ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Dini Müsamaha
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Dini Müsamaha  (Okunma Sayısı 1029 defa)
21 Temmuz 2012, 23:25:26
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 21 Temmuz 2012, 23:25:26 »



DİNİ MÜSAMAHA

Rasûlullah, başka inanışlara hoşgörülü ol­muş, inanç ve ifade hürriyeti anlayışını baş­latmış, böylece masum insanlara reva görülen bütün sebepsiz baskı ve katliâmları sona er­dirmiştir. Bu anlayış, aynı zamanda, farklı inanışlara sahip insanlar arasında süregelen mücadelelerin durmasına, en azından azalma­sına da yardımcı olmuştur. Çünkü, zorlama ve baskı dinle bağdaş tınlamaz: 1) Din, imana ve isteğe bağlıdır; eğer zorla ve güç kullanıla­rak benimsetilirse, bunun bir mânası olmaya­caktır; 2) Hak ile bâtıl, Allah'ın lûtfuyla o ka­dar açık bir şekilde gösterilmiştir ki, iyi niyet­li hiç bir insanın kafasında temel inanç esas-lanyla ilgili herhangi bir şüphe kalamaz. (A. Yusuf Ali, The Holy Qur'an, sh. 103, not: 300). Bu husus aşağıdaki Kur'ân âyetinde açıkça belirtilir: "Dinde zorlama yoktur. Doğ­ruluk, sapıklıktan seçilip belli olmuştur..." (2: 256). Bu âyete dayanarak istisnasız bütün İslâm fakihleri, inanç ve dinle ilgili her konu­da zorlamanın (ikrah) kesin bir şekilde ya­saklandığı görüşünü kabul etmişlerdir. Ayn-ca, hangi şart altında olursa olsun, baskı altın­da yapılan din değiştirmelerin bir değerinin olmadığı, inanmayan bir insana İslâm inancı­nı zorla kabul ettirme teşebbüsünde bulunul­masının çok ağır bir günah olduğu ifade edil­miştir. İslâm'ın, gayri müslimleri sadece "ya zorla kabul ya da kılıç" seçimiyle başbaşa bı­raktığı yaygın, fakat aslı olmayan bir iddiadır. (Muhammed Esed, The Message of the Qur'an).

Bazı insanlar, cihad öğretisinin, bu âyette be­lirtilen inanç hürriyeti kavramına oldukça ters düştüğünü ileri sürebilirler. Biraz düşündüğü­müzde, bu itirazın savunulacak yanının olma­dığını görebiliriz. Zira, cihadı teşvik, insanla­rın zorla İslâm'a sokulması anlamına gelmez. Eğer öyle olsaydı, İslâm, koruması altındaki gayri müslimlerin cizye vermesi, şeref ve mallarının teminat altma alınmasıyla alâkalı ayrıntılı hükümler vazetmeye gerek duymaz­dı. Öyleyse bu hükümleri niçin koymuştur? Gerçekte cihad, yeryüzündeki zulüm, boz­gunculuk ve baskının giderilmesi ve durdu­rulması gayesiyle yapılır: " ...(O kâfirler) yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah da bozguncuları sevmez." (5: 64). Bundan dola­yı müslümanlar, yeryüzündeki bozgunculuğu Önlemek için ellerinden gelen çabayı göster­mekle (cihad),`gerekirse savaşmakla emrolunmuşlardır. Ama bu, insanların İslâm'ı ka­bul etmeye zorlanması demek değildir. Diğer yandan, böyle bir vasıtayla İslâm, yeryüzünde zulmü, adaletsizliği ve baskıyı ortadan kaldır­maya, yerine adaletin, sevginin ve barışın hâkim olduğu bir düzen kurmaya çalışır. Bunlara ek olarak, inanç ile ilgili konularda baskı ve zorlama mümkün değildir. Zira, inanç fizikî bedenle ilgili olmayıp, yalnızca vicdanla alâkalıdır. Oysa, baskı ve zorlama maddî bedenimizle ilgili bir olaydır. Fizikî bir mücadele olarak cihad, yalnızca fizikî yapıla­rı etkileyebilir, zihinlerde veya vicdanlarda kabul görmüş inançlara hiçbir şekilde tesir edemez.

Sonuç olarak, bu âyet, her dinden insana tam bir inanç hürriyeti verir; diğer dinlerin men­suplarına müsamaha ve serbestlik tanınmasını öğütler. Hz. Peygamber, tüm muhalif ve düşmanlarının dinî itikat ve amellerine oldu­ğu gibi, siyasî inanç ve fikirlerine de engin bir tahammül göstermiştir. Hakikaten O, ger­çek bir müsamaha peygamberi idi. Ve bu fa­zileti, takipçilerine sözlü ve amelî olarak öğ­retmiştir. Diğer dinlerin mensuplarına bu şe­kilde davranılmasım öğütlerken, Medine'de siyasî iktidarı ele geçirdiğinde de bizzat uy­gulamıştır. Onun, Necran, Yemen ve çevrede­ki diğer Hıristiyanlara muamelesi hoşgörüsü­nün canlı bir misalidir. Medine'deki Yahudi­lere davranışı ise bundan daha az değildi. Gerçekte ise Yahudiler, O'nunla olan bütün andlaşma, sözleşme ve davranış esaslarına uymayarak ihlâl etmişler, hatta Hz. Peygamber'i öldürmeyi bile planlamışlardı. Eğer Allah'ın Rasûlü, onların bu davranışlarına kendi kitapları Tevrat'ın hükümlerine veya ül­kede uygulanmakta olan örfe göre cezalandır­mak isteseydi, erkeklerini öldürüp, kadınları­nı esir etmesi gerekirdi. Ancak, O, böyle yap­madı; aksine hepsinin mallan ve aileleriyle gitmelerine izin verdi.

Müslümanların gayri müslimlere karşı çok nazik ve hoşgörülü olmaları şu sözlerle öğüt­lenir: "İçlerinden zulmedenleri hâriç, Kitâb ehliyle ancak en güzel tarzda mücadele edin ve deyin ki: 'Bize indirilene de, size indirilene de İnandık. Tanrımız ve tanrınız birdir ve biz O'na teslim olanlarız'." (29: 46). Bir müslümanın diğer dinlere mensup insanlara yöne­lik normal tavrı budur. Dinî konulardaki öğüt verme ve tartışmalarda bile müslümanın onlara karşı mümkün olan en güzel üslup ve dav­ranışları seçmesi tavsiye edilmiştir. Bu emir­ler Kur'ân'da bir çok yerde geçmektedir ki, sökonusu âyetlerde, müslümanlaraı onlara en güzel şekilde davranmaları emredilmektedir. (16: 125). Diğer insanlar müsamahasız ve fe­sat ehli olsalar da, müslümanlar onlara karşı davranışlarını daha da güzelleştirmelidir. Zi­ra, bu davranış tarzı, sonunda kesinlikle onla­rın davranışlarını değiştirecek ve onları bir kat fazla dost yapacaktır. (41:34). Müsamaha, sabır (7: 199-200) ve iyilik, kötülüğe göre da­ima daha güzeldir. (23: 96). Bu Kur'ân âyetleri açıkça şunu gösterir: Gerçekten başa­rı kazanmak istiyorsanız, tavır ve davranışla­rınızda diğer dinlerin mensuplarından çok da­ha mükemmel ve faziletli olmak zorundası­nız; başkalarına hitap etmek istiyorsanız, on­lara sözle olsun, amelle olsun verebileceğiniz daha güzel şeylere sahip olduğunuzu göster­melisiniz. Onların dikkat edecekleri ilk husus sizin davranışlarınız olacaktır. Kötü davranış ve huysuzluklara karşılık, sizin yüksek tavrı­nız ve âlicenap davranışlarınız boşa gitmeye­cektir. Bu kesinlikle, onların üzerinde kalıcı bir etki bırakacak, muhtemelen onları size ve sizin inancınıza getirecektir. Bir insanın sahip olduğundan daha güzel bir şeyle ilgilenmesi, ondan etkilenmesi çok tabiîdir. Onlara teklif edebileceğiniz daha iyi bir şeye sahipseniz, bunu ilk görüşmenizde göstermelisiniz. "Bir görüşte sevmek" mânâsız bir deyim değildir. Bir şey hakkmda edindiğimiz ilk fikrin, ilk et-kilenişin bazen düşünülenden daha kalıcı ola­bileceğini anlatır. Allah ve Rasûlünün diğer dinlerin mensuplarına karşı hoşgörülü, âlicenap ve açık fikirli olunmasında ısrar et­melerinin sebebi budur. Böylece, müslüman olmayanlar İslâm hakkında iyi bir izlenim edinirler, kendilerini dışlanmış hissetmez ve İslâm'a karşı çekingen kalmazlar.

Hiç şüphesiz, İslâm tarihinin ilk dönemlerin­de doğulu, batılı, kuzeyli ve güneyli insanları, İslâm'a çeken şey her şeyden çok hoşgörü ve âlicenaplıktı. Yarım yüzyıldan daha az bir sü­rede güney ve güneydoğu Asya, kuzey Afrika İslâm'ın etkisi altına girdi ve büyük ölçüde onun öğretisinden faydalandı.

Dinin kutsiyetinin kabulü ve âlemlerin Rabbi olan Allah'a itaat etme müsamahalı davranı­şın bir başka sebebidir. Diğer insanlar bu hu­susu anlamayabilirler, ama, bir mü'min O'nun mesajının hakikatinin ve İlâhî menşeinin tam olarak şuurundadır. O, diğer insanların inanç­larını ve tanrılarını kötülemeyecek, böylece onlar da kâinatın gerçek Yaratıcısına kötü sözler söylemeyeceklerdi. Kur'ân, insan dav­ranışının bu yönü hakkında çok açıktır: "(On­ların) Allah'tan başka yalvardıklarma sövme­yin ki. onlar da bilmeyerek sınırı aşıp Allah'a sövmesinler!..." (6: 108). Diğer dinlerin mensupları sadece cehalet ve kinlerinden do­layı Allah'a sövmeye başlarlarsa, onların İslâm'dan daha da uzaklaşacakları, imanı ka­bul etme İhtimallerinin pek kalmayacağı çok açıktır. Mü'minlerin itici davranışları onları Hakikat'e daha da yabancılaştıracaktır. İşte bu sebeple mü'minlerin kesinlikle kötülüğe kötülükle karşılık vermemeleri, daima daha gü­zel davranışlar sergilemeleri emredilmiştir. Böylelikle, onlar bu güzel davranışlardan et­kilenerek, kendilerinin İslâm'a muhalif olma­dıklarım; aksine mütemayil olduklarını hissedebilirler.

İnsan psikolojisi ve tarih çalışmaları, kişilerin bağlandıkları gerçek dinleri hususunda bir çok âmilin varlığını ortaya çıkarmıştır. Bunlar kişinin psikolojisi, hayat geçmişi, gizli kalmış veya bastırılmış duyguları, eğilimleri, tarihi, mizaç yapısı, sevgi ve nefretleri, tahsili ve çevresinin gizli etkileridir. Her insanın Önün­de şu görevler vardır: 1- Üstün gayeye ulaştı­racak her vasıtayı kullanmak, 2) Kötü yollar­dan kaçınmak, 3) Nesnelere bakarak yeni fi­kirler ve metodlar ortaya çıkarmak, ve 4) Yanlışlıklarla ve ıslah edilememiş şeylerle sa­vaşmaktır. Bunların hepsi, kişinin Hakikat'e ulaşması ve daha önceden varolan karanlıkla­rın yavaş yavaş manevî bir ışıkla aydınlanma­sı gayesine yöneliktir. Eğer, bunlar nezaketle ve manevî bir öğreticinin ustalığıyla yapıl­mazsa, sadece inatçı tepkilerle karşılaşılmaz, gerçek İlâh'a ve O'nun Hakikati'ne çirkin say­gısızlıklar da yapılabilir. Bu durum tek tek kişilerde olabildiği gibi milletlerde veya büyük insan topluluklarında da görülebilir. (A. Yu­suf Ali, The Holy Qur'an, sh. 321).

İslâm'a yönelik muhalif baskıların ve propa­gandaların varlığını da zikretmek gerekir. Haçlılarca başlatılan bu saldırılar, Avrupalıla­rın müslümanlar hakkındaki düşüncelerini çok olumsuz yönde etkilemiştir. Oysa söyle­diklerinde gerçeğin bir tek kırıntısı yoktur, fa­kat, şarkiyatçıların (oryantalistler) propagan­da ve yalanlarıyla bu etki o kadar genişledi ki, sonunda samimi, masum insanlar dahi İslâm'dan uzaklaştırıldılar. Şu hususa kesin­likle dikkat etmek gerekir: Müslümanların ta­vır ve davranışları, İslâm hakikatini başka in­sanlara iletme biçimidir. Bu tavır ve davranış biçimleri Örnek teşkil etmeli, Kur'ân ve Sünnet'in öğretisiyle uygunluk İçinde olmalıdır. Başka dinlerin mensupları üzerinde ilk etkiyi yaratacak vasıta olarak, İslâm'ın, onlara hoş­görülü davramlmasını ve serbestlik verilmesi­ni ısrarla vurgulamasının nedeni işte budur. Hoşgör...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Dini Müsamaha
« Posted on: 04 Nisan 2020, 23:39:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Dini Müsamaha rüya tabiri,Dini Müsamaha mekke canlı, Dini Müsamaha kabe canlı yayın, Dini Müsamaha Üç boyutlu kuran oku Dini Müsamaha kuran ı kerim, Dini Müsamaha peygamber kıssaları,Dini Müsamaha ilitam ders soruları, Dini Müsamahaönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &