ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler  (Okunma Sayısı 4951 defa)
26 Aralık 2009, 22:47:16
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 26 Aralık 2009, 22:47:16 »



Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler


Buhari ve Müslim Cabir bin Abdullah´tan rivayet ederler. O demiştir ki: "Biz Rasulüllah efendimiz ile birlikte Necid taraflarına gazaya gittik. Kafilemiz yola çıktığı zaman kuşluk vakti geniş bir vadiye indik. Burada konakladık. Burasının ağaçları çoktu, asker ağaçların gölgesine sığınarak istirahate çekildi. Peygamberimiz de bir semura ağacının altına çekildi, kılıcım da bu ağaca astı. Hepimiz uyumuştuk. Bir de ne görelim Rasulüllah bizleri çağırıyor. Derhal onun yanma koştuk. Onun yanında bir bedevi oturmakta idi. Meğer bu bedevi, efendimize suikastta bulunmak istemiş, Efendimiz bize buyurdular ki: "Bu bedevi, gelip ben uyurken kılıcını kınından sıyırmış ve başucuma dikilip: "Şimdi seni benim elimden kim kurtaracak ey Muhammed?" diye bağırmıştı. Ben de kendisine: "Allah kurtaracak" karşılığını verdim. Bedevi korkup kılıcını kınına koydu ve gördüğünüz gibi yere oturdu." Peygamber efendimiz, bu bedeviyi cezalandırmadı.

Sahihtir kaydıyla Hakim, Beyhakî diğer bir tarikle Cabir bin Abdullah´tan şöyle naklederler: "Rasulüllah efendimiz Muharip bin Hasafe oğulları ile savaş yaptı. Bu savaş Medine´den iki günlük mesafede bulunan hurmalık bir Necid arazisi idi. Bir ara müslümanlar istirahate çekilmişti. Müşriklerden Gavras bin Haris adında birisi, uyumakta olan Rasulüllah efendimizin başucuna gelip dikilmiş ve kılıcını sıyırarak: "Söyle bakalım ey Muhammed, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?" diye bağırmıştır. Peygamberimiz de derhal doğrularak: "Allah" cevabını vermiştir. Adam korkuya kapılıp kılıcı elinden düşmüş, Peygamberimiz de bu kılıcı eline alarak: "Söyle bakalım, şimdi seni benim elimden kim kurtaracak?" demiştir. Adam: "Sen bilirsin ya Muhammed, sen bana iyilik ve afv ile muamele eyle!" diye yalvarmış. Peygamber efendimiz de adamı serbest bırakmıştır. Bu adam kavminin yanına gidip: "Biliyor musunuz, ben bütün inşaların en hayırlısı olan zatın yanından geliyorum" diye konuşmuştur."

(Bu olayın ravisi, sonra "Salat´ül Havi" hakkında bilgi vermiştir.) [53]

Beyhakî´nin Cabir´den yaptığı rivayeti Müslim´in şu ifadeyle verdiğini görmekteyiz: "Biz Peygamber (s.a.v.) ile Cüheyne´den bir kavim

ile çok şiddetli bir savaşa tutuştuk. Peygamber efendimiz, bir ara öğle namazını kıldırmıştı. Bunu gören müşrikler: "Eğer tam şu sırada müslümanlara bir yüklensek, hepsini kılıçtan geçirmiş oluruz!" dediler. Bazıları da: "Onların bir kaç saat sonra bir namazları daha var ki, onlar bu namazları evladlarından çok daha fazla severler. îşte o sırada onlara hamle yapıp, hepsini kılıçtan geçirelim!" dedi. Cebrail (a.s.) da gelip durumu Peygamber efendimize haber vermiştir. Peygamber efendimiz de durumu bize haber verdi ve bize Salatü´l Havfı kıldırdı." [54]

Ahmed, Beyhakî, Ebu Ayyaş el-Züraki´den rivayet eder. O şöyle demiştir: "Usfan´da biz Rasulülîah ile birlikte idik. Müşriklerin kumandanı ise Halid bin Velid idi. Rasulülîah bize öğle namazını kıldırdı. Müşrikler dediler ki: "Elimize Öyle bir fırsat geçmişti ki, ansızın saldırıp hepsini kılıçtan geçirecektik!" Öğle vakti ile ikindi vakti arasında "namazın kısaltılması" ile ilgili ayet nazil oldu."

(İşte bu, Usfan´da kılınan ilk "korku namazı" idi ve bu şekilde kılınan namaz da ikindi namazı idi.)

Müslim, Beyhakî ve Ebu Nuaym Cabir bin Abdullah´tan şöyle rivayet ederler: "Biz Zatür-Rika gazvesinde Peygamber (s.a.v.) ile birlikte yola çıkıp geniş bir vadiye indik. Rasulülîah efendimiz haceti için ayrılıp hayli uzağa gitti. Ben de onun peşi sıra su kabını götürdüm. Rasulülîah şöyle bir etrafına bakındı, hacetini yaparken gizlenecek bir şey göremedi. Bir de baktı ki vadinin kenarında bir ağaç var. Onun yanına kadar gidip dallarından birini tuttu ve: "Allan´in izniyle haydi benimle gel" dedi. Dal sanki burnundan zincirle yedilen bir deve gibi, onun peşi sıra geldi. O diğer bir´ ağacın yanında durup onun da bir dalma asılarak: "Haydi sen de Allah´ın iziniyle benimle gel!" diyerek çekti ve o da geldi. Efendimiz onu diğer dal ile birleştirerek arkasına gizlenip hacetini yaptı.

Ben bu sırada kendi kendimle konuşup bekliyordum. Bir de baktım ki, Rasulülîah bana doğru gelmekte ve başı ile: "İşte şuraya, işte şuraya!" diyerek sağına ve soluna işaret etmekte. Peygamberimiz başı ile bu işareti yaparken orada duraklamıştı. Yanıma geldiği zaman: "Durup başımla sağıma ve soluma işaret ettiğim yeri gördün mü?" diye bana sordu. Ben de: "Evet ey Allah´ın rasülü" dedim. Bunun üzerine Rasulülîah bana: "Öyleyse haydi o iki ağacın yanına kadar git, her ikisinden birer dal kes ve o dalları getirip işarette bulunduğum yerlere birer tane bırak" buyurdu. Ben de Rasulüllah´m emri gereğince gidip bir taş aldım. Onun bir kenarını keskinleştirerek birer dal kestim, dalları sürüyerek Rasulüllah´m işaret ettiği yere kadar getirip koydum. Sonra Rasulüllah´a gelerek, buyurduklarını aynen yerine getirdiğimi haber verdim. Bu sırada Rasulüllah efendimiz buyurdular ki: "işte ben, oradan geçerken işarette bulunduğum her iki yerde, iki kabir bulunmakta olduğunu gördüm. Onlar azab içinde idiler. îstedim ki, kendilerine şefaatim sebebiyle azapları hafifletilsin. îşte bu iki yaş dal, onların kabirleri üzerinde kuruyacakları zamana kadar onların azabının hafîfletilmesine vesile olacaktır,"

Bundan sonra biz, askerin yanma geldik. Peygamber efendimiz bana: "Ey Cabir, bana abdest almam için su getirmelerini söyle!" diye emretti. Ben de: "Abdest almak için su! su!" diye bağırdım, hiç su getiren olmadı. Kafilenin bu husustaki durumunu sordum; bir damla su olmadığı cevabını aldım. Gelip. Rasulüllah´a bilgi verdim. Ensardan biri, daima Rasulüllah için serin su bulundurmakla vazifeli idi. Rasulüllah efendimiz, onun serinlettiği suyu içerlerdi. Derhal beni o adama gönderdi. Ben de derhal o adama gittim, maalesef, onun su kırbasında bir içimlik dahi su yoktu. Sadece kırbanın ağzında bir damla su bulunmakta idi ki, onu kırbanın içine bıraksam, kırbanın kuru kısımlarını ıslatacak kadar bile yoktu. Dönüp geldim. Durumu Rasulüllah´a arz eyledim. Rasulüllah da bana: "Git, o su kırbasını bana getir!" buyurdu. Ben de derhal gidip´getirdim. Bu su kabını mübarek eline alan Peygamber (s.a.v.) efendimiz bazı şeyler konuşup okudu. Fakat ben, neler konuştuğunu fark edemedim.

Peygamberimiz, su kırbasını eliyle yokladıktan sonra bana hitaben: "Ey Cabir, bize geniş bir su kabı getirmeleri için nida et!" buyurdu. Ben bütün sesimin çıktığınca: "Geniş bir su kabı getiriniz!" diye bağırdım. Derhal getirdiler, ben de onu Rasulüllah´ın önüne koydum. Rasulüllah bana eliyle işaret ederek benim elimde bulunan su kırbasını, getirilen geniş kabın üzerine yaymamı söyledi. Ben de yaydım. Sonra mübarek parmaklarını birbirinden ayırarak, onun üzerine koydu ve onu geniş su kabının dibine indirdi. Sonra bana hitaben: "Onu al kaldır ve üzerime dök, "Bismillah!" diye de söyle" buyurdu. Ben de öyle yaptım. Mübarek parmaklarından su akmaya ve geniş su kabı dolmaya başladı. "Ya Cabir, suya ihtiyacı olanların, gelip su almaları için ilan et!" buyurdu. Ben de ilan ettim, insanlar geldiler, diledikleri kadar su aldılar. İyice suya kandılar. Rasulüllah efendimiz elini geniş su kabından kaldırdığı zaman o yine su dolu idi."

Susuzluklarını iyice gidermiş bulunan insanlar, biraz sonra Rasulüllah´a açlıktan şikayet ettiler. Rasulüllah da onlara: "Çoğa varmaz yüce Allah, açlığınızı da giderecek bir imkan lütfeder" buyurdu. Derken Seyfül-Bahr denilen yere gelcliğimizde, bir hayvanın denizden karaya vurduğunu gördük. Bunun yarısıyla bütün asker doyuma erdi. Kızarttılar, pişirdiler, yediler ve doydular." [55]

Cabir der ki: Bu kıyıya vuran hayvan o kadar büyüktü ki, onun göz çukuruna beş kişi girip saklan sa kimse onları göremezdi. Dönüşte yan tarafından bir parçayı en kuvvetli devemize yükleyerek Medine´ye getirdik. Fakat onu getiren deve, zorlanarak iki büklüm haline geliyordu." [56] Buhari ve Müslim Cabir´den rivayet ederler. O demiştir ki: "Ben Rasulüllah efendimizle gazaya çıkmıştım. Fakat devem geride kalıyor ve beni yoruyordu. Ne kadar iyi yürümesi için uğraştımsa faydası olmadı. Durumu farkeden Rasulüllah efendimiz: "Ey Cabir, sana ne oluyor? Neden arkalarda kalıyorsun?" diye sordu. Ben de: "Devem yürümüyor ya Rasüîailah" dedim. Bunun üzerine elindeki mihceni ile deveme bir iki kere vuran Rasulüllah: "Haydi devene bin ve onu sür. Artık geri kalacak diye hiç korkma" buyurdular. Ben de binip sürdüm, devem gerçekten o kadar süratlenmişti ki, Rasulüllah´m önüne geçmesin diye onu zor tutuyordum.

Ebu Nuaym´ın Cabir bin Abdullah´tan bir rivayeti de aşağı yukarı bu merkezdedir. Yine Ebu Nuaym´ın Cabir´den bir rivayeti vardsr. Bu rivayet dahi bu mealde olmakla beraber, bunda farklı olarak Rasulüllah´m Cabir´in devesine bir İki vurduktan sonra, "Haydi Bismillah de, devene bin!" buyurduğu ifade edilmektedir.

Yine aynı olayla ilgili olarak Cabir´den Ahmed bin Hanbel´in de bir rivayeti bulunmakta ve bu rivayette şöyle denilmektedir:

"Ben geceleyin devemi kaybetmiştim. Rasulüllah´a uğradığımda o bana: "Neyin var?" diye sordu. Ben de devemi kaybettiğimi söyledim. Rasulüllah bana belli bir yeri işaretleyerek: "îşte deven oradadır, git al!" buyurdu. Ben gittim ise de devemi göremedim. Rasulüllah´a döndüğüm de o bana yine: "îşte deven orada, git al!" buyurdu. Gittim, aradım, yine bulamadım. Döndüğümde Rasulüllah beni yanına alarak, işaret ettiği yere götürdü ve devemi elime teslim etti. Ben devemin yularından çekerek götürüyordum. Baktım, yazık dedim; "Benim böylesine küçük

adımlarla yürüyen şaşkın bir devem olsun!" diye hayıflandım. Rasulüllah: "Ya Cabir, kendi kendine neler söyleniyorsun?" buyurdu. Ben de söylediklerimi kendisine haber ver...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler
« Posted on: 05 Nisan 2020, 14:07:24 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler rüya tabiri,Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler mekke canlı, Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler kabe canlı yayın, Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler Üç boyutlu kuran oku Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler kuran ı kerim, Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler peygamber kıssaları,Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizeler ilitam ders soruları, Zatür Rika Gazvesinde Görülen Mucizelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &