ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Hicretin Kazandırdıklar
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hicretin Kazandırdıklar  (Okunma Sayısı 417 defa)
06 Eylül 2010, 16:31:55
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 06 Eylül 2010, 16:31:55 »



Hicretin Kazandırdıklar

Doç. Dr. Muhittin Akgül





Bir hakikatin değişik rükün ve yönlerinden ibaret olan; iman, göç ve cihad üçlüsünün, Kutlu Beyan’da ekseriya peşi peşine zikredilmesi, bu meselenin ne denli ehemmiyet arz ettiğinin en parlak delilidir. İnanma, hicret etme ve inancı uğrunda vereceği mücadeleyi, bu yeni iklimde, yeni muhatap ve yeni şartlara göre durup dinlenmeden devam ettirme.. işte Kudsîlerin sabah-akşam başvurageldikleri üç musluklu Hızır çeşmesi!


Canlılar içinde akıl bahşedilen tek varlık insandır. Akıl, sorumluluğu ve birtakım imtihanlara maruz kalmayı gerektirir. Zira imtihansız, iyiyle-kötünün, sadıkla-yalancının, sabırlıyla-sabırsızın ayrılması mümkün değildir. Cennet'e iştiyaklı yaratılan insanın, bu adaylığını ispatı, ancak dünya hayatında karşı karşıya kaldığı imtihanlar karşısındaki başarısıyla ortaya çıkar.

İmtihan olmak, insana başlangıçta güzel görünmez. Bazı acı ve ızdırapları çekmesi, fedakârlıkları yapması, kendisi, evlâtları ve malı-mülkü adına bazı kayıplarının olması, korku, açlık söz konusu olabilir. Ancak imtihanın sonu her zaman için tatlıdır. Sürprizler diyarı Cennet'e ehil hâle gelme ve Yüce Mevlâ'nın sadık bir kulu olma şerefine nail olma gibi neticelerini düşündüğümüzde, böyle bir neticenin ne denli kıymetli olduğu âşikârdır. Allah Resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Cennet, insanın hoşuna gitmeyen şeylerle, Cehennem de (bedenî arzu ve iştihâları kabartan) şehevâtla çepeçevre kuşatılmıştır." (Buhari, Rikak 28) beyanı da bunu göstermektedir. Bu makalede, başlangıcı acı olup, insanın hasret çekmesine, gurbet yaşamasına, sevdiklerinden ve dostlarından ayrılmasına sebep olan, ancak neticesi tatlı olup bereketlerin gelmesine vesile olan, onun da ötesinde müminin gerçek mümin olduğunun göstergesi olan hicretin, âyetler ve hadîsler çerçevesinde insana kazandırdıkları üzerinde durulacaktır.

1. Hicret Hüznü Giderir ve İlâhî Maiyete Ulaştırır
Hicret, başlangıçta insana zor gelir. Yerinden-yurdundan, yakınlarından ve alıştığı ortamdan ayrılan insan, mahzun olur. Ancak bu yolda çekilen her hüzün, insanın gelecekteki hüzünlerine karşı âdeta bir kale durumuna gelir. Yüce Mevlâ, böyle bir fedakârlığı yapan insanı, kendi koruması altına alır, muhtemel tehlikeler karşısında onu korur ve hüznünü giderir.

En büyük muhacir olan Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem), hicret esnasında Sevr Mağarası'na misafir olmuştu. Durumun yatışmasını, yolun emniyet ve güvene kavuşmasını bekliyordu. Ancak müşrikler ellerinden kaçırdıkları Hz. Muhammed'in (sallallâhu aleyhi ve sellem) peşini bırakmamaya kararlıydılar. Başına büyük ödüller koymuşlardı. En mahir iz sürücüler yollara düşmüş, sıkı bir takip başlatmışlardı. İşte bu esnada müşriklerden bir grup Resûlullah'ın (sallallâhu aleyhi ve sellem) bulunduğu mağaranın kapısına kadar geldi. Neredeyse içeridekileri görecek kadar yaklaşmışlardı. Bu esnada Hz. Ebubekr (r.a.) büyük bir endişeye kapıldı. Onun endişesi kendisi için değildi. Her şeyden daha ziyade sevdiği Allah Resûlü içindi. Hz. Ebubekr'in (r.a.) telâşını gören Hz. Peygamber (sallallâhu aleyhi ve sellem), üzülmemesini, zira her şeyi gören ve bilen Yüce Mevlâ'nın kendileriyle beraber olduğunu bildirdi. Konuyla ilgili âyet mealen şöyledir:

"Eğer siz Peygamber'e yardımcı olmazsanız, Allah vaktiyle ona yardım ettiği gibi yine yardım eder. Hani kâfirler onu Mekke'den çıkardıklarında, iki kişiden biri olarak mağarada iken arkadaşına: 'Sen hiç tasalanma, zira Allah bizimle beraberdir' diyordu. Derken Allah onun üzerine sekinetini, huzur ve güven duygusunu indirdi ve onu, görmediğiniz ordularla destekledi. Kâfirlerin dâvasını alçalttı. Allah'ın dini ise zaten yücedir. Çünkü Allah azîzdir, hakîmdir (mutlak galiptir, tam hüküm ve hikmet sahibidir)." (Tevbe 9/40)

Kur'ân evrensel bir kitaptır. Dolayısıyla bu âyet, her dönemde aynı niyetle yola çıkan bütün muhacirlere şamildir. Allah Resûlü'nün hicret yolunda bütün hüznünün giderildiği, görülmedik mânevî ordularla desteklendiği ve İlâhî maiyete alındığı gibi, her dönemdeki ve yerdeki aynı gaye ile yola çıkan ve muhtemel sıkıntılarla karşılaşan muhacirler de, âyette belirtilen müjdelere mazhar olacaklardır. Böyle bir mazhariyet, herhangi bir insandan beklenilen bir mazhariyet değil, sözü ve gücü, bütün varlığa geçen ve Âlemlerin Rabbi olan Allah'ın vaadidir.

Kur'ân-ı Kerîm, en büyük hicret eri olan Allah Resûlü'nün (sallallâhu aleyhi ve sellem) hicretini nazarlarımıza vererek, aslında bütün insanlara, hicretten elde edilecek olan Allah'ın yardımı, huzur ve güven duygusunu vermesi ve düşmanlarına karşı desteklemesi gibi müjdeleri hatırlatmaktadır. Nitekim Allah Resûlü (sallallâhu aleyhi ve sellem) hicret yolculuğuna çıktığında, daha gideceği yere varmadan bu müjdeleri almış, gelecekte ulaşacak nimetlerden haberdar edilmişti.

Gerçekten de bu haberin verilmesinden kısa bir süre sonra, haber verilenlerin hepsi vuku bulmuş, Allah kendisi için hicret eden peygamberini ve ashabını düşmanlarına karşı korumuş, meleklerle onları desteklemiş ve düşmanlarını zelil kılmıştır.

2. Hicret Gerçek Mü'minliğe, Mağfiret ve Rızka Vesiledir
Rabb'ini tanıma, böylece ebedî hayatını şekillendirme gayesiyle dünyaya gönderilen insanın, Rabb'ini gerçek anlamda tanıyıp-tanımadığının, O'na inanıp inanamadığının veya imanındaki derecesinin ortaya çıkması için, bazı imtihanlarla karşılaşması kaçınılmazdır. İmandaki derecenin açığa çıkması, yakin derecesine ermesi ve böylece Cennet'in en yüce mertebelerine aday olduğunu ispatlaması, ancak gerçek imana sahip olmasına bağlıdır. Gerçek imanın göstergesi de, Yaratanı uğruna başına gelen imtihanlardan yüz akıyla çıkmış olmasıdır. Mü'minin imanının derecesinin göstergelerinden biri de, Rabb'inin rızasını kazanmak için, O'nun emrettiği hayat tarzını gönül huzuruyla yaşamak, O'nun adını başka yerlere taşımak ve herkesi o iklimden faydalandırmak için, memleketinden, sevdiklerinden, mal ve mülkünden ayrılma fedakârlığının göstergesi olan hicreti yaşamasıdır. Böyle bir fedakârlık mü'mine, imanındaki gücü, iman derinliğini ve imanını, hiçbir engelin söküp atamayacağını gösteren önemli göstergedir.

Böyle bir yola baş koyan hicret eri, Yüce Mevlâ'nın: "Gerçek mü'minler bunlardır." dediği zümrenin içine girme şerefine erecek ve böyle bir imtihanı başarıyla geçenler, Cenâb-ı Hakk'ın hem mağfiretine, hem de dünya-âhiret mutluluğuna erme müjdesine mazhar olacaklardır.

Nitekim konuyla ilgili âyette: "İman edip hicret edenler, Allah yolunda cihad edenlerle onlara kucak açıp yardım eden Ensar var ya, işte gerçek mü'minler bunlardır. Bunlara bir mağfiret, pek değerli bir nasip vardır." (Enfal 8/74) müjdeleri verilmektedir.

Âyetin sonunda أُولٰئِكَ هُمُ الْمُؤْمِنوُنَ حَقّاً cümlesi, inançları uğrunda hiçbir fedakârlıktan kaçınmayarak hicret eden kimselerin imanlarındaki derinliği ifade etmektedir. Zaten böyle bir derinlik olmasaydı, vatanlarını ve mallarını terk ederek uzak beldelere giderler miydi? Aynı zamanda böyle bir gidiş onlara, mü'minin ideal bir ufuk olarak baktığı hakiki mü'minlik özelliğini kazandırmaktadır.

Hicret, imanın müşahhaslaştığı canlı bir tablo gibidir. Zira Müslümanlık, sadece teoriden, inanmadan, hattâ ibadet dediğimiz bazı davranışları yerine getirmeden ibaret değildir. İslâm, inancın müşahhas bir şekilde, yaşayan bir toplumun şahsında somutlaşmadığı sürece, fiilen varolmuş sayılamaz. Hicret, yeri geldiği ve şartlar gerektirdiği bir zaman diliminde, İslâm hakikatinin fert ve toplum plânında mücerretten müşahhasa dönüştüğü bir sahne konumundadır. Bu sahnede mü'min, imanın gereğini sergilemekte, teoriden ibaret olan imanını, imanın neticesini ve tezahürlerini ortaya çıkarmaktadır.

Âyetteki ikinci husus لَهُمْ مَغْفِرَةٌ onlar için mağfiret vardır müjdesidir. Cenâb-ı Hakk'ın bağışlanmasına mazhar olma, insanlık gereği işlenen günahlardan af garantisi kapsamında huzur-u İlâhîye varma ve dolayısıyla Yüce Mevlâ'nın razı olduğu kulları arasına katılma, bir mü'min için en değerli şeydir. Âyetteki beyana göre mü'minin, hicret fedakârlığı karşısında günahlarından affedildiği ve hicret öncesi hatalarından bile muaf tutulduğu müjdesi verilmektedir. Allah Resûlü de (sallallâhu aleyhi ve sellem): "Hicret, önce işlenen günahları silip yok eder." (Ahmed b. Hanbel, 4/198) müjdesiyle âyetteki mağfireti teyit etmiştir.

Âyette hicret edenlere verilen üçüncü müjde, وَرِزْقٌ كَرِيمٌ güzel rızıktır. Kur'ân muhacirlere verilecek rızka "rızk-ı kerîm" ismini vermiş, bunun alelâde bir rızık olmadığını belirterek, aynı zamanda onu değerli, hoş, çok güzel ve çekici anlamlarına gelen "kerîm" sıfatıyla taçlandırmıştır.

Mü'minler burada maddî ve fânî lezzetlerden fedakârlıkta bulunup, vatanlarını terk ettiklerinden, Allah Teâlâ onları vazgeçtiklerinden daha değerlisiyle mükâfatlandırmaktadır. Aynı zamanda âyet, gerçek saadete, mağfirete ve değerli rızka erişmenin yolunun hicretten geçeceğine de işaret etmektedir.

Peygamber Efendimiz de (sallallâhu aleyhi ve sellem) hicretin ne denli önemli bir yere sahip olduğunu, değişik hadîslerinde bizlere haber vermiştir. Meselâ O'nun nazarında Ensar'ın ayrı bir yeri vardır. Zira onlar Müslümanlara evlerini açmış, mallarını onlarla paylaşmış, hiçbir fedakârlıktan kaçınmamışlardı. Hicret etme mecburiyetinde kalan Allah Resulü'nü (sallallâhu aleyhi ve sellem), onlar misafir etmişlerdi. "Şayet bütün insanlar bir vadiye ya da tepeye doğru, Ensar da başka bir tepeye doğru gitseler, ben Ensar'ın gittiği yeri tercih ederim. Hicret olmasaydı, Ensar'dan olurdum." (Buhârî, Menakıbu'l-Ensar 2) sözü, onlar hakkında söylenmişti. Evet, bütün bunlar büyük birer şerefti. Ancak hicretin, bütün bunların yanında daha da farklı bir yeri vardı. Vardı ki Efendimiz (sallallâhu aleyhi ve sellem) muhacirl...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hicretin Kazandırdıklar
« Posted on: 23 Ağustos 2019, 13:18:30 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hicretin Kazandırdıklar rüya tabiri,Hicretin Kazandırdıklar mekke canlı, Hicretin Kazandırdıklar kabe canlı yayın, Hicretin Kazandırdıklar Üç boyutlu kuran oku Hicretin Kazandırdıklar kuran ı kerim, Hicretin Kazandırdıklar peygamber kıssaları,Hicretin Kazandırdıklar ilitam ders soruları, Hicretin Kazandırdıklarönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &