ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Gerçek Ekonomik Mesele
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Gerçek Ekonomik Mesele  (Okunma Sayısı 490 defa)
22 Haziran 2012, 18:03:47
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 22 Haziran 2012, 18:03:47 »



Gerçek Ekonomik Mesele

Eğer soruya yalın ve doğrudan bir tavırla bakar ve terminolojik ve mesleki karışıklıklardan sakınırsak, insanın ekonomik meselesinin şun­lardan başka bir şey olmadığını görürüz: İnsan­oğlunun, medeniyetini korurken ve geliştirir­ken, ekonomik dağılımı insanların tamamının ihtiyacını karşılayabilecek tarzda nasıl düzenle­yeceğidir. Ve mesele yine insanoğlunun toplu­mun her ferdine, kendi şahsiyetini geliştirmesi - için yeterli fırsatları temin edeceği, ferdin kapasite ve yeteneğinin mümkün olan en yüksek ge­lişimini sağlayabilmesini nasıl mümkün kılacağıdır.

İlk çağlarda insanın ekonomik meselesi hayvanlarınki kadar basitti. Allah'ın arzında hayatı idame ettirecek sınırsız nimetler vardı. İnsan türünün hayatını idare ettirebilmesi için gerekli olan şeyler bol miktarda mevcuttu. Herkes ken­di nasibini almak üzere çıkıyor ve nasibini bu hazinelerden elde ediyordu. Hiç kimse ihtiyaç­ları için bir şey ödemek zorunda değildi ve hiç kimsenin ihtiyacı bir diğer kimsenin elinde değildi. Hayvanlar söz konusu olduğunda, bu, bugün İçin de geçerlidir. Ancak, ilk çağlarda he­men hemen benzeri şartlar insanlar için de ge­çerliydi. Bir kişi sadece dışarı giderek meyva veya av hayvanı şeklinde olan tabii yiyeceğini elde ederdi. Yine tabii ürünlerle Örtünür ve barı­nak yapar veya uygun gördüğü yere sığınırdı.

Ancak Allah, insanı uzun süre bu durumda tut­mak istemedi. Allah (c.c) ona, doğduğu yalnız hayatı kollektif sosyal hayatla değiştireceği ve kendi çabasıyla tabiatın onu donattığından daha iyi bir hayat şekli oluşturacağı fıtrî bir hassa bahsetmiştir. Erkek ve kadın arasında daimi bir ilişki için duyulan arzu; insan yavrusunun ana-babasına diğer yavrulardan daha uzun bir süre bağımlı olması, insanın nesline karşı duyduğu derin ilgi ve kan bağı olan akrabaları arasındaki sevgi; bunlar, fıtratın, insanın gayretlerini sos­yal bir hayat inşa etmeye yöneltmek için insan­da kökleştİrdİği duygulardır. Benzer şekilde ta­bii ürünlerle tatmin olmayıp toprağı işleyerek tahıl üretmesi; vücudunu yapraklarla örtmeyi beğenmeyip kendisi için, kendi eliyle giyecek­ler üretmesi; mağaralarda ve inlerde yaşamayıp kendisine evler inşa etmesi; ihtiyaçlarını tabii aletlerle karşılamayı yeterli görmeyip taşı, de-miri, tahtayı ve bunlardan yapılan diğer aletleri İcad etmesi insanın zihnine Allah tarafından so­kulmuştur ve bu insanın tedricen medenileşme­sinin şart olduğu anlamına delâlet eder. Bu se­beple, insan sosyal ve medeni olduğunda bir suç işlemiş olmadı; aksine, bu onun fıtratında var olan bir arzudur ve Yaratıcı insanın bu duruma ulaşmasını amaçlamıştır. Medeniyetin ilerle­mesi ile bazı şeyler kaçınılmazdı, mesela;

1- İnsan hayatının ihtiyaçları çoğalır ve hiçbir fert bütün ihtiyaçlarını tek başına karşılayamaz; bazı ihtiyaçlan mutlaka başkalan tarafından karşılanır, diğer yandan kendisi de başkalarının ihtiyaçlarından bazısını karşılar.

2- Önceleri ihtiyaçların temininde mübadele

(değiş-tokuş) zaruriydi. Bu sebeple tedricen bir değişim aracı ortaya çıktı ve kabul edildi.

3- İhtiyaçlan karşılayan araçlar, taşıma ve ile­tişim araçları çoğalmalı ve insan kendi bilgi çer­çevesi içine giren bu yeni buluşlardan faydalan­malıdır ve;

4- İnsan kendi eliyle  elde ettiği varlıkların, çalıştığı aletlerin, evini inşa ettiği toprağın, mesleğini icra ettiği yerin; bütün bunların kendi mülkiyetinde kalmasından mutmain olacak ve güven duyacak, ölümünden sonra bunları kendisine diğerlerinden daha yakın ve daha sevgili olanlara bırakacaktır.

Bu sebeplerden dolayı değişik ticaret ve mes­leklerin, alım-satım sistemlerinin ortaya çıkması, malların fiyatlarının belirlenmesi, fi­yat standardı ve değişim aracı olarak paranın kullanılması, uluslarası ticaret, ithalat ve ihracat işleri, her çeşit yeni üretim araçlarının kullanıl­ması, mülkiyet ve miras haklannın doğması; bütün bunlar insanoğlu için gayet tabiidir ve bunlarda günah olan hiçbir şey yoktur. Ayrıca, sosyal hayatın gelişimi ile şunlar da kaçınılmaz oldu:

1- Tabiatın, değişik fertlerin potansiyel ve güçle­rinde oluşturduğu dengesizliğe bağlı olarak bazı fertler ihtiyaçlarından fazla kazanmaya ve üretmeye muktedir olabilirken bazılan sadece ihtiyaçlarım karşılayabilecek kadar ve diğer bazıları ise ihtiyaçlarından da az kazanabilir­ler;

2- Bazı fertler kendilerine miras kalan servet se­bebiyle hayata daha iyi bir başlangıç yaparlar, diğer bazılan ise daha az İmkanlara sahiptir, bu­nun yanında hayatlarına başlangıç yapacak hiç­bir imkânı olmayanlar da mevcuttur;

3- Tabii sebeplerin işlemesine bağlı olarak her toplumda iş hayatına uygun olmayan insanlar bulunur; örneğin çocuklar, yaşlılar, hastalar, sakatlar;

4- İşçiler, işverenler ve bunlara servis hizmetleri götüren kişiler bulunmalıdır; bu sayede serbest endüstri ticaret ve tarımı gelişir ve işveren-işçi ilişkileri toplumsal bir önem arzeder.

Bütün bu faktörler, insanın sosyal hayatının ta­bii sonucu ve fenomenidir. Ortaya çıkışları da kesinlikle baskıya yol açan birer menfilik değil­dir. Tamamen değişik sosyal sebeplerden kay­naklanan kötülüğün ana kaynağının izini bula­mayan pek çok kimse dengeli kafa yapılarını kaybedip ferdi mülkiyeti, parayı, makineleri veya insanlığın tabii eşitsizliklerini ve bazen medeniyetin kendisini kötülemeye başlamış­lardır. Ne var ki bu, gerçekte bir yanlış teşhis ve tedavi vakasıdır.

Toplumsal değişimin tabii'gidişini durdurmaya ve öz insan taiatınm ürünleri olan sosyal hayatın gerekli unsurlannı, ortadan kaldırmaya yönelik her teşebbüs, kesinlikle her türlü mantıktan uzaktır ve önlemeye çalıştığından daha büyük bir kayıp ihtimali taşımaktadır. İnsanoğlunun hakiki ekonomik meselesi medeni sosyal ha­yatın gelişimini nasıl durdururuz veya onun ge­lişiminin tabii seyrine nasıl müdahale eder, onun gerekli unsurlarına nasıl ortadan kaldıra­biliriz sorularına cevap aramakta yatmamak­tadır; hakiki mesele sosyal güçlerin tabii değişimini sağlam olarak korurken sosyal zulüm ve adaletsizliği nasıl önleriz, tabiatın her yaratık kendi hakkını almalıdır, şeklindeki İs­teğini nasıl yerine getiririz ve sadece lüzumlu vasitalann yokluğundan dolayı insanın yetenek ve güçlerinin israf olmasına sebep olan engelle­ri nasıl ortadan kaldırabiliriz sorularına cevap bulabilmektir.

Şimdi hali hazırdaki ekonomik kötülüklerin gerçek sebeplerinin neler olduğunu ve bunların tabiatını inceleyelim. Ekonomik sistemde kötülük İnsanın tabii bencilliği normal sınırları aştığında başlamaktadır. Bu, belirli bazı gayri ahlâkî alışkanlıklardan gördüğü yardım üe ge­lişir ve yapısında eksiklik bulunan politik sis-temlerce de destek görür; özellikle politik siste­min dayandığı ahlâkî temel yoksa. Ekonomik sistem işlemez hale getirilince de dallan ile bir­likte bütün bir sosyal hayatı zehirler. Daha önce açıklandığı gibi hem ferdi mülkiyet hem de tabi­atın gerektirdiği gibi bazı insanların ekonomik olarak diğer bazı insanlardan daha iyi bir yerde olmaları, başlı başına, kötülüğün kaynağı değil­lerdir. Eğer insanın bütün ahlâkî değerleri on­ları gerçek dengesine ve doğru orantısına ka­vuş turabilirse ve eğer adaleti her ne pahasına olursa olsun, gerekirse kuvvet bile uygulayarak koruyan bir siyasi sistem varsa bunlardan hiçbir kötülük kaynaklanmaz.

Ancak bu iki şeyi kötülük haline getiren, ger­çekte, tabii sebeplerin işleyişine bağlı olarak ekonomik yönden daha iyi bir durumda olan in­sanların bencilliğe, dar görüşlülüğe, kıskançlı­ğa, tamaha, cimriliğe, aldatıcılığa ve kendileri­ne tapmaya yem olmalarıdır. Şeytan onların ka­falarına gerçek ihtiyaçlarından çok fazla mik­tarda sahip oldukları servetlerinin ve mülkiyet haklarının şu iki yolda doğru ve rasyonel bir şekilde harcanabileceği fikrini sokmaktadır: (1) Kendi konforları, zevkleri, faaliyetleri, ziynet ve süslenmeleri ve iyi yaşamaları için ve (2) da­ha fazla servet elde etmek ve mümkünse diğer insanların servetlerine de sahip olarak kendile­rini gerçek İlahlar mertebesine çıkarmak için.

İlk şeytanî fikir zenginlerin, toplumun zengin­likten payını alamamış veya gerçek ihtiyaç­larının altında alabilmiş fertlerinin haklarını tanımayı reddetmesiyle sonuçlanmıştır. Zen­ginler bu insanları açlık ve çaresizlik içinde bırakmanın tamamıyla doğru olduğunu düşündüler. Dar kafahlıklan onların, böyle bir tutumun insan toplumunda profesyonel suçlu­lar üreteceğini, insanları cahilliğe ve acı­masızlığa sürükleyeceğini, onlan fiziki zaaflara ve hastalıklara yem haline getireceğini ve bu in­sanların fiziki ve akli güçlerinin dumura uğrata­rak gelişimlerini durduracağını, bunun da kültür ve medeniyetlerine katkılarını engelleye­ceğini, sonuçta bütün bunlann zenginlerin ken­dilerinin de bir parçası oldukları bu toplumu ya­ralayacağını ve zarar vereceğini kavramalarına izin vermedi.

Bununla yetinmeyerek zengin insanlar ihtiyaç­larını gerçek ihtiyaçlarının çok ötesinde çoğalttılar ve kendi tutkularının oluşturduğu bu suni ihtİyaçlann karşılanması amacıyla mede­niyete kendi usulleriyle katkıda bulunabilecek pek çok kişiyi kendi şahsi ve bencil amaçlarına hizmetçi yaptılar. Böylece bu zengin insanlar için zina bir ihtiyaç haline gelmiş ve bir fa­hişeler, aracılar, pezevenkler ordusu türetmek gerekmiştir. Onlar için müzik olağan bir ihtiyaç idi; bunu tatmin için müzisyenler, dansözler, davulcular ve müzik aletleri üreticilerinden müteşekkil yeni bir ordu kurulmalıydı. Onlar için pek çok çeşitli sağlıksız sosyal faaliyetler edinmek bir ihtiyaçtı ve bu amaçla geniş bir soytarılar, aktristler, masalcılar, fotoğrafçılar, ve diğer gereksiz profesyoneller kadrosu oluşturulmalıydı. Ava gitme İhtiyacı da duydu­lar ve bunun uğruna daha faydalı işlerle meşgul edilebilecek pek çok insan ormanlarda hayvan kovalamakla görevl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Gerçek Ekonomik Mesele
« Posted on: 20 Eylül 2019, 19:15:35 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Gerçek Ekonomik Mesele rüya tabiri,Gerçek Ekonomik Mesele mekke canlı, Gerçek Ekonomik Mesele kabe canlı yayın, Gerçek Ekonomik Mesele Üç boyutlu kuran oku Gerçek Ekonomik Mesele kuran ı kerim, Gerçek Ekonomik Mesele peygamber kıssaları,Gerçek Ekonomik Mesele ilitam ders soruları, Gerçek Ekonomik Meseleönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &