ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Seba Halkı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Seba Halkı  (Okunma Sayısı 1662 defa)
03 Ağustos 2012, 11:22:23
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 03 Ağustos 2012, 11:22:23 »



SEBA HALKI (SEB'ELİLER)

Sebe halkı, M.Ö. birinci bin yılın başlangıcın­da güç ve kuvvet kazanarak belli bir refah se­viyesine ulaştılar. Hz. Davud ve Hz. Süley­man'ın hükümdarlıklarında güçlerini artırdı­lar. Ziraat ve ticarette ileri gittiler, bilgilerini çevrelerinde kendi faydalan için uygulamak suretiyle kültür ve medeniyetlerini büyük öl­çüde zenginleştirdiler. Sulama kanalları açtı­lar. Bu kanalları düzenli beslemek için dağlar arasında barajlar inşa ettiler. Memleketleri boydan boya sonsuz bir bahçe görüntüsü için­deydi. Meskenleri birbirinden çok uzak ol­mazdı; orada bir yerleşim mahallinin sınırı, diğer mahallin görünmeye başladığı yerdi. Fakat onlar bunca nîmet karşısında ''itaat ve şükran yerine, itaatsizliğe ve nankörlüğe sap­tıklarından" tamamen sel afetiyle helak edil­diler.

Kur'ân, Sebe halkının refahını ve helak edili­şini şu ifadelerle tasvir etmektedir: "Andol-sun Sebe' (oğulların)ın oturdukları yerlerde de bir ibret vardır: (O meskenler), sağdan sol­dan iki bahçe (ile çevrili idi. Onlara): 'Rabbi-nizin nimetinde yiyin de O'na şükredin! Hoş (bir) memleket ve çok bağışlayan Rab! (de­nilmişti). Ama (şükürden) yüz çevirdiler; bu yüzden üzerlerine Arım selini gönderdik; on­ların iki bahçesini, buruk yemişli, acı ılgınlı ve içinde biraz da sedir ağacı bulunan iki bah­çeye çevirdik. Nankörlük ettiklerinden ötürü onları böyle cezalandırdık. Biz nankörden başkasını cezalandırır mıyız!? Onlarla, içinde bereketler yarattığımız memleketler arasında, (birinden diğeri) görünen şehirler varettik ve bunlar arasında yürümeyi takdir ettik: 'Ora­larda geceleri, gündüzleri (ne zaman isterse­niz) korkusuzca gezin, (dolaşın)' (dedik). 'Rabbimiz! Seferlerimizin arasını uzaklaştır (şehirlerimiz birbirine çok yakın, bunların arasını uzat da daha uzun mesafelere gide­lim).' dediler ve kendilerine zulmettiler. Biz de onları, (insanlar arasında söylenen) efsane­lere çevirdik. Ve onları darmadağın ettik. Şüphesiz bunda, sabreden ve şükreden kimse­ler için ibretler vardır. Andolsun ki İblis, on­lar hakkındaki zannım doğru çıkardı; inanan­lardan bir topluluk dışında (hepsi) ona uydu­lar. Oysa onun (İblis'in) Onlar üzerinde bir nü­fuzu yoktu. Ancak ahirete inanan kimseleri, şüphe içinde kalandan (ayırdedip) bilelim di­ye (ona bu fırsatı verdik). Rabb'in, herşeyi korumaktadır." (34: 15-21).

Kur'ân'ın bu âyetleri, Sebe' halkının hayat tarzı ve geleneklerine geniş ölçüde ışık tut­maktadır. Sözkonusu âyetlerden çıkarılacak sonuçlar şöyle sıralanabilir:

1- Sebe' halkı, ziraatini geliştirmek için su­lamadan azamî derecede faydalanmıştır.

O kadar ki, bütün Sebe' yurdu bir gibi idi. Halk nerede dursa, sağırJa ve solunda bahçeleri ve fidanlıkları edebi­lirdi.

2- Refah seviyeleri çok yüksekti. Yemen ile Suriye arasındaki bütün bölge yun edi­nilmişti ve bu iki mesafe arasında^ yol­culuk, yerleşim alanlarının içinden geçer­di.

3- Fakat onların üzerine azâb geldiğince her yönden o kadar darmadağın olduUtf ki, artık onların bu dağınıklığı herkes tara­fından bilinir oldu. "Bugün bile bir topluluğun tamamen bahsetmek isteseler Sebe halkını misal gösterirler. Allah nimetlerini çektiği zaman, muhtelif Sebe yurtlarından ayrılıp Arabistan'ın başka bölgelerine göç etmeye başladılar- °enı Gassân Ürdün ve Suriye'ye, Evs ve Hazrec Yesrib'e (Medine'ye) ve Huzaa da Cidde yakınlarındaki Tihame'ye yerleşti. Ezd kabilesi Uman'a, Benî Lahm, Cüzam ve Kinde kabileleri de başka yerlere göç ettmek üzere yurtlarını terk etmek zorun­da kaldılar. Böylece Sebe' halkı bir millet olmaktan çıktı ve sadece bir efsane ol­du."

4- "Setin  (barajın) yıkılmasından  sonra meydana gelen sel sonucu bütün ülke ha­rap oldu. Sebelilerin dağların arasına set­ler inşa ederek kazdıkları kanallar yıkıldı ve bütün sulama sistemi bozuldu- Bunun sonucu, daha önceden bir bahçe gibi olan ülke yabanî bitkilerin ormanı hâline geldi. Orada sedir çalılarının küçük erik şek­lindeki meyvesinden başka yenilir" bitki kalmadı." (The Meaning of the Qur'an, c. X, sh. 220-221).

5- Tarihî kayıtlar, Seba (Sebe) güneybatı Arabistan'da yer aldığın' seviyesinin en üst seviyeye ulaştığı de­virde (yani M.Ö. birinci bin yılda) sadece Yemen'i değil, aynı zamanda Hadramut ve Mahran bölgesinin büyük bir kısmım, ve muhtemelen şimdiki Habeşistan'ın ek­seriyetini sınırlarına dahil ettiğini göster­mektedir. Sebe'liler, başşehirleri Ma'rib in civarında, asırlar boyunca fevkalâde baraj, bent ve kanal sistemi kurmuşlardır ki, sistem bugüne kadar gelen kalıntıla­rıyla tarihte meşhur olmuştur. Arabis­tan'da dillere destan olan Sebe' ülkesinin refahı, bu büyük barajlar ve sulama sis­temlerinden ileri geliyordu. Coğrafyacı el-Hemdanî'ye göre (öl. 334/H) bölge, doğuya doğru Rubülhâli sınırlarındaki Sayhad Çölüne kadar yayılmış olan bu barajlar sistemiyle sulanırdı. Memleketin faal gelişme durumu, halkının yoğun ticarî faaliyetine ve onların "baharat yo-lu"nu kontrol etmelerine de yansımıştı ki, bu yol Ma'rib'ten kuzeye doğru Mek­ke, Medine ve Suriye'ye ve doğuya doğru Arap Denizi kıyısındaki Zafar'a uzanırdı. Böylece Hindistan ve Çin'den gelen deniz yollarıyla birleşirdi.

Baraj Seli (Seyl el-arim)'nin tarihi kesin olarak tesit edilememiştir. Fakat Ma'rib barajının ilk yanlışının en çok muhtemel olan döneminin, Hıristiyanlık devrinin ikinci asrı olduğu görülmektedir. Sebe' Krallığı geniş ölçüde tahrip oldu ve halkı bütün Arap yanmadasına dağıldı. Bunun sonucu olarak, meydana çıkmaktadır ki, baraj ve bent sistemi bir ölçüde tamir edildi, fakat ülke Önceki refahına bir da­ha kavuşamadı. İslâm'ın zuhurundan yaklaşık otuz yıl Önce büyük baraj tama­men ve nihaî olarak çöktü.

6- Kur'ân'da ya da sahih hadislerde, Ma'rib Barajı'nın nihaî çöküşünden hemen önce (yani Hristiyanlık çağının altıncı asrında) Sebe halkının ne tarzda bir günah işledi­ği konusunda bize belirli bir şey söylenmemektedir. Sebe'nin ve onun bir âfet sonucu inkırazının kıssası eski Arabis­tan'da bir mesel haline geldiği hakikati gözönüne alındığında, onun Kur'ân'da ifade edilmesi büyük bir ihtimalle, daha önce Hz. Süleyman'ın ölümü kıssasında olduğu gibi manevî bir desteği haizdir. Çünkü her iki kıssa, Kur'ân diliyle tak­dim ediliş şekliyle, insanın bütün kudret ve başarısının mahiyet itibariyle kısa ömürlü olduğunu mecaz yoluyla ifade et­mektedir." (Muhammed Esed, The Message ofthe Qur'an, sh. 658).

Sebe (Seba) halkı üzerinde yorumda bulunur­ken Mevlana Ebu'l-A'la Mevdudi şöyle de­mektedir: "Tarih, antik devirde Sebe'liler ara­sında sadece bir tek Allah'a ibadet eden kü­çük bir topluluğun yaşadığını göstermektedir. Yemen harabelerinde modern arkeolojik araş­tırmalar neticesinde meydana çıkarılan kita­beler, bu küçük unsurun varlığına işaret et­mektedir. Takriben M.Ö. 650 dönemine ait bazı kitabeler, Sebe' krallığı içinde zu-semevi veya zû-semâvi'ye (yani Rabb es-Sema': Gök­lerin Rabbi) dua için ayrılmış mabetler bulun­duğunu söylemektedir. Bazı yerlerde bu İlâh, Meliken zu-semavi (Göklerin mâliki olan kral) şeklinde ifade edilmiştir. Sebe'lilerin bu kalıntıları Yemen'de asırlarca varolmaya de­vam etmiştir. Nitekim milâdi 378 yılına ait bir kitabede de, İlâh zu-semavi (bu mabet, ilah zu semavi'ye aittir) ifadesi bulunmuştur. Milâdi 465 tarihli bir kitabede şöyle bir ifade yer alır: Bi-nasr ve rıza iîah-in be'i semin ve ardin (yani, göklerin ve yerin sahibi olan ila­hın yardım ve rızasıyla). Milâdi 458 tarihli döneme ait başka bir kitabede de Rahman ke­limesi, bi-nza Rahmanen (yani, Rahman'ın rızasıyla) şeklinde kullanılmaktadır.

İnsanlar Allah'a itaat etmek istediklerinde, İb­lisin onları Allah'a isyan yoluna zorla sevk et­me gücü yoktur. Allah sadece ona, kendileri Allah'a isyan yolunu seçmek isteyen kimsele­ri saptırma, kandırma ve aldatma yetkisi vermiştir. Ahirette inananlar, onunla ilgili şüphe duyanlardan ayrılsın diye İblise bu iğfal etme fırsatı verilmiştir.

Başka bir ifadeyle bu İlâhî beyan, bu dünyada âhirete imandan başka hiçbir şeyin, insanın Doğru Yol'a bağlılığım temin edemeyeceğini kesin olarak ortaya koymaktadır. Bir insan eğer ölümünden sonra tekrar dirileceğine ve Allah huzurunda amellerinin hesabım verece­ğine inanmazsa, tabiî ki o doğru yoldan sapa­caktır. Çünkü o hiçbir zaman kendisinde, Doğru Yol'a bağlanmasını sağlayacak sorum­luluk duygusunu geli süremeyecektir. İşte bu yüzden şeytanın insanı saptırmak için kullan­dığı en önemli araç, onu âhiretten gafil yap­maktır. Bu şeytanî hileden kendisini kurtaran bir kimse, asla bu geçici dünyanın çıkarları için gerçek ve ebedî dünyanın nimetlerini fe­da etmez. Aksine, her kim şeytanın kötü tesiri altında kalarak âhireti inkâr ederse, ya da en azından onun hakkında şüphe taşırsa o, bu dünyada yapılmakta olan peşin alışverişten, bunun daha sonraki bir hayatta kayba sebep olacağını anlamış ve kavramış olsa bile, vaz-geçirilmez. Bu dünyada kim doğru yoldan sapmışsa, ya ahireti inkâr ettiği için, ya da on­dan şüphe içinde olduğu için sapmıştır. Kim de doğru yola tâbi olmuşsa, doğru ve salih amelleri âhirete olan imanından kaynaklandı­ğı için böyle davranmıştır.

Kur'ân'da Sebe'lilerin tarihine yapılan telmih­leri tam olarak anlamak için, bu halk hakkın­da diğer tarihî kaynaklar yoluyla elde edilen bilgileri de gözönünde bulundurmak lâzımdır.

Tarihte Sebe, büyük kabileleri de içine alan büyük bir Güney Arabistan kavmiydi. İmam Ahmed, İbni Ebi Hatem, îbni Abdülberr ve Tirmizî'nin Hz. Peygamber'den rivayetle­rine göre, Sebe' (Seba') bir Arabın ismi olup, onun neslindep Arabistan'ın şu kabileleri çık­mıştır: Kinde, Hhnyer, Ezd, Eşariyyin, Mez-hic, Enmar (iki kolu ile birlikte Kes'am ve Becile), 'Amile, Cüzam, Lahm ve Gassan.

Eski çağlardan beri bu Arap kavmi bütün dünyaca bilinirdi. MÖ. 2500 yılma ait Ur ki­tabelerinde bu k...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Seba Halkı
« Posted on: 29 Mart 2020, 23:58:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Seba Halkı rüya tabiri,Seba Halkı mekke canlı, Seba Halkı kabe canlı yayın, Seba Halkı Üç boyutlu kuran oku Seba Halkı kuran ı kerim, Seba Halkı peygamber kıssaları,Seba Halkı ilitam ders soruları, Seba Halkıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &