> Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > İslam Tarihi Eserleri > Hazreti Muhammed a.s.v > Mucize Ve Büyük Özellikleri > Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler  (Okunma Sayısı 7307 defa)
26 Aralık 2009, 18:08:01
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 26 Aralık 2009, 18:08:01 »



Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler
[37]


Buhari ve Müslim Ebu Musadan şu haberi nakletmişlerdir: "Peygamber (s.a.v.) buyurdu: "Ben rüyamda Mekke´den, hurmalık bir yere hicret ettiğimi gördüm. Burasını Yemâme veya Hecer zannettim. Halbuki bizim hicret yurdumuz Medine imiş. Yine ben aynı rüyamda kılıcımı salladığımda ortadan kırıldığını gördüm. Bu ise Uhud´da ashabıma isabet eden şeye işaretmiş. Yine aynı rüyamda kılıcımı salladığımda eskisinden daha iyi olduğunu görmüşdüm. Bu ise Allah´ın bize nasip edeceği bir fetih ve müslümanlarm güzel bir cemaat haline gelmesine işaret imiş Yine ben aynı rüyamda bazı sığırların boğazlanmakta olduğunu görmüş "înşaallah hayırlı olur" demiştim. Meğer bu da Uhud´da verdiğimiz kurbanlara işaretmiş. "înşaallah hayırlı olur" deyişim ise, Bedir de elde ettiğimiz zafere işaretmiş."

Ahmed, Bezzar, Taberânî ve Beyhakî îbni Abbas´tan şöyle naklederler: "Uhud günü müşrikler silahlanıp geldikleri zaman, Rasulüllah efendimizin görüşü, Medine´de kalıp müdafaa savaşı yapmaktı. Fakat bazıları Bedir´e çıkmadıklarından bir açık savaş yapmaya çok hırslı idiler. Bunlar Uhud´a çıkalım, orada müşriklerle meydan savaşı yapalım diye ısrar ettiler. Onlar bununla Bedir ehlinin kazandıkları faziletin aynısını kazanmayı düşünüyorlardı. Rasulüllah efendimiz zırhım giyip silahını kuşanıncaya kadar, bu hususta ısrar ettiler. Rasullullah hazırlandıktan sonra da: "Onu galiba tesir altında bıraktık" diyerek, ısrarlarına pişman oldular. Gelip Rasulüllah´a müracat ettiler ve: "Ey Allah´ın rasulü rey sizin reyinizdir! Siz emrediniz, biz onu yapalım" dediler. Peygamberimiz de kendilerine: "Bir peygamber zırhını giyip silahını kuşandıktan sonra geri dönmez! Allah onunla düşmanı arasında hükmedinceye kadar aldığı karar üzerinde azimle yürür!" karşılığını verdi ve Uhud´a yürüdü."

Rasulüllah efendimiz, zırhını giyip silahını kuşanmazdan önce, onlara şunu da söylemişti: "Ben rüyamda kendimi çok sağlam bir zırh içinde gördüm ve bu zırhı Medine olarak yorumladım. Binaenaleyh Medine´de kalıp savunma savaşı verelim! Aynı zamanda rüyamda bir koç kovalıyordum. Bunu da karşı askeri kovalayacağımız şeklinde yorumladım. Bir ara kılıcımın elimden çıktığını gördüm. Bunu da sizin hakkınızda bir eksilme şeklinde yorumladım. Yine bu rüyada ben, bazı sığırların kesildiğini gördüm ve bunu, bazı kurbanlar vereceğimiz şeklinde düşündüm."

Ahmed, Bezzar, Hakim ve Beyhakî Enes´ten rivayet t terler. O demiştir ki: Rasulüllah efendimiz buyurdu: "Ben rüyamda gördüm ki, bir koçun peşine düşmüş kovalıyordum. Aynı zamanda kılıcımın kabzasının kırıldığını gördüm. Bunu şöyle yordum: Ben karşı tarafın koçunu (büyük bir adamını) öldüreceğim, kılıcımın kabzasının kırılmasını da yakınlarımdan birinin öldürüleceğine yordum." Derken Hz. Hamza şehid düştü. Karşı tarafın bayraktarı Talha da öldürüldü.

(Beyhakî Musa bin Ukbe tarikiyle Ibni Şihab´m: "Bazılarının Rasulüllah´m yorumu: Uhud´da yüzünün yaralanması şeklinde idi"

dediklerini naklettiğim bildirir." [38]

Beyhakî Musa bin Ukbe tarikiyle îbni Şihâb´dan şöyle nakleder: "Ubeyy bin Halef, Bedir de fidye verip canım kurtardıktan sonra bir at besler ve: "Vallahi ben bu atıma günde bir ölçek yem yediriyorum ve bu at üzerinde Muhammed´le savaşıp onu öldüreceğim!" diyerek söylenir ve and içerdi. Onun bu sözü Rasulüllah´a ulaştığında Rasulüllah da şöyle buyurdu: "Bilakis ben onu öldüreceğim inşaallah!"

Übeyy bin Halef, Uhud´a zırhlara bürünmüş ve bu ata bimiş olarak geldi. "Eğer Muhammed sağ kalırsa ben kurtulamam" diye bağırıyordu. Mü´minlerden bazıları kendisine saldırmak istediler, fakat Rasulüllah efendimiz kendilerini durdurdular ve: "Bana yolu açınız" buyurdu. Büyük bir cesaretle Übeyy´in üzerine yürüdü, zırhı ve miğferi arasında gırtlağını gördü ve elindeki süngüsü ile hamle yaparak onu atından yere düşürdü. Übeyy´in arkadaşları koşarak onun yanına geldiler. O yere yatmış danalar gibi bağırıyordu. Halbuki yarasında bir damla kan bile akmamıştı. Baktılar küçük bir çizik vardı. Dediler ki: "Ya Übeyy, neden bu kadar korkup bağırıyorsun? Hepsi bir çizikten ibarettir! Bunda korkulacak ne var?" Übeyy onlara şu karşılığı verdi: "Siz Muhammed´in: "Übeyy´i ben öldüreceğim" dediğini duymadınız mı? Vallahi onun bana indirdiği darbe Zi´l Mecâz´da yaşayan insanların hepsinin üzerine inmiş olsaydı, hiç birini sağ komaz helak ederdi!" tşte bu Übeyy bin Halef, Uhud dönüşü Mekke´ye giderken yolda öldü. (Beyhakî bunu, diğer.kaynaklarında rivayet ettğini bildirir.)

îbni îshak şöyle der: "Bana îbni Şihâb, Asım bin Ömer, Muhammed bin Yahya ve daha başkaları anlattı: Uhud savaşı sırasında müşriklerden biri meydana çıkıp müslümanlardan kendisine eş isteyip mübarezeye davet eyledi. Zübeyr ayağa kalkıp mübarezeyi başlattı. Derhal adamın üzerine sıçrayıp onun devesi üzerine çıkarak, kendisiyle gırtlak gırtlağa geldi. Devenin üzerinde amansız bir mücadele başladı, bu sırada Rasulüllah efendimiz: "Devenin üzerinden yere daha yakın olanı, mücadeleyi kaybedecektir!" buyurdu. Derken müşrik devesi üzerinden yere düştü, Zübeyr de onun peşinden atlayıp üzerine çullandı, derhal kılıcı ile adamın boğazını keserik onu katletti. (Bu haberi, Beyhakî de rivayet etmiştir.)

Almed, Buhari ve Nesai, Berâ bin Azib´den rivayet ederler: "Uhud günü okçuları güzelce yerleştiren Peygamber (s.a.v.), Abdullah bin Cübeyr´i onların üzerine komutan tayin etti. Onlar hepsi elli kişi idiler. Sonra onlara şu emri verdi: "Biz savaşta yenilip öldürülsek bile, akbaba kuşları da gelip cesetlerimizi başka yerlere götürmeye başlasalar bile, benden size ikinci bir emir gelmedikçe, katiyyen yerinizi bırakmaya-

caksımz!" Sonra savaş başladı, müşrikler hezimete uğrayıp kaçmaya başladılar. Kadınları eteklerini çemrenerek dağın zirvesine doğru tırmanıyorlardı. Bu sırada Abdullah, bin Cübeyr´in emrine verilen okçu lar: "Arkadaşlar ne duruyorsunuz, müslümanlar galip geldiler. Gidip ganimet toplayalım!" diye bağrıştılar. Abdullah derhal: "Siz Rasulüllah´-ın size ne emrettiğini unuttunuz mu? Sakın hiç biriniz yerinizden ayrılmayınız!" diyerek onları uyardı ise de, onlar: "Ganimetten biz de nasibimizi alacağız!" diyerek koşuşup yerlerim terkettiler. Harb sahası na geldikleri zaman geri dönmek zorunda kadılar. Bu sefer hezimete uğrayanlar müslümanlar oldu. Düşman aynı zamanda müslümanları arkadan da vurarak müslümanları iki cephe arasında bıraktı. Müslümanlar kaçıyor, Rasulüllah da: "Nereye ey müslümanlar?" diye nida ediyordu. Rasulüllah´ın yanında Sadece oniki kişi kalmıştı. îşte bu sırada müslümanlar tam yetmiş adet zayiat verdiler. Rasulülîah efendimiz de, kendi ordusu ile Bedir´de karşı tarafa yetmiş adet zayiat verdirmişti. Ayrıca yetmiş kişi de esir edilmişti."

Ahmed ve Beyhakî îbni Abbas´tan şöyle naklederler: "Rasulüllah (s.a.v.) efendimiz; Bedir´deki bir zaferi hiç bir yerde kazanamadı!"

îbni Abbas bu sözünü söylediği zaman, bunu inkar edenler oldu. O da dedi ki: "Benimle sizin aranızda hakem, Allah´ın kitabıdır. Yüce Allah Uhud savaşı hakkında buyurur ki: "Allah kendi izniyle onları öldürdüğünüz sürece size olan vadini doğruladı. Nihayet siz korktunuz. Allah size sevdiğiniz galibiyeti gösterdikten sonra, savaş içinde birbirinizle çekişip isyan ettiniz. Kiminiz dünyayı istiyor, kiminiz de ahireti." [39]

îbni Abbas dedi ki: "Bu ayetteki savaş içinde çekişip isyan edenler, okçulardır. Rasulüllah onları bir yere mevzilendirip: "Sakın buradan ayrılmayınız. Buradan bizim arkamızı koruyunuz. Bizi öldürülürken görseniz bile, bize yardım etmeyiniz! Bizi galebe çalıp ganimet toplar ken görseniz dahi, sakın yerinizi terketmeyiniz!" buyurarak onlara çok sıkı emir ve tenbihte bulunmuştu. Fakat onlar Peygamberimizin ve askerinin onlara üstünlük sağlayıp ganimet toplamaya başladıklarını görünce, yerlerini terkederek ganimet toplamaya koştular. Komutanla rının uyarısına da kulak asmayıp isyan ettiler. Birbirine geçirilmiş vaziyette olan şu parmaklarım gibi, iki taraf birbirine girdi. Okçular mevzilendirildikleri gediği bırakarak ayrıldıkları için, Kureyşin atlıları arkadan sarkaraklslam askerini vurdu. Müslümanlar içinde öyle bir karışıklık oldu ki, yanlışlıkla birbirini vurmaya başladılar ve çok sayıda müslüman öldürüldü. Halbuki sabahleyin harb başladığında, müslü manlar ezici bir üstünlük sağlamış, düşmanın sancaktarlarından yedi sekiz tanesi öldürülmüştü. Fakat sonra durum çok kötü oldu. Hatta bir ara şeytanın: "Muhammed Öldürüldü" diye bağırdığı duyuldu ve hiç kimse bunun yanlış olduğunu düşünmemişti. Fakat bir süre sonra Rasulüllah iki Sad´ın arasında (daha doğrusu Talha bin Ubeydullah ile Ebu Dücâne arasında) görülünce yürüyüşünden de tanınınca; hayatta olduğuna inanıldı ve derhal onun etrafında toplanmaya başladılar. Ashabı kiram o kadar sevindiler ki, sanki hiç bir şey kaybetmemişe dönüverdiler. Rasulüllah´m bu arada şöyle dediği duyuldu: "Bir kavim ki, peygamberin yüzünü kanlara bulamıştır, Allah´ın onlara gadabı çok şiddetlidir! Allah´ım onlar bize üstün gelemezler!"

Buharı ve Müslim Sa´d bin Ebu Vakkâs´tan şöyle nakleder: "Uhud günü ben, Rasulüllah (s.a.v.) Efendimizin sağında ve solunda beyaz ebiseli adamlar gördüm. Rasulüllah´ı korumak için şiddetle savaşıyorlardı. Ben onları Uhud gününden evvel veya sonra bir daha görmüş değilim." (Sad bu sözleri ile Cebrail ve Mikail´i kasdetmektedir).

´ Beyhakî ise Mücahid´in: "Melekler Bedir gününden başka bir yerde savaşmadılar" dediğini nakleder ve: "Mücahid´in bu sözünden muradı; Uhud´da okçular sabır ve takva göstermedikleri için onlar adına savaşmadılar, demektir" der ve ayrıca Vâkıdî´nin şeyhlerinden bu mealde bir haber rivayet ettiğini de bildirir. Onlar demişler ki: "Cenabı Hakkın: "Eğer sabreder, takvalı davranırsanız" mealindeki ayet ´ve...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.039


View Profile
Re: Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler
« Posted on: 30 Ekim 2020, 04:25:15 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler rüya tabiri,Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler mekke canlı, Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler kabe canlı yayın, Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler Üç boyutlu kuran oku Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler kuran ı kerim, Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler peygamber kıssaları,Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizeler ilitam ders soruları, Uhud Savaşında Vukua Gelen Alamet Ve Mucizelerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &