ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Hadis Eserleri > Metalib ul Aliye > Uhud Savaşı
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Uhud Savaşı  (Okunma Sayısı 916 defa)
01 Ekim 2011, 13:15:07
Sümeyye

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 29.261



Site
« : 01 Ekim 2011, 13:15:07 »



Uhud Savaşı




4313. Zübeyr anlatıyor: Allah'a yemin olsun ki ben o gün kadınların halhal seslerini ve feryatlarım İşitiyordum. O zaman kafirler mağlup olmuşlardı. Kadınlar alacakları bir şey bulamıyorlardı. Onların hepsini ölü sayıyor ve kimsenin döneceğini hesaplamıyorduk. Sancağı taşıyanlar yaralanmış; fakat Savâb denilen Habeş'li bir kölenin yanında durmuşlar, direniyorlardı. Sonra Savâb da öldürüldü ve sancağı attı. Hiç kimse sancağa yaklaşamıyordu. Sonra Amre binti Alkame el-Hârisiyye sıçradı ve sancağı kaldırdı. İnsanlar tekrar onun etrafında toplanmaya başladılar.
Zübeyr anlatmaya devam ediyor: İşte biz bu halde kafirlere üstünken ve onlara galipken okçuların Resûlullah'ın (salkülahn aleyhi vesellem) emrine muhalefet etmeleri ve yerlerini bırakıp ganimet toplamaya başlamaları üzerine müşriklerin atlıları bize tekrar saldırdı ve bizi mahvetti. Yenilmiş kimseler tekrar saldırıya geçtiler. Şeytan kılığında birisi yüksek sesle: "İşte Muhammed öldürüldü!" dedi. Bunun üzerine insanlar paniğe kapıldılar ve üç bölüğe ayrıldılar. Kimisi yaralı, kimisi ölü, kimisi de yenilgiye uğramıştı. Savaş doruğa çıkmıştı. Okçular kendi aralarında ihtilaf etmişler. Bazıları: "Bakınız, insanlar ganimet toplamaya başladılar. Müşrikler yenildiler, müslümanlar ganimetleri topluyorlar. Daha ne bekliyorsunuz?" dediler. Diğer bir kısmı: "Resûlullah (saüaUahu aleyhi veseUem) size, müslümanlarm üzerinde leş kargaları görseniz dahi kesinlikle yerlerinizden ayrılmamanızı emretti. Resûlullah'ın (sallallahu aleyhi vesellem) emrine itaat edin" dediler. Fakat okçular bu konuda tartıştılar ve çekiştiler. Birinci grup yerlerini bırakıp askerlere iltihak edince okçular bölündü ve yerlerini terketti. İşte bunu gören müşrik atlıları tekrar saldırıya geçti. (İshâk) Bu hadisin isnadı sahihtir. Sahîh'teki Berâ hadisi bunu destekler mahiyettedir.
4314. Aynı isnâdla Zübeyr şunu anlatıyor: "Allah'a yemin olsun ki uykunun beni bürüdüğü esnada İbn Kuşeyr'in sözlerini işitiyordum. Bunu rüyada işitiyor gibiydim." Sonra: "İki topluluğun karşılaştığı gün içinizden yüz çevirip gidenleri yaptıkları bazı işlerden dolayı şeytan yoldan kaydırmak istemişti; ama yine de Allah onları affetti. Şüphesiz Allah bağışlayandır, halimdir [283] âyetini okudu. İnsanların geri döndüğü an Osman b. Affan, Sa'd b. Osman ez-Zurakî ve kardeşi Ukbe b. Osman da geri dönmüşlerdi. Nihayet Medine'nin vadisinde Hâcib denen bir dağa gidip orada üç gün kaldılar. Onlar ResûluUah {sallallahu aleyhi vesellem)'e döndükleri zaman onun şöyle dediğini iddia ettiler: "And olsun siz oraya korumasız olarak gittiniz."
Sonra Allah Teâlâ: "Ey inananlar! İnkar edenler gibi, yeryüzünde sefere ya da savaşa çıkan gazi kardeşleri için eğer bizim yanımızda olsalardı ölmezler veya vurulmazlardı diyenler gibi olmayın. Allah onların bu düşünce ve sözlerini kalplerinde dert yapar. Yaşatan da öldüren de Allah'tır. Allah elbette yaptıklarınızı görmektedir. [284] âyetini nazil etti.
Ayette geçen "...inkar edenler gibi olmayın..." ifadesinden kasıt, münafıklardır. Âyette geçen: "İki topluluğun karşılaştığı gün sizin başınıza gelen ancak Allah'ın izniyle olmuştur ki o, inananları denesin -yani ortaya çıkarsın- ve münafıkları da bilsin, -yani ortaya çıkarsın. Abdullah b. Ubey ve beraberindekileri, onlarla birlikte Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in düşmanına yürüdüğü esnada geri dönmelerini mü'minler de bilsin- Onlara Allah yolunda savaşmaya gelin veya savunun dendiği zaman, Eger biz savaşmayı bilseydik sizinle birlikte gelirdik derler, -bunu Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem)'in ashabı Uhud'da düşmanla karşılaşmaya gittiği zaman onlara söylemişlerdi. Fakat onlar sahabenin bu sözüne kulak asmamışlar ve onlardan ayrılmışlardı. Sahabeler: "Sizler bizi bırakıp düşmanımıza mı teslim ediyorsunuz" dediler. Münafıklar: "Biz savaşın olacağını tahmin etmiyoruz. Eğer savaşın olacağını tahmin etseydik size tâbi olur ve sizinle beraber gelirdik" dediler-. İşte onlar, o gün imandan daha çok küfre yakındılar. Kalplerinde olmayan şeyi ağızlarıyla söylüyorlar. Allah onların gizlediklerini en iyi bilendir. 0 kimseler ki kardeşleri hakkında Eğer bize itaat etselerdi ve sözlerimizi dinleselerdi öldürülmezlerdi dediler. De ki: Eğer doğru söylüyorsanız ölümü başınızdan savın bakalım.[285] (İshâk) [286]
4315. Zübeyr anlatıyor: Uhud günü beni Resûlullah'la (sallallahualeyhivesellem) birlikte görecektin! O zaman korkumuz şiddetli idi. Allah Teâlâ bize bir uyku gönderdi. Her birimizin çenesi göğsüne yapışmış şekilde idi. Allah'a yemin olsun ki Muattib b. Kuşeyr'in sözlerini hayal gibi işitiyorum. "Eğer elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik" diyordu. Ben onun bu söz­lerini ezberledim. Sonra Allah Teâlâ bu konuda şu âyetleri indirdi: "Sonra o üzüntünün ardından size bir güven ve bir kısmınızı bürüyen bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının kaygısına düşmüştü. Allah'a.karşı Cahiliye zannı gibi haksız bir zanda bulunuyorlar ve elimizde bir şey olsaydı burada öldürülmezdik diyorlardı. [287] Fakat Allah Teâlâ, İbn Kuşeyr'in bu sözlerine karşılık şöyle cevap verdi: "Eğer evlerinizde dahi olsaydınız öldürülmesi takdir edilmiş olanlar mutlaka yatacakları yerde dahi vurulup öldürülürlerdi. Allah göğüslerinizdekini denemek, kalplerinizdekini açığa çıkarmak için bunları başınıza getirdi. Allah göğüslerinizdekini en iyi bilendir.[288] (İshâk) [289]
4316. Zübeyr b. el-Avvâm anlatıyor: Resûlullah'la (sallallahu aleyhi vesellem) birlikte Uhud dağına doğru çıkiyorduk... Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Hz. Ali'den kendisine su getirmesini istedi. Ali ona deriden yapılı bir kap içerisinde su getirdi. Resûlullah (sallallahu aleyhi veseUem) suyu içmek isteyince suyun koktuğunu hissetti ve tiksindi. O suyla yüzüne bulaşmış kanları yıkadı. Şöyle dedi: "Resûlullah'in yüzünü kanatan kimselere Allah'ın gazabı şiddetlidir." O zaman Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) yüzünü Utbe b. Ebî Vakkâs kanatmıştı. (İshâk) [290]
4317. Amr b. Yahya el-Mâzinî der ki: Uhud günü Resûlullah'm {sallallahu aleyhi vesellem) yüzü yaralandı, ön taraftaki dişi kırıldı. Hz. Ali geldi ve Resûlullah'm {saUallahu aleyhi vesellem) üzerine kapanıp ağlamaya başladı. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) ona: "Bana su getir!" dedi. Ali taştan yapılmış bir kapla Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) su getirdi. Onu ağzına yaklaştırınca Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) tiksindi, içmedi. O suyla yüzündeki kanları yıkadı. Şöyle diyordu: "Peygamberlerinin yüzünü yaralayan kimselere karşı Allah'ın gazabı şiddetlidir." Sonra şöyle dedi: "Bakın bakalım, Sa'd b. er-Rabi ne yaptı? Onun on iki oku yerine İsabet ettirdiğine şahit oldum." Bunun üzerine Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) gönderdiği kimse Sa'd'm yanma geldi ve: "Resûlullah senin ne yaptığına bakmam için beni gönderdi" dedi. Sa'd: "Benden Resûlullah'a (sallallahu aleyhi vesellem) selâm söyle ve ona son nefeste olduğumu haber ver. Benden kavmine selâm söyle ve onlara: Eğer Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) vefat ederse, gözümüz kıpırdadıkça hiçbirimizin Allah'a karşı söyleyeceği bir özrü olamaz" dedi. Sonra Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) eline bir kılıç aldı ve: "Bu kılıcın hakkını kim verir?" dedi. Ben: "Yâ Resûlallah! O kılıcı ben alırım" dedim. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) benden yüz çevirince ben: "Herhalde Resûlullah (sallallahu aîeyhi vesellem) bendeki bir kötülükten dolayı benden yüz çevirdi" dedim. Sonra Resûlullah (sallalIahualeyhiveseEem) tekrar: "Kim bu kıhcı hakkı ile alır?" dedi. Ben tekrar: "Ben alırım" dediğim halde Resûlullah (salialiahualeyhivesellem) benden yüz çevirdi. Üçüncü defa tekrarladığında, Ebû Dücâne: "Ya Resûlallah! Bükülünceye kadar savaşmak üzere o kılıcı ben alırım" dedi. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) kılıcı ona verdi. Zübeyr der ki: Ebû Dücane'nin ne yaptığına bakmak için onun peşinden gittim. Müşriklerden kimin yanına varsa onu öldürüyordu. Sonra savaşa dalmış bir adamın yanma geldi ve onu da öldürdü. Sonra bir kadının yanma geldi. Kadın, savaşanlara şöyle diyordu:
Karği koyarsanız sizinle kucaklaştı; yastıkları yayarız. Dönüp kaçarsanız da sizden ayrılırız, nem de kavuşması olmayan bir ayrılıkla...
Ebû Dücâne ona da vurmak için kılıcı kaldırdı; ancak daha sonra vazgeçti. Ben: "Ey Ebû Dücâne! Sen şöyle şöyle yaptın. Nihayet kadının yanma vardın, ona kılıcı kaldırdın; ancak sonra vazgeçtin" dedim. Ebû Dücâne: Resûlullah'm (sallallahu aleyhi vesellem) kılıcını onun kanma bulaştırmamakla bu kılıca değer verdim" cevabını verdi. (İshâk) [291]
4318. Zührî şöyle dedi: Şeytan Uhud günü: "İşte Muhammed öldürüldü" diye bağırdı. Ka'b b. Mâlik der ki: Bu sözden sonra miğferin altından gözlerini görerek Resûlullah (sallallahu aleyhi veseUem)'i tanıyan ilk kimse ben oldum. Avazım çıktığı kadar: "İşte Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) burada!" diye bağırdım. Allah'ın Resulü (sallallahu aleyhi vesellem) eliyle bana işaret ederek susmamı istedi. Allah Teâlâ bunun üzerine: "Muhammed ancak bir elçidir. Ondan önce de elçiler gelip geçmiştir. Şimdi o ölür veya öldürülürse sizler gerisin geriye mi döneceksiniz? Kim geriye dönerse Allah'a hiç bir zarar veremez. Allah şükredenleri mükafatlandıracaktır [292] âyetini indirdi. (İshâk) Bu hadisin ravileri güvenilir kimselerdir. Ancak mürsel yahut mu dal bir hadistir. [293]
4319. Ebû Humeyd es-Sâidî anlatıyor: Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem) Uhud günü yola çıktı. Veda tepesine kadar geldiğinde arkasından bir bölüğün kendisini terk ettiğini gördüm. "Dönenler kimlerdir?" diye sordu. Sahabeler: "Abdullah b. Ubey b. Selûl ve beraberindeki Kaynuka oğulları yahudileridir" dediler. Resûlullah (sallallahu aleyhi vesellem): "Onlar İslam'a girmişler miydi?" diye sordu. Onlar: "Hayır, onlar dinleri üzereler" dedil...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Uhud Savaşı
« Posted on: 20 Ağustos 2019, 10:39:56 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Uhud Savaşı rüya tabiri,Uhud Savaşı mekke canlı, Uhud Savaşı kabe canlı yayın, Uhud Savaşı Üç boyutlu kuran oku Uhud Savaşı kuran ı kerim, Uhud Savaşı peygamber kıssaları,Uhud Savaşı ilitam ders soruları, Uhud Savaşıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &