ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Evrensel İslam Toplumu
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Evrensel İslam Toplumu  (Okunma Sayısı 346 defa)
27 Temmuz 2012, 13:22:42
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 27 Temmuz 2012, 13:22:42 »



EVRENSEL İSLÂM TOPLUMUNUN (ÜMMETİN) ÖZELLİKLERİ

Ümmetin Hususî Vasıfları
 
Bu ümmette, diğer toplumların aksine, fertle­rin görevleri Allah'a ve Rasûlüne iman, iba­detlerini îfâ, salih ameller içinde bulunmak, birbirlerine karşı müşfik ve yardımsever ol­makla bilmemekte; her bir fert, İslâm'ın me­sajını diğer insanlar arasında yaymakla mü­kellef tutulmaktadır. Ayrıca bu ümmetin mensupları iyiliği ve doğruluğu emretmek, kötülüğe ve adaletsizliğe mani olmak zorun­dadır. Bu ümmetin başta gelen görevi toplu­mu yeniden teşekkül ettirmek, hak ve adalet temeli üzerinde dünyanın diğer milletleri ile bir ilişki tesis etmektir. Bu ümmet diğer mil­letlerle işbirliği yaparak dünyadaki adaletsizliği, sadirganlığı ve zulmü durdur­malıdır.

Ümmetin bu görevleri Kur'an'da şu sözlerle ifade edilir: "Siz, insanlar için ortaya çıkarıl­mış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyliği emreder, kötülüğe mani olursunuz. Ve Allah'a iman edersiniz...." (3:110). "Böylece sizi vasat bir ümmet yaptık ki, insanlara şahit olasınız..." (2:143).     

Bu âyetler müslüman ümmetin büyük ve aslî hedefini açıkça ifade eder. Her şeyden önce müslüman toplum, bu dünyada takvanın, ha­kikatin ve adaletin yaşayan şahitleri olmak zorundadır. Müslümanların, dünyanın en iyi ve en faziletli ümmeti hâline getirildiği ve bu bakımdan âdil toplumların vasıflarıyla dona­tıldığı kaydedilmiştir. Müslümanların hedefi bundan böyle salih amel işlemek, fazileti tesis etmek ve kötülüğü yok etmektir. Ümmet, bu gaye için fertleri arasında dayanışmayı kur­malıdır. Tevbe sûresinde bu husus şöyle ifade edilir: "Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar, birbirlerinin velîsidirler. İyiliği emrederler, kötülükten men ederler, namazı kılarlar, zekâtı verirler, Allah'a ve Rasûlüne itaat eder­ler..." (9:71).

Gerçekten iman edenlerin bu özellikleri mü­nafıkların özellikleriyle tezat teşkil eder. Bu iki grup, zahirde İslâm'a iman ve itaat bakı­mından benzer görünmelerine rağmen birbir­lerinden tamamen farklıdırlar. Farklılık onla­rın ahlâklarında, davranış, alışkanlık, eğilim ve düşünce şekillerindedir. Bir tarafta, İslâm'a inandıklarını söylemekten hiç bıkma­yan, fakat samimi imandan mahrum olan ve davranışları imanlarını yalancı çıkaran müna­fıklar vardır. Bunlar, üstündeki etikette 'misk' yazan, fakat içinde hem görünüşünden hem de yaydığı hoş olmayan kokusundan ko­laylıkla tanınan belli bir pisliği ihtiva eder. Diğer tarafta ise, içinde misk olan ve misk ol­duğu her yönden, görünüşü, kokusu ve diğer Özellikleriyle test edilebilen şişelere benzeyen gerçek mü'minler vardır. Dış görünüşteki 'İslâm' etiketi münafıklarla müslümanlan bir tek ümmetin mensupları yapmasına rağmen münafıkların gerçek özellikleri müslümanlar-dan o kadar farklıdır ki, bu ikisi aslında iki ayrı toplum oluşturur. Gerçekte, müslüman-lardan ayrı olarak, münafık erkek ve kadınlar aynı genel karakterlere sahip bir toplum teşkil ederler. Münafıklar tamamen Allah'tan uzak­tırlar; kötü amellerle meşgul olup hayırlı iş­lerden yüz çevirirler ve asla gerçek mü'min-lerle işbirliği yapmazlar; kısaca bunlar birbir­lerinin dostudurlar, kendilerini İslâm ümme­tinden saymazlar ve kendi başlarına ayrı bir topluluk oluştururlar. Bunların aksine, kadın erkek, gerçek mü'minler bir tek ümmeti teşkil ederler. Hepsi de salih amel işler ve kötülük­ten sakınırlar; gece ve gündüz Allah'ı zikre­derler ve bir an bile Allah'tan gafil olmazlar. Allah yolunda infak etme hususunda cömert­tirler. Ayrıca Allah'a ve Rasûlüne kayıtsız şartsız itaat ederler. Mü'minlerin bu genel özellikleri onları münafıklardan ayırarak on­ları bir ümmet yapar ve birbirlerinin dostu kı­lar. (The Meaning of the Qur'an, c. IV, sh. 210).

Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbir­lerinin yardımcısı ve dostudurlar; her zaman iyilik ve adalet şiarlarıdır. Başkalarının da iyi ve doğru yolda olmaları için gayret ederler. Kötülükten ve adaletsizlikten son derece nef­ret eder, başkalarının da kötülüklerden kurtul­maları için çalışırlar. Bu genel özellikler on­ları bir tek ümmet yapar. Bunların öncelik verdiği husus diğer insanları Allah yoluna ça­ğırmaktır: "(insanları) Allah'a çağıran, sâlih amel işleyen ve 'Ben müslümanlardanım' di­yenden daha güzel sözlü kim olabilir?" (41: 33). Böyle bir insanın sözü, sözlerin en de­ğerli derecesini kazanır ve sözün sahibini sa-lih bir insan olması için üç şeyle belli eder: Birinci olarak, bu kişi düşüncelerini kendi üzerinde odaklaştırmadan insanları Allah ger­çeğine davet eder. İkinci olarak, onun her ameli doğrudur ve onun sözleri ve davranışla­rı uyum içerisindedir. Ve Üçüncüsü, O kendi­sini tamamen Allah'ın iradesine teslim etmiş­tir. Bunun yanısıra İslâmî öğretileri kesin bir şekilde uygular. (A. Yusuf Ali, The Holy Qur'an, sh. 1296).

Bu surenin önceki ayetleri (41:30-32) müslü­manlara Allah yolunda sebat etmelerini anla­tır ve bu yolu kabul ettikten sonra hiçbir aki­deye iltifat etmemeleri onları meleklerle refik yapar ve cennete girmelerine vesile olur. Söz-konusu âyet (41:33) müslümanlara salih amel işlemekten, başkalarını Allah yoluna davet et­mekten ve îslâm düşmanlarının büyük muha­lefetine rağmen kişinin müslümanlığını beyan etmesinden daha iyi ve daha yüksek mevki olmadığını anlatır. Gerçekte, bu insanlar din­lerini her şeyden üstün tutarlar, onun uğrunda herşeylerini feda ermeye hazırdırlar. Mü'min-ler aileleri arasında, evlerinde veya ülkelerin­de kaldıkları takdirde dinlerini yaşamayı güç veya imkânsız görürlerse, kendi arzularıyla bu değerli ve sevilen şeyleri terk ederek, inançlarını özgür bir şekilde yaşayabilecekleri başka bir bölgeye hicret ederler. "Kendilerine zulmedildikten sonra Allah uğrunda hicret edenleri, dünyada güzelce yerleştireceğiz, (onlara vereceğimiz) âhiret mükâfatı ise daha büyüktür. Keşke bilseler! Onlar ki, sabrettiler ve Rab'lerine dayanmaktadırlar." (16: 41-42). Ankebut sûresinde de şöyle buyururun "Ey iman eden kullarım! Benim arzım geniştir, bana kulluk edin, (eğer bir şehirde bana kul­luk etmeniz mümkün değilse, bana rahatça kulluk edeceğiniz başka bir şehre göç edin). Her can Ölümü tadacaktır. Sonra bize döndü­rüleceksiniz. (O zaman) İman edip salih amel işleyenleri, cennette altlarından ırmaklar akan yüksek odalara kondururuz. Orada ebedî ka­lırlar. Çalışanların ücreti ne güzeldir! Onlar ki sabrederler ve (yalnız) Rab'lerine tevekkül ederler. Nice canlı var ki rızkını taşıyamaz, onları da,, sizi de rızıklandıran Allah'tır. O, işiten, bilendir." (29: 56-60).

Yukarıda meali verilen birinci âyet (29: 56) şunu îma eder: Yaşadığınız yerde Allah'a iba­det etmenin zorlaştığını hissediyorsanız, Al­lah'a hakkıyla kulluk edebileceğiniz bir başka yere gidebilirsiniz. Çünkü Allah'ın arzı geniş­tir. Yurdunuza ve ülkenize değil, Allah'a iba­det etmelisiniz. Bu, asıl önemli olan şeyin ül­ke veya ulus olmadığını, fakat Allah'a kulluk etmek olduğunu gösterir. Şayet herhangi bir zamanda vatan, ulus ve aile sevgisi ile Allah'a ibadet çatışırsa, işte bu bir mü'min için bir imtihan başlangıcıdır. Böyle bir durumda hakkıyla iman eden bir kimse ulus, vatan ve aile sevgisini bir kenara bırakıp Allah'a ibade­ti seçmelidir. Gerçekten iman etmediği hâlde mü'min olduğunu söyleyen kimse İse, inancı­nı bir tarafa atıp ülkesi, ulusu ve ailesine bağ­lı kalacaktır. Bu âyet açıkça, hakkıyla iman eden bir mü'minin esir olabileceğini, fakat asla belirli bir vatana veya ulusa tapan bir kimse olamayacağını göstermektedir. Onun için Allah'a kulluk; uğrunda herşeyini feda edebileceği, fakat onu hiçbir şeye feda ede­meyeceği, hayatının en değerli gayesidir.

Yukanda meali verilen ikinci âyet (29:57) ise şunu vurgular: Dünya hayatına fazla heves edilmemelidir, çünkü er veya geç herkes öle­cektir. Hiç kimse bu dünyaya sonsuza kadar yaşamak için gelmemiştir. Bu sebeple, bir insanın asıl gayesi hayatı kurtarmak değil, ima­nını nasıl koruyacağı ve Allah'a kulluğun ge­reklerini nasıl yerine getireceğinin öğrenilmesidir. Kişi eninde sonunda Allah'a dönecektir. Şayet bir kimse hayatını kurtarmak uğruna inancını kaybederse, Öbür dünyada akıbeti hüsran olacaktır. Fakat inancı uğruna hayatını kaybederse, mükâfatı cennet olacaktır. Bu se­beple, insanlar sadece, Allah'a döndürüldük­lerinde yanlarında ne götürecekleri konusun­da çaba ve gayret sarfetmelidirler. Yaşamak uğruna feda edilmiş bir iman mı, yoksa iman uğruna feda edilmiş bir hayat mı götürülecek­tir?

Üçüncü âyette (29:58) anlatılan gerçek şudur: Şayet iman ve dürüstlükten dolayı dünyevî nimetlerden mahrum kalınmış ve dünyevî açıdan bakıldığında kayba uğranılmış görünü­yorsa, şundan emin olunmalıdır ki, bu mahru­miyet ve kayıplar telafi edilecek hatta daha mükemmeliyle mükâfatlandırılacaksınız.

Yukarıda meali verilen dördüncü âyet ise şu­nu anlatır: Mü'minler türlü sıkıntı, zorluk, zülüm ve belâlar karşısında bile imanlarında sebat ederler, mü'min olmanın sonuçlarına katlanırlar ve asla geri dönmezler. Onlar imandan dönerlerse elde edecekleri fayda ve menfaatlerin farkındadırlar, fakat bunların cazibesine kapılmazlar. Onlar kâfirlerin ve doğru yoldan sapanların bu dünyada elde et­tikleri servet ve şöhreti görmelerine rağmen bunlara tenezzül etmezler. Onlar servetlerine, ticaretlerine ve kabilelerine değil, Rablerine güvenip dayanırlar. Sadece Rablerine tevek­kül ettikleri için dünyevî zenginliklerine bak­maksızın, imanları uğrunda her güçle savaş­maya, her tehlikeye göğüs germeye ve iman­ları gerektirirse yurtlarını bile terketmeye ha­zırdırlar. Rablerinin, imanlarının ve işledikle­ri salih amellerinin mükâfatını zayi etmeyece­ğinden emindirler ve O'nun bu dünyada da muttaki, salih kullarına yardım edeceğine, âhirette ise onlara en güzel mükâfatlan bahşe­deceğine inanırlar.

Ve...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Evrensel İslam Toplumu
« Posted on: 18 Ekim 2019, 20:04:08 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Evrensel İslam Toplumu rüya tabiri,Evrensel İslam Toplumu mekke canlı, Evrensel İslam Toplumu kabe canlı yayın, Evrensel İslam Toplumu Üç boyutlu kuran oku Evrensel İslam Toplumu kuran ı kerim, Evrensel İslam Toplumu peygamber kıssaları,Evrensel İslam Toplumu ilitam ders soruları, Evrensel İslam Toplumuönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &