ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Sad Bin Muaz
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sad Bin Muaz  (Okunma Sayısı 476 defa)
06 Eylül 2010, 15:48:37
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Eylül 2010, 15:48:37 »



SAD BİN MUAZ

Cahid Salihoğlu



Mus'ab b. Umeyr (ra) müessir bir edâ ile Kur'ân'dan bazı âyetler okumaya başladı. Hz. Sa'd ise gözlerini yere dikmiş, âdeta kılını bile kıpırdatmadan O'nu dinliyordu. Ruhu huşu ve teslimiyetle dolmuştu. Gözlerinden sevinç yaşları boşanıyordu. Bu hali, O'nun îmanını ve müslüman oluşunu müjdeliyordu. Başını kaldırdı ve "bu dine girmem için ne yapmam gerekir?" diye sordu. Mus'ab b. Umeyr ve Esad b. Zürâre (r.anhüma) "Üseyd'in yaptığı gibi gusul yapar, temizlenir ve elbiselerini de temizler sonra da (Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasûlullâh) diyerek şehadet getirirsin" dediler. Sa'd (ra) kalktı, gusul yaptı, temiz elbise giydi, şehâdet getirdi. İki rek'at namaz kıldı.
Sa'd b. Muâz (ra), o günkü adıyla Yesrib daha sonra da Efendimizin teşrifiyle Medine olan Peygamber şehrinde, Evs kabilesinin Abdüleşhel oğullarının neslinden dünyaya geldi. Künyesi Ebu Amr'dı. İçinde neş'et ettiği Evs kabilesinin reisiydi. Peygamber Efendimiz (sav)'in yanında muhacirler içinde Ebu Bekir (ra)'in makamı ne ise, ensar içinde de Hz. Sa'd (ra)'m makamı o idi. Aleyhissalatü vesselâm O'nu sever ve değer verirdi. Cenâb-ı Allah'ın kendisine verdiği doğruluk, ileri görüşlülük, yiğitlik ve her müslümanın üzerinde taşımakla şeref kazandığı üstün vasıflarla O, kendisine verilen bu dereceye lâyık idi.
Hz. Sa'd b. Muâz (ra), Mus'ab b. Umeyr (ra)'in vesilesiyle hidayete erdi. O'nun vasıtasıyla da Abdüleşhel oğulları müslüman oldular. Ensardan İslâm'a ilk giren kabile onlardır. O'nun müslüman oluşu, tarihde İslâmî hayatın akışını değiştiren ve müslümanlığın inkişafında çok mühim rolü olan bir hâdisedir.

SA'D'IN MÜSLÜMAN OLUŞU

Peygamber Efendimiz (sav), ilk müslümanlardan Mus'ab b. Umeyr (ra)'i, Medinelilere İslâm'ı tebliğ etmesi, müslüman olanlara dini öğretmesi ve namazlarda onlara imamlık yapması için ilk muallim ve mürşid olarak Medine'ye göndermişti.
Bir gün Hz. Sa'd (ra)'a teyzesi oğlu Es'ad b. Zürâre başta olmak üzere Evs kabilesinden bazılarının Hz. Mus'ab ile birlikte yakın bir bahçede oturup İslâm dinini öğrendikleri haberi geldi. Derhal onlara Evs kabilesi reislerinden Üseyd b. Hudayr (ra)'ı gönderdi. Böylece, dîni açıktan öğrenmelerine mâni olmak, kavminin gençlerini aldatmalarına meydan vermemek ve bu yeni dine girmelerini engellemek istiyordu. Lâkin Üseyd onların yanına varınca okumuş oldukları Kur'ân'ı dinledi. Dinledikçe küfür buzları çözüldü ve Allah, kalbini İslâm'a ısındırdı. Müslüman olarak Sa'd'ın yanına döndü. O'nun da İslâm'a girmesini arzu ediyordu. Bir çare düşündü. Hârise oğullarından bir cemaatin, Es'ad b. Zürâre ve beraberindekilerin üzerlerine hücum etmek için toplandıklarını söyledi. Sa'd teyzesinin oğlunu korumak için hemen harekete geçti. Silahını alarak hiddet ve telaşla topluluğun bulunduğu yere doğru yürüdü. Yanlarına vardığında orada ne bir harb, ne de bir kavga görebildi. Üseyd b. Hudayr'ın kendisini oraya getirip konuşmalarını dinlettirmek için bir oyun yaptığını anladı.
Sa'd b. Muaz, onların başucunda durarak bir müddet hepsini süzdü ve Es'ad b. Zürâre'ye hitaben "Yâ Ebâ Ümame! Eğer aramızdaki akrabalık olmasaydı böyle hareket edemezdin. Kavmimizin istemediği birşey mi yapmak istiyorsun?" dedi. Mus'ab b. Umeyr (ra) hemen ileri atılarak "Oturup dinlemez misin? Eğer hoşunuza gider ve isterseniz kabul edersiniz. Aksi halde reddedersiniz" dedi. Hz. Sa'd "doğru söyledin" diyerek kargısını yere sapladı ve yanlarına oturdu. Mus'ab b. Umeyr (ra) müessir bir edâ ile Kur'ân'dan bazı âyetler okumaya başladı. Hz. Sa'd ise gözlerini yere dikmiş, âdeta kılını bile kıpırdatmadan O'nu dinliyordu. Ruhu huşu ve teslimiyetle dolmuştu. Gözlerinden sevinç yaşları boşanıyordu. Bu hali, O'nun îmanını ve müslüman oluşunu müjdeliyordu. Başını kaldırdı ve "bu dine girmem için ne yapmam gerekir?" diye sordu. Mus'ab b. Umeyr ve Esad b. Zürâre (r.anhüma) "Üseyd'in yaptığı gibi gusul yapar, temizlenir ve elbiselerini de temizler sonra da (Eşhedü en lâ ilâhe illallah ve eşhedü enne Muhammeden Rasûlullâh) diyerek şehadet getirirsin" dediler.
Bu arada Üseyd b. Hudayr da Sa'd'ın durumunu görmek, Kur'ân'ı bir defa daha dinleyebilmek, İslâm'ın ve onu öğretmenin faziletlerinden istifade edebilmek için oraya gelmiş ve manzaraya şahit olmuştu.
Sa'd (ra) kalktı, gusul yaptı, temiz elbise giydi, şehâdet getirdi. İki rek'at namaz kıldı. Sonra kargısını sapladığı yerden alarak Üseyd b. Hudayr ile birlikte kavminin bulunduğu yere doğru yöneldi. Kavmi uzaktan O'nun kendilerine doğru geldiğini görünce "Allah'a yemin ederiz ki, Sa'd bizden ayrılırken gittiği yüzle geri gelmiyor" dediler.
Onlar böyle kargaşa ve gürültü içindeyken Hz. Sa'd yanlarına vardı ve "Ey Abdüleşhel oğulları! Beni nasıl tanırsınız?" diye sordu. Onlar da cevaben "sen bizim reisimiz, en şereflimiz, akrabalık itibarıyla en yakınımız, fikir yönüyle en ileri görüşlümüz ve en faziletlimizsin" dediler. Bunun üzerine Hz. Sa'd (ra) "Allah'a yemin ederim ki hepiniz Allah'a ve Resûlüne îman etmedikçe erkekleriniz ve kadınlarınızla konuşmak bana haram olsun" dedi. Daha sonra onları İslâm'a teşvik etmeğe, imanın faziletlerini ve insan kalbine kazandırdığı rahat, rahmet, nur ve itminanı anlatmaya, büyüklere ve putlara tapmayı tenkide ve kötülemeye başladı. O gün daha güneş batmadan Abdüleşhel oğullarının hepsi -kadınıyla erkeğiyle- İslâm'a girdiler.
Hz. Mus'ab (ra), Es'ad (ra)'ın evine geri döndü. Fakat sürekli olarak İslâm'a davetine devam etti. Öyle ki içinde -erkek veya kadın- müslümanın bulunmadığı hiçbir ensar evi kalmamıştı. Ancak Ümeyye b. Zeyd oğullan Vâil ile Vâkıf oğullan bundan müstesna idiler: Çünkü bu aileler Ebu Kays b. Eslet'e itaat etmişlerdi. Ebu Kays ile bu aileler, Efendimiz (sav) Medine'ye hicret edinceye, hatta Bedir, Uhud ve Hendek savaşları olup bitinceye kadar müslüman olmamışlardı.
Medine'de Hz. Sa'd (ra)'ın müslüman oluşu tarihi bir hâdisedir. O'nun müslüman olmasıyla kalabalık bir halk topluluğu İslâm'a girdi. Artık İslâm sözü gece gündüz herkesin dilinde dolaşmaya başlamıştı.
Sonra Medine'de İslâm'ın yayıldığı haberleri duyulunca Mekke'den Medine'ye hicret başladı. Medine, inanç ve ibadet hürriyetinden menedilenlerin, zulme ve işkenceye maruz bırakılanların sığınacakları güçlü bir kale oldu. Resûlullâh Efendimiz (sav) de onlara hicret için izin verdi. Daha sonra kendisi de onlara katılmak için hicret etti. Medine'ye vardığında yaptığı ilk bina Mescid-i Nebevi ve kendi evi oldu. Muhacirlerle ensarı birbirlerine kardeş yaptı. Ensardan olan Hz. Sa'd b. Muâz (ra) da İslâm'ın büyük kumandanlarından ve aşere-i mübeşşereden biri olan Ebu Ubeyde ile kardeş oldu.

İLK ÎMAN-KÜFÜR HARBİNDE DURUM

Allah Resûlü, hicretin ikinci yılında, Ebu Süfyan kumandasında 30-40 kişi tarafından korunan Kureyş'e ait bir kervanın Şam'dan dönmekte olduğunu haber almıştı. Kendilerini yerlerinden, yurtlarından çıkaran Kureyş'ti. Bu Kureyş'i savaşa zorlayabilmek için kervan bahane olacakdı. Vurmak için 300 küsur ashabıyla yola çıktı. Fakat Ebu Süfyan durumu öğrenip hem Kureyş'e, kervanı korumak için çabuk yetişmeleri hususunda haber salmış, hem de yolunu değiştirerek kervanı kurtarmıştı. Ama Kureyş, 1000 kişi civarında bir kuvvetle kervanı korumak için yola çıkmıştı. Müslümanlar durumu öğrendiler. Şimdi artık 40 kişilik kafile ile değil, Kureyş'in en cengaverlerinden seçilmiş ordusuyla savaşacaklardı. Karşılarındaki kuvvet, kendilerinin üç misli idi. Geri dönmek ise korkaklık olurdu. Efendimiz (sav) de harbetmek taraftarıydı.
Peygamberimiz (sav)'le beraber olan ashâbının çoğu ensardandı. Ensarın, Peygamber Efendimiz (sav)'e canları pahasına da olsa yardımcı olmak için verdikleri söz, Medine dışında harbetmelerini gerektirmiyordu. Efendimiz (sav) onların durumlarından emin olmak istedi. Harbin kuvvetle muhtemel olduğunu anlatarak onlarla istişare etti. Harbin çıkması halinde nasıl hareket edeceklerini sordu ve "görüşlerinizi söyleyiniz" dedi. Bunun üzerine muhacirlerden bazıları atılarak Efendimiz (sav)'in münasib göreceği şeyi yapmaya hazır olduklarını söylediler. Efendimiz (sav) sözünü tekrar etti. Sa'd b. Muâz (ra), o müthiş zekâsıyla Resûlullâh'ın maksadını anladı ve "vallahi ya Resûlallâh herhalde bizi kastediyorsunuz' dedi. Efendimiz (sav) "evet" buyurdu. Bunun üzerine Sa'd (ra) : "Şüphesiz biz Sana îman ettik, Seni tasdik ettik. Getirdiğin şeylerin hepsinin hak olduğuna şehadet ettik. Ve Senden işittiğimiz her şeye itaat edeceğimize dair ahd ü peymanda bulunduk. Bizi dilediğin yere sür ya Resûlullâh, Seninle beraber geleceğiz. Seni Hak Resul olarak gönderen Allah'a yemin ederim ki, eğer denize dalıp bizim de dalmamızı istesen seninle beraber dalarız ve bizden hiç kimse de geri kalmaz, yarın düşmanla karşılaştığımızda sabredecek, sözümüze sadakat göstereceğiz. Umulur ki, Allah (cc) gözünün aydınlanacağı şeyi Sana gösterecektir. Bizi Allah'ın bereketi üzerine yürüt ya Resulellâh" dedi.
Peygamber Efendimiz (sav), Sa'd (ra)'ın bu sözlerine sevindi ve "yürüyünüz ve sevininiz. Şüphesiz Allah (cc) bana iki taifeden birini va'd etti. -ya Mekke müşriklerine karşı zafer, ya da Kureyş'in ticaret kervanını ele geçirmek- Vallahi şimdi ben, o kavmin yıkılıp gebereceği yerleri görüyorum" buyurdu. Bu hâdise ile alâkâlı olarak şu âyet-i kerime indi: "Allah size, iki taifeden birinin sizin olduğunu va'dediyordu; siz ise kuvvetsiz olanın sizin olmasını (ona galip gelmek) istiyordunuz. Oysa Allah, sözleriyle hakkı gerçekleştirmek ve (kuvvetli olan taifeyi yok ederek) kâfirlerin kökünü kazımak istiyordu" (Enfâl/7).
İki ordu karşı karşıya gelip harb zamanı yaklaşınca Sa'd b. Muâz (ra), müslümanların saflarının ortasında duran Nebi (sa)'nin yanına geldi ve "Yâ Resulellâh! Senin için, içinde duracağın bir çardak yapmamızı ve binebileceğin bir deve hazırlamamızı istemez miydin? Eğer All...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sad Bin Muaz
« Posted on: 21 Ağustos 2019, 01:23:14 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sad Bin Muaz rüya tabiri,Sad Bin Muaz mekke canlı, Sad Bin Muaz kabe canlı yayın, Sad Bin Muaz Üç boyutlu kuran oku Sad Bin Muaz kuran ı kerim, Sad Bin Muaz peygamber kıssaları,Sad Bin Muaz ilitam ders soruları, Sad Bin Muazönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &