ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Tarihül-İslam > Efendimizin Medine ye hicreti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Efendimizin Medine ye hicreti  (Okunma Sayısı 1211 defa)
24 Nisan 2011, 15:20:03
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 24 Nisan 2011, 15:20:03 »



Efendimizin Medine'ye Hicreti


Ukayl, İbni Şihab -Urve isnadıyla Efendimizin (s.a.v) eşi Âişe' nin (r.a) şöyle anlattığını rivayet eder:

O zaman anne ve babamın bir dinleri olup onu tatbik ettiklerini hatırlıyorum. Üzerimizden hiç bir gün geçmezdiki sabah akşam Ra-sûlullah (s.a.v) bize uğramamış olsun. Müslümanlar müşrik belasına uğradığı zaman, babam Ebû Bekir de Habeşistan topraklarına doğru hicret için yola çıktı. Berki Gımâd denen yere vardığında El Kârra kabilesinin reisi İbni'd Dağine ona rastladı, ve "Yâ Ebâ Bekir! Ne­reye gitmek istiyorsun?" dedi. Babamda, "Kavmim beni yurdumdan kovdu. Artık bende yeryüzünde seyyah olup dolaşarak Rabbime hu­zur içinde ibadet etmek istiyorum." dedi. İbni'd Dâğıne de; "senin gi­bi bir zatın ne yurdundan çıkması nede kovulması doğru olur. Zira sen yoksulları giydiren, akrabalık bağlarını hiç koparmayan, milletin yükünü omuzlayan, misafiri ağırlıyan, hak yolunda gelen meşakkat-larda (halka) yardım eden birisisin. Ben seni Icorumam altına alıyo­rum. Haydi yurduna dön ve Rabbine orada ibadet et." dedi.

İbni Dağine de Ebû Bekirle birlikte yola çıkıp Mekke'ye geldi ve Kureyş eşrafını dolaşıp onlara: "Ebû Bekir gibi bir adam yurdundan çıkmazda, çıkarılmazda. Siz yoksulları giydiren, akrabalık bağlarını geliştiren, milletin yükünü omuzlayan, misafiri ağırlayan hak yolda başa gelen, sıkıntılarda halka yardım eden bir zatı mı yurdundan çı­karıyorsunuz.?" dedi. Artık Kureyş İbni Dâğıne'nin Ebû Bekri himaye etmesini yalanlayamayip   kabul ettiler. Ancak İbnî Dağıne'ye de:

"Ebû Bekre söylede Rabbine evinde kulluk etsin orada dilediği kadar namaz kılsın, istediği kadar Kur'an okusun ama bunları Ka'be' de yapıp da bize eziyet etmesin, hem ibadetini milletin gözü önünde açıkça yapmasın. Zîra biz çocuklarımızın ve karılarımızın dinimizden sapacağından korkuyoruz" dediler. İbni Dâgıne'de kendisine söylenen­leri Ebû Bekre anlattı.

Ebû Bekir de evinin içinde, Rabbine ibadet ederek, namazını açıkta görünen yerlerde kılmayarak ve kendi evi dışında kimsenin evinde Kuran okumaksızın hayatına bir süre böyle devam etti. Sonra Ebû Bekrin aklına bir fikir geldi ve hemen evinin havlusunda bir mescidcik yaptırdı. Artık namazını orada kılıyor, Kuranını okuyordu. Müşriklerin kadınları ve çocukları da Ebû Bekrin başına birbirini ezercesine toplanıp gelirler ve Ebû Bekre hayran kalarak bakarlardı. Ebû Bekir (r.a) çok gözü yaşlı bir adam idi. Kur'an okuduğu zaman göz yaşlarını tutamazdı. Kadın ve çocukların bu meyilleri Kureyş eşrafının müşriklerini müthiş bir korkuya itti. Hemen İbni Dağıne'ye haber saldılar. İbni Dağıne yanlarına geldiğinde Kureyş ileri gelenleri ona,

"Biz senin kendisine himaye vermen sebebiyle bizde Ebû Bekrin Rabbine evinde kulluk etmesi şartıyla himayesini kabul etmiştik. Ar­tık Ebû Bekir sınırını aştı, evinin avlusunda bir mescid yaptırıp ora­da namazımda Kur'an okumayıda alenen yapmaya başladı. Biz ço­cuklarımızla karılarımızın dinlerinden döneceğinden korkuyoruz ona bunu (Hamisi olman hasebiyle) yasakla. Eğer Rabbine evinin içinde ibadet etmekle yetinecekse bunu yapabilir. Eğer illâda bunları alenen yapmakta direnecek olursa sende ondan himaye hakkını geri al. Biz senin taahhüdünü bozmak istemiyoruz. Ebû Bekrin ibadetini alenen yapmasına da göz yumamayız." dediler.

Hz. Âişe (r.a) devamla derki: Bunun üzerine İbni'd Dâğıne Ebû Bekre gelerek: "sen kesinlikle senin için ne üzerine akid yapmış ol­duğumu biliyorsun. Şimdi ya bu eski şartlarla yetinirsin, yada bana, Sana verdiğim-koruma- zimmetini geri verirsin çünkü ben himaye için akid yaptığım bir adam hakkında arapların "ahdi bozulmuş diye duymalarından hoşlanmam" dedi. Ebû Bekir (r.a) da: "Ben senin korumanı sana geri veriyor ve AHahm korumasına razı oluyorum" dedi. O gün Rasûlullah (s.a.v) Mekke'de imiş, Nebî (s.a.v) müslümanlara

"Bana (iki kara taşlık arasındaki)[654] Hurmalıklı bir yer sizin hicret yurdunuz olarak gösterildi." buyurmuştu. Bunun üzerine Medine'ye doğru göçebilenler hicret etti. Sonrada Habeş topraklarına daha önce göç etmiş olan müslUmanfarm hepsi de geri dönüp Medine'ye hicret ettiler.[655]

Ebû Bekir (r.a) da Medine'ye gitmek üzere hazırlığa girişti. O za­man Rasûlullah (s.a.v) ona: "Sen yavaş ol! Zira ben, banada hicret izni verileceğini Umid ediyorum" buyurdu. Ebû Bekir bunu duyunca sevinçle "Anam babam sana feda olsun yâ Rasûlullah! Sen böyle bir şeyi ümid ediyormusun?" diye sorunca Nebî (s.a.v): "Evet" buyurdu. Ebû Bekirde Efendimizle yol arkadaşlığı yapmak için kendini yoldan alakoydu. Yanında bulunan iki devesini Talh (yada Muğâylan) ağacı­nın yapraklarıyla 4 ay besiye çekti. (Zührî bunu bastonla ağaçtan yere dökülen yapraklar diye izah eder. )

İbni Sihab, Urve aracılığıyla Hz. Aişe'den kıssanın devamını şöyle anlatır:

-Bir gün öğle sıcağının en şiddetli olduğu bir sırada Ebû Bekirin evinde oturduğumuz bir anda adamın birisi: "Şu başı kapalı (miğfer gibi örtülü) zat Rasûlullah (s.a.v)dir. dedi. Bu onun bize gelme âdeti olduğu bir saat değildi. Bunun üzerine Ebû Bekirde: "Anam babam ona feda olsun. Vallahi bu saatte onu buraya getiren önemli bir se­li     

beb olsa gerek" dedi. Rasûlullah (s.a.v) geüp girmek için izin istedi. Ebû Bekir onu "buyur" edince içeri girdi ve Ebû Bekir'e hitaben: "Bu­rada bulunan herkesi yanından çıkart" buyurdu. Ebû Bekirde: "Anam babam feda olsun onlar senin ailendir" deyince Nebî (s.a.v): "Bana yola çıkmak için izin verildi." buyurdu. Ebû Bekir de "bende seninle gelebilirmiyim. Anam babam sana feda olsun ey Allanın RasûlU!" deyince, Efendimiz (s.a.v): "Evet" buyurdu. Bunun üzerine Ebû Bekir ağladı. Ben o zamana kadar sevinçten ağlandığını bilmiyordum.[656]

Ebû Bekir, "Babam sana feda olsun! Benim şu develerimden biri­ni al, yâ Rasûlullah! deyince Efendimiz (s.a.v): "Parayla almak şar-tıyla olur" buyurdu.[657]     Hz. Aişe devamla derki:

-Çabucak onları yola hazırladık. Onlara deri bir kab içinde yol azığı koyduk. Onu Esma b. Ebî Bekr kendi kuşağının bir yarısın kes­miş ve onunla azık kabının ağzını bağlamıştı. (Diğer yansıda kendine kaldı.) İşte Esmâ'ya bu yüzden, "Zatı'n-Nitâkayn" adı takılmıştı. Sonra Rasülulİah (s.a.v) Ebû Bekirle beraber Sevr'deki mağaraya var­dılar. Orada üç gece uyudular. Beraberinde Ebû Bekrin oğlu Abdullah da yatıyordu. O zaman genç bir delikanlı olup çok zeki ve kültürlü biriydi. Şafakla beraber onların yanından ayrılır ve sabahleyin Ku-reyşlilerle sanki Mekke'de gecelemiş gibi yapardı. Orada Kureyşlilerin kurmak istedikeri tuzaklarından işittiği şeyi ezberleyip akşam karan­lığı çökünce Efendimizle babasına getirip söylerdi. Ebû Bekrin azad ettiği kölesi Amr b. Füheyre onlara sütünden istifade etmeleri için geçici bir süre bağışlanan koyunları güder, koyunları gece yatsıyı biraz geçince onların bulunduğu tarafa doğru sürer onlarda koyunları­nın taze sütünü ve içine kızgın taş konularak ısıtılmış sütü içerek gecelerler sonra Amr b. Füheyr koyunlara şafakla birlikte ünlerdi (Sabahla birlikte diğer insanların otlattığı yerde olur, ne kimse duru­mun farkına varmazdı) Burada kaldıkları Uç gecenin Uçündede böyle yaptı.

Rasûlullah (s.a.v) ile Ebû Bekir Abd. b. Adiy Oğullarından (Ab­dullah b. Üveykıt adında) birini yol kılavuzluğu ve geçit yerlerini iyi bilen biri olarak kiralamışlardı. Bu adam Âs b. Vâil oğulları hakkında (Cahiliye âdeti üzere) anlaşma yaptığına dair elini (kan çanağına) daldırmıştı. O hâlâ Kureyş kafirlerinin dini üzere yaşamaktaydı. Ra­sûlullah (s.a.v) ve Ebû Bekir Onu güvenli bir kişi görüp develerini ona verdiler ve üç gece sonra binekleriyle beraber Sevr mağarasında sabahleyin onunla buluşmak üzere sözleştiler. (Üçüncü gün sabahla beraber bu adam gelince) Efendimiz ve Ebû Bekirle birlikte Amr b. Füheyre ile kılavuz (Abdullah )ta yola çıktılar. Kılavuz onları (Us-fân'dan aşağıdaki) Es Sahil yolu ile götürdü.[658] Hadisi Buharı rivayet etmiştir.

Ömer (r.a) şöyle diyor:

-Vallahi Ebû Bekrin hayatında geçirdiği bir geceyle bir gündüz varki o (bile) Ömer'den daha hayırlıdır. Rasûlullah (s.a.v) bir gece Mekke halkından kaçarak yola çıkmış, Ebû Bekir de arkasına düş müştü. Efendimizi korumak için kâh önünde kâh ardında yürüyerek gidiyordu. Rasûlullah (s.a.v) O gece sabaha kadar yürümüş ve ayak­kabıları parçalandığından ayakyalın kalmıştı. Ebû Bekir Efendimizin ayaklarını görünce onu omuzuna aldı. Böylece onu mağaranın ağzına kadar taşıdı. Mağarada içinde yılanlar bulunan delikler vardı. Ebû Bekir burlardan birşeyler çıkıpta Rasûlullah (s.a.v)a eziyet verebile­ceğinden korktu. Ve ayağıyla onu tıkadı. Yılanlar gelip çıkmak için onun ayağını ısırarak sokmaya başladılar. Ebû Bekrin gözlerinden yaşlar boşalıyordu. Rasûlullah (s.a.v): "Üztilme! Allah bizimledir." (Tevbe 40) ayetini okuyordu, (işte Ebû Bekir'i üstün yapan gece bu idi.) (Onu üstün yapan) Gündüzüne gelince: Araplar dinden döndük­lerinde ben Ebû Bekre "Ey Rasûlullah'm halifesi! İnsanlara davranır­ken kalplerini ısındıracak şekilde davran, Onlara merhametli ol!" de­dim. Ebû Bekir de bana: "Sen cahiliye döneminde Cebbardın, İslam döneminde gevşekmi oldun. Onlarla ne hususunda ülfetleşip anlaş acağiz. Uydurma bir şiir ile mi? Yoksa uydurma bir sözîemi?" dedi.[659]

Ömer'in (r.a.) ağzından anlatılan bu kıssa uydurma münker bir haberdir. Beyhaki bu hadisi sevkedip hiç tâ'Iilde bulunmamıştır. Bu haberi Yahya b. Ebû Tâlib- Abdürrahman b. İbrahim er-Rabîsî-Furat b. es Saib- Meymûn-Dâbbe b. Muhassan isnadıyla Ömer (r.a)tan nak­lediyor. Bu haberin belası şu Rabîsî denen heriftir zira o sika değil­dir. Üstelik hiç tanınmayan kimliği meçhul biridir. Hatib onu Târîh-i Bağdad'mda bahsedip iğnelemistir.[660]

El Esved b. Amr anlatıyor: Bize İsrail, el Esved aracılığıyla Cün-düp'ten şöyle riv...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Efendimizin Medine ye hicreti
« Posted on: 24 Ağustos 2019, 14:02:34 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Efendimizin Medine ye hicreti rüya tabiri,Efendimizin Medine ye hicreti mekke canlı, Efendimizin Medine ye hicreti kabe canlı yayın, Efendimizin Medine ye hicreti Üç boyutlu kuran oku Efendimizin Medine ye hicreti kuran ı kerim, Efendimizin Medine ye hicreti peygamber kıssaları,Efendimizin Medine ye hicreti ilitam ders soruları, Efendimizin Medine ye hicretiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &