ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Kutul Kulub > Sabrın Ehlinin Sıfatları
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Sabrın Ehlinin Sıfatları  (Okunma Sayısı 1456 defa)
31 Aralık 2009, 19:08:20
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 31 Aralık 2009, 19:08:20 »



Yakin Makamlarının İkincisi Olan Sabır Makamının Şerhi Ve Sabır Ehlinin Sıfatları Hakkındadır
Allah Teala, sabredenleri müttakilerin imamları kılmış ve dinle il­gili en güzel vaadi onlar üzerinde tahakkuk ettirerek şöyle buyur­muştur: "Onlardan da sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola sevkedecek imamlar varetmiştik". (Secde/24); "Böylece Rabbinin, Israiloğullarma olan o güzel vaadi sabniarı sebebiyle tahakkuk et­ti". (A´raf/137)

Allah Resulü (sav) ise sabır hakkında şöyle buyurmuştur:
"Mu­hakkak ki sevmediğiniz birşeye karşı sabırda, birçok hayır gizli­dir". [1] İsa Peygamber´in de (as) şöye buyurduğu rivayet edilmiştir: ´Sevdiğiniz şeylere ulaşmanızın tek yolu, sevmediğiniz şeylere kar­şı sabretmenizdir\

Sahabe´den (ra) bir zat da şöyle demiştir:
Allah Teala´nm takdir ettiği çile ve lütuf, takva ve sabırdadır. Rivayete göre İbni Mesud (ra) şöyle derdi: Sabır, imanın yarısıdır. Ali de (kv) sabrı, imanın esaslarından biri olarak ifade etmiş, onu cihad, adalet ve yakin ile birlikte zikretmiştir. O, iman hakkındaki bir soruya şu cevabı ver­mişti: İman, dört esas üzerine bina edilmiştir: Yakin, sabır, cihad ve adalet. Yine o, şöyle demiştir: Sabrın iman için önemi, kafanın be­den için önemi gibidir. Başı olmayan birinin bedeni olmayacağı gi­bi, sabrı olmayanın da imanı olmaz.

Allah Resulü (sav) sabrın ulviyet ve üstünlüğünü hayli yukarı çıkartarak onu Yakin mertebesine koymuş ve bir hadisinde bu iki­sini birlikte zikretmiştir.

Allah Teala da bu meyanda şöyle buyurmuştur: "Onlardan da sabrettikleri zaman emrimizle doğru yola sevkedecek imamlar çı­karmıştık. Onlar, ayetlerimize de yakini imanla sarılmışlardı". (Secde/24) Allah Resulü´nden (sav) rivayet edilen bir hadiste de, ya­kini iman ve sabra mazhar kılman bir kulun, geçmişte kaçırdıkla­rından dolayı hesaba çekilmeyecekleri haber verilmektedir. O, baş­ka bir hadisinde de şöyle buyurmuştur: "Sabır, amel ve ecrin kema­lidir".

Yine O, Şehr b. Havşeb el-Eş´ari tarafından Ebi Ümame el-Ba-hili´den (ra) rivayet edilen bir hadisinde şöyle buyurmaktadır:
"Al­lah tarafından size verilenlerin en azı, yakin ve sabırda azimet sa­hibi olmaktır. Bu ikisinden kendisine pay verilen kimse, kaçırdığı gece namazı ve gündüz oruçlarını Önemsemez. Bulunduğunuz hal üzerinde sabırlı olmanız, benim için sizden her birinin, diğerlerinin tamamının ameliyle yanıma gelmesinden daha sevimlidir. Ama ben, benden sonra dünyanın kapılarının sizlere açılmasından ve birbirinizi tanımaz hale, sema ehlinin de sizi tanımaz hale düşme­nizden korkarım. Böyle bir durumda her kim sabreder ve mükafa-atını Allah Teala´dan beklerse, sevabının tamamım kazanmış olur". Allah Resulü (sav) bunları söyledikten sonra "Sizin yanınızdaki tü­kenir. Allah´ın yanındaki ise tükenmez. O, sabredenlere mükafaat-larını yaptıkları amellerin daha güzeli ile elbette vereceğiz" (Nahl/96) ayet-i kerimesini okudu.

İbnu´l-Münkedir´in Cabir´den (ra) rivayet ettiği hadiste ise Allah Resulü´ne (sav) imanın ne olduğu sorulunca şu cevabı verdiği nak­ledilir; "Sabır ve hoşgörüdür".13 Söz sahiplerinin en sadığı olan Al­lah Teala da şöyle buyurmuştur: "İşte onlara, sabretmelerinden ötürü ecirleri iki misliyle verilir". (Kasas/54); "Sabredenlere ise ecirleri hesapsızca Ödenir". (Zümer/10) Görüldüğü üzere Allah Tea­la, sabredenlere normalden iki kat fazla ecir vermekte ve bununla iktifa etmeyip sabredenlerin mükafaatlarım daha da arttırarak sı­nırsız ve sonsuz hale getirmektedir. Bu da sabrın, makamların en faziletlisi oluşuna delalet etmektedir.

Allah Teala, sabredenler için üç fazileti biraraya getirmiş, son­ra da bunları ibadet ehlinin cümlesi üzerine dağıtmıştır ki bunlar; ahiretteki müjdeden sonra salat, rahmet ve hidayettir. Ömer (ra) şöyle derdi: Ne güzel iki karşılık ve ne güzel bir ilave! O, iki karşı­lık ile salat ve rahmeti, ilave ile hidayeti kasdederdi. ´İlave´, hayva­nın üstündeki yüke uzanabilmek için ayağın altına konan ilave ta­koz manasmdadır. Bu manasıyla da üçüncü bir karşılık olması mümkündür.

Allah Teala, sabredenlerle beraber olduğunu haber vermiştir. O´nun beraber olduğu kimse, hiçbir güç tarafından mağlup edile­mez. O´nunla beraber olanın derecesi de yükselir. Allah Teala bu­yurdu ki: "Sabredin, muhakkak ki Allah sabredenlerle beraberdir". (Enfal/46); "Sizler üstünsünüz ve Allah da sizinle beraberdir". (Mu-hammed/35)

Allah Teala, kullarını kendi ordularıyla desteklemek ve onları zafere ulaştırmak için sabretmelerini şart koşmuş ve şöyle buyur­muştur
: "Evet siz sabır ve sebat ederek itaatsızlıktan sakınırsanız, şunlar da şu dakikada üzerinize geliverirlerse Rabbiniz size beşbin tane belirli işaretleri olan melaike ile yardım edecektir". (Al-i İm-ran/125)

Ebu Muhammed Sehl şöyle derdi
: Sabır, sıdkın tasdikidir. Allah Teala´ya itaat derecelerinin en faziletlisi, ma´siyet karşısında sabır­lı olmaktır. Bunun ardından taat üzerinde sabırlı olmak gelir. Sehl, Allah Teala´mn "Allah´dan yardım isteyin ve sabredin" (A´raf/128) buyruğuyla ilgili olarak da şöyle demiştir: Yani Allah Teala´dan O´nun emrini yerine getirme noktasında yardım dilerken, O´nun edebi noktasında da sabırlı olun.

Sehl, başka bir vesilede de şöyle demiştir:
Allah Teala, çile ve zorluk karşısında sabreden dışında hiç kimseyi övmemiştir. O, şöy­le derdi: Müminler arasında salihler azınlıktır. Salihler arasında da sadıklar azınlıktır. Sadıklar arasında da sabredenler azınlıktır. Sehl, bu sözüyle sabrı sıdkın hususiyetlerinden biri kılmış ve sab­redenleri de sadıkların havassı olarak takdim etmiştir.

Sözlerin en doğrusunu vahyeden Allah Teala da, makamların tertibinde sabredenleri sadıkların üstüne yükseltmiş ve müteakip sıfatlar müslümanlar için tek bir sıfat ifade etmek için kulanılmış-sa, o takdirde de sabrı sıdkın içinde bir makam saymıştır. Bu sıfat­lar arasındaki Vav´ atıf harfi medh ve övgü içindir. Eğer sadece iki makam varsa, bu takdirde ´vav´ tertib ve sıralama içindir. Allah Te­ala, sabredenleri sadıkların ve kunût edenlerin üstüne yükseltmiş­tir. Bunu şu ayet-i kerimede görmekteyiz: "Muhakkak ki müslü-man erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadmar...". (Ahzab/35)

Ata´, İbni Abbas´dan (ra) şu hadisi rivayet etmiştir:
´Allah Resu­lü (sav) Ensar´m yanma gidince kendilerine, ´Sizler mümin misi­niz?´ diye sordu. Onlar da sükut ettiler. Bunun üzerine Ömer (ra) ´Evet, ya Resulellah´ dedi. Allah Resulü de (sav), İmanınızın alame­ti nedir?´ diye sordu. O da, ´Bollukta şükreder, musibetlerde sabre­der ve Allah´dan gelen kazaya razı oluruz´ dedi. Allah Resulü (sav) bu cevap üzerine şöyle buyurdu: Kabe´nin Rabbi adına! Müminler". Sabır, iki amele ayrılır. Bunlardan biri, dinin salah ve ıslahı için elzemdir. İkincisi de, dinin bozulmamasının temelidir. Sabır, bun­lardan başka türlere de sahiptir. Kul, dinin islahıyla ilgili bir hu­susta sabırlı olarak bununla imanını kemale erdirir. Kimisi de di­nin ifsadına sebep olan bir şeye yaklaşmamak noktasında sabırlı davranarak bununla yakinini güzelleştirebilir.

Bu manada Ali´den (kv) şu söz rivayet edilmiştir:
´O, Basra´ya girip de denetimi eline aldığı zaman Basra camiine girmiş ve ora­da kıssa anatan kassasları ´Kıssacılık bidattir* diyerek dışarı atma­ya başlamıştı. Nihayetinde, cemaata konuşan bir genç gördü. Du­rup dinlediği zaman söyedikleri hoşuna gitti. Yanma giderek şöyle dedi: Delikanlı, sana iki şey soracağım, eğer onları bilirsen halka öğütte bulunman için seni serbest bırakırım. Aksi takdirde arka­daşlarını çıkardığım gibi seni de çıkarırım. Genç, ´Sor ey müminle­rin emiri´ dedi. Bunun üzerine Ali (kv), ´Dinin salah ve fesadı ne­dir?´ diye sordu. Genç vaiz de, ´Dinin salah ve selameti vera´, fesa­dı ise tamahtır5 dedi. Bu cevap üzerine Ali (kv) ´Doğru söyledin. Ar­tık konuşabilirsin. Çünkü halka senin gibilerin konuşması doğru olur´ dedi. Rivayete göre bu genç, bizim bu ilimdeki imamımız, En-sar´ın azatlısı Hasan b. Yesar el-Basri (ra) idi.

Meymun b. Mehran şöyle derdi: ´İman, tasdik, marifet ve sabır tek bir şeydir1. Ebu´d-Derda (ra) ise şöyle derdi: İmanın zirvesi, hükme sabır, kadere rıza göstermektir. Vera´, zühdün başıdır. Zühd, ahiret kapılarının ilkidir. Tamah ise, arzu ve rağbetin başıdır. O, dünya kapılarının da en büyüklerinden biridir. Tamahın işa­reti, dünya sevgisidir. Dünya sevgisi ise, bütün günahların başıdır.

Denir ki, kainatta işlenen ilk günah, tamah olmuştur. Buna gö­re Adem (as) ebedi hayata tamah ederek, menedildiği ağacın mey-vasmdan yemiştir. İblis de, Adem´i (as) cennetten çıkarmak istedi­ği için isyan etmiş ve ona vesvesede bulunmaya başlamıştır. Neti­ce itibarıyla her ikisi de aynı günahta birleşmiştir. Tamah bakımın­dan aynı fiil içinde olmalarına rağmen, tamah ettikleri şeyler nok­tasında birbirlerinden farklılaşmışlardır.

işlenen bu masiyetlere verilen ceza bakımından da sonları farklı olmuş ve Adem (as) daha önceki güzel davranışlarına binaen affedi­lirken, şeytan geçmişte yazılan bedbahtlık ve tamahına binaen he­lak olmuştur. O, zannı tasdik ettiği için asla geri adım atmamış ve Allah Teala da kendisini düşman olarak nitelemiştir: "Andolsun ki İblis, onlar aleyhindeki zannı doğru çıkardı". (Sebe´/20) Zan, yakinin zıddı olup hak namına ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Sabrın Ehlinin Sıfatları
« Posted on: 23 Eylül 2019, 06:29:13 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Sabrın Ehlinin Sıfatları rüya tabiri,Sabrın Ehlinin Sıfatları mekke canlı, Sabrın Ehlinin Sıfatları kabe canlı yayın, Sabrın Ehlinin Sıfatları Üç boyutlu kuran oku Sabrın Ehlinin Sıfatları kuran ı kerim, Sabrın Ehlinin Sıfatları peygamber kıssaları,Sabrın Ehlinin Sıfatları ilitam ders soruları, Sabrın Ehlinin Sıfatlarıönlisans arapça,
Logged
31 Aralık 2009, 19:23:57
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« Yanıtla #1 : 31 Aralık 2009, 19:23:57 »

Ariflerden bir zat, sabrı üç esasa taksim etmiş ve bu üçü için de üç makam tesbit etmiştir:

1.Şikayet ve serzenişi terketmek; bu, tevbekârlarm derecesidir.

2.Takdir edilene rıza göstermek; bu, zahidlerin derecesidir.

3. Mevla´nın kendisine yapacağı herşeyi sevmek; bu da, sadık­ların derecesidir.

Selef-i Salih´in (ra) ileri gelenleri de sabrı genellikle üçe ayır­mışlardır. Bu babda Hasan el-Basri (ra) ve diğerlerinden şu bilgi nakledilmiştir: Sabır, üç türlüdür:

1. Masiyetten uzak durmada sabır; sabrın en faziletlisidir.

2.Allah Teala´ya itaat ve ibadette sabır;

3.Musibetler karşısında sabır. Bunlar da, yukarıda anlattığımız sabır türleri kapsamına girmektedir. Anlattıklarımızın özü şudur ki sabır; bir farz ve bir fazilettir. Onun bu hususiyeti, muhtelif hüküm­lerin bilinmesiyle bilinmektedir. Farz veya emir mahiyeti taşıyan bir amelle ilgili olarak sabretmek de farzdır ve emredilmiştir.

Teşvik ve mendubiyete mazhar olan bir amelde sabır göstermek ise fazilet ve nafile hükmündedir. Tasabbur, yani sabretmeye çalış­mak, bizatihi sabır olmayıp nefs mücahedesi ve nefsi sabra sevk ve teşvik etme gayretidir. Bunu bir tür sabır için çabalamak olarak görebiliriz. Buna misal olarak da Tezehhüd mefhumunu zikredebi­liriz. Tezehhüd; zühd hasıl oluncaya kadar zühd vesilelerini değer­lendirmeye çalışmaktır. Sabır ise, bir sıfatın tahakkuk etmiş halini ifade etmek için kullanılan bir isimdir. Bu yüzden, mevzusu ol­duğu makam da onunla bilinir.

Nefsin isteksizliği, acının tadılması ve çekilen elem, kulu sabır dairesinden çıkarmaz. Bilakis bunların mevcudiyetine rağmen sa­bırlı olmak mümkündür. Çünkü beşeri tabiat bunu icap ettirmek­tedir. İnsan, tabiatı itibarıyla sabır anında üstte zikrettiğimiz his­lerle çatışır. Sabrın şu fayda-"1, vardır ki, Mevla´nın hükmü karşısın­da kulun serzenişini bastırmasını ve öfkesini yutabilmesini sağlar. Çünkü Allah Teala´nm hükmü karşısında yakınma ve öfkeyi ter-ketmek, rıza ve tevekkülün Özünü teşkil eder. Bu da yakini imamn en üstün mertebelerinden biridir. Dolayısıyla böyle bir haldeki kul, sabır dairesinden çıkmaz.

Kulu sabır dairesinden çıkaran şey; sabrın zıddı olan şeydir. Bu da, Hükm-i İlahi karşısında yakınma, ilimde haddi aşma, öfkeyi iz­har etme, serzenişi arttırma, can sıkıntısı ve zemmetmedir. Tasab­bur yolunda nefs riyazeti yapmak, Tasabbur ehlinin makamı olup zaaf içindeki müridlerin de halidir.

Nefs-i Emmâre, sizi fuzuli şehvetlere meylettirdiği veya önceki alışkanlıklarınıza dönmeye zorladığı zaman, onun bu yöndeki her türlü ihtiyacından menetmeniz gerekir. İhtiyacın men´i ve fuzuli şehvetlerden önce düşünülmesi elzem olan daimi bir sıkıntı halinin varlığı onu oyalayacaktır. Helale karşı dahi sabır göstermek sure­tiyle onu terbiye edip isteklerini reddettiğiniz zaman emriniz altı­na girecek ve fuzuli sehvetlerekarşı sabırlı olmayı öğrenecektir.

Neticede, mubahlardan önce düşünülmesi gereken acil bir bede­lin varlığından Ötürü fuzuli şehvetini terketmiş ve acil olan gıda ih­tiyacını karşılamak için daha sonra tamah edebileceği heva ve şeh­vetlere karşı sabrı tercih etmiş olacaktır. Tamahkâr nefislerin ter­biyesinde izlenecek yolların en başında bu yol gelir.

Tasabbur ehli içinde güçlü olanlar, nefslerinin kendilerine sabır ve namaz ile icabet etmediği, açlık ve susuzluk ile teslim olmadığı kimselerdir. Üçüncü tabakada bulunanlar arasındaki zayıf iradeli kimseler ise, birinciler gibi oruç ve namaz ehlinden, ya da açlık ve susuzluk ehlinden olmayanlardır. Bunlar, ihtiyaçları karşısında nefslerini sabra zorlama noktasında tahammül gösteremedikleri gibi, nefslerinin şehvet tutkuları karşısında da sabırlı olamazlar.

Bunların terbiyesi, nefslerini helal manasında olan bütün haram­lardan uzak tutmaları, helaka sevkedici şehvetleri terkederek orta yollu şehvetle iktifa etmeye çalışmalarıdır.

Böylelikle nefsleri sükunet bulacak, haramlardan uzak durur­ken şehvet ve arzuları da dinecektir. Halbuki bunların ötesinde ku­lu helaka sürükleyecek durumlar mevcuttur. Zayıf nefsler de işte bu riyazet ile huzur ve itmi´nan bulurlar.

Alimler, sabır ve şükürden hangisinin daha faziletli olduğunu tesbit etme hususunda ihtilafa düşmüşlerdir. Bu iki makam ara­sında tercih yapmak mümkün değildir. Çünkü her iki makamda da birbirlerinden üstte ve altta yeralanlar vardır. Marifet ehli içinde tahkik sahibi olanlar şöyle derler: İki kul, aynı makamda dahi bir­birlerine müsavi olmazlar. Bilakis bunlardan birinin ilim, amel, vecd ve müşahede hususunda diğerinden üstün olması gerekir. An­cak doğruluk, maksad ve dayanakları bakımından müşterektirler. Kullar arasındaki farklılaşmanın en bariz olanı, yöneldiği yöne ait müşahedeleri noktasında görülür. Söz söyleyenlerin en sadığı olan Allah Teala şöyle buyurmuştur: "Herkesin kendine mahsus yö­neldiği bir yön vardır ve ona yönelir". (Bakara/148); "De ki: Herkes kendi yaratılış kabiliyetine göre hareket eder. O halde yolca en doğ­ru olanın kim olduğunu ancak Rabbiniz bilir". (İsra/84) Bu ayetin tefsirinde şöyle denilmiştir: Allah´a götüren yol bakımından hangi­sinin daha yakın ve daha mutedil olduğunu yalnız O bilir.

Kitab ve Sünnet´in zahiri de, sabrın çeşitli derecelere sahip ol­duğuna delalet etmektedir ki bunu Allah Teala´nm şu buyruğunda görmekteyiz
: "İşte bunlar, mükafaatları iki kere verilecek olanlar­dır. Çünkü bunlar sabretmişlerdir". (Kasas/54) Şükredenlere ise ecir ve mükafaatları bir kere verilir.

Sabır makamına en çok benzeyen makam, Korku makamıdır. Şükür makamına en çok benzeyen makam ise, Rica (=ümit) maka­mıdır. Allah Teala buyurdu ki: "Rabbinin makamından korkan kimseye iki cennet vardır". (Rahman/46) Marifet ehli Korku maka­mının Rica makamından üstünlüğü hususunda ittifak etmişlerdir. Bu ittifakın kaynağında ise, ilmi amele üstün tutmaları yatmakta­dır. Sabır da, Korku makamının hallerinden biridir. Fazilet bakı­mından sabır haline sahip olan kişi, Korku makamına daha yakın olur. Şükür ise, Rica makamından bir haldir. Şükredenin hali de, Rica makamına daha yakın olur.

Bu noktada Sünnet-i Nebevi´den de daha önce rivayet ettiğimiz şu hadisi zikredebiliriz:
"Size en az verilen şey, Yakin ve sabır az­midir. Bu ikisinden nasibine mazhar olan kimse, geçmişte kaçır­dıklarını önemsemez". Görüldüğü üzere Allah Resulü (sav), sabin yakin ile aynı kefeye koymuştur. Herkes de bilir ki, yakin (-yakini iman) kadar kıymetli ve yüce bir şey yoktur. Amellerin edası ve ya-kinin onunla yücelmesi hususunda Eyyub Peygamber´in (as) şu münacaatını zikredebiliriz: "Allah Teala ona vahyederek şöyle bu­yurdu: Ya Eyyub, Zatım üzerine yemin ettim ki sabredenler için hiçbir kınama defteri açtırmayacağım. Onlar sıratın inceliğini de düşünmeyecekler. Tartının eksikliği de onları korkutmayacak ve oradaki yurtları da Darü´s-Selam olacak".[8]


Sabrın Üstünlüğüne Dair Başka Bir Beyan:




Sabır, bir imtihan ve sınama halidir. Şükür ise nimet halidir. İmti­han ve musibet hali, elbette daha üstündür. Çünkü o, nefse daha ağır gelir. Allah Teala´nm şu buyruğu da bunu teyid etmektedir: "Sabredenlere mükafaatları hesapsızca verilir". (Zümer/10) Şükre-denlere ise, ecirleri hesap edilerek verilir. Bu ayette görüldüğü gi­bi, sabır sıfatı için tahsis edilen bir meziyet diğerleri için geçerli kı­lınmam aktadır.

Sabrın üstünlüğüne dair başka bir açıklama da şöyledir:
Ali (kv), imanın şubelerini anlattığı uzun bir konuşmasında, sabrı ya-kinin dört makamı üstüne çıkarmış ve bunların, sabrın temel taş­ları olduğunu bildirerek şöyle demiştir: ´Sabır, dört temele dayanır: Şevk, Korku, Zühd ve Bekleme. Cehennem ateşinden korkan kişi, Allah Teala´nm haram kıldıklarından uzak durur. Cennete şevk duyan kişi de, şehvetlerine gem vurur. Dünyada zühd sahibi olan kişi ise, başına gelen musibetleri gözünde büyütmez. Ölümü bekle­yen de, hayırlarda yarışır. Görüldüğü gibi Ali (kv) bu makamları, sabrın temelleri olarak takdim etmiştir. Çünkü bunlar, sabrın kay­naklan ve sabırda ihtiyaç duyulan hususlardır.

Allah Teala sabn takvanın bir hali kılmış ve müttakilere olan ikramını da derecelerce arttırarak şöyle buyurmuştur: "Kim Al-lah´dan korkar ve sabrederse..". (Yusuf/90) Başka bir ayet-i kerime-de ise, "Muhakkak ki Allah katında en değerliniz, takvaca en ileri olanmızdır". (Hucurat/13) Allah katında en değerli (=ekram) ve takvaca en ileri (=etkâ) kelimelerinin kullanılması, ´değerlileriniz (=kirâm) ve takva sahipleriniz (=müttakûn)´ kelimelerinin kullanıl­masından daha üstündür. Çünkü en değerli (=ekram) ve takvaca en ileri (=etkâ) kelimelerinin kullanılması bir farklılığa delalet et­mektedir. Takvaca en ileri olan, Allah katında en değerli olandır. Takvanın icaplarına tahammül etme noktasında en çok sabreden de, takvaca en ileri olandır.

Bil ki sabır, cennete giriş sebebi ve cehennemden kurtuluş vesi­lesidir. Çünkü bu babda rivayet edilen bir hadiste Allah Resulü´nün (sav) şöyle buyurduğu bildirilmektedir: "Cennet sıkıntı ve zorlukla­ra karşı verilir. Cehennem ise şehvet ve arzular karşı verilir". Mü­min, cennete girebilmek için sıkıntı ve zorluklar karşısında sabra ihtiyaç duyarken, cehennemden kurtulabilmek...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &