ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Edebiyat Eserleri > Makale Dünyası > Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken  (Okunma Sayısı 420 defa)
06 Aralık 2010, 16:31:50
Hadice
Tecrübeli Üyeler
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 5.942


« : 06 Aralık 2010, 16:31:50 »



GÖZ ALIŞKANLIKLARINI GÖZDEN GEÇÎRÎRKEN


Doğduğumuz andan itibaren her çeşit nimetlerle donatılmış bir rızık sofrası ve her türlü sanatın sergilendiği bir sergi olan kâinata gözümüzü açmışız. Fakat yıllardır göre göre bizde bir göz alışkanlığı, bir ülfet, bir ünsiyet oluştuğu için bunlar bize bir anlam ifade etmiyor. Şu kâinata ve içindekilere alelade bir bakışla bakıyoruz.

 

Sadece bakıyoruz. Çoğu zaman bakmıyoruz bile. Görmeden geçip gidiyoruz. Her gün doğan güneş, geceleri çıkan ay, yıldızlar, çiçekler, kuşlar bize çok sıradan ve basit şey­ler gibi geliyor. Bir güneşin doğması ne demek? Güneş ismini verip, sadece ismini bilip, ismine ve görüntüsüne âşinâ olduğu­mu/, bu koca ısı ve ışık kütlesi de ne? Gökyüzünde koca bir küt­le her gün çıkıyor, ısı ve ışık saçıyor, belli bir yol takip ederek gidiyor. Vakti gelince gözden kayboluyor ve karanlık yaratılı­yor o gidince...

 

Gökyüzünde uçan daire, ufo, gibi farklı şeyler arıyorlar ken­dilerine. Alışageldiklerinin dışında şeyler görmek için bakıyor­lar gökyüzüne. Kaç zamandır doğan ve batan güneş, havada uçan kuş, karanlıkta parlayan yıldız bize ne kadar da basit, an­lamsız ve sıradan işler gibi geliyor. İşte diyoruz. İşte yine sabah oldu. Bulaşık, çamaşır, temizlik, misafir ve bitmeyen işler. İşte yine akşam oldu. Yemek, bulaşık, azıcık havadan sudan sohbet biraz dedikodu, televizyon ve ardından sabaha kadar uyku Hayatı yaşayışımız bile alışageldiğimiz gibi. Sanki hep öyle ol­ması gerekiyormuş gibi...

 

Herşeyi, başta kendi hayat tarzımızı ve kâinattaki her şevi ne kadar da sıradanlaştırmışız böyle. Ne kadar da basite indirge­miş, anlamsızlaştırmışız. Hergün yeni bir sabah ve yeni bir ak­şam yaratan Rabbi bilmeden girdiğim sabah ve akşamlara acı­yorum. Uyanıp da gözümü açar açmaz, "aa,!" diyorum. Sabah olmuş. Sanki kendi kendine sabah olmuş, ben de kendi kendi­me gözümü açıp sabaha düşmüşüm gibi...

 

Çocukluğumdan beri insanların yaptığı gibi yaptım. Akşam olunca yattım. Sabah olunca da uyandım. Herkesin yaptığı gibi. Fakat dört beş senedir herkesin yaptığını yapmıyorum. Gece sa­baha kadar oturup, düşüncelere boğuluyorum, sabahları uyku­da geçiriyorum. İnsanlarınkini sıradan bulduğum için gece da­ha farklı şeyler yaşamak, onlar gibi olmamak için geceye atmı­şım kendimi. Ama geceyi ve sabahı yaratanı görmedikten sonra ha gece uyumuşum, ha gündüz. Gaflet aynı gaflet. Amacım sı­radan bir hayat yaşamamak. Hayatın anlamını bulmak istiyo­rum. Bazen gecenin sessizliğinde dolaştım, bazen gündüzün cı­vıltısında. Alışkanlıklarımdan kurtulduğum ve biraz düşünme­ye başladığım her an, hayat bana birşeyler anlattı. Aslında ha­yat her an bize birşeyler anlatıyor da, biz duymuyoruz.

 

Her an yeniden yaratılan kâinat ve her an milyonlarca hücre­lerimle yeniden yaratılan, başka başka ruh hallerine giren ben. Kendi bilmecemi çözmek ve hayatın anlattıklarını dinlemek için bunca mücadelem. Fakat göz alışkanlıklarım çoğu zaman tefek­kürlerimi öldürüyor. Bana bu dünyaya niçin geldiğimi unuttu­ruyor.

 

İşte böyle unutkan anlarımda nasıl bir tablo çiziyorum biliyormusunuz? Tekdüze, sıradan bir günüm, akşam olunca sabahın, sabah olunca akşamın dertleri, sıkıntılar, dumura uğramış duy­gular, darma dağın fikirler ve fikirsizlikler. Rüzgâra kapılıp da sağa sola savrulan, nereye gittiği bilinmeyen bir yaprak gibi. Rabbimin kâinata her an müdahale ettiğini, her an yeniden baş­ka şekillerde yarattığını unutunca, o anlık da olsa sanki herşey tesadüfmüş gibi geliyor. Böylesine gafil anlarımda kendimi or­talıkta kalmış, kimsenin benden haberi yokmuş, kimse beni bil­mez ve tanımaz, anlamazmış gibi hissediyorum. Ve dünyanın maddî dertleriyle hemhal olmuş buluyorum kendimi.

 

Fakat aniden güneş gibi Rabbimin her an kâinatta ve benim zerrelerimde tasarruf ettiği, şu an içimden geçenleri bile bildiği aklıma gelince, "Oohh" diyorum. İyi ki sahipsiz değilim. İyi ki beni benden daha iyi bilen ve bana her an hayatın anlamını öğ­retecek mesajlar gönderen bir Rabbim var. İşte o zaman sevdi­ğimden bir haber diye diye bakıyorum etrafa. "Bana Rabbira-den ne haberler getirdiniz?" arayışıyla bakıyorum. Ve bütün ka­ramsar bulutlar dağılıyor, zihnim berraklaşıyor, ne aradığını bi­len bir durumda olmanın sevinciyle herşeye tekrar tekrar bakı­yorum.

 

En güzel yaşadığım zamanlarım işte bu zamanlar. Sonra yine gaflet başlıyor. Yine göz alışkanlıkları. Çünkü bu tefekkür hali hep sürmüyor.

 

"Hayatımızı nasıl geçiriyoruz" diye sormalıyız kendimize. Hayatımızı, nerede, nasıl, kimlerle yaşıyoruz? Kaim ülfet per-deleriyle perdelenmişiz. Akşam olunca kâinata perdelerimizi kapattığımız gibi gönlümüzün perdelerini de kapatıyoruz. Sa­bah olunca kâinata açılan pencerelerimizin perdesini açıyoruz, ama gönlümüzdeki ve gözümüzdeki perdeleri açmayı unutu­yoruz çoğu zaman.

 

Lütfen hedeflerinizi tekrar gözden geçirin. Sabah olunca per­delerinizi nasıl bir dünyaya açıyorsunuz? Kendinize belirlediğiniz hedeflerle nasıl bir dünya kurdunuz? Hangi dünyanın özle­mini yaşıyorsunuz içinizde? İyi para. getiren bir iş ya da öyle bir işe hazırlayacak bir okul, çok kazanan, güzel olan bir eş, bir ev bir araba...

 

Hedeflerimiz neyse bizi o yönde peşinden koşturur. İnsan ne­yin sancısını, neyin derdini içinde taşıyorsa, o derdin çaresini arar. Eğer sırf maddi arzularımızın tatminine uğraşırsak, bu uğ­raşılar bizi manâdan uzaklaştırır.

 

Üstüne üstlük maddi tatmin hiçbir zaman mümkün değildir. Bir milyonun fakiri olan ona kavuşunca beş milyonun fakiri oluyor. Maddi basamakların en sonuna da gelsek, en tepede yeni bir basamak olmasının hayali­ni kuruyoruz.

 

Bugün öğle vakti, en lüks lokantaya en lüks arabayla gidip, en güzel yemekleri yiyin, akşam olmadan tekrar acıkırsınız. Mi­deniz yine içinizi kemirmeye başlar. Mideniz öğütecek birşeyler istiyor. Bu ister bir kuru simit olsun, ister şiş kebap. Onun için farketmez. Fakat bu, çoğu zaman bizim için farkediyor. Hep maddi imkânları düzeltmek uğruna, midemize daha ahım şa­hım yemekler, altımıza daha konforlu araba uğruna koşturup duruyoruz. Dünyanın kendine bakan yüzünde, maddi tatmin­sizlikler içinde ve bitmeyen arayışlar içinde hayatımızı öldürü­yoruz.

 

Maddemiz, bedenimiz hiçbir zaman tatmin olamaz, bunu bir anlayabilsek. Şimdiye dek yediğimiz onca güzel yemeği hatırla­mıyoruz bile. Doyduğumuzu zannettiğimiz anda yine açız. Çünkü ruh midemiz, gönül midemiz, akıl midemiz hep unutu­luyor tarafımızdan. Onların ihtiyacı olan manevî hakikatleri al­mıyoruz.

 

Oysa ki asıl açlık çeken yanımız ve asıl arayış içinde olan yanımız onlar. Asıl hedefimizi hep unutuyoruz. Dünyanın Allah'a bakan yüzünü görmüyoruz. Dünya aslında bir ayna gi­bi, Rabbimizin isim ve sıfatlarını bize yansıtıyor, her an bize Ondan yüklü haberlerle geliyor. Ama Rabbi tanımak gibi bir derdimiz yoksa, göz alışkanlıklarımızdan kurtulamadan, gözü­müzü mânâya kapalı tutarak yaşıyoruz.

 

Bir arkadaşımı ziyarete gitmiştim. Daha önce hiç görmedi­ğim, çok güzel ve ilginç bir çiçek getirdi. O çiçeği size tarif et­mem mümkün değil. Renk renk döşenmiş bir avize gibi ya da havuzlarda yapılmış o kat kat fıskiyeler gibi ya da dört katlı, her katı değişik renklerde mumlarla döşenmiş süslü bir pasta gibi. Bu çiçeği anlatamam ama görünce gerçekten şok oldum ve üzerindeki sanata hayran oldum.

Daha sonra şunu düşündüm:

 

Niçin bir papatyada ya da bir gülde aynı şaşkınlığı duymuyo­rum? Nedeni göz alışkanlığı. Papatyayı, gülü, karanfili tanıyo­rum. Ülfet perdesinin aralanması için illâ da ilk defa göreceği­miz birşey gerekli ki hayretten donakalalım. Ve böylece bir çeşit şok tedavi uygulanmış olsun. Fakat her zaman ilk defa görece­ğimiz birşey olmasını bekleyemeyiz. Bunun için alıştığımız bu dünyadan kurtulup, yeni bir âleme girmemiz gerekiyor. Bu ye­ni âleme nasıl mı gireceğiz?

 

Dünyaya yeniden geldiğimizi farzedelim. Bütün bilgilerimizi, gördüklerimizi, öğrendiklerimizi bir kenara bırakıp, hepsini bir an için unutalım. Daha şimdi dünyaya gözümüzü açmışız gibi herşeye ilk kez bakalım. Gü­neşi ilk defa görüyormuş gibi, onu anlamaya ve hikmetlerini görmeye çalışarak bakalım. Serçeye, martıya ilk kez görenin gö­züyle merakla bakalım. Yürüyen minik karıncayı ilk defa göre­lim. "Sanki daha önce hiç görmemiş, bu da ne?" der gibi. Ya da tam tersi güneşi, yıldızı, kuşu son kez görüyormuş gibi baka­lım.

 

Hani çoğumuz söyleriz, "İlk kıldığım namazı, ilk secdeye gi­dişimi hiç unutmam, ondaki haz bambaşkaydı" diye. Şimdiler­de o ilk namazlar gibi kılamazsak bile, en azından o kıldığımız namazı son namaz olarak düşününce, namazı her an ölüm gele­bilir hissiyle son namaz gibi kılınca daha dikkatli oluyoruz. İşte bunun yaratılan herşeye yansıması lazım. Herşeye ilk kez göre­nin gözüyle ya da son kez görenin gözüyle bakmamız gereki­yor. Hani şehirden çıkıp, şehir dışına uzak bir yolculuğa gide­cekseniz, otobüsten son bir kez geri dönüp bakarsınız. O, öyle bir bakıştır ki her şeyi en ince ayrıntısına kadar süzer ve beyni­ne kazır.

 

Tefekkür etmeye kendimizi alıştırmalıyız. O gördüklerimizde Rabbimizden bize gönderilmiş, bizler için gizlenmiş mesajlar olduğunu bilerek, kendimizi, kâinatı ve Rabbimizi tanımak adı­na tefekkür etmeliyiz.

 

İskeletlerin et giyerek canlanışını kaç kere gördünüz, ama hiç hayret etmediniz. Bahar gelince kupkuru dallar, iskelet olan ağaçlar yeşerir, yapraklanır, çeşitli renk, koku ve tatlarda mey­velerle dolar da kimse görmez. İnsan kemiğinin ya da kuş iske­letinin ete ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken
« Posted on: 17 Kasım 2019, 12:55:32 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken rüya tabiri,Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken mekke canlı, Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken kabe canlı yayın, Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken Üç boyutlu kuran oku Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken kuran ı kerim, Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken peygamber kıssaları,Göz alışkanlıklarını gözden geçirirken ilitam ders soruları, Göz alışkanlıklarını gözden geçirirkenönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &