> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Hz. Musa Ve Firavun
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hz. Musa Ve Firavun  (Okunma Sayısı 1141 defa)
11 Ağustos 2012, 11:18:53
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 11 Ağustos 2012, 11:18:53 »



HZ. MUSA VE FİRAVUN

Musa, Firavun'u ve halkını Allah'ın Dinni'ne davet etmek için gönderilmiş, daveti reddederse İsrail oğullarını Firavun'un esare­tinden kurtarması İstenilmişti. Kur'ân, Musa'ı ve Firavun ile arasındaki muhavereyi ge­niş olarak anlatır: "Musa dedi ki: 'Ey Fir'avn, ben âlemlerin Rabbi tarafından gönderilmiş bir elçiyim. Bana Allah'a karşı ancak gerçeği söylemek yaraşır. Size Rabb'inizden açık delü getirdim, artık İsrail oğullarını benimle gönder!' (Fir'avn) dedi: 'Eğer bir âyet (muci­ze) getirdiysen, hakikaten doğru söylüyorsan göster onu bakalım!' Bunun üzerine (Musa), asasını (yere) attı, birden o, açıkça bir ejderha (oluverdi). Ve elini (koltuğunun altından) çı­kardı, birden o, bakanlar için bembeyaz par­layan birşey oldu." (7: 104-108).

Yunus sûresinde, şöyle buyrulur: "Sonra on­ların ardmdan Musa ve Harun'u âyetlerimizle birlikte Fir'avun'a ve adamlarına gönderdik; böbürlendiler ve suç işleyen bir topluluk ol­dular. Onlara katımızdan gerçek (mucize) gelince: 'Bu, bu apaçık bir büyüdür.' dediler. Musa: 'Size gelen gerçek için (böyle) mi di­yorsunuz? Büyü müdür bu? Halbuki büyücü­ler iflah olmazlar.' dedi. Dediler ki: 'Sen bizi, babalarımızı üzerinde bulduğumuz şeyden çeviresin de yeryüzünde büyüklük yalnız iki­nize kalsın diye mi bize geldin? Biz size ina-nanacak değiliz!" (10: 75-78).

İsrâ sûresinde şu ayetleri görmekteyiz: "An-dolsun, biz Musa'ya açık açık dokuz âyet (mucize) vermiştik. İşte İsrail oğullarına sor: O (Mûsâ) onlara gelmiş, Firavn ona: 'Ey Mûsâ! Ben seni büyülenmiş sanıyorum' de­mişti. (Mûsâ) dedi ki: '(Ey Fir'avn) bunları, ancak göklerin ve yerin Rabb'inin, (benim doğruluğumu gösteren) deliller olarak insan­lara indirdiğini pekâlâ bildin. Ey Fir'avn, ben de seni mahvolmuş görüyorum.' (Fir'avn) onları, o ülkeden sürüp çıkarmak istedi, biz de onu, yanındakilerle birlikte toptan boğ­duk." (17: 101-103).

Tâhâ suresinde ise şöyle buyrulmaktadır: "Fir'avn: 'Rabbiniz kim ey Musa?' dedi. (Mûsâ) : 'Rabbimiz, herşeye yaratılışım (var­lığını ve biçimini) verip sonra onu doğru yola ileten (yaratılış gayesine uygun yola yönel­tendir.' (Fir'avn): 'Peki, ya ilk nesillerin hâli ne olacak?' dedi. Dedi ki: 'Onların bilgisi Rabb'imin yanında bir kitapta (Levh-i Mahfuzda)dır, Rabbim şaşmaz ve unutmaz.' O ki, yeri size beşik yaptı ve onda sizin için yollar açtı, gökten bir su indirdi. Onunla her çeşit bitkiden çiftler çıkardık. Yeyin, hayvanlarını­zı otlatın. Şüphesiz bunda akıl sahipleri için işaretler vardır. Sizi ondan (yani yerden) ya­rattık, yine oraya döndüreceğiz ve bir kez da­ha ondan çıkaracağız." (20: 49-55 ve 26: 23-39).

Zuhruf sûresinde şu ayetleri görmekteyiz: "Andolsun biz Musa'yı da âyetlerimizle Fir'avn'a ve erkânına gönderdik: 'Ben âlemlerin Rabbinin elçisiyim' dedi. Onlara âyetlerimizi getirince bunlarla alay edip gülü-vermişlerdi. Onlara gösterdiğimiz her muci­ze, mutlaka ötekinden büyüktü. Belki döner­ler diye onları (kıtlık, tufan, çekirge gibi tür­lü) azab(lar) ile cezalandırdık. Bunun üzerine dediler ki: 'Ey büyücü, bizim için Rabbine dua et, sende bulunan ahdi yüzü hürmetine (bizi bağışlamasını dile), artık biz doğru yola geleceğiz!" (43: 46-49).

Eski Mısır hükümdarları, en büyük yönetici anlamına gelen Firavun ismiyle anılırlardı. Kur'ân'da anlatılan kıssalarda iki ayrı Fira-vun'un yer aldığı görülmektedir. Birisi, Hz, Mûsâ doğduğu vakit başta bulunan ve onu yanına alan Firavun, diğeri ise Hz. Musa'nın Allah'ın Dinine çağırdığı, boğulan Firavun. İlki, II. Ramses, diğeri ise Mineptah idi. Ar­keolojik bulgulara göre II. Ramses M.Ö. 1292'den 1225'e kadar hüküm sürmüştür. Fakat Yahudi kaynakları Hz. Musa'nın M.Ö. 1272'de vefat ettiğini bildirmektedir. Bu yüz­den bu tarihleri uzlaştırmak imkânsızdır, (The Meaning ofthe Qur'an, c. IV, sh. 59)

Yukarıdaki âyetlerin ışığında, şu noktalar dikkatle mütalaa edilmelidir:

1- Hz. Musa Firavun'a iki görevle gönderil­mişti. İlki, her peygamberin en önde ge­len misyonu olarak Firavun'u, İslâm'ı ka­bul ederek, Allah'a teslim olmaya davet etmekti. İkincisi de, Firavun'dan, esaretliklerine son verip, tahakkümünü kaldır­ması ve İsrail oğullarını serbest bırakma­sını istemekti. Bu iki görevi Kur'ân bazen bir ve aynı yerde veya yeri geldikçe ayrı ayrı, [meselâ Yunus ûuresinin başında (10: 3-10) ve Nazi'ât sûresinde (79: 17-21)] zikreder.

2- Bu  iki  mucize,  Hz.  Musa'ya bütün kâinatın Hâkimi ve Yaratıcısı olan Al­lah'ın Elçisi olduğuna delil olarak veril­miştir.

3- Bu âyet veya mucizeleri, tabiatın fizikî kanunlarına göre açıklamaya kalkışan kimseler yanılmaktadırlar. Bu suretle on­lar Allah'ın Kitab'ına karşı şüpheci bir ta­vır takındıklarının farkında değildirler. Oysa, Kur'ân-ı Kerîm tabiatüstü bir olayı aktarmakta ve bunu Allah'ın bir âyeti ve peygamberliğin bir delili olarak ortaya koymaktadır. Bu yüzden, sıradan bir olay gibi açıklamak, aslında Kitab'a inanma­mak demektir. Böyle davranmakla bu kimseler, kendilerini gülünç duruma dü­şürürler. Bir yandan, sırf mucizelere yer verdiği için Kur'ân'a, Allah'ın bir kitabı olarak inanmazlarken, diğer yandan tabi­atüstü olayları ihtiva eden Kitab'a karşı besledikleri inançsızlıklarını da açıkça or­taya koyma cesaretini gösteremezler. Çünkü böyle bir hareket onları, mensup olduklarım iddia ettikleri dinin kendileri­ne sağlayacağı faydadan mahrum bıraka­cak ve birtakım dünyevî menfaatlerini de etkileyecektir.

Mucizeler sorusuna verilecek basit cevap şudur: Allah bu kâinatı belirli kurallar İçinde yaratmıştır ve İşleyişine bütünüyle hâkimdir. Hükümdarlığında her an emir­leri uygulanır ve dilerse dilediği anda kıs­men veya tamamen eşyayı şekillendirme­ye ve olayların akışını düzenlemeye tam olarak Kadir'dir. Dilemesiyle herhangi bir fizikî kuralını askıya alıp durdurabilir. Bu âyetler ve mucizeler O'nun, Rasûl-lerinin görevlerini desteklemek için bazen kullandığı devamlı otorite ve murakabesi­nin birer örnekleridir.

4- Hz. Mûsâ, Firavun'a karşı niçin ve nasıl bir tehdit oluşturmaktaydı ki, Firavun O'ndan böylesine korkuyor, rahatsız olu­yordu? Önceki peygamberlerin başların­dan geçen olaylarda da açıklandığı gibi, "Peygamberlik iddiası bizatihi Musa'nın, siyasî yapı da dahil olmak üzere mevcut hayat sistemini baştan aşağı de­ğiştireceği anlamına geliyordu. Gerçek şu ki, âlemlerin Rabbinin Elçisi olduğunu iddia eden bir kişi, topyekûn İnsanların da kendisine uyması gerektiğini istemekte­dir. Çünkü âlemlerin Rabbinin elçisi dün­yaya sıradan biri ve başkalarına tâbi kişi olarak gelmez. Ancak idareci ve.hami olarak gelir. Çünkü bir kâfirin hâkimiye­tini tanımak ve ona tâbi olmak, peygam­berlik iddiasını boşa çıkarır. Hz. Musa'nın peygamberlik ilânını duydukları vakit Firavun ve çevresinin sosyal, siyasî ve kültürel ihtilâl tehdidini hisset­meleri bu yüzdendir. Tâhâ sûresinin şu ayeti, bu korkuyu açıkça yansıtmaktadır: "Musa ve Harun'u göstererek: 'Bu iki si­hirbaz, sihirleriyle sizi yurdunuzdan çı­karmak, sizin en üstün dininizi ortadan kaldırmak istiyorlar' dediler." (20: 63).

Firavun ve maiyeti, Hz. Musa'nın üstün şahsiyeti hakkında yeterli bilgiye sahipti­ler, onu yakından tanıyorlardı. Temiz ve güçlü bir karaktere sahip olduğunu ve do­ğuştan liderlik ve kumandanlık vasıflarım taşıdığını biliyorlardı. Bunun yanısıra, Talmud ve Yusifus kıssalarında anlatıldı­ğına göre, Hz. Mûsâ, çağının bütün ilim­lerini tahsil etmiş, savaş ve idarecilik hu­susunda tam manasıyla eğitilmişti. Çünkü içinde yetiştirildiği saray ailesi mensupla­rının bunları Öğrenmesinin elzem olduğu düşünülürdü. Bütün bunlardan başka, Medyen'de geçirdiği sekiz yıla yakın bir süre devam eden çölün zor şartlan da, sa­ray hayatının kolaylığını ve rahatlığını üstünden atmasına yardım etmişti. Bu yüzden, bu azametli, kararlı ve imanlı adam Firavun'un sarayında peygamberlik ilanıyla çıktığı zaman onlar, iddiasını bir kenara atıp ÖnemsememezIİk edemezler­di. İkinci olarak, Hz. Musa'nın mucizele­rini ve parlayan eli görünce dehşete dü­şüp, onun ardında gerçekten tabiatüstü bîr güç bulunduğunu kabul etmek zorunda kaldılar. Böylece, ona sihirbaz demeleri ile, aynı zamanda, kendilerini ülkeden sü­rüp çıkarabileceği korkusunu duymaları açık bir çelişki oluşturuyordu. Peygam­berlik alâmetlerinin daha ilk zuhurunda onlar şaşırmamış, hayrete düşmemişlerdi. Şayet onlar, gerçekten Hz. Musa'yı sihir­baz olmakla itham ederken samimi olsa­lardı, ondan bir devrim sâdır olacağını düşünmez ve onu bir tehlike saymazlardı. Çünkü sihir ile, dünyada hiçbir zaman devrim meydana gelmemiştir.

5-  Firavun'un maiyetinin bu sözleri (7: 111-112), onların İlâhî mucizenin neticesinde meydana gelen değişiklik ile sinirin tesiri arasındaki farkı ayirdedecek anlayışa sa­hiptiler. İlâhî mucizenin yaptığı değişikli­ğin gerçek, sihrin etkisinin ise bir aldat­maca olduğunu biliyorlardı. Hz. Musa'ya "Doğrusu bu usta bir sihirbazdır" (7: 109) diyerek peygamberliğini inkâr etmeye ça­lışmaları bu yüzdendir. Asâ'nın aslında yılana dönüşmediğini, sihir sebebiyle on­lara yılanmış gibi göründüğünü ve bunu ilâhî bir mucize olarak kabul etmeyecek­lerini söylemek istiyorlardı. "Bu yüzden, kafalarından bu olayın etkisini atmak için onlar Firavun'a, kendi sihirbazlarının da, ip ve sicim gibi şeyleri yılan şekline dö~ nüştürebildiklerini göstermek için mahir bütün sihirbazları toplamasını istediler" (The Meaning of the Qur'an, c. IV, sh. 58-61).

6- Bu zanları, Firavun'un ileri gelen sihir­bazlarının hareketleriyle de tamamen des­teklenmektedir. Yenilgilerinden sonra bu sihirbazlar "Musa'nın yaptığının sihir olmayıp, bunun tamamen âlemlerin Rab-binin gücünün bir tezahürü olduğunu iti­raf ettiler. Buna hiçbir sihirin karşı gel­mesi mümkün değildi. Sihirbazların söy­lediklerinin bir kalemde silinip kenara atılır cinsten olmadığı açıktı. Ç...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Hz. Musa Ve Firavun
« Posted on: 27 Ekim 2021, 12:18:29 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hz. Musa Ve Firavun rüya tabiri,Hz. Musa Ve Firavun mekke canlı, Hz. Musa Ve Firavun kabe canlı yayın, Hz. Musa Ve Firavun Üç boyutlu kuran oku Hz. Musa Ve Firavun kuran ı kerim, Hz. Musa Ve Firavun peygamber kıssaları,Hz. Musa Ve Firavun ilitam ders soruları, Hz. Musa Ve Firavunönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &