> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Siret Ansiklopedisi > Andlaşmalara Uymak
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Andlaşmalara Uymak  (Okunma Sayısı 355 defa)
22 Temmuz 2012, 14:09:19
Vatan Var Olsun !
Dünyalılar
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bayan
Mesaj Sayısı: 8.940


« : 22 Temmuz 2012, 14:09:19 »



Andlaşmalara Uymak Ve Başkalarıyla İyi İlişkileri Korumak

İnsan hayatı, karşılıklı yükümlülükler yerine getirilmediği zaman yozlaşmaya ve bozulma­ya eğilimlidir. Herkes payına düşenden daha fazlasını almaya çalışırsa, toplumdaki zayıflar acı çekecektir. Bu sebeple İslâm, mensuplarına her türlü mükellefiyetlerini yerine getirme­lerini emreder. Tevbe sûresinde: "Ancak and­laşma yaptığınız müşriklerden, (şartlara tam riâyet eden ve andlaşma şartlarından) hiçbir şeyi size eksik bırakmayan ve size karşı hiç kimseye arka çıkmayanların andlaşmalarını, kendilerine tanıdığınız süreye kadar tamamla­yın. Çünkü Allah (azabından) korunanları se­ver." (9: 4) buyrulur. Böylece, bir müslümanın diğer insanlarla yaptığı andlaşmalara uy­ması ve kesinlikle ilk bozan taraf olmaması gerekir. Bu takva sahibi insanların davranışı­dır ve Allah muttakîleri severken, bir müslümandan daha muttaki kim olabilir? Bununla beraber diğer taraf anlaşmanın herhangi bir hükmünü çiğnerse, müslümanlar andlaşmayı bozma hakkına sahiptir. En'âm sûresinde şöyle denilmektedir: "... Allah'ın ahdini yeri­ne getirin..." (6: 152). Âyette yer alan "Al­lah'ın ahdi" ifadesi üç değişik andlaşmayı kapsar. İlki, insanın Allah ile yaptığı kutsal anlaşma; ikincisi, insanın Allah adına bir baş­kasıyla yaptığı dönülmez sözleşme ve; üçün­cüsü ise, insanın doğusuyla yürürlüğe giren tabiî bağlantılardır.

Bunların ilk ikisi niyete ve seçime bağlıyken, üçüncüsü ahlâkî bir zarurettir. Üçüncü tür bağlantıda insan tercih hakkına sahip değilse de, en az ilk ikisi kadar bağlayıcıdır ve bu an­laşmaya onlar kadar değer verilmelidir. Çün­kü, Allah insana olağanüstü fizikî ve zihnî özelliklerle dolu bir meleke vermiş, yeryüzü­nü onun yerleşimine uygun olarak donatmış, ona rızık ve sayısız kaynaklar sağlamıştır. Bütün bunlar tabiî olarak insan üzerinde Al­lah adına bazı haklar doğurur. Aynı şekilde, onu doğuran ve besleyen annesine, yetiştiren babasına, çeşitli imkânlar ve fırsatlar tanıyan topluma karşı bir takım görevleri vardır. Be­lirli yapılarıyla bu görevler değişik dereceler­de insanın mükellefiyetlerini oluşturur. İnsa­nın Allah ile ve toplum ile olan bu "ahd"inin herhangi bir kitapta yazılı olmadığı bir ger­çekse de, varlığını borçlu olduğu bu "ahid", vücudunun her uzvunda ve her zerresinde fıtrî olarak yer etmiştir. (The Meaning of the Qur'an, c. m, sh. 171).

Bu andlaşmaya Bakara sûresinde şu sözlerle işaret edilir: "Onlar ki, söz verip bağlandıktan sonra Allah'a verdikleri sözü bozarlar, Allah'ın, birleştirilmesini emrettiği şeyi (iman ve akrabalık bağlarını) keserler ve yeryüzün­de bozgunculuk yaparlar; işte ziyana uğra­yanlar onlardır." (2: 27). Bu kısa âyet mâna bakımından öylesine geniştir ki, iki insan ara­sındaki ilişkiden, uluslararası ilişkilere kadar bütün ahlâkî durumları İhtiva eder. Âyete gö­re, Allah'ın tesisini emrettiği ilişkilerin bozul­ması kaos ve düzensizliğe neden olur, çünkü, insanları Allah'a ve birbirlerine bağlayabile­cek, yalnızca bu ilişkilerdir. "İlişkileri kes­mek" aynı zamanda "onları kötüye kullan­mak" mânasına da gelir, zira bu bağlar doğru bir şekilde gözetilmediği sürece aynı sonuçlar ortaya çıkar. Bu sebeple Kur'ân sadece bu bağların koparılmasını değil, dünyada karı­şıklık, kaos ve düzensizliğe neden olduğu için suistimalini de yasaklar. Sonuçta, insanla Al­lah, insanla insan arasındaki ilişkileri bozan, böylelikle yeryüzünde bozgunculuk yapan kimseler, bu âyette fâsıklar olarak isimlendirilir.

Hz. Peygamber , İnsan hayatının bu yönüne büyük dikkat gösterdi. O, insanlar arasındaki menfî ilişkilerin sebep olabileceği kötü so­nuçların tam olarak bilincindeydi; bu sebeple, takipçilerine aralarında iyiliği muhafaza et­melerini emretmiştir. Şöyle buyurur: "Birbirinizle kötü ilişkilerden sakının. Çünkü onlar mutsuzluk veren şeylerdir." (Tirmizi). Yine, şöyle buyurur: "Zarara sebebiyet veren kim­seye, Allah zarar verecek; düşmanca davra­nışlarda bulunana^ Allah düşmanca davrana­caktır." (İbni Mâce ve Tirmizî).

Hz. Ebu Bekir'in rivayetine göre Rasûlullah  şöyle buyurmuştur: "Bir mü'mine zarar veren veya ona karşı hilekârlık yapan lanetlenmiştir." (Tirmizî). Ebû Hureyre'nin rivayetine göre Rasûlullah  şöyle buyur­muştur: "İyi (niyet) düşünceler beslemek, ha­kiki ibadettin bir cüz'üdür." (Ahmed ve Ebû Dâvud). Yine Rasûlullah  : "Akrabalık bağ­larını koparan cennete giremez." buyurmuş­tur. (Buhari ve Müslim). îbni Amr ise Rasûlullah'dan şöyle rivayet etmiştir: "Ak­rabaya hakiki bağlılık (sıla-i rahim) gösteren, kendisinden akrabalık sıla ve ihsanı kesildiği halde, sıla ve ihsanda bulunan kimsedir." (Buharî). Ebû Hureyre'den rivayete göre, Rasûlullah şöyle demiştir: "Rahm (adı ki, karın yakınlığı, hısımlıktır) rahman isminden alınmıştır. Bu rahim yakınlığı sık ağaçların birbirine sarılmış kökleri gibidir. Allahu Teâlâ buyurdu ki: 'Ey rahm karabeti (yakınlı­ğı)! Her kim sana bağlı bulunur (sıla-i rahm ederse), ben de ona rahmetimi erdiririm, kim ki sana münâsebetini keserse, ben de ona rah­metimi keserim.' " (Buharî). Yine Rasûlullah şöyle demiştir: "Allah'ın rahmeti, içlerinde akrabalık bağlarını kesmiş bulunan bir kişinin bulunduğu topluluğa inmez." (Beyhaki). Ebû Bekir, Rasûlullah'dan şöyle rivayet etmiş­tir: "Zulüm ve akrabalık bağlarım kesmek ka­dar, bu dünyada Allah'ın cezalandırmasını hak etmiş bir başka günah yoktur." (Tirmizî ve Ebû Dâvud).

"Akrabalık ilişkilerini gözetme" tam olarak "andlaşmaların yerine getirilmesi" başlığı al­tına girmezse de, aynı tür ilişkiler sayılır. Zira bu da, anlaşmaların gayesi olan beşerî müna­sebetlerin sağlamlaştırılmasıyla ilgilidir. Bir toplum, bu şekildeki kan bağı, arkadaşlık ve­ya andlaşmalarla oluşturulmuş ilişkilerle dü­zenli olarak işlevini sürdürür, kültür ve mede­niyetini zenginleştirir. Bu ilişkilerdeki her­hangi bir kopukluk, toplumun bütünlük, birlik ve beraberliğini ters yönde etkileyecek, so­nuçta kültür ve medeniyetin gelişimi dumura uğrayacaktır. Bu sebeple îslâm, akrabalık bağlarına olduğu kadar, çeşitli şekillerde ya­pılmış andlaşmaların korunmasına da özen göstermiştir. Yükümlülüklerini yerine getir­meyen veya aksatanlar ağır bir şekilde azar­lanmış ve âhiretteki cezalara dikkatleri çekil­miştir.

Kur'ân böyle insanları şu ifadelerle kınamak­tadır: "Demek işbaşına gelecek olursanız, yeryüzünde bozgunculuk yapmanız, akrabalık bağlarını koparmanız sizden umulur değil mi? Onlar, Öyle kimselerdir ki, Allah onları lanetleyip sağır yapmış, gözlerini kör etmiş­tir." (47: 22-23).

Bu âyet, İslâm'da ilişkilerin kesilmesinin açıkça yasaklandığını gösterir. İslâm, ilişkile­rin kurulması için müsbet adımlar atılmasını teklif eder ve insanlara özellikle de akrabalara iyilik yapılmasını ve şefkat gösterilmesini öğütler. Bakara sûresi, sadece ibadetlerin dış şekillerinin gözetilmesinin fazilet olmadığı, gerçek faziletin Allah'a inancın pratikteki uy­gulamaları olduğu hususunda mü'minleri uyarır: "Yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çe­virmeniz iyilik değildir. Asıl iyilik, o (kimse­nin iyiliği)dir ki, Allah'a, ahiret gününe, me­leklere, Kitaba ve peygamberlere iman etti; Allah rızası için yakınlara, yetimlere, yoksul­lara, yolda kalmışlara, dilencilere ve boyun­duruk altında bulunan (köle ve esir)lere mal verdi; namazı kıldı, zekâtı verdi. Andlaşma yaptıkları zaman andlaşmalarım yerine geti­renler; sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabredenler, işte doğru olanlar onlardır. (Al­lah'ın azabından) korunanlar da onlardır." (2:177). Nisa sûresinde şunları görebiliriz: "(Miras düşmeyen) akrabalar, öksüzler, yok­sullar da (miras) taksim(in)de hazır bulunursa bir şeyler vererek onları da ondan nzıklandı-nn (gönüllerini hoş edin) ve onlara güzel söz söyleyin." (4: 8). Nahl sûresinden de şu âyeti okuyabiliriz: "Allah adaleti, ihsanı, akrabaya vermeyi emreder, fahşa (edepsizlikten)dan, münker(fenalık)den ve bağy(azgınlık)den meneder. Öğüt almanız için size böyle öğüt verir." (16: 90).

Bu âyette, Allah, dengeli ve sağlıklı bir toplu­mun dayanağı olan çok önemli üç hususu em­reder. Bunlardan birincisi, iki boyutu olan adalettir. Bu tip andlaşmalar, herkesin sınırla­ma olmaksızın gerçek haklarına sahip olması­nı mümkün kılar. Bununla birlikte, adalet, herkese eşit haklar verilmesi anlamına gel­mez. Zaten bu tamamıyla gayri tabiîdir. Ger­çekte adalet, hakların hakkaniyete ve insaf öl­çülerine uygun olarak dağıtılmasıdır ki, kimi durumlarda eşitlik anlamına da gelebilir. Meselâ, bütün vatandaşlar vatandaşlık haklan bakımından eşit olmalıdırlar, fakat öyle du­rumlar vardır ki, eşitlik, adaletsizlik olabile­cektir. Örnek vermek gerekirse, ana baba ile çocukları arasında toplumsal konum ve hak­lar bakımından eşitlik olması açık bir yanlış­lıktır. Bunun gibi, daha önemli işler yapanlar­la, ikinci derecede önem taşıyan hizmetleri yerine getirenler ücret ve statü bakımından eşit olamazlar. Allah'ın emri bir kişinin hak­kıyla kazandığı ahlakî, sosyal, ekonomik, kanunî veya siyasî her türlü hakkının dürüstçe kişiye verilmesini gerektirir.

Emredilen ikinci husus, iyi, cömert, müsama­halı, affedici, nazik, yardımsever olmak, ben­cil olmamak anlamlarına gelen ihsanda. Toplumsal hayatta, bu, adaletten de önemli­dir, zira adalet sağlıklı bir toplumun esası iken, ihsan, onun mükemmelleştirilmiş hali­dir. Bir taraftan adalet toplumu hakların çiğ­nenmesi ve zulümden korurken, diğer yandan ihsan, hayatı zevkli, hoş ve yaşanmaya değer kılar. Herkesin kendi isteklerinin yerine geti­rilmesinde inatlaşması o toplumun gelişmesi önünde açık bir engeldir. En iyimser bakışla böyle bir toplum ihtilaflardan uzak olabilir; ancak bu toplumda yaşama zevkini geliştiren ve yüce değerlerin oluşmasını sağlayan sevgi, samimiyet, mürüvvet, cömertlik, fedakârlık, sempati ve diğer insanî nitelikler bulunmaz.

Allah'ın emrettiği üçüncü husus, gerçekte ih­sanın özel bir şekli olan akrabalara iyi mua­mele etmektir. Bu, sade...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Andlaşmalara Uymak
« Posted on: 30 Ekim 2020, 04:58:43 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Andlaşmalara Uymak rüya tabiri,Andlaşmalara Uymak mekke canlı, Andlaşmalara Uymak kabe canlı yayın, Andlaşmalara Uymak Üç boyutlu kuran oku Andlaşmalara Uymak kuran ı kerim, Andlaşmalara Uymak peygamber kıssaları,Andlaşmalara Uymak ilitam ders soruları, Andlaşmalara Uymakönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &