûlüllah ve ashabı gelene kadar ağır al" dedim. Ahram da, "Eğer sen Allah'a ve âhiret gününe îman ediyorsan benimle şehitliğin arasına girme" dedi. Bende atının yularını bırakıverdim. O da fırlayıp Abdurrahman b. Uyeyne'ye yetiş­ti. Abdürrahman da geri dönüp ona hücum etti. İkisi birbirine birer hamle yaptı. Ahram, Abdürrahmanı düşüremedi, Lakin Abdurrahman mızrağını saplayıp Ahşam'ı şehit etti ve Ebû Katade'ye hücum etti. Bu kere Ebû Katâde onu öldürdü ve Ahram'ın atma bindi. Sonra bende bunların arkasından yaya olarak yola koyuldum. Arkadaşlarımın to­zundan hiçbirşey göremiyordum.

Akşam gün batmadan önce onlar, kendisinde adı Zû Karad denilen bir dağ koyağına vardılar. Orada su ihtiyaçlarını göreceklerdi. Benim arkalarından geldiğimi görünce, oradan ayrılıp tepeye, Zî Deber tepe-

sine doğru koştular. Böylece gün batmış bende onlardan birine yetiş­miş ve ona bir ok fırlatıp; "al bakalım, ben Ekva'ın oğluyum" dedim.

Adam bunu duyunca, "vay anacağım vay, sen sabahtan beri bizi takib eden Ekva senmisin?" dedi. "Bre kendi canına düşman olan evet, o sabahleyin ok atan bendim" deyip ona bir ok daha attım. Ona iki ok isabet etmiş oldu. Bunun üzerine (sarp bir yerde) iki atı daha bıraktı­lar. Bende onla...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Gabe veya Zî Karad seferi
« Posted on: 04 Nisan 2020, 12:46:43 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gabe veya Zî Karad seferi rüya tabiri,Gabe veya Zî Karad seferi mekke canlı, Gabe veya Zî Karad seferi kabe canlı yayın, Gabe veya Zî Karad seferi Üç boyutlu kuran oku Gabe veya Zî Karad seferi kuran ı kerim, Gabe veya Zî Karad seferi peygamber kıssaları,Gabe veya Zî Karad seferi ilitam ders soruları, Gabe veya Zî Karad seferiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &