ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İslami İlimler Dunyası ๑۩۞۩๑ > Aile Hayatı > Sizden Gelenler( Aile Hayatı ) > Evlatlık müessesesi
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evlatlık müessesesi  (Okunma Sayısı 384 defa)
09 Ekim 2010, 17:03:43
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 09 Ekim 2010, 17:03:43 »



Evlatlık Müessesesi

Kur’ân ve sünnetteki ifadelere göre pozitif hukuktaki şekliyle bir evlatlık edinme müessesesi İslamiyette caiz ve mantıki gözükmemektedir. Zira hiçbir şekilde aralarında neseben ebeveyn evlat ilişkisi olmayan bir olgu asla varmış gibi telakki edilemez.


Giriş

Evlat edinme müessesesi çok eski zamanlardan beri muhtelif hukuk sistemlerince kabul edilmiş, tedvin hareketlerinde kanun koyucuların özel ilgisine mazhar olmuştur.(1) Mukayeseli tarih araştırmaları evlat edinme müessesesinin kaynağının tamamen dini olduğunu göstermektedir. Özellikle Kur’ân kıssalarında geçmiş bazı Peygamberlere ait bilgiler bunu ortaya koymaktadır.(2)
Evlat edinme müessesesi esas itibariyle tabii nesep rabıtasının bir taklidi olarak ortaya çıkmış bulunmaktadır. Kanun koyucular evlat edinmenin şartlarını ve hükümlerini tayin ederlerken daima tabii nesebi taklit etmek istemişlerdir.
Bilindiği üzere dünya ülkelerinin tamamında farklılık arzetmesine rağmen evlatlık müessesesi varlığını devam ettirmektedir. Teknolojik devrim, hızlı sanayileşme, iletişimin artması, toplumsal gelişmelerin ve buna bağlı olarak değişimlerin hızlanması toplumları derinden etkilemekte ve birçok problemlerin ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Aile içi ilişkilerin zayıflaması, mevcut hayat şartlarının ağırlaşması, buna bağlı olarak aile huzursuzlukların artması neticesinde boşanmalardaki artış, öte yandan içki, uyuşturucu, fuhuş, kumar gibi kötü alışkanlıklardaki büyük artışlar hatta bunların kurumsal nitelik arzetme temayülü, diğer yandan her türlü kazalardaki ve ani ölümlerdeki artış gibi çeşitli faktörlerle korunmaya muhtaç çocuklar problemi gündeme gelmiş bulunmaktadır.

Yetimlerin korunup gözetilmesi, kimsesiz çocuklara sahip çıkılması, onların mallarına koruyuculuk yapılarak zayi olmaması, onlaÂra ikramda bulunulması, hor ve bakir görülmemesi, ve hadisin ifadesiyle yetimi evde bulundurmanın Hz. Peygamber'le cennette beraber bulunulması ifadeleri bu konunun ehemmiyeti açısından oldukça anlamlıdır.


Çok eski devirlerden beri sosyal bir ihtiyaca cevap veren evlat edinme kurumu önceleri soyun devam ettirilmesine ya da mirasçı sahibi olmaya hizmet ediyordu. 19. Yüzyılda kurum yeniden düzenlenmiş ve çocukları olmayan kimselere, çocuk sevgisini tattırma, anne-baba olma sevincinin yaşatılması amacına yöneltilmiştir. Son zamanlarda ise çocuğa destek olma ön plana çıkmıştır. Artık amaç kişilere çocuk sevgisini tattırmaktan çok terk edilmiş ya da evlilik dışında doğmuş olan çocuklara bir aile temin etmek ve özellikle de evlilik dışında doğmuş çocuğa sahih nesep statüsü kazandırmaktır.(3) Evlat edinme müessesesi çocukları olmayan eşlerle, evli olmayan kişilerin, aile kurmak ve çocuk sahibi olmak istek ve özlemlerini gerçekleştirmelerine hizmet eden ayrıca aile yuvasından yoksun olan çocukların korunmasını amaçlayan bir kurumdur.(4)
Modern hukukta kanun koyucular evlat edinmenin şartlarını ve hükümlerini belirlerken daima tabii nesebi taklit etmek istemişlerdir. Buna göre evlat edinme, evlat edinenle evlatlık arasında bir yaş farkı bulunmasını şart koşmak ve evlatlığa esas itibariyle evlilik içinde doğan çocukların haklarını tanımak suretiyle evlat edinme müessesinin taklitçi karakterini teyit etmektedir. Evlat edinmenin taklitçi karakteri ne kadar kuvvetli olursa olsun, bu muamele neticesinde taraflar arasında meydana gelen ilişki tabii nesep rabıtası (yani evlat edinmeden doğan nesep rabıtası gerek sahih nesepten, gerek evlilik dışı nesepten ayrılır) değildir. Zaten evlat edinme müessesesine tanınan taklitçi karakterle sahih nesep müessesesinin tam ve eksiksiz olarak taklidi iddiası güdülmemektedir.(5)

Kur’ân ve Sünnetin Evlatlık Müessesesine Bakışı

Araştırmalara göre evlatlık müessesesinin tarihe mal olmuş hukuk sistemlerinin çoğunda kabul edilmesi, günümüze kadar gelmiş ve birçok toplum tarafından kabul görerek uygulanagelmiş olması bunun bir toplumsal ihtiyaç ve fenomen olduğunu göstermektedir. Amaç bakımından dinî, hissî, sosyal ve iktisadî karakterler arzedebilen evlatlık, erkek çocuğu olmayan ailelerin evlat sevgisinin bir nebze olsun tatmini, zor günlerinde onlara yardımcı olma ve birtakım maddi manevi ihtiyaçlarını yerine getirme arzusuna yönelik bir olgudur. Kasas ve Yusuf surelerinin ilgili âyetlerindeki manalarda erkek çocuklarının evlat edinilmesinden bahsedilerek, onlardan istifade etme düşüncesi(6) bu gayeyi açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Tarihi süreç içerisinde bu kuruma daha çok erkek çocuklar konu olmuştur. Günümüz hukuklarına baktığımız da bu müesseseye evlatlık olarak erkek çocukların yanında kız çocuklarının da konu olduğunu görmekteyiz.
İslâmi kaynaklarda evlatlığa “eddei” kelimesinin çoğulu olan “ed’ıyâ” sözcüğü kullanılmakta olup aynı zamanda babasından başkasının adına nisbet edilerek çağırılan kişiye de “deiyye” denmekte. Evlatlık aynı zamanda “tebenni” kelimesiyle de ifade edilmektedir.(7) Cahiliyye ve İslâm’ın ilk yıllarında bu uygulama mevcuttu, buna “büyütme” de denilmekteydi.(8) Bundan da anlaşılmaktadır ki, ilk dönem itibariyle evlat edinme toplum tarafından benimsenmiş bir geleneğin olduğunu ortaya koymaktadır. Cahiliye ve İslâm’ın ilk yıllarında uygulanan evlatlığın gerçekte insanların bir söyleminden ibaret olmasıyla ilgili olarak Kur’ân’da “Allah evlatlarınızı oğullarınız kılmamıştır, o sizin ağzınızdaki lafızdır, halbuki Allah hakkı söyler ve doğru yolu gösterir.” “Onları babalarına nisbet ederek çağırın, bu Allah yanında daha adaletlidir. Eğer babalarını bilmiyorsanız, onlar din kardeşiniz ve dostlarınınızdır. Yanılarak yaptığınızda size bir günah yok, fakat kalplerinizin bile bile yaptığında (günah vardır). Allah gafurdur, rahimdir (Çok affedicidir. Merhamet ve ihsanı boldur.)” buyurmaktadır.(9) İslâm’ın ilk yıllarında İbn Ömer’in ifadesine göre “Biz Zeyd İbn Harise’yi, Zeyd İbn Muhammed olarak çağırıyorduk, demektedir.(10) Bu âyetin nazil olmasından sonra bu şekildeki bir uygulama kaldırıldı.(11)
İlahi irade, İslâm’da evlatlık ilişkisinin gerçek bir yakınlık bağı olmadığını ve hukuki bir değere sahip olmadığını açıkça belirtmek üzere, Hz Peygamberin daha önce evlatlığı olan kişinin boşadığı kadın ile evlenmesini takdir etmiştir ve bu konuda “ Zeyd o kadından ilişiğini kesince biz onu sana nikahladık ki, (bundan böyle) evlatlıkları, kadınlarıyla ilişkilerini kestikleri zaman o kadınlarla evlenmek hususunda müminlere bir güçlük olmasın. Allah’ ın buyruğu yerine getirilmiştir”(12) ayeti nazil olmuştur.
Daha sonra münafık ve müşriklerin, Hz. Peygamber için “oğlunun karısı ile evlendi” şeklinde sözler söyleyip kendilerince olayı kınamaya kalkışmaları üzerine de şu mealdeki âyet nazil olmuştur: “Muhammed sizin erkeklerinizden hiç birinin babası değildir. Fakat o Allah’ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi hakkıyla bilendir.”(13)
Yukarıda zikredilen âyetle Allah, evlat edinilen kimsenin gerçek manada evlat edinenin neseben çocuğu olamayacağını ifade etmekle birlikte böyle bir söylemin insanların kendi ifadelerinden öteye geçemeyeceği ortaya koymaktadır. Aynı zamanda böyle bir ifadenin hak olmayıp gerçeği yansıtmayacağı vurgulanmaktadır.(14) Gerçek olanın bilindiği takdirde evlatlık olan kimselerin gerçek babalarının adıyla çağrılması Allah tarafından istenilmekte ve adil olanın böyle bir uygulama olduğu hakikatiyle bunun aksi bir uygulama ve söylemin adalete uymayacağı bizzat Allah tarafından ifade edilmektedir. Gerçeği gizleme ve adil olmayanı yapmak ise Allah tarafından aynı zamanda günah olarak da zikredilmesi dikkate değer bir husustur. Kanaatimizce âyette de ifade edildiği gibi nesebi gerçekten bilinmeyen birisinin belli bir kişiye sehven nisbet edilip çağırılması günahtan uzaktır. Genel manada âyetin üzerinde durduğu asıl fikir kişinin aidiyyetinin gerçeğe uygun olması üzerindedir. Bu gerçeğe uygunluk da, Allah’ın hak ve adalet anlayışıdır.
Evlat edinme konusuna Kur’ân’ın yanısıra hadislerde de özel olarak değinilmiş ve bir kimsenin babasından başka birine nisbet edilmesi şiddetle kınanmıştır.
Allah Resulü (s.a.s.) bir hadislerinde “Her kim babasından başkasına kendi nesebini intisap eder veya (köle olan bir kimse) efendilerinden başkasına mensup olduğunu iddia ederse Allah’ın kıyamete kadar peşini takip eden laneti ona olsun.” buyurmaktadır.(15)
İslâm alimleri, âyet ve hadislerden anlaşılan yasağın, aralarında nesep bağı olmadığını bildiği halde, nesep iddiasında bulunma ve yapay bir soy ilişkisi tesis etmeye yönelik olduğunu; kişinin, kendi soyundan olduğu kanaatine dayalı olarak belirli şartlarla bir kimsenin kendisine nisbet edilmesinin (istilhak) bu yasağın dışında olduğunu belirtmişlerdir.(16)
Binaenaleyh çocuğun babasına nisbet edilmesi, adaletin ve hakkaniyetin kendisidir. Bu çocuğun kendisinden canlı bir parça olarak dünyaya gelmesine sebep olan baba için de bir adalettir. Babasının ismini taşıyan, ona mirasçı olan ve miras bırakılan, her türlü yardım ve alakaya mazhar ve gizli irsiyet yoluyla gerek babasını ve gerekse ecdadının özelliklerini devam ettiren çocuk için de bir adalettir. Allah her alakayı asli yaratılışı üzere bina eder, çocuğun da babanın da meziyetlerini zayi etmez. Buna bağlı, evlatlık özelliklerini, meziyetlerini hakiki babadan başkasına da yüklemez ve vermez. Gerçek çocuktan başkasına da evlatlık vasıflarını ve özelliklerini bırakmaz.
Çocuğu olmayan kimselerin, gerekli tedavi yollarına hatta dinen mahzurlu olmayan şekliyle sun’î metodlara başvurarak anne-baba olmaya çalışmaları tabii olmakla birlikte, özellikle sosyal baskılar yüz...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Evlatlık müessesesi
« Posted on: 01 Haziran 2020, 01:33:46 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Evlatlık müessesesi rüya tabiri,Evlatlık müessesesi mekke canlı, Evlatlık müessesesi kabe canlı yayın, Evlatlık müessesesi Üç boyutlu kuran oku Evlatlık müessesesi kuran ı kerim, Evlatlık müessesesi peygamber kıssaları,Evlatlık müessesesi ilitam ders soruları, Evlatlık müessesesi önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &