ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ Kitap Dünyası - İlim Dünyası Kütüphanesi ๑۩۞۩๑ > Kuranı Kerim > Kuran Öyküleri > Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler  (Okunma Sayısı 935 defa)
10 Aralık 2010, 16:29:25
ღAşkullahღ
Muhabbetullah
Admin
*
Çevrimdışı Çevrimdışı

Cinsiyet: Bay
Mesaj Sayısı: 25.839



Site
« : 10 Aralık 2010, 16:29:25 »



Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler

Tâlût öyküsünde yakalayabildiğimiz bazı incelikleri ve ipuçlarını belirtmeye çalışacağız. Reşid Rıza ve Seyyid Kutub'un belirttiklerini tekrar etmeden, ama onların söylediklerinden de esinlenerek bu tesbitleri yapacağız.

1-Yüce Allah "Görmedin mi?" diyor. Burada görmek, gözle görme değil,bilmek anlamındadır. Israiloğullarından o topluluğu bilmedin mi? demektir. Bu soru, öğrenme ve ona teşvik etmeyi ifade etmektedir. Sanki, o topluluğun öyküsünü öğren, demektedir.

2- "lsrailoğullarından   elit   bir   topluluk"   ifadesinde bselirtilen kişiler, önde gelen seçkinler ve ileri gelenlerdir. Isfahani, "mele' "kelimesini, "Bir görüş üzerinde birleşen, görünüş olarak gözleri dolduran, büyüklük ve onie çıkma yönünden     gönülleri     kaplayan     kişiler"     olarak açıklamaktadır.[366]

Razi de "Mele" kelimesi için şöyle demektedir: "Halktan ileri gelenlerdir. Heybetle göz dolduranlardır.Bir yere geldikleri zaman orayı dolduranlar, oldukları da söylenir.Zeccac, Mele'in reisler olduğunu, kalpleri muhtaç olduğu şeylerle doldurdukları için bununla adlandırdıklarını söyler. "[367]

Hiçbir millet yoktur ki içlerinden eşraf, reisler ve komutanlardan ileri gelerler (Mele') olmasın. Mele'in bulunması her millet için doğal bir olgudur. Kur'anı Kerim bu kelimeyi, genellikle peygamberlerin davetlerine ve ıslahatçıların çağrılarına karşı çıkan kafir milletlerin içindeki komutanlar, reisler ve ileri gelenler için kullanmaktadır.

Halkından ileri gelenler (mele') le karşı karşıya gelmeyen hiçbir peygamber yoktur.Bunlar o peygambere karşı çıkmış ve onunla savaşmışlardır.Allah da bu sebepten onları helak etmiştir.

Kur'an, yirmi iki yerde geçen 'Mele1 kelimesini onsekiz yerde kafirler için kullanmaktadır.

3- "Demişlerdi" sözünde, Arapçadaki "ize" yerine "iz" kelimesi kullanılmıştır. Bu da geçmiş zaman belirten bir zarftır. Onun için Kur'an, geçmişlerin öykülerinde geçen olayları anlatırken 'İz' kelimesini kullanır.Okuyucu bunu görür görmez, ondan sonra gelen sözlerin geçmişte olanların anlatımı olduğunu anlar.

Kur'an, gelecekte olacak olayları anlatırken de "ize" kelimesini kullanır.Bu da "Ize"nin geçtiği âyetin indiği zaman sözü edilen olayın henüz meydana gelmediğini belirtir. Kur'anda "İz" kelimesi 239 defa [368], "îza" kelimesi ise, 423 defa geçmektedir.[369]

4- "Peygarnberlerinden  birine"  sözünde  peygamber kelimesinin   belirsiz   (nekre)   gelmesinin   bir   amacı vardır.Tâlût    öyküsüne   bakanlara   güzel   bir   işaret vermektedir. Sanki Kur'an onlara sözkonusu peygamberin adını   araştırmaya   koyulmamalarını   ve    öğrenmeye çalışmamalarını söylemektedir. Onlara sanki , onun adını ve niteliklerini bile bile biz belirtmedik, belirtmek isteseydik belirtirdik, belirtilmesinde size bir yarar olduğunu bilseydik açıklardık,     söylediklerimizle    yetinmeniz    gerekir, demektedir.

5- "Bize bir hükümdar gönder de Allah yolunda savaşalım" sözü, ümmete komutanlık yapacak ve cihada yönlendirecek bir komutanın vargının önemini, savaş ve çarpışma için bir komutan tayin etmenin gerekliliğini belirtmektedir.

Suyuti, el-lklil kitabında şöyle demektedir: "Gözcü ve savaşçı olarak gönderilen Öncü birliklerin başvuracakları ve uyacakları  bir  komutanlarının   olmasının  gerekliliğini belirtmektedir."[370]

6- "Ya savaş size farz kılındığında savaşmazsanız" demesi, aralarındaki peygamberin ne kadar zeki ve bilge olduğunu , karakterlerini bildiğini, korkaklık, geri çekilme, sözünde durmama, savaşmaktan kaçınma ve görevi yerine getirmeme gibi huyların onlarda nasıl yer ettiğini bildiğini göstermektedir. Bu bozukluk ve eksiklikler yahudilerin tabiatına sinmiş, ahlak ve davranışlarına hakim olmuştur.

7- Kahramanlık tasladıktan sonra savaştan yüz çevirmeleriyle Peygamberin öngörüsü ve sezgisi ortaya çıkmış ve bilgisi gerçekleşmiştir. "Onlara savaş farz kılınınca, çok azı dışında, yüz çevirdiler"

Reşid Rıza ve Seyyid Kutu'un söylediklerine ek olarak, bütün bunlar, arzu etme ve söz vermenin, uygulama ve yerine   getirmekten   başka   olduğunu   göstermektedir. Kahramanlık naraları atan,temenni eden ve söz veren bir çok  insanın,  uygulama  ve deneme  sırası  geldiğinde verdikleri   sözlerin,   attıkları   naraların   ve   yaptıkları temennilerin arkasında durmadığı bir gerçektir.

Bu âyetin tefsirinde Kurtubi şöyle demektedir: " Bolluk içinde yüzen ve rahata alışmış milletin durumu budur.

Gövde gösterisi yapma zamanında savaşmayı temenni eder, savaşmaya sıra geldiğinde kabuğuna çekilir ve genel karakterine döner"[371]

Kur'anı Kerim, cihadı arzu eden, hamaset gösteren ve savaşmak istediklerini söyleyen bazı müslümanların arzu edip istedikleri cihad kendilerine farz kılınınca çekingenlik ,ve    korkaklık   göstermelerini    kınamakta    ve    şöyle demektedir:

"Kendilerine "elinizi savaştan çekin, namaz kılın, zekat verin" denenleri görmedin mi? Onlara savaş farz kılınınca, içlerinden bir takımı, insanlardan Allahtan korkar gibi, hatta daha çok korkarlar ve "Rabbimiz! Bize savaşı niçin farz kıldın, bizi yakın bir zamana kadar erteleyemez miydin?" derler. Deki, dünya geçimliği azdır. Ahiret, Allaha karşı gelmekten sakınanlar için hayırlıdır, size zerre kadar zulmedilmez"[372]

İnsan yapısındaki bu huyu gözönünde bulundurarak Rasulullah bize cihadla ilgili çok temennide bulunmamaya ve sözler vermemeye, savaşma arzusunda aşırı gitmemeye, meydana gelmeden önce bu konuda mütevazi olmaya, düşmanla yüzyüze çarpışmaya çok hevesli görünmemeye ve afiyetin verilmesini istemeye, ama iki taraf yüyüze gelip savaş başlayınca da sabır ve sebat göstermeye, verdiğimiz sözleri tutmaya çağırmaktadır.

Müslim, Abdullah bin Ebi Evfa'dan şöyle rivayet etmektedir: Rasulullah düşmanla savaştığı bir gün güneşin batmaya yüz tutmasına kadar beklemiş, sonra kalkarak şöyle söylemiştir: Ey insanlar! Düşmanla karşılaşmayı arzu etmeyin, AUahtan afiyet isteyin. Düşmanla karşılaşırsanız, sabredin.    Cennetin   kılıçların    gölgesinde    olduğunu biliniz"[373]

8- Yüce   Allanın   onlara   seçtiği   hükümdarın   adı Kur'an'da Tâlût olarak geçmektedir.Halbuki  îsrailiyyat kitaplarında ve onlardan nakleden kitaplarda adı Şavil'dir. Düşman   hükümdarım   da  adı   Kur'an'da   Câlût   iken, israiliyyatta ve onlardan naleden kitaplarda adı Culyat'tır.

Bazı tarihçiler ve haberciler Kur'anın bu iki adlandırmasından şüphelenmiş, israil oğullarının onlara verdiği isimlere uymadığını söyleyerek bunun doğruluğunu eleştirmiş veya red etmiş, onların adlandırmasını Kur'anın adladırmasına tercih etmiştir.

İşte büyük sapıklık ve derin bozukluk budur. Çünkü kesin   olan   Kur'anın   söyledikleriyle   israil   oğullarının söyledikleri çelişiyorsa, kesin olarak sabit ve doğru olan, değişme, bozulma ve saptırmaya uğrama ihtimali bulunan şüpheli olana tercih edilir.

Araştırmacılar ve tarihçiler, Israiloğullarının verdikleri haberlerin doğru ve güvenilir olmadığını, Tevrat'a, Ahdi Kadim'e, Esfar'a ve Talmud'a yahudilerin düzmece, uydurma ve düşüncelerinden çok şeylerin girdiğini, bu kitaplarda Allahm sözleriyle kendi sözlerini, rabbani gerçeği yalan ve uydurmalarına karıştırdıklarını söylüyorlar. Kur'anı Kerim'in korumasını ise, Yüce Allah üzerine almıştır.

Bu bakımdan geçmişlerin öykülerinden, o öykülerde yer alan isim ve olaylardan bazı şeyler eskilerin haberlerinde   geçenlerle   çeliştiği   taktirde   Kur'anda geçenlere   güvenmek   gerekir.Çünkü   güvenilir   olan, Kur'anda geçenlerdir. Israiloğullannın hükümdarının adının Tâlût,   düşmanlarının   hükümdarının   adının   da   Câlût olduğuna kesin olarak inanıyoruz.

Bu sebepten Tâlût adı hakkında bazı araştırmacıların gösterdikleri yobazlığı red ediyoruz.Bunlara göre Tâlût adı, uzunluk anlamındaki "Tûl" kelimesinden türemiş, isimdeki vav-te harflerinin de Tağut, melekut, Ceberut gibi abartmayı ifade ettiğini söylemişlerdir.Bu iddialarını kanıtlamak için de Tâlût'un uzunluğu konusunda mitolojik bir takım hurafeler uydurmuşlardır.

Bütün bunları red ediyoruz. Çünkü Tâlût adı Arapça değil, yabancı bir kelimedir. Yabancı isimlerin tümü türemiş değil, donuk kelimelerdir. Çünkü Arapça değildir. Araplardan önce kullanıldığı ve Arap olmayan milletler arasında dolaştığı halde, arapçada onun için türemiş olduğu bir kök nasıl arayabiliriz?

Adem, İblis, Nûh, İbrahim, Yakûb, Lût, Tâlût, Câlût, Dâvûd gibi pek çok isim, Arapçadan türemeyip başka dillerden geçen yabancı kelimelerdir.[374]

9- Tâlût'un hükümdarlığına itiraz gerekçelerini iki şeye dayandırmışlardır. "Hükümdarlığa biz ondan daha layıkız, kendisine bol mal da verilmemiştir"

Israiloğullarının   hükümdarlık,   iktidar,   liderlik   ve egemenlik anlayışları soy ve verasete dayanıyordu.Tâlût'un atalarından kimse hükümdar olmadığına göre , onun da hükümdar olmaya hakkı olamaz, diye düşünüyorlardı. Materyalist cahiliyyenin hükümdarlık, egemenlik, iktidar ve devlet başkanlığına bakışı budur.

10- Peygamberleri kendilerine iktidar ve hükümdarlık için aranan temel nitelikleri belirterek itirazlarını red etmiştir."Şüphesiz Allah onu size seçti. Vücutta kuvvet ve malda zenginlik verdi"

Alimler bu sözlere bakarak yönetimin, egemenlik ve iktidarın, hükümdarlık ve devlet başkanlığının verasetle olmasının geçersizliği sonucunu çıkarmışlardır.

Razi şöyle demektedir :"Bu âyet, devlet başkanlığının verasetle olacağını söyleyenlerin sözlerinin geçersizliğini gösterir "[375]

Suyuti   de    şöyle   demektedir: "Bu   âyet,    devlet başkanlığının peygamberin ehli beytine veya bir hükümdar ailesine ait olmadığ...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler
« Posted on: 17 Kasım 2019, 12:47:08 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler rüya tabiri,Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler mekke canlı, Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler kabe canlı yayın, Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler Üç boyutlu kuran oku Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler kuran ı kerim, Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler peygamber kıssaları,Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitler ilitam ders soruları, Talut Öyküsünü Anlatan Âyetlerden Bazı Tespitlerönlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &