ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Hadis-i Şerif > Sizden Gelenler (Hadis- Şerif) > Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk  (Okunma Sayısı 934 defa)
14 Ekim 2010, 12:36:15
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 14 Ekim 2010, 12:36:15 »



Hadisler Işığında Âhiret Boyutlu Dostluk


Gerçek dostluk ve kardeşlik, dost ve kardeşlerin dünyevî durumlarının parlak olmadığı günlerde dahi, onlarla münasebetini devam ettirdiği nispette belli olur. Kötü günlerde ve tehlike anında dostlarının yanında bulunmayan birinin, dostlukla alâkası yoktur.
 
Dost, "sevilen kimse, sevgili, halîl" mânâsında Farsça bir kelimedir. Sadakât ve dostluk gösteren, refakât eden kimseye de "arkadaş" denir. Dolayısıyla halîliyet, içten samimi bir dostluk, birbirine karşılıklı sadâkat gösterme ve kardeşliktir. "Hullet, içten samimi bir dostluk; hıllet ise, bir musâdaka ve kardeşliktir. Hulleti, bir şeyin eczâsı içine nüfuz ederek onun mâhiyetini değiştirme, içten ve dıştan onu kuşatarak başkalaştırıp ikinci bir tabiata ulaştırma şeklinde de yorumlamışlardır. Her zaman itminan ufuklu yaşayan Hazreti İbrahim, ruhundaki hullet özüne Cenâb-ı Hak'tan fevkalâde tecellîler sayesinde, değişik istihâleler geçirerek duyguları, düşünceleri, himmeti, gayreti, sözü ve sohbetiyle kemâlâtının ufkuna erişmiş ve zamanla da farklı bir tabiatın sesi-soluğu hâline gelmiştir. Öyle ki, artık o oturup kalkıp her yerde Hakk'ı ilân etmekte, Hak da ona "Halîlim" demektedir."1 Demek ki halîl, sevgisi kalbe hiçbir boşluk kalmayacak şekilde nüfuz etmiş, sırlı işlerine vâkıf olmuş dost demektir. "Dostluk" anlamındaki "Hıllet", muhabbetle ve ihlâsla ihtiyacını Allah'a arz eden ve her hâlinde Allah'ı tefekkür eden kişiler için kullanıldığından, Hz. İbrahim'e (as) "Halîlullah" denilmiştir. Cenâb-ı Hak her peygamberi farklı bir hususiyetle mümtaz kılmış ve bu imtiyazla nazara vermiştir. Meselâ Hz. Âdem bir safiyy, Nuh Nebî ise bir neciyy, Hz. İbrahim hulletle mümtaz bir halîl, Hz. Musa apaçık bir kelîm, Hz. İsa ise ruh ile serfiraz bir rûhullahtır. Bu yüce evsâf yanında Peygamberimiz'e takdir buyrulan pâye ise "Habîbullah" unvanı olmuştur. "Habîbullah" Allah'ın sevdiği, sevgili kul (Bkz. Tirmizî, Menâkıb 1) mânâsında Peygamberimiz için kullanılır. Dolayısıyla Cenâb-ı Hakk'ı bu çerçevede ve O'nun ululuğuna yakışır şekilde sevmek, O'na âşık olmak ve o uğurda her zaman iştiyakla soluklanmak, ancak Efendimiz'e (s.a.s.) ait bir vasıftır.

Hz. İbrahim'in Sadakati ve Allah'ın O'nu Dost edinmesi

Kur'ân-ı Kerîm'de Cenab-ı Hak وَاتَّخَذَ اللّٰهُ إبْراَهِيمَ خَلِيلاً "Allah, İbrahim'i (as) halîl (dost) edinmiştir." (Nisa sûresi, 4/125) âyetiyle, Hz. İbrahim'in, Kendi katındaki yerini ve mevkiini açıkça bildirmektedir. Câbir b. Abdullah (r.a.) Hz. İbrahim'in bu mânevî rütbe ve dereceye (yakınlığa) ulaşmasının en önemli sebeplerini izah ederken Hz. İbrahim'in insanlara yemek yedirmesi, ikram etmesi, selâmı, sulhü yayması ve insanlar uyurken gece ibadetine devam etmesi şeklindeki faziletlerini belirtmektedir.2 Nitekim Allah Tealâ, Hz. İbrahim'i (as) birtakım kelimelerle (emir ve yasaklarla) imtihan etmiş, o da onları tamamlamış, imtihanı kazanmış ve insanlara önder olmuştur. (Bkz.: Bakara sûresi, 2/124) Şu hâlde Allah'ın Hz. İbrahim'î halîl (dost) edinmesi, ona dostluğu lutfetmesi Rabbanî sırlara mazhar kılmış olmasından da kaynaklanmaktadır. Zîrâ Hz. İbrahim, toplumu tevhide davet etmiş, putlara, yıldızlara, Güneş ve Ay'a tapmayı yasaklamış Tağut'a karşı gelmiş, Allah uğrunda ateşe atılmaktan, oğlunu kurban etmekten, malını misafirlere feda etmekten çekinmemiş ve ilâhî ahlâk ile ahlâklanmıştır. Böylece Hz. İbrahim ve nesli insanî değerleri zirvede temsil eden kimseler olarak temsil edilmiştir. Bu itibarla, hullet kahramanı sayılan Hz. İbrahim, kendinden sonra gelenlere bu hususiyetiyle hem bir örnek, hem kendisine uyulan (muktedâ-bih), hem de gönülleri belli noktada toplayabilen câmi bir zâttır. Bir diğer mânâda halîl, dostunun esrar atmosferine giren ve onun muhabbetini kalbinin bütün derinliklerinde hisseden tam bir enîs ve vefalı bir dost demektir. Hiç kuşkusuz bu ölçüde bir dostluk ve sadâkat çok az insana nasip olmuştur. İşte Hz. İbrahim, "Halîlü'r-Rahmân" unvanını, sadâkatinden, vefasından, emre itaatteki inceliği kavrama hassasiyetinden, her platformda gürül gürül hakka daveti ve tevhidi haykırmasından, kalbinin yanında aklını, mantığını, muhakemesini kullanmasından, başına gelen onca musibetleri tevekkül ve teslimiyet ile karşılamasından almaktadır. Zîrâ onun, gülerek Nemrud'un ateşine yürümesi; gezintiye çıkıyor gibi yurdundan-yuvasından ayrılıp hicret etmesi ayrı bir halîliyettir. Efendimiz'in (s.a.s.) hicret esnasında Mekke'ye bakıp "Senden çıkarmasalardı çıkmazdım." (Tirmizî, Menâkıb 69) buyurması, hicrette bir buruklukla beraber teslimiyetin de bulunduğunu gösterir. Rabbi emrettiği için sevgili eşi Hacer Vâlidemiz'i ve kalbinin bir parçası olan evlâdı Hz. İsmail'i ıssız bir vadiye bırakması, hattâ arkasına dahi bakmadan çekip gitmesi, yine biricik evlâdıyla Hakk'ın emrine teslimiyet ve boyun eğmesi, varını yoğunu kimseyi ayırmadan herkese infakı, hâsılı, ilâhî ahlâkla tam ahlâklanıp ve arkadan gelenler arasında da dualarla yâd edilmesi bakımından "hullet"in en parlak simasıdır. Aslında o, son Peygamber Hz. Muhammed'in (aleyhisselâm) münevver bir çekirdeği olması açısından farklı bir konumu hâizdi ve ona göre de mükemmel bir duruşu vardı. Rabbi ona, "Can u gönülden Hakk'a teslim ol (veya özünü Allah'a teslim et.)" deyince o da hemen "Ben Rabbü'l-âlemîn'e teslim oldum." deyivermişti. (Bakara sûresi, 2/131) Hullet mesleğinde yol alan her ârif, varlığa Hz. İbrahim ufkundan bakar. "Böyle bir ârifin, bakış ve duyuşlarında sıfât-ı sübhâniye tecellîleri parlar ve nazarı da rahmânî olur. O, herkese ve her şeye karşı sımsıcaktır. Her nesneyi âdeta kendinden bir parça bilir, onu şefkatle okşar, herkesi bağrına basar, bir kardeş gibi koklar; âlemin niyet, düşünce, kanaat ve yorumlarıyla alâkalı mülâhazalarını, gizli-açık her şeyi bilen Allah'a bırakır."3 Böyle bir Allah dostu olan Hz. İbrahim'in milletine tâbi olanlar da elbette o dostluktan hissedar olmalıdır.

Hz. Ebu Bekir'in Sadakati ve Efendimiz Tarafından Dost Edinilmesi

Hz. Ebu Bekir'e "sıddîk" unvanının verilmesi, öncelikle Peygamberimiz'in nübüvvetini ilk duyunca, tereddütsüz tasdik etmesi ve Hz. Peygamber'den hiç ayrılmaması, dostluğunun ailece devam etmesindendir. "Sıdkın en aşağı mertebesi, şahsın iç-dış, gizli-açık her hâlinin aynı çizgide cereyan etmesidir. Bundan sonra duygu, düşünce, tasavvur ve niyetlerde sâdık olma derecesi gelir. Bu itibarla sâdıklar, söz ve davranışlarında doğruluktan ayrılmayan kahramanlar; sıddîklar da, hayâl, tasavvur, duygu, düşünce, hattâ mimiklerine kadar her hâl ve tavırları itibarıyla doğruluğa kilitlenmiş hak erleri babayiğitlerdir."4 Kur'ân-ı Kerîm'deki "Hani onlar mağaradaydılar; arkadaşına ‘tasalanma, Allah bizimle beraberdir.' diyordu." (Tevbe sûresi, 9/40) şeklindeki âyetin, Hz. Ebu Bekir'e işaret ettiği nakledilir. Nitekim hicret esnasında Sevr mağarasındaki üç günlük sıkıntılı bekleme esnasında Allah Resûlü (s.a.s.), arkadaşı=yâr-ı gâr (mağaradaki can yoldaşı) Hz. Ebu Bekir'e hitaben bu sözü söylediği Kur'ân-ı Kerîm'de işareten anlatılmaktadır. Hicrette Peygamberimiz'den ayrılmayan Hz. Ebu Bekir, kızı Aişe'yi de sevdiği bu dostuna vermiştir. Hz. Peygamber bir defasında "Sohbetiyle olsun, malıyla olsun, bana en ziyade ikramda bulunan Ebu Bekir'dir. Eğer, ben Rabbimden başkasını halîl (dost) tutacak olsaydım, mutlaka Ebu Bekir'i halîl edinirdim. Fakat Allah beni kendisine halîl kıldı. Ancak Ebu Bekir'le aramızda İslâm kardeşliği ve muhabbeti vardır." (Tirmizî, Menâkıb 15) buyurarak, Hz. Ebu Bekir'in kardeş olarak Hz. Peygamber'in (s.a.s.) yanında samimi dost olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla burada halîliyet Allah tarafından doldurulduğundan ancak onun karşılığı kardeşlik olabilir anlamında veciz bir işaret vardır. Tebük seferi sırasında en fazla infak eden Hz. Ömer, malının yarısını verirken, Hz. Ebu Bekir ise malının tamamını bağışlamıştı.

Bir defasında Peygamberimiz ashabına hitaben; "Bugün kim oruçludur?" diye sormuş, Hz. Ebu Bekir; "Ben Ya Resûlallah!" demiştir. Arkasından; "Bugün kim bir fakiri doyurdu?" diye sorunca, Hz. Ebu Bekir yine; "Ben Ya Resûlallah!" cevabını vermiştir. Peygamberimiz; "Bugün kim hasta ziyareti yaptı?" diye tekrarlayınca, Hz. Ebu Bekir yine; "Ben Ya Resûlallah!" demiş, Peygamberimiz; "Bugün kim bir cenazeye katıldı? diye sorunca da, cemaatten yine Hz. Ebu Bekir; "Ben Ya Resûlallah!" diyebilmiştir. Bunun üzerine Allah Resûlü; "Kim bu güzel hasletleri kendinde toplarsa cennete girer."5 buyurarak, Hz. Ebu Bekir'in faziletini, diğer ashaptan farkını, dolayısıyla dostluk ve kardeşlik unvanını kazanmasındaki en önemli özelliğini haber vermişlerdir. Yine Peygamberimiz'in Miraç yolculuğuna müşrikler itiraz etmelerine karşı Hz. Ebu Bekir'in hiç tereddüt etmeden gösterdiği teslimiyeti de "sıddîk" unvanın haklılığını gösterir. Elbette ki sadakat ve dostluk açısından Hz. Ali (r.a.) de unutulmaz. Bu sahada onun da yeri ayrıdır. Zîrâ o hicret esnasında Efendimiz'in (s.a.s.) evini kuşatan müşriklere karşı ölüm riskini göze alan ve O'nun yatağına tereddütsüzce yatan 22 yaşında bir delikanlıydı. Bu sadakatten dolayı o da Hz. Peygamber'e damat olmuş ve Peygamberimiz'in muâhât (kardeşlik edinme) esnasında söylediği, "Sen benim dünya ve âhiret kardeşimsin." (Tirmizi, Menakıb 21) tebşiratına ve müjdesine nail olmuştur. Görüldüğü gibi dostluk ve kardeşliğin temelinde samimiyet, ihlâs ve teslimiyet vardır.

Dostluğun Kazandırdıkları

İnsanlar dünyada birbirlerinin arkadaşı, dostu ve sırdaşı olabilirler. Ancak bu dostlukların n...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
« Son Düzenleme: 09 Mayıs 2015, 17:40:59 Gönderen: Rüveyha »
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk
« Posted on: 10 Nisan 2020, 23:00:26 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk rüya tabiri,Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk mekke canlı, Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk kabe canlı yayın, Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk Üç boyutlu kuran oku Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk kuran ı kerim, Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk peygamber kıssaları,Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk ilitam ders soruları, Hadisler ışığında ahiret boyutlu dostluk önlisans arapça,
Logged
14 Ekim 2010, 17:33:23
Ekvan
Varlıklar, alemler, dünyalar. (Evren).
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 19.233


« Yanıtla #1 : 14 Ekim 2010, 17:33:23 »

Alla razı olsun ablam
İmam Sadık (a.s) şöyle buyurmuştur: “Korktuğun bir yere gelince şu ayeti oku: “ Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver. ” Korktuğun bir kimseyi görünce de Ayet’el-Kursi’yi oku.”
İmam Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: “Bir işin zorluğundan korkunca, ona karşı sıkı dur ki sana boyun eğsin. Zamanın olayları karşısında çare bul ki sana kolay gelsin.”

[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
17 Mart 2015, 22:12:23
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« Yanıtla #2 : 17 Mart 2015, 22:12:23 »

s.a.. , konuya olan katkin için Rabbim c.c senden de razi olsun Sevda gülü kardesim..
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
04 Nisan 2015, 15:52:17
Pelinay
Bölüm Görevlisi
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.696


« Yanıtla #3 : 04 Nisan 2015, 15:52:17 »

Ve aleykumuselam ve rahmetullahi.Allah razı olsun Sümeyye abla..konu çok güzel açıklanmış.

"Allah'ın bazı kulları vardır ki; peygamberler ve şehitler onlara gıpta ederler." buyurunca, sahabe-i kiram, "Onlar kimlerdir ya Rasûlallah?" diye sormuşlar, Hz. Peygamber de: "Onlar bir menfaat ve mevki gözetmeden, sadece Allah için birbirlerini sevenlerdir. Bunların yüzü nurludur ve nurdan yapılmış minberler üzerine otururlar. İnsanlar (Allah'ın azabından) korktuğu zaman onlar korkmaz, üzüldüğü zaman da üzülmezler." (Ebu Davud, Büyû78) 

Rabbim menfaat,çıkar ve sırf dünya üzerine arkadaşlık kurmaktan,dost olmaktan korusun .
birbirine sırf Allah için muhabbet besleyen,biraraya geldiğinde hyaır konuşup,birbirleini hak yola teşvik eden hayırlı dostluklar nasip eylesin inşallah.
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &