ilitam ,arapça klavye, ilahiyat, önlisans > Forum > ๑۩۞۩๑ İlim Dünyası Online Dergi Dünyası ๑۩۞۩๑ > Semerkand Aylık Tasavvuf Dergileri > Kapaktakiler >  Ömer Nasuhi Bilmen rh.a.
Sayfa: [1]   Aşağı git
  Yazdır  
Gönderen Konu: Ömer Nasuhi Bilmen rh.a.  (Okunma Sayısı 479 defa)
10 Temmuz 2011, 08:23:05
Zehibe

Çevrimdışı Çevrimdışı

Mesaj Sayısı: 31.682



Site
« : 10 Temmuz 2011, 08:23:05 »



Ehl-i Sünnet’in Büyük Alimi Ömer Nasuhi Bilmen rh.a.

Kasım 2010 - 143.sayı

Ali UYSAL kaleme aldı, KAPAKTAKİLER bölümünde yayınlandı.

Son yüzyılın büyük İslâm alimlerinden Merhum Ömer Nasuhi Bilmen, hadis, kelam, tefsir, edebiyat özellikle de fıkıh sahasında önemli bir yere sahiptir. Eserleriyle, hizmetleriyle insanımız üzerindeki tesiri hâlâ devam etmektedir. Eserleri birer başvuru kaynağıdır. Fikirde ve harekette, ilim aşığı tavrında, ilmiyle amel eden kimliğinde daima hayranlık uyandıran bir sır saklıdır.

Ömer Nasuhi Bilmen rh.a.1883 yılında Erzurum’un Salasar köyünde dünyaya teşrif etti. Küçük yaşta babasını kaybedip yetim kalınca Erzurum Ahmediye Medresesi müderrisi ve nâkibu’l eşraf kaymakamı olan amcası Abdürrezzak İlmî Efendi’nin himayesi altına girdi. Amcasının yanı sıra dönemin meşhur alimlerinden Erzurum müftüsü Narmanlı Hüseyin Efendi’den ilim tahsil etti.

Hocaları vefat edince öğrenme sevdası onu ilim merkezi İstanbul’a götürdü. Fatih dersiâmlarından Tokatlı Şakir Efendi’nin derslerine devam edip icazetnâmesini aldı. İki sene sonra Ders Vekaleti’nce açılan imtihanı da kazanarak dersiâmlık (halka açık ders verme) diplomasını aldı. Henüz yirmi dokuz yaşında idi.

Aynı yıllar içinde hukuk tahsiline de başlayan Ömer Nasuhi Bilmen, bu tahsilini de birincilikle tamamladı.

‘Şeker Muallim’

Eylül 1912’de Beyazıt dersiâmı olarak göreve başlayan Hoca Efendi, sırasıyla Fetvâhâne-i Âli müsevvid mülazımlığı, Heyet-i Telifiyye üyeliği, Dârü’l-Hilâfe Medresesi Kısm-ı Âli fıkıh müderrisliği, Sahn Medresesi kelâm müderrisliği, İstanbul Müftülüğü müsevvitliği, İstanbul Müftülüğü ve son olarak da Diyanet İşleri Başkanlığı yaptı.

Hoca Efendi uzun memuriyet hayatı boyunca öğretmenlik hizmetinde de bulundu. Dârüşşafaka Lisesi’nde uzun süre ahlâk ve yurttaşlık dersleri okuttu. İstanbul İmam-Hatip Okulu’nda ve Yüksek İslâm Enstitüsü’nde usul-i fıkıh ve kelâm dersleri verdi. Tahsil hayatına başladığı günden İstanbul’da vefat edeceği zamana kadar okuma, öğrenme ve öğretme aşkı hiç eksilmedi, daima artarak devam etti. İlminin, kaleminin zekâtını hep verdi.

Kur’an-ı Kerim’i dört yaşında okumaya başlayan ve hayatının son gününe kadar bir gün bile okumayı aksatmayan Hoca Efendi, kendi ifadesiyle Kur’an’a aşıktı. İlmî çalışmalarına başlamadan bir cüz okur, sonra okumaya veya yazmaya başlardı. Kur’an-ı Kerim’i ağlayarak okur, çoğu zaman da vücudu büyük bir ürpertiyle titrerdi.

İlim öğrenme ve öğretme arzusuyla daima okudu, yazdı ve talebe yetiştirdi. Altmış senelik öğretmenliği süresince öğrencilerini sınıfta bırakmadığı gibi zayıf not da vermezdi. Öğrenciler dersini büyük bir coşkuyla takip ederdi. Öğrencilerin “Şeker Muallim” diye lakaplandırdığı Hoca Efendi, öğretmenin başarılı olma ölçüsünü de şöyle belirtmiştir:

“Bir öğretmen talebesini öz evladı gibi sevecek, öğretilecek hususları da kısa ve öz olarak talebenin idrakine uygun şekilde talebeye verecek.”

Öğrenme ve öğretme aşkı

Ömer Nasuhi Bilmen Hocaefendi’nin ilim aşkı öyle büyüktü ki beğendiği eserleri emanet alır, bir gecede yazar, küçük yaşta öğrendiği ciltçilik sayesinde onları ciltleyip kütüphanesine koyardı. Kütüphanesinde bu yolla elde ettiği birçok kitabı vardı. O zamanda basma eserlerin azlığı ve edinmenin zorluğu dikkate alınırsa yapılan işin önemi daha iyi anlaşılır.

Arapça ve Farsça’yı Türkçe kadar iyi bilen Hoca Efendi, Fransızcayı da tercüme yapacak kadar öğrenmişti. “Okyanus bilgin” (mütebahhir) vasfına hakkıyla layıktır ve hadis, kelâm, tefsir, edebiyat, özellikle de fıkıh sahasında önemli bir yere sahiptir.

Hoca Efendi’nin eserleriyle, hizmetleriyle insanımız üzerindeki tesiri hâlâ devam etmektedir. Kitapları bugün de birer başvuru kaynağıdır. Fikirde ve harekette, ilim aşığı tavrında, ilmiyle amel eden kimliğinde daima hayranlık uyandıran bir sır saklıdır. Ergun Göze’nin ifadesiyle: “Mazisi ile ilgisi kopartılmış nesillere mazisinin irfan ve kültür hazinelerini usanmaz bir karınca sabır ve himmetiyle taşımayı ibadetine serlevha yapmış bir insandır.” Yine Ergün Göze’nin kaleminden Hoca Efendi’yi tanımaya çalışalım:

“Millet Hoca Efendi’yi en değerli evlatlarından bilmekteydi. Fıkıh ve her dalıyla İslâmiyet bir deryadır. Bu deryada fener yakabilmek için insanın fikir teknesinin çok sağlam, idrak yelkenin çok geniş ve gönül rüzgârının çok devamlı olması gereklidir. Hoca, ilerlemiş yaşında bu vasıfları aynen muhafaza etmiş ve mürekkebi şehitlerin mübarek kanından daha da tekrim edilmiş (saygıya layık kılınmış) bahtiyarlardandı.”

Cenazesinde gözyaşları içinde on binin üzerindeki insan seli bu bahtiyarlığın şahitleriydi. Bu şahitlerden birisi olan İstanbul Vaizi Abdurrahman Şeref Güzelyazıcı cemaate: “Muhterem hocamızın vefatıyla bir ilim güneşi daha battı. Hoca Efendi’yi sevmeyenler sevmesini bilmeyenlerdir!” diye seslenir ve dayanamayıp cemaatin gözyaşlarına katılır, konuşmasını tamamlayamaz. Nitekim bu sevgi milletin gönlünden hiç çıkmamıştır. Onun eserleri yıllardır inanların kütüphanesinde baş ucu kaynağıdır. İlim, fazilet, irfan ve erdem gibi keyfiyetleri bünyesinde hakkıyla taşıdığı için de müslümanlar onu daima sevmiştir. Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat anlayışını çok kuvvetli bir bilgi ve idrak ile yaşayıp eserleştirdiği için eserleri daima kıymet görecektir.

Erzurum ağzıyla konuşan, tatlı bir konuşma üslubuna sahip Hoca Efendi yazarken edebi bir dil kullanır. Hatta eserlerinde çoğu zaman dili ağırlaşır. Konuştuğu terminelojiden de kaynaklanan ağır üslubuna aşinalık kazananlar bu üsluptan zevk alır. Bu dil mükemmelliği onun edebî yönünü de ortaya koyar. Kendi tabiriyle ‘yazmayı denediği’ romanında bu yönünü daha iyi görmekteyiz. Hoca Efendi’nin kalem kuvvetine Sırât-ı Müstakîm, Sebîlü’r-Reşâd ve özellikle Şeyhü’l-İslam Mustafa Sabri, Ermenekli Saffet Hoca gibi tesirli kalemlerin de yazdığı Beyânü’l-Hak gibi dönemin ilmî, edebî, fikrî dergilerinde yazdığı makalelerinde ve Türkçe, Farsça şiirlerinde de şahit oluyoruz.

‘Bozulmayan dinde reform olmaz’

Hoca Efendi, vazife aşığı bir insan olarak hac farizası için aldığı izin dışında görevini ömrü boyunca hiç aksatmamıştır. Siyasete asla yönelmemiş, daima siyasetten uzak kalmış, evlatlarına da siyasetten uzak kalmayı vasiyet etmiştir.

Tevazu ve alçak gönüllülük Hoca Efendi’nin önemli özelliklerindendi. İlim denizinde ulaşılmaz derinliklere kulaç atmasına, hukukî dehasının derinliğine rağmen tevazu kanatlarını sonuna kadar açmıştı. Her namazın ardından fetvalarında hata yapmamak için dua ederdi. Kendisine mektupla gelen sorulara bile zaman ayırıp özenle cevap verirdi. Verdiği cevapları da biriktirmiş ve hayatı boyunca saklamıştır. İnsanlara sıkıntı vermeyi sevmediği için en yakınından bile bir bardak su istemezdi. İşlerini kimseyi zahmete sokmadan kendisi yapmaya gayret ederdi.

Hoca Efendi, kendisine teklif edilen Diyanet İşleri Bakanlığı görevini birçok kez reddetmişti. 1960 ihtilalinden sonraki teklifte ise bu görevi kabul etmesi çok manidardır. Zira esen olumsuz rüzgârlar karşısında zayıf mizaçlı, ehil olmayan tavizkâr karakterli bir kişi gelirse Türkiye’de çok şey olumsuz manada değişebilirdi. Çünkü modernist, reformist düşüncenin ürettiği Türkçe ezan, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe okunması, camilerin folklorik amaçlı yeniden düzenlenmesi gibi dinin özüne aykırı, Ehl-i Sünnet çizgisini dışlayan birçok tahripkâr anlayış bu dönemde güçlü bir zemin bulmuştu. Her haliyle halkın muhabbetini kazanmış, Ehl-i Sünnet anlayışını tam bir liyakatle eserinde ve şahsında temsil etmiş bu güzel insanı da bu meselelerde kullanmaya çalıştılar. “Bozulmayan dinde reform olmaz.” diyen Hoca Efendi asla taviz vermedi. İslâm’ın hakikat binasından kimsenin bir tuğla bile koparmasına görev yaptığı sürede fırsat vermedi. İman, ahlâk hukuk esaslarının yıpratılamayacağını ve bu hakikatlerin evrenselliğini, orijinalliğini büyük bir cesaretle savundu. Burada Hoca Efendi’nin hayatında en çok mutlu olduğu anı nakledersek bu konudaki hassasiyet decesini de anlamış oluruz:

İstanbul müftüsü iken Fatih’te oturduğu evin kapısını sabaha karşı bir polis memuru çalar ve kendisine resmi bir evrak verir. Evrakta Ezan-ı Muhamedî’nin tekrar Arapça okunacağı kararı bildirilmektedir. Gözlerinde sevinç damlaları, oğluyla Fatih Camii’ne gider. Yakın camilere, mescitlere haber ulaştırır. Fatih Camii minarelerinden Ezan-ı Muhammedî kulakların hasret kaldığı esas yankısıyla çınlamaktadır. Hoca Efendi gözleri yaşlı şükür secdesindedir.

İlim öğrenmeye ve eser vermeye kendini adamış bu büyük insan, ilmini insanlığa duyurmayı da büyük bir vazife kabul etmişti. Çok eser vermesinin sebebi budur. Her eseri basıldığında çocuklar gibi sevinir, hediye edeceği kitapların bile bedelini öderdi. Otuz civarında eser vermiştir.

12 Ekim 1971 günü seksen yedi yaşında İstanbul’da vefat eden ve Edirnekapı Sakız Ağacı Şehitliğinde medfun olan Hoca Efendi’yi seleflerinden büyük İslâm alimi Ebu Said Muhammed Hâdimî k.s. hazretlerinin sözleriyle anıp, Fatihalarla uğurlayalım:

“Kâmil odur ki koya bir yerde bir eser
Eseri olmayanın yerinden yeller eser.”


Eserleri

Merhum Ömer Nasuhi Bilmen’in eserleri içinde idrak pencerelerimizi sonuna kadar açıp dolaşmak hepimizin üzerine bir borçtur. Bu eserleri tanıyalım:

• Hukuk-ı İslâmiyye ve Istılâhât-ı Fıkhıyye Kamusu

Heyet-i Telifiyye üyeliği Hoca Efendi’ye büyük bir hukuk formasyonu kazandırmıştı. Burada meydan...
[Bu mesajın devamını görebilmek için kayıt olun ya da giriş yapın
Bu Sayfayi Paylas
Facebook'a Ekle
Moderatöre Bildir   Kayıtlı
Müslüman
Anahtar Kelime
*****
Offline Pasif

Mesajlar: 132.038


View Profile
Re: Ömer Nasuhi Bilmen rh.a.
« Posted on: 23 Eylül 2019, 06:08:05 »

 
      uyari
Allah-ın (c.c) Selamı Rahmeti ve Ruhu Revani Nuru Muhammed (a.s.v) Efendimizin şefaati Siz Din Kardeşlerimizin Üzerine Olsun.İlimdünyamıza hoşgeldiniz. Ben din kardeşiniz olarak ilim & bilim sitemizden sınırsız bir şekilde yararlanebilmeniz için sitemize üye olmanızı ve bu 3 günlük dünyada ilimdaş kardeşlerinize sitemize üye olarak destek olmanızı tavsiye ederim. Neden sizde bu ilim feyzinden nasibinizi almayasınız ki ? Haydi din kardeşim sende üye ol !.

giris  kayit
Anahtar Kelimeler: Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. rüya tabiri, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. mekke canlı, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. kabe canlı yayın, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. Üç boyutlu kuran oku Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. kuran ı kerim, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. peygamber kıssaları, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. ilitam ders soruları, Ömer Nasuhi Bilmen rh.a. önlisans arapça,
Logged
Sayfa: [1]   Yukarı git
  Yazdır  
 
Gitmek istediğiniz yer:  

TinyPortal v1.0 beta 4 © Bloc
|harita|Site Map|Sitemap|Arşiv|Wap|Wap2|Wap Forum|urllist.txt|XML|urllist.php|Rss|GoogleTagged|
|Sitemap1|Sitema2|Sitemap3|Sitema4|Sitema5|urllist|
Powered by SMF 1.1.21 | SMF © 2006-2009, Simple Machines
islami Theme By Tema Alıntı değildir Renkli Theme tabanı kullanılmıştır burak kardeşime teşekkürler... &