ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Kutul Kulub > Sükut İlimlerinin Fazileti
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sükut İlimlerinin Fazileti  (Okunma Sayısı 1157 defa)
29 Aralık 2009, 18:20:55
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 29 Aralık 2009, 18:20:55 »



Sükut İlimlerinin Fazileti Ve Vera Sahiplerinin İlimde Takip Ettkleri Yol
Allah Resulü´nün (sav) bir hadisinde şöyle bir taksim rivayet edil­miştir: "İlim, üç çeşittir: Konuşan bir Kitab; yaşayan bir Sünnet ve ´Bilmiyorum ´La edrî´ demek". Şa´bi´den de şu söz nakledilmiştir: ´Bilmiyorum´ demek, ilmin yarısıdır. Onun bu sözle kasdettiği, böy­le söylemenin vera´a daha uygun oluşudur.

Süfyan-ı Sevri (ra) ise şöyle derdi
: İlim sadece, güvenilir (=sika) birinden alman ruhsattır. Titizlenmeye gelince, onlardan her biri bunu hasen görürdü. Onun muradı ise, vera´ ve titizliğin, alim ol­masalar dahi bütün müminler tarafından takip edilmesi gereken bir yol olduğudur. Çünkü vera´, hemen atılmaktan sakınmak ve şüphelere hücum etmeyerek kapalı meselelerde sükun veya sükut ile duraklamaktır. Yakin, meselelere basirete dayanarak, tedbirli bir şekilde yaklaşmaktır. Bir mesele hakkında ilme dayanarak kafi bir görüşe varmak, ilimlerine itimad edilen alimlerin en bariz sıfatlarından biridir. Onlar dışında hiç kimse bunu hasen görmez. Bu meyanda Ali (kv), Cemel vakasının olduğu gün oğlu Muham-med b. Hanefîyye´yi (ra) öne çıkardı ve şöyle dedi: Allah´a yemin ederim ki bu, kör ve karanlık fitnedir. Sonra mızrağıyla onu dürte­rek ´Ey anası olmayasıca önüme gel´ diyerek şunu ilave etti: Baba­nın komutanı ve sevkedicisi olduğu bir fitne olabilir mi? Kişi, ´Bil­miyorum´ dediği zaman, ilmiyle amel etmiş ve haliyle kaim olmuş olur. Böyle biri için bilen ve haliyle kaim olarak ilmiyle amel eden ve onu izhar eden kişinin yaptığı amelin sevabı kadar sevap vardır. İşte bu sebepie ´Bilmiyorum´ sözü, ilmin yarısı olmuştur. Aynı şekil­de vera´ için Allah Teala yolunda sükut eden kimsenin güzelliği de, O´nun yolunda insanlara faydalı olmak için ilme dayanarak konu­şanın güzelliği gibidir.

Ali b. Hasan ve Muhammed b. Aclan şöyle demişlerdir:
Alim ´Bilmiyorum´ sözünü söylemekte yanlışa düştüğü zaman, sözleri musibete duçar olur. Aynı ifade, bu iki zattan sonra İmam Malik ve İmam Şafii tarafından da dile getirilmiştir. İnsanların farklılaşma­sı bakımından ilim ve cehalet, akıllılık ve deliliğe benzer. Deliler, tabaka tabakadır. Aynı şekilde akıllılar da tabaka tabakadır. Cahiller de alimler gibi tabaka tabakadır. Cahillerin havassı, alimlerin avammına benzerler. Bu sebeple de bunları tanımak, halkın avamı bakımından zor olur. Hatta bunları ulemadan sayabilirler. Halbu­ki onların hali, hakiki alimler nezdinde apaçık ortadadır. Ariflerin durumu da böyledir. Ulemanın avam tabakası bunları tanımakta zorlanırken yakin sahipleri onları hemen tanırlar.

Ulemadan bir zat şöyle demiştir: İlim, iki türlüdür: Emirlerin ilmi; takva ehlinin ilmi. Emirlerin ilmi, muhakeme ve hüküm ilmi­dir. Takva sahibi müttakilerin ilmi ise, Yakin ve Marifet ilmidir. Al­lah Teala, müminlerin ilimlerini vasfedip iman ilmini zikrederken şöyle buyurmuştur: "Ki Allah, sizden iman edenleri yüceltsin ve kendilerine ilim verilenlere ise derecler ihsan etsin". (Mücadele/11)

Görüldüğü, üzere Allah Teala iman edenleri ´alimler olarak vas-fetmiştir. Bu da ilim ve imanın ayrılmaz bir bütün olduklarını ga­yet açık bir şekilde ortaya koymaktadır. Ayette geçen ´Vav´ harfi dil alimlerine göre, atıf değil övgü ifade etmektedir. Araplar vasıfları överken ´Vav´ harfini kullanarak mübalağa ifade ederlerdi. Mesela ´Fülanun el-akılü ve´1-alimu ve´l-edibu=Falanca akıllı, alim ve edeb sahibidir´ ifadesindeki ´Vav´ harfleri, o sıfatlardaki mübalağayı ifa­de eder.

Bunun bir diğer misali de, Allah Teala´nm şu buyruğudur: "Fa­kat içlerinden ilimde derinleşmiş olanlarla mümin olanlar, senden önce indirilenlerle beraber sana indirilene de iman ediyorlar. Na­mazı ikame edenler, zekatı verenler, Allah´a ve ahiret gününe ina­nanlar; işte onlara büyük bir mükafaat vereceğiz". (Nisa/162) Ayet­te namaz kılanlar ile başlayan kısım tamamen sıfatlardan ibaret­tir. Müminler, ilimde derinleşmiş insanlar olup, namazlarını ikame eder ve zekatlarını verirlerdi. Bir başka açıdan bakıldığında bütün hepsi ´İlimde derinleşmiş olanlardın sıfatlarıdır. İşte bu sebepledir ki ´İkame edenler kelimesi mansub kılınmıştır. Çünkü o, övgü ifa­de etmektedir.

Araplar, Övgü için kullandıkları kelimeleri nasbeder ve ref eder­ler, yani sonlarını fethalı ve ötreli okurlardı. Allah Teala´nm "İlim­de derinleşmiş olanlar ´İman ettik´ derler" (Al-i İmran/7) buyruğu da bu manadadır. Burada da, müminler ilini ile vasfedildikleri gibi ilim sahipleri ´İman´ ile vasfedilmişlerdir. Allah Teala başka birayet-i kerimesinde de şöyle buyurmaktadır: "İlim ve iman verilen­ler". (Rum/56)

Bu babdan olmak üzere Enes´in (ra) şu hadisini de zikredebili­riz: "Allah Resulü (sav) buyurdu ki: Ümmetim beş tabakadır. Her tabaka, kırk yıldır. Benim ve ashabımın tabakası, ilim ve iman eh­lidir. Seksen yıla kadar onları takip edenler birr ve takva ehlidir­ler. Yüzyirmi yıla kadar onları takip edenler ise, akrabalık ve er-ham bağlarını kaynaşık tutanlardır,."[12]

Görüldüğü gibi Allah Resulü (sav) ilim ile imam birleştirmiş ve bunları bütün tabakaların üstünde zikretmiştir. Allah Teala da imanı ilmin bizzat kendisi olan Kur´an ile birleştirmiştir. Yine O, Kurân´ı iman ile birleştirerek şöyle buyurmuştur: "İşte Allah onla­rın kalperine iman yazmış ve tarafından bir ruh ile desteklemiştir". (Mücadele/22) Bu ayetin tefsiri yapılırken ´Ruh´ kelimesi ile Kur´an´m murad edildiği söylenmiştir. Ayetteki ´Ha=O´ndan´ zami­rinin, Allah Teala´ya raci olduğu istikametindeki görüş, müfesshie-rin ekseriyeti tarafından paylaşılmaktadır. Yine O, şöyle buyur­maktadır: "Sen ne kitap nedir biliyordun, ne de iman. Ama Biz onu bir nur kıldık". (Şura/52) Allah Teala´nm Kelamı´na göre iman ehli, aynı zamanda Kur´an ehlidir. Kur´an ehli ise, Allah Teala´nm ehli ve O´nun has kullarıdır.

Mehdi, ulemadan bir zat olan Süfyan b. Hüseyn´in yanma girdi­ğinde ona şöyle dedi:
Sen ulemadan mısın? O sükut etti. Bunun üzerine sorusunu tekrarladı. O yine sükut etti. Bunun üzerine çev­redekiler ´Müminlerin emirine cevap vermeyecek misin?´ dediler. O da şu cevabı verdi: Bana öyle bir soru soruyor ki cevabı yoktur. Eğer ´alim değilim´ desem, Allah Teala´nm Kitabı´nı okuduğum için yalan söylemiş olurum. Eğer ´Alimim´ desem, o zaman da cahil biri olurum.

Ebu Cafer er-Razi, Rebi vasıtasıyla Enes´ten (ra) Allah Tea-la´ntn "Allah´dan ancak alim kulları layıkıyla korkar" (Fatır/28) ayetinin tefsiriyle ilgili olarak şunu rivayet etmiştir: Yani Allah Te-ala´dan korkmayan biri alim olamaz. Davud´un da (as) bunu söyle­diğini görmüyor musun? Allahım, ilmi Senin korkun, hikmet ve imanı da Zatının sayesinde mevcut kıldın. Sen´den korkmayan, ilim sahibi olamayacağı gibi, Sana iman etmeyen de hüküm ve hik­met sahibi olamaz. Abdullah b. Revvaha ise, ilmi iman olarak isim­lendirmiştir. O, arkadaşlarına şöyle derdi: Haydi oturun da bir sa­at iman edelim. Sonra oturup iman ilmini müzakere ederlerdi.

Allah Teala, müminler için kulak, göz ve kalpler yaratmıştır. İş­te bunlar, ilmi elde etme vasıtaları ve ilim yollarıdır. İlme bunlar vasıtasıyla ulaşılır. Bunlar, ilmin asılları ve Allah Teala´nm yarat­tıklarına lütfettiği nimetlerdir. O, kullarından bu nimetleri için şükranda bulunmalarını da talep etmiştir. Nitekim O, bu meyanda şöyle buyurmuştur: "Allah sizi analarınızın karınlarından o halde çıkardı ki hiçbir şey bilmiyordunuz. Öyle iken şükredesiniz diye si­ze kulak, gözler ve gönüller verdi". (Nahl/78)

Görüldüğü gibi Allah Teala, önce nefyettiği ilmi, kulaklar, göz­ler ve gönüller sayesinde isbat etmektedir. Yine O, mümin olma­yanları anlatırken onların ilim ile müstağni olamayacaklarım bil­direrek şöyle buyurmuştur: "Hem kendileri için kulaklar, gözler ve gönüller yaratmıştık. Fakat ne kulakları, ne gözleri, ne de gönülle­ri kendilerine bir fayda verdi. Zira onlar Allah´ın ayetlerini inkar ediyorlardı". (Ahkaf/26) Görüldüğü üzere iman etmeyenlere ne duydukları, ne gördükleri, ne de düşündükleri fayda etmeyecektir. Ancak iman eden insanlar, kulakları, gözleri ve gönülleriyle ulaş­tıkları ilim ile diğerlerine muhtaç olmaktan kurtulacaklardır. Bu vasıtalar, sadece onlar için ilim vasıtaları olacaktır.

Bu manada Allah Teala´nm şu buyruğu da zikredilebilir:
"Hak­kında ilmin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz ve gö­nül, bütün bunlar ondan mesul olacaktır". (İsra/36) Eğer ilim, ku­lak, göz ve gönül ile vaki olan bir fazilet olmasaydı, bilinmeyen bir şeyin ardına düşmekten menedilmezlerdi. Bu vasıtaların bilmediği şeylerin ardına düşmekten menedilmelerine bağlı olan hakikat da, ilmin bunlar vasıtasıyla isbat edilmesidir. Kulak, göz ve gönül sa­hibi her mümin, Allah Teala´nm lütuf ve rahmetini bilen kimsedir.

Allah Teala, bu ümmeti diğer ümmetlerinden farklı üç husus ile üstün kılmıştır. O, bu üç hususu İslam Ümmeti´ne mahsus kıl­mıştır.

Bunların ilki, ümmetin nesilleri arasındaki sened zincirinin sağ­lam olarak baki kılınmış olmasıdır. Buna göre ümmetin her nesli, ilmi selefden halefe taşıyarak Allah Resulü´ne (sav) dayandıracak bir sened zincirine sahip olmuştur. İlim bu şekilde günümüzdeki alim­lere kadar sağlam olarak gelmiştir. Alimler ilmi sahifelere yazarak çoğaltmışlardır. Bu sahifelerden birinde ihtilafa düşüldüğü vakit, o sahife diğerleriyle mukayese edilerek tashih edilmiştir.

İkincisi ise, gaybdan vahiy yoluyla indirilen Kitab´m muhafaza edilmesidir. Diğer ümmetler, Allah Teala´nm indirdiği Kitab´ı baka­rak okumuşlardı. Bu sebebledir ki...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sükut İlimlerinin Fazileti
« Posted on: 16 Eylül 2019, 09:05:10 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sükut İlimlerinin Fazileti rüya tabiri,Sükut İlimlerinin Fazileti mekke canlı, Sükut İlimlerinin Fazileti kabe canlı yayın, Sükut İlimlerinin Fazileti Üç boyutlu kuran oku Sükut İlimlerinin Fazileti kuran ı kerim, Sükut İlimlerinin Fazileti peygamber kıssaları,Sükut İlimlerinin Fazileti ilitam ders soruları, Sükut İlimlerinin Faziletiönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &