ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Emeğin Hakları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Emeğin Hakları  (Okunma Sayısı 621 defa)
19 Haziran 2012, 09:26:18
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 19 Haziran 2012, 09:26:18 »



Emeğin Hakları

Servetin emek ve sermaye tarafından ortakla­şa üretildiği gerçeği İslâm tarafından bütü­nüyle kabul edilmektedir. İslâm her ikisine de Allah ve yarattıklarına karşı görevlerini hatır­latmakta ve kendilerinin ki gibi diğerlerinin menfaatlerini gözetmelerini emretmektedir.

Fakat nisbeten daha zayıf ve sermaye tarafın­dan kazancı tehlikeye düşürülebildiğinden İslâm emeğin haklarının korunmasına özel bir önem vermektedir. Peygamber hizmetçile­rine ailesinin üyeleri gibi davranmış ve asha­bına onlara iyi davranmalarını tavsiye etmiş­tir. Şöyle buyurduğu rivayet edilmiştir: "Esir­lere ve hizmetçilere örfe göre yiyecek ve gi­yecek verilmeli, taşıyamayacağı yük yüklen­memelidir." (Muvatta).

Emekle ilgili anlaşmazlıklar gerek ücretler ve gerekse işin tabiatından doğar;. Peygamber yukarıdaki hadislerinde her iki hâl üzerinde önemle durmuştur.

Uzun süre Rasûlullah'e hizmet eden Enes, O'nun asla kimseye düşük ücret vermediğini özellikle belirtmektedir (Buhari). Yine Enes, Rasûlullah'ın; "Bir işçinin ücreti (alnının) teri kurumadan verilmelidir" talimatını verdi­ğini haber vermektedir. (İbni Mace ve Beyha-ki).

Ebu Hureyre, Rasûlullah'ın; "Allah kıya­met gününde üç kişinin düşmanı olacaktır. Bu üç kişiden biri bir işçi çalıştırdığı ve onun emeğinden faydalandığı halde ona ücretini ödemeyendir" diye buyurduğunu rivayet et­mektedir (Buhari). Rasûlullah, herhangi bir işçinin önceden ücretini belirlemeksizin çalıştırılmasını yasaklamıştır (Beyhaki).

O, hizmetçilerine karşı çok müşfikti ve onlar­dan biri hastalandığında evlerini ziyaret eder ve hastalığı hakkında bilgi alırdı. İkinci Hali­fe Hz. Ömer esirlere (ve hizmetçilere ) bak­mayı ve hastalıklarında onları ziyaret etmeyi devlet memurlarının görevlerinden biri yaptı.

Böylece İslâm manevî eğitim yoluyla işve­renlere, işçilere makul ücretler ödemeyi ve iş­lerinde diğer imkanları sağlamayı dikte' et­mekte, bu emirlere uymadıkları takdirde İslâm Devleti bu meselelerde ve işçilerin hak­larını garanti altına almada müdahale hakkına sahiptir. Eğer bir sermayedar işçilere gere­ğinden daha düşük ücret öderse veya ağır iş verirse veya makul bir Ücret vermeksizin uzun saatler çalıştınrsa veya onları sağlığa zararlı veya sağlıksız şartlarda çalıştırırsa vb. İslâm devleti emeğin haklarını korumak için kanunen müdahale etme hakkına sahiptir.

Ebu Mes'ud Ensarî rivayet etmektedir ki, bir-gün kölesini döverken arkasından bir ses işi­tir: "Ey Ebu Mes'ud! Allah'ın senin üzerinde daha büyük bir güce sahip olduğunu bilmiyor musun?" geriye döndüğünde Peygamber'i gördü ve şöyle dedi: "Ey Allah'ın rasulü bu köleyi Allah'ın rızasını kazanmak için azad ettim." Peygamber şöyle buyurdu: "Eğer bunu yapmasaydın cehennem ateşi seni yaka­caktı." (Muvatta). Hz. Ömer Medine'nin ke­nar mahallelerine giderdi ve ağır iş yapan bi­risini gördüğünde onun yükünü hafifletmeye yardım ederdi (Muvatta). Hz. Ömer emeğin haklarının korunmasında müsamahasız idi. Kendisi çok katı bir şekilde emekle ilgili tüm kaidelere dikkat eder ve başkalarını bunlara uymaya zorlardı. O, Kudüs'e Hristiyanlar ile bir barış anlaşması imzalamaya giderken ken­disi ve hizmetçisi bir deveye nöbetleşe bindi­ler. Şehrin kapılarına geldiklerinde deveye binme sırası hizmetçinindi ve Hz. Ömer yürü­yordu. Bir ara Hz. Ömer yolda dilenen bir adam gördü, sorular sorduktan sonra fakir adama belirli bir tahsisat bağladı ve bu gibi insanlara hazineden yardım yapılması için ta­limat verdi.

Bu müzakerenin ışığı altında işçinin hakları şu şekilde Özetlenebilir:

1- Emeğe; ona uygun bir hayat standardı sağlayacak bir ücret ödenmelidir.

2- İşveren, işçiye fizikî gücünün üstünde hiçbir iş vermemeli ve bazen bu tür zor bir iş verirse işgücü veya sermaye veya her ikisinden daha fazla vermek suretiy­le yardım etmelidir.

3- İşçi hastalandığında işveren uygun tıbbi yardım sağlamalı, hastalığı süresince ye­terli ödeme yapmalıdır. Hastalık   öde­mesine emek ve sermayenin katkısına devletin yardımının (muhtemel olarak zekat fonundan) da eklenmesi, çok arzu­lanan bir durumdur.

4- İşgücüne emeklilik aylığı ödenmesi mâkul bir tedbirdir. İşveren ve işçiler bu fona belli bir miktar katkı yapmak iste­yebilir, fakat İslâm devletinde temelde zekattan katkı sağlanacaktır. İşverenler tüm sadakalarını (gönüllü yardım) işçi­leri ve onların çocuklarına vermeye teş­vik edilecektir. İşçilere İşsizlik süresince zekat fonundan işsizlik sigortası ödeme­si yapılacaktır. İşsizlik sigortası işçilerin satın alma gücünü kuvvetlendirecek ve ülkedeki ücret oranının belli bir seviye­de dengelenmesine yardım edecektir.

7- İş kazaları için yeterli tazminat ödenme­lidir.

8- Fabrikada üretilen mallar çalışanlara üc­retsiz veya daha düşük fiyatlarla veril­melidir.

9- İşçilere anlayışlı ve yumuşak davraml-mah ve İş sırasında yaptıkları herhangi bir hata affedilmelidir.

10- Sağlıkları ve verimlilikleri olumsuz yön­de etkilenmemesi İçin uygun barınma imkanı sağlanmalıdır.

Cezalar: islâm İşverenin, işçisine iş sırasında mallara ve tesisata zarar vermesinden dolayı para cezası vermesini yasaklamıştır. İmam İbn Hazm, belirli şartlar bulunmadıkça işçiye işverenin ceza veremeyeceğini şu şekilde açıklamıştır. "Ortak olsun veya işçi olsun ça­lışan bir kişi, kasten yaptığı ispat edilmedikçe ve delil (şahit) bulunmadıkça çalışma esna­sında mallara zarar verdiğinde ceza sözkonu-su olmaz. Aksi taktirde işçinin kendisini sa­vunmak için yeminli ifadesi (doğru) kabul edilecektir."

İmamı Azam Ebu Hanife ve İmam Mâlik da­hil bütün müslüman hukukçular, belli bir üc­retle belli bir zaman periyodunda istihdam edilen bir hizmetçi (işçî)nin mallar (veya araçlar)a kasten ve bile bile zarar verdiği ispat edilmedikçe hukuken para cezası verile­meyeceği hususunda ittifak etmişlerdir.

Kâra Katılma Şekilleri: Kâra katılma şekil­leri emek ve sermayenin birlikte korunmasın­da ve ikisi arasındaki ilişkilerin geliştirilme­sinde etkin araçlardan birisidir. İşçiye işletme kârlarından bir pay verilmesi halinde emeğin verimliliğinde Önemli bir artış olacağı ileri sürülmektedir. İşçi, kârdan bir pay alacağını bilirse daha çok çalışacak ve üretimi artırmak için elinden geleni yapacaktır. İşçi, makinele­ri büyük bir itina ile kullanacak ve üretimi arttırmak İçin hammadde ve yarı mamul mad­deleri kullanırken ekonomik davranacaktır. İslâm, bu sistemin faydahhk ve etkinliğine büyük Önem vermiştir ve müslüman işveren­lere üretime yaptığı katkrdoğrultusunda işçi­ye pay verilmesini öğütlemiştir. "İnsana çalış­masından başka bir şey yoktur." (Necm 39). Bİr işçiye üretime yaptığı katkının bedelini ödemede en iyi yol ona kârdan bir pay vermektir. Bu, işçinin işe ilgisini ve dolayı­sıyla verimliliğini mutlaka arttıracaktır. Pey­gamber işçiye üretimden bir pay verme ko­nusunda çok istekli idi. (Bir defasında şu şe­kilde öğütte bulundu: "Çalışana çalışmasın­dan bir pay verin, çünkü Allah hiçbir çalışanı mükâfatsiz çevirmez" (Muvatta). Ebu Hureyre'nin rivayetine göre Peygamber şöyle bu­yurdu. "Sizden birinizin hizmetçisi yemeğini­zi hazırlar ve size getirirse, onu sofra (yemek masası)nıza oturtun; bunu yapamazsanız ona Çalışmasının karşılığı olarak yiyecek ve sıcak yemek (gıda) verin." (Buhari, Ebu Davud ve Tirmizi).

Burada "O'nu sofranıza oturtun" ifadesinin kullanılması çok önemlidir; Peygamber, işçilerin güzel bir şekilde mükafatlandırıldığını görmeyi çok isterdi. Gerçekten O, işçilerin en azından temel ihtiyaçlarını karşılayabilme­si ve işverenin (hayat) düzeyine çıkabilmesi için cömertçe mükafatlandırılmasın i istemiş­tir. Bu, hizmetçilerini kendi sofralarına oturt­malarını işverenlere Peygamber'ın emretmesindeki asıl maksadı göstermektedir. Fakat birtakım zarurî şartlardan dolayı sofralarındaki yemeği onlarla paylaşamazlarsa hoşnut ve memnun ayrılmaları için yemeğin bir kısmını onlara verirler.

Hadisin son kısmı ikinci bir seçim ve istisna olarak görünmektedir. Peygamber'ın ger­çek maksadı, temel ihtiyaçlarım işverenlerden istemesinler diye, işçilerin kârdan daha büyük bir pay almasını sağlamaktı. Eğer kesin kaçı­nılmaz şartlar varsa bu uygulanamazdı. Bun­dan dolayı Peygamber işçilere üretimden bir pay vermelerini işverenlere emretti.

Peygamber işçiye verimliliği ölçüsünde kâr payı dağıtılması konusunda ısrarlı olduğu kadar başka bir şeyi vurgulamamıştır. Bİr iş­çiye kârdan pay verilirse verimliliğinin kat kat artacağı endüstriyel tecrübenin inkar edil­mez bir gerçeğidir. Prof. Taussig: "Kâr pay­laştırma sistemi belirli bir işletmede işveren ve işçiyi birlikte çalıştırmada bir araçtır. Sü­rekli ve önemli nakdi kaynaklardan biri en­düstriyel işçinin bir kısmının verimliliğini art­tırmaktır. İşçinin kârdan pay alacağım bilmesi ile, onun daha bilinçli ve dikkatli çalışması, materyalleri tasarruflu kullanması, aletleri ko­ruması beklenebilecektir. Böylece işçi, elde ettiği kâr payı kadar üretime katkıda buluna­caktır. Bu katkı kârdan daha az değil, belki de daha çok olacak; böylece işverene kâr payını ödedikten sonra hasıla kalacak, şüphesiz kân artacaktır. Alışılmış ücret sisteminde maddi olduğu kadar manevî kaybın bulunduğu dai­ma belirtilmiştir." (Tausing, Principîes of Economİcs, c. II, bölüm 59, sh. 335-340).

Kârdan kendisine bir pay verilen bir İşçinin genellikle işine daha büyük ilgi duyacağı bili­nen bir gerçektir. Bununla birlikte, dürüst ve gayretli bir şekilde çalışan bir işçi, artan kârdan daha büyük pay ümit ettiği zamanki kadar hızlı çalışmayabilir. Bu durum, İslâm işçiye kârdan bir pay verilmesini teklif etti­ğinden, bu sistemin gerçek sebebini ve maddi üstünlüğünü göstermektedir.

Emeğin Haklarının Korunması: Her ne kadar emek ve sermaye endüstriyel problem...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Emeğin Hakları
« Posted on: 18 Ağustos 2019, 17:53:17 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Emeğin Hakları rüya tabiri,Emeğin Hakları mekke canlı, Emeğin Hakları kabe canlı yayın, Emeğin Hakları Üç boyutlu kuran oku Emeğin Hakları kuran ı kerim, Emeğin Hakları peygamber kıssaları,Emeğin Hakları ilitam ders soruları, Emeğin Haklarıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &