ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Tasavvuf Eserleri > Kutul Kulub > Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması  (Okunma Sayısı 629 defa)
29 Aralık 2009, 17:59:53
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 29 Aralık 2009, 17:59:53 »



Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması

Hatırların toptan olarak isimlendirilme sine baktığımızda kalpten iyi istikamette geçen hatırlara ´İlham´, kötü istikamette geçen ha­tırlara da (Visvas=Vesvese´, korku ve endişeler babında geçen hatır­lara ´Hisas´, iyiliği takdir ve ona ümitlenme istikametinde geçen hatırlara ´Niyet´, mubah işleri tasarlamak, onlar için umutlanma şeklinde geçen hatırlara ´Emel ve Ümniye=Umuntu´, ahireti, cen­net ve cehennemi hatırlama babında geçen hatırlara ´Tezkîr ve Tef-kîr=Hatırlama ve düşünme´, gaybın ayne´l-yakin olarak temaşa edilmesi meyanmda geçen hatırlara ´Müşahede´, kişinin geçim, iş­lerini çekip çevirme babında geçirdiği hatırlara ´Hemm=Tasa´, alış­kanlıklar ve şehvetlerin dürtülerinin tahrikiyle doğan hatırlara da ´Lemem=Küçük günahlar denildiğini görüyoruz.

Bunların tamamına birden ´Havâtır=Hatırlar´ yani akla, hatıra gelen şeyler denilmiştir. Çünkü bunlar, esas olarak nefsin tahriki, şeytanın hasetle telkini veya meleğin fısıltısı gibi hususlardan uzak olmazlar.

Kalbe tesir eden gayb hazinelerinden doğan hatırların tertib ve sıralamasın baktığımız zaman, altı esasta toplandıklarını ve bun­lardan üçünün hoşgörülebilir, üçünün de talep edilir olduklarını görürüz. Bunlar, izhar edilen şeyin sınırlarını teşkil ederler.

Bu esasların ilki Himmet´tir. Himmet, bir şey hakkında nefsin vesvesesinden ortaya çıkan şeydir. Kulun hisleri vasıtasıyla şimşek gibi karşı karşıya kaldığı durumdur.

Kul, bunu zikir ile savarsa yokolup gider. Eğer gaflete dalarak başıboş bırakırsa kul için tehlikeli olabilir. Çünkü bu, şeytanın süs­leyeceği bir hatırdır. Kul bu hatırı reddederse kaybolup gidecektir. Eğer ondan yüz çevirirse, o vakit güçlenerek vesvese halini alabile­cektir.

Vesvese, nefsin şeytan ile konuşmaya ve onu dinlemeye başla­ması halidir. Şayet kul bu vesveseyi Allah Teala´mn zikriyle dışlar­sa şeytan gizlenecek nefs de zikre meyledecektir. Bu üçü Allah Te­ala´mn merhameti sayesinde hoşgörülecek ve kul, bunlardan dola­yı hesaba çekilmeyecektir.

Kul, nefsin şeytanla konuşmasına müsaade eder, nefs de onun­la konuşma ve onu dinleme işini uzatırsa, o zaman vesvese güçle­necek ve niyet halini alacaktır. Eğer kul, bu niyeti hayırlı bir niyet ile değiştirirse istiğfarda bulunup tevbe etmesi gerekir.

Aksi halde bu niyet daha da gelişip güçlenecek ve bir ´Akit´ ya­ni ısrarlı karar halini alacaktır. Eğer bu akdi tevbe ile bozarsa bo­zulmuş olur.

Eğer tevbe etmezse o vakit akit daha da güçlenecek ve azim ha­lini alacaktır ki bu da fiilin ifasına yönelme halidir. Kalbi ameller­den olan bu üç hal, kul açısından ahiret hesabına maruz bıraktıra­cak hallerdir.

Kul, bu amellerinden dolayı mesul tutulacaktır. Eğer son safha­da Allah Teala kulun yardımına yetişmezse, o zaman azim daha da sağlamlaşarak fiili talep ve gayret sarfetme noktasına ulaşacaktır. Neticede gayb ve melekut hazinelerinde varolan bir fikir, buradan çıkarak uzuvlar tarafından icra edilen bir işe dönüşerek mülk ve şehadet aleminin hazineleri arasındaki bedenin fiillerinden biri haline gelecektir.

Bu işlerin de bir kısmı iyilik, bir kısmı ise kötülük dairesinde ifa edilecektir. Bunlar arasında iyilik babından görülenler; himmet, niyet ve azim gibi derecelerinde bulunabilirler ki bunlar ´Niyetler´ dairesinde değerlendirilerek kul için ilahi irade nezdinde hasenat arasında görülür ve buna göre sevaplanırlar.

Kalbi ameller arasında niyet, akit ve azim merhalesinde olanlar da kul için sorgu sebebi ve günah kazanma vesilesi olurlar. Güna­ha ve kötü amellere dönük olarak teşekkül etmiş bu nevi niyet ve akitler, kulun mesul tutulacağı kötülüklerdendir. Nefs için hiçbir şey, şeytan kadar dost ve uyumlu bir yoldaş olamaz.

Allah Teala da vesvese babında o ikisini birlikte zikretmiştir
: "O sinsi vesvesecinin şerrinden..". (Nas/4); "Ve nefsinin verdiği vesve­seyi biliriz". (Kaf/16) Allah Teala´nm yarattığı bütün varlıkların bir benzeri, bir de zıddı vardır. Nefsin benzeri şeytan, her ikisinin zıd­dı ise ruhtur. Uzuvlardan sadır olan ameller Taat ve Masiyet türle­riyle sevap ve ağırlık bakımından herşeyden daha ağır ve fazladır­lar. Zira her iki tür amel de ya Tevhid şehadetinin, ya da şüphe, kü­für ve itikadi bidatların etkisiyle bedenden sadır olurlar.[67]


Başka Bir Beyan Ve Açıklama:



Bir de kalpte günah ve masiyete yönelik belirip kaybolan tahrikler vardır. Belirdikten bir müddet sonra değişiveren bu hisler, şeytandan kaynaklanan dürtmelerdir. Kalpte kalıcı, devamlı veya uzun ömürlü olarak varolan heva ve sıkıntı gibi haller ise, nefs-i emmare´den sadır olan hallerdir. Nefs bunları, ya tabiatı icabı veya kötü alışkanlığı ge­reği ister. Kulun günah işleme istikametinde kalbine doğan istek ve bundan duyduğu hoşnutsuzluğa gelince, bunların ilkinin şeytandan kaynaklandığım, ikincinin ise imandan sudur ettiğini görürüz. Aynı şekilde kulun bir günah ve masiyet için şevk ve istekle dolması, ar­dından da buna karşı kendini engellemesi hallerinden ilkinin nefs-ten, ikincinin ise melekten sadır olduğunu söyleyebiliriz.

Kulun, dünyanın akıbeti veya kendi halinin çekip çevrilmesine dair düşündükleri akıldan kaynaklanır. Korku, haya, vera´ gibi ahi-rete dair meselelerdeki halleri ise imandan sudur eder. Kalbin şa­hit olduğu, tazim, iclal, Allah Teala´dan çekinme ve yakınlık gibi haller ise Yakin´den sadır olur ki, imanın ziyadesi çerçevesinde de­ğerlendirilir. "İş tamamıyla O´na döner. Öyleyse O´na ibadet et ve O´na tevekkül et". (Hud/123) Allah Resulü de (sav) şöyle buyurmuş­tur: "Allahım, Sen´den Sana sığınırım"[68] Bunlar, sadece sınırların açıklaması, mekanın izharı ve ilmin teyidi içindir. Nitekim Allah Teala şöyle buyurmaktadır: "Biz herşeyi açık bir şekilde açıkladık". (İsra/12); "Andolsun ki ayetleri ilmeden bir kavim için açıkladık". (En´am/97)

Tevhid ve müşahedede tefekküre yer yoktur. İşarette ayanlık ol­madığı gibi kudret-i ilahide de hesaplama yoktur. Ama tafsile, ya­ni ayrıştırmaya ihtiyaç vardır. Ama bu tafsil, yani ayrıştırma ilmi, tevhidden yapılamaz. Tafsil,,sert lisana göre çokların arasını ayır­mak, tefrik etmektir. Çünkü ancak bu şekilde tarikler açığa çıkarı­lıp yollar aydınlatılır ve sülük sahipleri yollarını bilerek amel sa­hiplerinin tertibi yapılır. Allah Teala´nm şu buyruğu da bu şekilde tahakkuk etmiş olur: "Ta ki helak olan, açık bir delili gördükten sonra helak olsun. Sağ kalanlar da bu açık delilden sonra yaşasın". (Enfal/42) Allah Teala işinde mutlaka galib olandır.

Ulemadan bir zat, kulların amellerini tafsil edip bunları emir ve irade başlıkları altında tefrik etmiş ve şöyle demiştir: Kulların amelleri şu üç esas dışında kalamaz: Farz, fazilet ve masiyet. De­riz ki: Farz, Allah Teala´nm emri, muhabbeti ve iradesinin konu ol­duğu amellerdir. Bu üç esas farzlarda birarada bulunurlar.

Faziletler, yani nafileler ise Allah Teala´nm emriyle yapılmış ameller değildir. Çünkü O, bu amelleri farz kılmamış ve terkeden-leri cezalandırmamıştır. Ama bunlar da O´nun muhabbet ve irade­sine mazhar olan amellerdir. Çünkü Allah Teala bunları meşru ve mendub kılmıştır.

Masiyete gelince o da, Allah Teala´nm yasağı gereği yapılmayan amellerdendir. Çünkü O, bu gibi amelleri gönderdiği peygamberle­rin dilleriyle meşru kılmamıştır. Bunlarda Allah Teala´nm muhab­beti de mevcut değildir. O bunları, emretmediği ve mendub kılma­dığı için çirkin görmüştür. Ama bunlar da O´nun iradesiyle tahak­kuk ederler. Çünkü mevcudat aleminde hiçbir şey O´nun ilminin dı­şına çıkamadığı gibi hiçbir fiil de O´nun iradesi dışında cereyan edemez.

İrade ve Meşi´et, aynı manayı ifade eden kelimelerdir. Netice iti­barıyla kainatta hiçbir şey Allah Teala´nm ilmi haricinde kalmadı­ğı gibi hiçbir fiil de O´nun iradesi olmaksızın sadır olamaz. Allah, kulunun murad ettiği şeyi bilir. Bu, O´nun sabık ilminde mevcuttur. Yine O, bildiği şeyi murad da eder. Böylece O´nun iradesi, sa­bık ilmini açığa çıkarmış olur. Gayb ilmi de O´nun görülür iradesi­nin zuhuruyla açığa vurulmuş olur. O, gayb alemini de, kullar ta­rafından görülebilir olan şehadet alemini de bilendir. Gayb O´nun ilmi, şehadet ise malûmu ve bildirdiğidir. Malûm, ilme nasıl muha­lefet edebilir? Çünkü o, onun icrasından ibarettir. İrade de ilmi, halkın malumlarında yürürlüğe koyar. İşte bu da tevhidin farzıdır.

Hükümlerin tafsil ve açıklamasıyla helal ve haramın beyanı ba­bında nafileler emir dairesinin dışında kaldığı gibi masiyetler de muhabbet dairesinin dışında yeralırlar. Ancak hiçbir masiyet, O´nun iradesi dışında cereyan edemez. Allah Teala buyurdu ki: "Büyük kü­çük herşey yazılıdır". (Kamer/53) Allah Resulü de (sav) bu babda şöyle buyurmuştur: "Herşey kaza ve kader iledir. Acz ve zeka bile".[69]

Bir alimimiz Allah Teala´nm verme ve engellemesi noktasında vasıta teşkil eden iki arazı zikrettikten sonra emir ve irade arasın­da çok ince bir ayrım yapmıştır: Dostlarımızdan biri bana şöyle bir hadise nakletti: Bir defasında kendisine ´İblis´e, Adem´in önünde secde etmesinin emredildiği (Bakara/34) ayeti hakkında şu soru so­rulmuştu: Allah Teala, şeytandan bunu murad etti mi yoksa etme­di mi? O da şu cevabı vermişti: Hem etti, hem de etmedi. Yani şe^i olarak ve hükmünü izhar edip İblis´i mükellef kılma babında mu­rad etmişti. Ancak secdenin gerçekleşmesi ve olması noktasında murad etmemişti. Çünkü Allah Teala´nm murad ettiği bir şey ke­sinlikle gerçekleşir ve O´nun olmasını dilediği bir şey de muhakkak olurdu. O´...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması
« Posted on: 22 Eylül 2019, 23:51:25 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması rüya tabiri,Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması mekke canlı, Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması kabe canlı yayın, Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması Üç boyutlu kuran oku Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması kuran ı kerim, Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması peygamber kıssaları,Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklaması ilitam ders soruları, Hatırların Taksimi Ve İsimlerinin Açıklamasıönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &