ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Kuran-ı Kerim > Sizden Gelenler( Kuran-ı Kerim) > Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2  (Okunma Sayısı 1043 defa)
03 Ekim 2010, 16:25:29
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 03 Ekim 2010, 16:25:29 »



Kur'an'ı Anlama ve Tefsirde Mecaz ve Kinaye Faktörü 2

3. Selefiye ve Zahiriye

Kur’ân’daki müteşabih âyetler hakkında Selefin yaklaşımı, bunların kesinlikle te’vil edilmemesi noktasında toplanmaktadır. Bunun yanında teşbih ve tecsim de şiddetle reddedilir. Kur’ân’daki “yed”, “vech”, “istiva” gibi ibarelerin hakikat mânâlarında alınması teşbih ve tecsim olacağı için Selef, “Bu sıfatlar Allah Teâlâ için kullanıldığı zaman hakikat mânâlarına alınmazlar.” diyerek icmalî bir te’vil metodunu benimsemişlerdir. Halef ise, Selef’in ifadeden kaçındıkları “murad-ı ilahîyi” tayin etmeye gayret göstererek, tafsilî te’villerde bulunmuşlardır (Topaloğlu, 116).
Selefin, teşbih endişesiyle te’vilden kaçışını ve müteşabihatı zahirleri üzerine bırakışını yanlış anlayan bazı zümreler ifrata düşerek teşbihe gitmişler, “te’vilden kaçınalım” derken tecsime kail olmuşlardır. Haşviye ve Müşebbihe diye isimlendirilen bu gruplardan bazıları Hanbelîlere nisbet edilir. Ancak bunların Selef-i Salihin ile bir ilgilerinin olmadığı gibi, vardıkları netice de kendi yanlış anlayışlarından kaynaklanmıştır (Topaloğlu, 114).
Ehl-i Sünnet kelâmcılarının bu konuda mu’tedil bir yol takip ettikleri görülür. Kur’ân’da ve hadislerde kıyâmet günü kurulacağı bildirilen mizanın keyfiyeti hususunda, Mu’tezile’nin “Ameller tartılamaz, âyet mutlaka te’vil edilmelidir.” anlayışı ve Selefiye’nin mizanı harfi harfine tarif etmelerine5 mukabil, te’vili savunan kelâmcılar, amellerin mizanda bir şekilde tartılacağını, ama aklın bunu idrak edemeyeceğini söylerler.6

C. Mecaz ve Kinayeden Kaynaklanan Bazı İhtilaflar

Bu başlık altında, âyet ve hadislerde varid olan birtakım ibarelerin mecaza veya hakikate hamledilmesinden doğan ihtilâflara bazı örnekler vermek istiyoruz.

1. Erken Devirde Cereyan Eden Bazı Hâdiseler

a) İbn Ömer’den (r.a.) gelen bir rivayette Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), Hendek Savaşı sırasında ashabına “Hiç kimse Beni Kureyza yurdundan başka bir yerde ikindi namazını kılmasın!” buyurdu. Yolda ikindi namazının vakti çıkmaya yaklaşınca ashabtan bir kısmı, “Namazı oraya varmadan kılmayız.” dediler. Diğer bir kısmı ise, “Rasulullah bunu kastetmedi.” diyerek namazı yolda eda ettiler. Bu durum, Peygamber Efendimiz’e haber verilince iki gruba da herhangi bir şey demedi (Buharî, “Salâtü’l-Havf”, 5; Müslim, “Cihad”, 69).
Bu misalde bir grup sahabe, Efendimiz’in namazın Beni Kureyza yurduna varılıncaya kadar kılınmamasını murad etmediğini ve O’nun bunu söylerken kasdının oraya mümkün olduğu kadar çabuk ulaşılması olduğunu savunarak namazlarını yolda kıldılar. Başka bir deyişle onlar bu sözü hakikate değil, mecaza hamletmişlerdir. Namazlarını geciktirenler ise, sözü hakikatı üzerine alıp öyle hareket etmişlerdir.

Daha sonra bu hâdiseyi değerlendiren ulema, hangi grubun isabetli davrandığı hususunda ihtilâf etmişlerdir. Bazıları namazı tehir edenleri isabetli görmüşlerdir, zira burada Efendimiz’in namazı tehir emri hususî bir emirdir ve namazın vaktinde kılınmasını gerektiren umumî emre takdim edilir. Namazlarını kılanları isabetli görenler ise, onların Efendimiz’in muradının serî hareket olduğunu anladıklarını ve Şariin kasdına göre hareket ettiklerini söylerler (Tavîle, 199-200). Kanaatımıza göre, bizim mezkur hâdisede farklı tavır sergileyen sahabeleri isabetli veya isabetsiz görme selâhiyetimiz bulunmamaktadır. Hâdise özel bir hâdise olup ehl-i içtihad olan sahabe efendilerimiz içtihadlarına göre hareket etmişlerdir. Sonuçta da Efendimiz’in herhangi bir şey dememiş olması, her iki tarafın da kendilerine göre haklı olduğunu gösteren bir delildir. Bu misalde asıl üzerinde durmak istediğimiz konu, Efendimiz’in sözünün hakikate veya mecaza hamlinin sahabeyi farklı tavır sergilemeye götürmesidir.

b) Ramazan’da orucun hangi vakitte başladığını bildiren “حتى يتبين لكم الخيط الأبيض من الخيط الأسود من الفجر – Sizin için beyaz iplik siyah iplikten ayrılıncaya kadar yeyip içiniz.” (Bakara Sûresi, 2/187) âyetinde istiare vardır. “Beyaz ip” ve “siyah ip” mecaz olarak irad edilmiş ve bununla da gecenin siyahlığı ve gündüzün beyazlığı murad edilmiştir (es-Sabunî, 1:123). Biz, âyetteki beyaz ve siyah ipin hakikî mânâda kullanılmadığını “من الفجر” ibaresinden anlayabiliriz.
Rivayetlere göre yukarıdaki ayetin “وكلوا واشربوا حتى يتبين لكم الخيط الأبيض من الخيط الأسود” kısmı inince ashabdan bazıları ayaklarına beyaz ve siyah iplikler bağlamışlar ve onlar ayırdedilene kadar yemeye devam etmişlerdir. Bunun üzerine “من الفجر” ibaresi nazil olmuştur (Buharî, “Savm,” 16.).
Yine rivayetlere göre bu âyet nazil olunca sahabeden Adiy b. Hâtim, yastığının altına bir beyaz ve bir siyah ip koymuş, bunlara bakarak sahurunu yapmıştı. Sabah durumu Peygamber Efendimiz’e haber verince O, “Senin yastığın ne kadar genişmiş!” buyurdu. Bununla beyaz ve siyah ipin ufukta görülen gecenin siyahlığı ile gündüzün beyazlığı olduğunu kastetmişti (Buharî, a.y.). Yani, bunları altına alabilecek bir yastık çok geniş olmalıydı.

2. Fıkhî İhtilaflara Bazı Misaller

a) Mâide Sûresi’nin altıncı âyetinde, abdest alınmasını gerektiren haller zikredilmekte, bunlardan birisinin de “kadınlarla mülâmese” olduğu beyan edilmektedir. Fıkıhçılar âyette geçen “أو لامستم النسا” ibaresinden istinbat ettikleri ahkâmda ihtilâf etmişlerdir. Çünkü Arapça’da “lems”, bazen el ile dokunmayı ifade eder, bazen de cimadan kinaye olarak kullanılır (Tavîle, 193). İbn Mesud, İbn Ömer, Nehaî (v. 96/714), Şa’bî (v. 143/760), Atâ (v. 117/732), İbn Sîrîn (v. 110/729) buradaki “lems”in hakikî mânâda kullanıldığını, yani el ile dokunma mânâsına geldiğini ifade ederler. Hazreti Ali, İbn Abbas, Hasan (v. 110/728), Katade (v. 118/736) ve Mücahid (104/722) ise, “lems”in cinsî münasebetten kinaye olduğunu söylerler. Bu durumda bu âyetle alâkalı karşımıza iki görüş çıkmaktadır:
1. Malikî, Şafiî ve Hanbelî’ler’in görüşü: Âyetteki “mülâmese” (dokunma) hakikî mânâsındadır ve kadınla erkek birbirine dokunmaları durumunda bile abdestleri bozulur. Bu görüşlerini te’yit etmek üzere deliller serdederler, ancak biz, tafsilatı fıkıh kitaplarına bırakıyoruz.
2. Hanefîlerin ve rivayet edilen bir kavline göre İmam Ahmed b. Hanbel’in (v. 241/855) görüşü: Âyetteki “dokunma” cinsî münasebetten kinayedir; dolayısıyla da abdest, mücerred dokunmayla bozulmaz. Bunların da görüşlerini te’yit ettikleri pek çok delilleri vardır (Tavîle, 193-198). Bu misalde görüldüğü üzere mecaz-hakikat tearuzu fıkhî bir ihtilâfa sebebiyet vermiştir. Buradan hareketle iki farklı uygulama ortaya çıkmıştır.

b) “ولا تأكلوا مما لم يذكر اسم الله عليه – Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanların etini yemeyin.” (en-Nisa, 4/121) âyetinden yola çıkarak Hanefîler, tesmiyeden (Allah’ın isminin telâffuzu) muradın hayvanın boğazlanması esnasında olduğu görüşündedirler. Dolayısıyla, hayvan kesilirken Allah’ın isminin söylenmesi gerekir. Unutulursa kesilen hayvanın eti helâl olur, kasden terkedilirse helâl olmaz.
Şafiî’lere göre ise “kesim anında tesmiye” mecazdır. Bundan murad, hayvan kesmenin tesmiyeye sebep olmasıdır. Mecazen sebep müsebbep gibi sunulmuştur. Onun için tesmiye kasden terkedilse dahi hayvanın eti helâl olur (Mut’ınî, 1:600-601).

c) Ebû Musa el-Eş’arî’den rivayet edilen bir hadise göre Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi vesellem) şöyle buyurmuştur: “لا نكاحَ إلا بِوَلِيٍّ – Veli olmadan nikah olmaz.” (Buharî, “Nikâh,” 36).
Bu hadise göre velisiz nikah nefyedilmektedir. Bu, iki mânâya gelebilir: 1. Hakikat tarikiyle nikahın sıhhatinin nefyi, yani bu şekilde yapılan nikah sahih olmaz. 2. Mecaz tarikiyle nikahın kemalinin nefyi, yani sahih olur ama kâmil mânâda bir nikah olmaz.
İmam Azam (v. 150/767), Züfer (v. 158/775), Şa’bî ve Zührî (v. 124/742) burada mecazın murad edildiğine kâildirler. Onlara göre velisiz nikah kâmil olmaz. Başka bir deyişle nikahta velinin bulunması müstehabtır. Ancak velisiz olursa da caizdir.
Hanefîler’in dışındaki mezheplere göre ise buradaki veli hakikat mânâsında olup, velisiz nikah sahih olmaz (Tavîle, 200-203).

3. Kelâmî İhtilaflara Bazı Misaller


Bundan kasdımız, itikadî mezhepler arasında mecaz-hakikat anlayışına dayanan ihtilâflardır. Bir yönüyle yukarıdaki batinî tefsirler konusunda değinilen misaller bu mevzuda da örnek olarak gösterilebilir.
a) Ebu Hureyre’den rivayet edilen bir hadiste “ينزل ربنا كل ليل إلى سماء الدنيا... – Rabbimiz her gece dünya semasına nüzul eder ve buyurur ki: ‘Yok mu dua eden kabul edeyim, yok mu benden isteyen vereyim, yok mu bağışlanma dileyen bağışlayayım!’ ” buyrulur (Buharî, “Teheccüd,” 14).
Araplar “nüzûl”u iki manâda kullanırlar: Birisi yukarıdan aşağı inme manâsında hakikat olarak, diğeri de mecaz olarak.
Bu hadis çeşitli yorumlara sebep olmuştur. Bazıları nüzûlu hakikatına hamletmişler, Cenab-ı Hakk’ın celâline lâyık bir vecihte ineceğini söylemişlerdir. Bazıları da mecaza hamletmişler ve değişik tevillerde (emrinin veya rahmetinin indiği vb..) bulunmuşlardır (Tavîle 192).
b) Kur’an’daki ve hadisteki “yedullah” tabiri üzerinde çokça durulmuştur. Bu, genelde Allah’ın kudreti, kuvveti olarak tevil edilmiştir. Abdulkahir Cürcânî (v. 471/1078), “yed” kelimesinin Arapça’da yerine göre kudret ve kuvvet manâlarına geldiğini, ancak her zaman bu manâya hamletmenin yanlış olduğunu söyler (Cürcanî, ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2
« Posted on: 16 Eylül 2019, 17:21:51 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 rüya tabiri,Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 mekke canlı, Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 kabe canlı yayın, Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 Üç boyutlu kuran oku Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 kuran ı kerim, Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 peygamber kıssaları,Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2 ilitam ders soruları, Kuran ı anlama ve tefsirde mecaz 2önlisans arapça,
Logged
17 Ocak 2017, 20:07:34
Ceren
Görevli Sorumlusu
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 25.266


« Yanıtla #1 : 17 Ocak 2017, 20:07:34 »

Esselamu aleykum.Kur ani kerimin anlasilmasi icin mecazi anlatima basvurulmustur.Kur abi kerimi okuyan anlayan ve tefsir edip rahmetine kavusan kullardan olalim inşAllah...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
18 Ocak 2017, 00:41:44
Sevgi.
Dost Üye
*****
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 14.699



« Yanıtla #2 : 18 Ocak 2017, 00:41:44 »

Aleyna Ve Aleykümüsselăm. Mevlam bizlere Kur'an'ı Kerîmi çokca okuyup anlıyan ve kendine rehber edinen kullardan olmayı nasip etsin inşaAllah. Amin ecmain
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &